|
KORKU
TÜNELİ
HÜSEYiN MÜMTAZ
"Türkiye kâbuslar görüyor. Bir korku tünelinden
geçiyor. Bitmeyen, sanki hiç bitmeyecek bir
alacakaranlık kuşağında yaşıyor.
Yüzümüze her gün; hayrettir bazılarını kendi
kendimize attığımız yeni bir şamar çarpıyor.
Ve ne çare uzun yıllardır ilk defa, ülkenin
tam %65'i; 3 Kasım'da geçirilen seçim sonrası
çıkan tabloyu bir kurtuluş, çıkış noktası olarak
göremiyor.
Seçmenin dörtte biri sandığa gitmemiş. Bu dörtte
bir, barajın altında kalan herhangi bir partiye
oy verse veya yan yarıya iki partiye yönelse
barajı aşırttıracak olduğu halde onlarda da
umut, çıkış görmediği için evinde oturmuş.
"İktidar sahipleri şahsi menfaatlerini
Avrupa Birliği'nin siyasi emelleriyle tevhid
etmiş, millet İse fakrü zaruret içinde harap
ve bitap düşmüş" vaziyette.
Ortada tersane filan da kalmamış.
Seçimlerden sonra anayasal çoğunluğu ele geçirmiş
olan partinin kuracağı muhtemel hükümetin "uzaktan
başbakan"ı Erdoğan, (Farkında mısınız,
tarif için ne uzun ve sıkıntılı bir tamlama
seçmek zorunda kaldık! Var mı acaba dünyada
başka bir ülkede, başka herhangi bir demokraside
böyle garabet, böyle hukuku zorlamak, böyle
kendi hukukunu yaratmak için her şeyi yakıp
yıkmak?)
...Erdoğan, partili milletvekilleri yemin bile
etmeden AB Büyükelçileri ile görüşüyor. İtalya'ya
gidiyor. Erbakan ekolünün rahlesinde diz çökmüş
Erdoğan, Ramazan ayında İtalya'da yemek yiyeceği
için oruç tutmuyor. Berlusconi'ye AB ile "Katolik
nikâhı kıymak istediğini" söylüyor.
Ancak "radikal bir dinci" Vatikan'ın
bulunduğu Ronıa'da "Katolik Nikâhlından
bahsedebilirdi... Ancak "radikal bir dinci"
irnam nikâhının yerine papaz nikâhını ikame
edebilirdi..."
Abonelik
için tıklayınız.
-
Geri - |