Aralık 2003  Sayı: 64 "Ülkenin             bütünlüğü ve ulusun bağımzızlığı kaygı vericidir... Ulusun bağımsızlığı             yine ulusun çaba ve kararlılığı ile kurtarılacaktır."  | Anasayfa |
      Gündem
      Okuyucu Köşesi
      Duyurular
      Tarihçe
      Yazarlar
      Arşiv
      Resim Galerisi
      MP3 Bölümü
      Görüş ve Öneriler
      Abonelik
      Künye
      Bağlantılar
      Vakıf
      Ulaşım

 

   ARALIK 2003  

‘...SAÇIMIZ ÖNÜMÜZE DÖKÜLÜYOR...’

ATTİLÂ İLHAN

Ali Dede’mden -annemin babası-, biz niye korkardık, hiç anlayamadım; mûnis, kendi halinde; yaşına göre dinç, fevkâlade ata binen, basbayağı yakışıklı bir adam; üstelik, torunlarıyla, pek az konuşur! Belki asker ocağından yetiştiği, belki işgâli iliklerine kadar yaşadığı için, sessiz bir heybeti var ki, bizi korkutuyor. Ne zaman bağa gitsek, önce ‘şehirli’  kılıklarımızı çıkartır; sonra, elimize kürek; çapa, bel vs. vererek; bağın sebze yetiştirilen tarafına gönderirdi; emektar beygir Kamber’in çektiği, dönme dolap tıngır mıngır dönüyor; domatesler, patlıcanlar, -ya da ne bileyim, bamyalar- sulanacak! Bir keresinde, teyzemin oğlu -en büyüğümüz- mırın kırın edecek oldu; işittiği azar değildi, yüreğine sokulan sivri bir hançer: ‘#... Bu toprağı sevmeyi öğrenin, onun için dağ gibi yiğitler kendini feda etti!’

Bizim ilkokul çağımızda, çikolataların içinden, Hollywood’ın sihirli güzelleri değil; Kurtuluş Savaşı’nın resimleri çıkardı: “Gâzi Hazretleri, Kocatepe’de,” ‘Türk Süvarileri, İzmir e Akıyor,’ vs. Karşıyaka’nın (İzmir), İskele den sağa ve sola uzanan kordon boyundaki iki caddenin, birine Sâlih Paşa adı verilmişti, ötekine Fahrettin Paşa! Beldenin, üç ilkokulunun adlarını öğrenmek ister misiniz? Benim gittiğim, ‘Cumhuriyet İlkmektebi’  idi; öteki ikisinin adları ise, ‘Ankara İlkmektebi’ ve ‘Türk Birliği İlkmektebi!.’ Dikkat isterim, yeni rejim ‘yurttaşlık bilincini’  vermek için, bakınız nereden başlıyor. Bilir misiniz ki, o dönemde, lise öğrencileri, muntazam gördükleri ‘Askerlik Dersleri’nden başka; ayrıca, yazları belirli bir süre, ‘askeri kampa’ girerler; eğitim görürlerdi! Kimsenin şikâyet ettiğini hatırlamıyorum; çünkü Londra gazetelerinde, Gâzi’nin ‘mağrur başının eğilmesi’ isteniyordu; Şeyh Sait ve Dersim yaşanıyordu; burnumuzun dibinde Kubilay’ı kestiler, Mussolini, Doğu Akdeniz’den ‘mare Nostrum’ (Bizim Deniz) diye söz ediyor, vs...

Siz asıl, İzmir’in Cumhuriyet Anıtı önünde, biz bir sürü bacaksız, avazımız çıktığı kadar, Onuncu Yıl Marşı’nı söylüyor muyuz, söylemiyor muyuz, ona bakın: “Çıktık açık alınla, on yılda her savaştan!..” Bu elle tutulur bir gerçek; bütün kışkırtmalara, içerden ve dışardan, çevirdikleri fırıldaklara rağmen, Türkiye Cumhuriyeti, Düyûn-u Umûmiye Borçlarını ödemiş, Kapitülasyonlardan kurtulmuş, sanayileşme programına geçmiş; enflasyonsuz, borçsuz, bütçe açığı olmaksızın, ‘geleceğe’  yükseliyor. Bunun, Türk çocuğunu ne müthiş bir moral yüksekliği, ne yaman bir gurur, fakat en müthişi, ne sağlam bir ‘yurt bilinci’yle yetiştirdiğini, hayal edebilir misiniz?

Çünkü elimde, başka bir öğretmenimizden gelmiş, başka bir e-mail var (3 Ocak 2003); en az önceki kadar yürekler acısı bir durumu, acımasızca tespit ediyor. Eğer onun yazdıklarına, mektubuna eklediği öğrenci görev kâğıtlarına bir göz gezdirirseniz, Kaan Demirbaş ın (asıl adı başka) ne kadar haklı, Türkiye Cumhuriyeti nde öğretim ve eğitimin ne kadar yanlış ve gayr-ı milli  olduğunu göreceksiniz...)

Bir öğretmen mektubu ve üç ‘tespit’,

... Ekte göndermiş olduğum üç resim dosyasında, bir ilköğretim okulumuzun öğrencilerinin, yeni yıla dair beklentileri yer almakta! Okulun, İstanbul’umuzun mütenâ semtlerinden birinde olduğunu da göz önüne alırsak; Türk çocuklarının bir bölümünün, gerek okulda, gerek okul dışında; hangi dünya görüşüne ve anlayışına göre yetiştirildikleri, açık seçik ortaya seriliyor. ‘Ağaç yaşken eğilir’  atasözünü anımsayınca; bu çocukların gelecekte ‘Batı hayranlığı’ndan ve ‘aşağılık kompleksleri’nden kendilerini kurtarmaları, zor olsa gerek’. Kıbrıs’ta ve birçok diğer yer ve alanda, ‘ver kurtul  ortamı, ancak böyle hazırlanabilir’. ‘Biz Kıbrıs’lıyız, Türk değiliz’ “diye orta yerde ahmaklık gösterileri yapanlara çok da şaşmamalı. Aymazlık, sapkınlık ve hainlik içinde bulunanlardan, Türk Ulusu’nun, soracağı çok hesap olsa gerek!”

Tespit/1: Öğrenci, Oğuz Güloğlu nun (asıl adı başka) 2003 Yılından beklentileri: “... Ben 2003 yılından sağlık ve FIFA Dünya World Cup’unun topunu isterim. Bir de Noel Baba’nın iyi çocuklara ve kızlara, hediye dağıtmasını isterim. Bu sınıfın uslu ve akıllı olmasını isterdim. Abimin de beni gezdirmesini isterdim. Büyüdüğümde spora gitmek isterdim. Atatürk’ü görmek isterdim. Benim bir bilgisayarım 184 mgb olsun isterim. Bir de gerçek Ali Sami Yen Stadı’nı görmek isterdim. Hasan Şaş’ın ve Arif’in formasını istiyorum. Çivili  krampon istiyorum. Galatasaray çorabı istiyorum. Son beklentilerim bunlardır. Herkese iyi yıllar...”

Tespit/2: Öğrenci Aygül Sunar’ın (asıl adı başka) 2003 yılına mektubu: “#...Sevgili 2003, zamanlar nasıl çabuk geçiyor biliyor musun? 2003, senin yeni yılında annem ve babamdan, bilgisayar bekliyorum. Yeni yıl lütfen savaşlardan ve silahlardan bizi koru. Lütfen Amerika’yla Irak savaş yapmasınlar. Yeni yılda tekrar Harry Potter görmek. İstiyorum. 2003, lütfen çok çabuk geçer misin? Niye diye sorarsan, çünkü AB o zaman bizi ülkesine alacak. Sevgili yeni yıl, annemle babam lütfen kavga etmesinler. 2003, lütfen demokrasiyi düzelt. Noel Baba’ya söyle, bize de bir hediye getirebilir mi? Noel Baba, bana ve kardeşime, birer ayıcık getirir misin? Lütfen yeni yılda, her taraf kar olsun. Artık hiç kimse savaşmasın, çünkü bütün ülkeler, birbiriyle kavga ediyorlar. 2003, beni bir yaş daha büyüttün. Hadi bunları bir tarafa bırakalım. 2003 te işler iyi gidiyor mu? Belki gidiyordur. Güle güle!..”

‘Vakko’dan anneme fular...’

Tespit/3: Öğrenci Mete Germen’in (asıl adı başka) ‘2003 Yılından Beklentilerim’  başlıklı yazısı. 1. Yeni yılda Amerika, Almanya ve Kapadokya’ya gitmek istiyorum. 2. Yeni yılda özel okula  gitmek istiyorum. 3. Yeni yılda Acıbadem’de bir sitede ev istiyorum. 4. Yeni yılda barış, ekonomik krizin bitmesi ve sağlık olmasını istiyorum. 5. Hırsızların hepsinin hapse girmesini istiyorum. 6. Yeni yılda internet istiyorum. 7. Yeni yılda büyüklerin maaşına zam istiyorum. 8. Yeni yılda anneme güzel çamaşır makinası, buzdolabı ve bulaşık makinası istiyorum. 9. Yeni yılda Nike istiyorum. 10. Yeni yılda bir Lacoste istiyorum (bir sürü). 11. Yeni yılda bir Tommy Hilfinger istiyorum (bir sürü). 12. Yeni yılda Benetton istiyorum (bir sürü). 13. Yeni yılda Nike giysileri istiyorum (bir sürü). 14. Altimod Basic istiyorum (10 tane) 15. Nike çanta istiyorum. 16. Mavi Jean kot pantolon istiyorum. 17. Babamın sigarayı bırakmasını istiyorum (Annemin de). 18. Adidas’tan ayakkabı çanta. 19. Ünlü olmak istiyorum. 20. AB ye girmek istiyorum. 21. İngilizce öğrenmek istiyorum. 22. Çabucak yılbaşının gelmesini istiyorum. 23. Zara dan polar istiyorum. 24. Olivyum a gitmek istiyorum. 25. Savaşların bitmesini istiyorum. 26. Büyük ekran televizyon istiyorum. 27. Nike’den basket topu istiyorum. 28. Vakko’dan anneme fular istiyorum. 29. Odama tablo istiyorum. 30. 5 kilo vermek istiyorum. 31. Annemin altı kilo vermesini istiyorum. 32. Beyazlatılmış kot pantolon istiyorum...”

Ne buyruluyor? ‘Cumhuriyet’  öğrencileri’yle, ‘Demokrasi’ öğrencileri, birbirine benziyorlar mı? Bunlar, ‘yurttaş’ olarak mı yetiştirilmişler, yoksa ‘tüketici’ olarak mı?

Karar sizin!


Abonelik için tıklayınız.

- Geri -

 
 | Gündem / Haber | Tarihçe | Yazarlar | Arşiv | Resim Galerisi | MP3 Bölümü |
 | Görüş ve Öneriler
| Abonelik | Künye | Bağlantılar |Vakıf | Ulaşım |