|
‘...SAÇIMIZ ÖNÜMÜZE DÖKÜLÜYOR...’
ATTİLÂ İLHAN
Ali Dede’mden -annemin babası-, biz niye
korkardık, hiç anlayamadım; mûnis, kendi
halinde; yaşına göre dinç, fevkâlade ata binen,
basbayağı yakışıklı bir adam; üstelik,
torunlarıyla, pek az konuşur! Belki asker
ocağından yetiştiği, belki işgâli iliklerine
kadar yaşadığı için, sessiz bir heybeti var ki,
bizi korkutuyor. Ne zaman bağa gitsek, önce
‘şehirli’ kılıklarımızı çıkartır; sonra,
elimize kürek; çapa, bel vs. vererek; bağın
sebze yetiştirilen tarafına gönderirdi; emektar
beygir Kamber’in çektiği, dönme dolap tıngır
mıngır dönüyor; domatesler, patlıcanlar, -ya da
ne bileyim, bamyalar- sulanacak! Bir keresinde,
teyzemin oğlu -en büyüğümüz- mırın kırın edecek
oldu; işittiği azar değildi, yüreğine sokulan
sivri bir hançer: ‘#... Bu toprağı sevmeyi
öğrenin, onun için dağ gibi yiğitler kendini
feda etti!’
Bizim ilkokul çağımızda, çikolataların içinden,
Hollywood’ın sihirli güzelleri değil; Kurtuluş
Savaşı’nın resimleri çıkardı: “Gâzi Hazretleri,
Kocatepe’de,” ‘Türk Süvarileri, İzmir e Akıyor,’
vs. Karşıyaka’nın (İzmir), İskele den sağa ve
sola uzanan kordon boyundaki iki caddenin,
birine Sâlih Paşa adı verilmişti, ötekine
Fahrettin Paşa! Beldenin, üç ilkokulunun
adlarını öğrenmek ister misiniz? Benim gittiğim,
‘Cumhuriyet İlkmektebi’ idi; öteki ikisinin
adları ise, ‘Ankara İlkmektebi’ ve ‘Türk Birliği
İlkmektebi!.’ Dikkat isterim, yeni rejim
‘yurttaşlık bilincini’ vermek için, bakınız
nereden başlıyor. Bilir misiniz ki, o dönemde,
lise öğrencileri, muntazam gördükleri ‘Askerlik
Dersleri’nden başka; ayrıca, yazları belirli bir
süre, ‘askeri kampa’ girerler; eğitim
görürlerdi! Kimsenin şikâyet ettiğini
hatırlamıyorum; çünkü Londra gazetelerinde,
Gâzi’nin ‘mağrur başının eğilmesi’ isteniyordu;
Şeyh Sait ve Dersim yaşanıyordu; burnumuzun
dibinde Kubilay’ı kestiler, Mussolini, Doğu
Akdeniz’den ‘mare Nostrum’ (Bizim Deniz) diye
söz ediyor, vs...
Siz asıl, İzmir’in Cumhuriyet Anıtı önünde, biz
bir sürü bacaksız, avazımız çıktığı kadar,
Onuncu Yıl Marşı’nı söylüyor muyuz, söylemiyor
muyuz, ona bakın: “Çıktık açık alınla, on yılda
her savaştan!..” Bu elle tutulur bir gerçek;
bütün kışkırtmalara, içerden ve dışardan,
çevirdikleri fırıldaklara rağmen, Türkiye
Cumhuriyeti, Düyûn-u Umûmiye Borçlarını ödemiş,
Kapitülasyonlardan kurtulmuş, sanayileşme
programına geçmiş; enflasyonsuz, borçsuz, bütçe
açığı olmaksızın, ‘geleceğe’ yükseliyor. Bunun,
Türk çocuğunu ne müthiş bir moral yüksekliği, ne
yaman bir gurur, fakat en müthişi, ne sağlam bir
‘yurt bilinci’yle yetiştirdiğini, hayal edebilir
misiniz?
Çünkü elimde, başka bir öğretmenimizden gelmiş,
başka bir e-mail var (3 Ocak 2003); en az önceki
kadar yürekler acısı bir durumu, acımasızca
tespit ediyor. Eğer onun yazdıklarına, mektubuna
eklediği öğrenci görev kâğıtlarına bir göz
gezdirirseniz, Kaan Demirbaş ın (asıl adı başka)
ne kadar haklı, Türkiye Cumhuriyeti nde öğretim
ve eğitimin ne kadar yanlış ve gayr-ı milli
olduğunu göreceksiniz...)
Bir öğretmen mektubu ve üç ‘tespit’,
... Ekte göndermiş olduğum üç resim dosyasında,
bir ilköğretim okulumuzun öğrencilerinin, yeni
yıla dair beklentileri yer almakta! Okulun,
İstanbul’umuzun mütenâ semtlerinden birinde
olduğunu da göz önüne alırsak; Türk çocuklarının
bir bölümünün, gerek okulda, gerek okul dışında;
hangi dünya görüşüne ve anlayışına göre
yetiştirildikleri, açık seçik ortaya seriliyor.
‘Ağaç yaşken eğilir’ atasözünü anımsayınca; bu
çocukların gelecekte ‘Batı hayranlığı’ndan ve
‘aşağılık kompleksleri’nden kendilerini
kurtarmaları, zor olsa gerek’. Kıbrıs’ta ve
birçok diğer yer ve alanda, ‘ver kurtul ortamı,
ancak böyle hazırlanabilir’. ‘Biz Kıbrıs’lıyız,
Türk değiliz’ “diye orta yerde ahmaklık
gösterileri yapanlara çok da şaşmamalı.
Aymazlık, sapkınlık ve hainlik içinde
bulunanlardan, Türk Ulusu’nun, soracağı çok
hesap olsa gerek!”
Tespit/1: Öğrenci, Oğuz Güloğlu nun (asıl adı
başka) 2003 Yılından beklentileri: “... Ben 2003
yılından sağlık ve FIFA Dünya World Cup’unun
topunu isterim. Bir de Noel Baba’nın iyi
çocuklara ve kızlara, hediye dağıtmasını
isterim. Bu sınıfın uslu ve akıllı olmasını
isterdim. Abimin de beni gezdirmesini isterdim.
Büyüdüğümde spora gitmek isterdim. Atatürk’ü
görmek isterdim. Benim bir bilgisayarım 184 mgb
olsun isterim. Bir de gerçek Ali Sami Yen
Stadı’nı görmek isterdim. Hasan Şaş’ın ve
Arif’in formasını istiyorum. Çivili krampon
istiyorum. Galatasaray çorabı istiyorum. Son
beklentilerim bunlardır. Herkese iyi yıllar...”
Tespit/2: Öğrenci Aygül Sunar’ın (asıl adı
başka) 2003 yılına mektubu: “#...Sevgili 2003,
zamanlar nasıl çabuk geçiyor biliyor musun?
2003, senin yeni yılında annem ve babamdan,
bilgisayar bekliyorum. Yeni yıl lütfen
savaşlardan ve silahlardan bizi koru. Lütfen
Amerika’yla Irak savaş yapmasınlar. Yeni yılda
tekrar Harry Potter görmek. İstiyorum. 2003,
lütfen çok çabuk geçer misin? Niye diye
sorarsan, çünkü AB o zaman bizi ülkesine alacak.
Sevgili yeni yıl, annemle babam lütfen kavga
etmesinler. 2003, lütfen demokrasiyi düzelt.
Noel Baba’ya söyle, bize de bir hediye
getirebilir mi? Noel Baba, bana ve kardeşime,
birer ayıcık getirir misin? Lütfen yeni yılda,
her taraf kar olsun. Artık hiç kimse savaşmasın,
çünkü bütün ülkeler, birbiriyle kavga ediyorlar.
2003, beni bir yaş daha büyüttün. Hadi bunları
bir tarafa bırakalım. 2003 te işler iyi gidiyor
mu? Belki gidiyordur. Güle güle!..”
‘Vakko’dan anneme fular...’
Tespit/3: Öğrenci Mete Germen’in (asıl adı
başka) ‘2003 Yılından Beklentilerim’ başlıklı
yazısı. 1. Yeni yılda Amerika, Almanya ve
Kapadokya’ya gitmek istiyorum. 2. Yeni yılda
özel okula gitmek istiyorum. 3. Yeni yılda
Acıbadem’de bir sitede ev istiyorum. 4. Yeni
yılda barış, ekonomik krizin bitmesi ve sağlık
olmasını istiyorum. 5. Hırsızların hepsinin
hapse girmesini istiyorum. 6. Yeni yılda
internet istiyorum. 7. Yeni yılda büyüklerin
maaşına zam istiyorum. 8. Yeni yılda anneme
güzel çamaşır makinası, buzdolabı ve bulaşık
makinası istiyorum. 9. Yeni yılda Nike
istiyorum. 10. Yeni yılda bir Lacoste istiyorum
(bir sürü). 11. Yeni yılda bir Tommy Hilfinger
istiyorum (bir sürü). 12. Yeni yılda Benetton
istiyorum (bir sürü). 13. Yeni yılda Nike
giysileri istiyorum (bir sürü). 14. Altimod
Basic istiyorum (10 tane) 15. Nike çanta
istiyorum. 16. Mavi Jean kot pantolon istiyorum.
17. Babamın sigarayı bırakmasını istiyorum
(Annemin de). 18. Adidas’tan ayakkabı çanta. 19.
Ünlü olmak istiyorum. 20. AB ye girmek
istiyorum. 21. İngilizce öğrenmek istiyorum. 22.
Çabucak yılbaşının gelmesini istiyorum. 23. Zara
dan polar istiyorum. 24. Olivyum a gitmek
istiyorum. 25. Savaşların bitmesini istiyorum.
26. Büyük ekran televizyon istiyorum. 27.
Nike’den basket topu istiyorum. 28. Vakko’dan
anneme fular istiyorum. 29. Odama tablo
istiyorum. 30. 5 kilo vermek istiyorum. 31.
Annemin altı kilo vermesini istiyorum. 32.
Beyazlatılmış kot pantolon istiyorum...”
Ne buyruluyor? ‘Cumhuriyet’ öğrencileri’yle,
‘Demokrasi’ öğrencileri, birbirine benziyorlar
mı? Bunlar, ‘yurttaş’ olarak mı
yetiştirilmişler, yoksa ‘tüketici’ olarak mı?
Karar sizin!
Abonelik için tıklayınız.
- Geri - |