|
ÇAĞDAŞ VE DEMOKRAT NASIL OLUNUR?
Dr. ÖZTİN AKGÜÇ
Ülkemizde çağdaş, demokrat ve entel olmanın
kurallarını, belir1eyici öğelerini medyada,
politikada ve iş âlemindeki bazı gözlemlemelere
dayanarak saptamaya çalışayım. İşte kurallar ya
da belir1eyici öğeler:
• Küreselleşmeden, globalleşmeden yana olmak,
ulus devlete karşı çıkmak, ulus devletlerin
çağdaş olmadığını, modasının geçmiş olduğunu
ileri sürmek.
• Lozan Antlaşması’nı geliştirip Sevr’in daha
çağdaş, insan haklarına saygılı, hatta
Türkiye’nin yararına olduğu izlenimini veren
açık ya da üstü kapalı ifadeler kullanmak,
Lozan, Sevr karşılaştırılmasında Sevr’i
yeğleyecek bir tutum sergilemek, Lozan’ın bir
yenilgi olduğunu dile getirmek.
• Seksen yıllık cumhuriyetin başarısızlığından
dem vurarak, numaralı cumhuriyetlere yol açmak
ya da Osmanlı dönemi için nostalji yaratmak.
• Şeklen Atatürkçü gözüküp, Atatürk ilkelerine
sahip çıkmamak, Atatürk dönemi kurumlarının
yıkılışını teşvik etmek en azından bu yıkılışa
seyirci kalmak,
• ABD’nin AB dayatmalarını, isteklerini, ulusal
çıkarlar olarak kamuoyuna sunmak, ulusal çıkar
kavramını, ABD veya AB istek ve çıkarlarına göre
şekillendirmek, dizayn etmek.
• Ekonominin kurtuluşunu IMF ve Dünya Bankası
reçetelerinde, dayattığı koşullarda görmek,
“Ekonomik programın başarısı IMF reçetesine
harfiyen bağlı kalmaktır” iletisini kamuoyuna
sürekli yinelemek.
• Özelleştirmenin ekonominin yararına olduğunu,
özelleştirme olmazsa, ekonominin bunalımdan,
bataktan çıkamayacağını savunmak.
• Türkiye’nin yabancı sermaye girişi ile
sorunlarını çözeceği görüşü ile yabancı
sermayeden yana teşvikler önermek.
• Tesettürü giyim özgür1üğü olarak görüp
sendikal hakların çiğnenmesini görmezlikten
gelmek.
• Sermaye-işgücü ilişkilerinde üstü açık ya da
kapalı biçimde sermayeden yana bir tutum
takınmak.
• Sermayeye verilecek ödünlere, teşviklere arka
çıkarken tarım destekleme politikalarına, işçi
ücretlerinin enflasyona karşı korunmasına dahi
“programı aksatacak, enflasyonu hızlandıracak”
biçimde tepki vermek.
• Serbest pazar ekonomisinin varsayımsal veya
gerçekten bitmeyecek sanal bir durum olduğunu
bilmezden gelerek dünya ekonomisine çokuluslu
büyük şirketlerin (ÇUŞ) egemen olduğunu gözden
saklayarak, serbest pazar ekonomisi olmazsa,
demokrasi olmaz dogmasını, bilgiçlik taslayarak
yinelemek.
• Örtülü faşist yöntemleri gerçek demokrasi
olarak halka sunmak.
• Yerine göre halk dalkavukluğu yapmak, halkın
sağduyusuna güvenilmesi gerektiğini vurgulayıp
lrak’a asker gönderme, Kıbrıs, orman
arazilerinin satışı gibi önemli konularda, halk
oylamasına gidilmesini açıkça ya da üstü kapalı
biçimde engellemeye çalışmak. Halkın bu
konulardaki eğilimlerini arka plana itmek.
• Medyada, mafyalar, özür dilerim holdingler
arası! savaşta, karşı tarafın tüm kirli işlerini
ortaya döküp, kendi holdinginin (ya da
mafyasının) ayıplı işlerinde suskunluk yasasına
uymak.
• Kullanılan oyların ancak yüzde 30’nu alan bir
iktidarın, cumhuriyetin tüm kurum ve
kuruluşlarını yıkma teşebbüslerine demokrasi
diye hoşgörüyle bakıp bu yıkıma karşı çıkanlara
ulusal birliği bozmayın “Türkiye’nin kavgaya
ihtiyacı yok” biçiminde gözdağı vermek, en
azından yıkıcıları değil, sistemi korumaya!
çalışanları suçlamak.
• Demokrasilerde sol ayağa da gereksinim var.
Sosyal demokratlar da olmalı deyip, rötuşlanan
IMF ve Dünya Bankası programlarını sosyal
demokratlık diye kamuyu uyutmaya özür dilerim
ikna etmeye girişmek .
• Tarafsızlık görüntüsü altında, ABD, AB’nin
tutumuna, AKP iktidarına izlenen ekonomik
programa, ama, fakat, öte yandan bağlaçları ile
ufak eleştiriler getirip, böylece olaylara ne
denli tarafsız yaklaşıldığı izlenimini yaratmak.
• Demokrasi havarisi kesilip askere sürekli
hücum etmek, askeri bir yönetime belki en fazla
karşı olanları askeri yönetim tarafları diye
tanıtıp, antidemokratik uygulamaları bir yana
itip hayali demokrasi düşmanları ile savaşmak.
• Yaşamlarındaki tutarsızlıkları, esen yele göre
yelken açmaları, değişim, gelişim olarak
açıklamak, tutarlı davrananları, değişime ayak
uyduramayanlar, gelişmeleri kavrayamıyorlar diye
küçümsemek hatta aşağılamak.
Demokratik, çağdaş, entel olma kural ve
koşullarına ilişkin bu liste kuşkusuz daha
genişletilebilir. “Angut”, “dinazor” “enseyi
karartmayın” gibi felsefi öğelerin kullanımı da
listeye eklenebilir. Bu tür sözcüklerin,
yazılara, konuşmalara ayrıca bilgelik ve değer
kattığı da yadsınamaz.
Abonelik için tıklayınız.
- Geri - |