Aralık 2003  Sayı: 64 "Ülkenin             bütünlüğü ve ulusun bağımzızlığı kaygı vericidir... Ulusun bağımsızlığı             yine ulusun çaba ve kararlılığı ile kurtarılacaktır."  | Anasayfa |
      Gündem
      Okuyucu Köşesi
      Duyurular
      Tarihçe
      Yazarlar
      Arşiv
      Resim Galerisi
      MP3 Bölümü
      Görüş ve Öneriler
      Abonelik
      Künye
      Bağlantılar
      Vakıf
      Ulaşım

 

   ARALIK 2003  

ÇAĞDAŞ VE DEMOKRAT NASIL OLUNUR?

Dr. ÖZTİN AKGÜÇ

Ülkemizde çağdaş, demokrat ve entel olmanın kurallarını, belir1eyici öğelerini medyada, politikada ve iş âlemindeki bazı gözlemlemelere dayanarak saptamaya çalışayım. İşte kurallar ya da belir1eyici öğeler:

• Küreselleşmeden, globalleşmeden yana olmak, ulus devlete karşı çıkmak, ulus devletlerin çağdaş olmadığını, modasının geçmiş olduğunu ileri sürmek.

• Lozan Antlaşması’nı geliştirip Sevr’in daha çağdaş, insan haklarına saygılı, hatta Türkiye’nin yararına olduğu izlenimini veren açık ya da üstü kapalı ifadeler kullanmak, Lozan, Sevr karşılaştırılmasında Sevr’i yeğleyecek bir tutum sergilemek, Lozan’ın bir yenilgi olduğunu dile getirmek.

• Seksen yıllık cumhuriyetin başarısızlığından dem vurarak, numaralı cumhuriyetlere yol açmak ya da Osmanlı dönemi için nostalji yaratmak.

• Şeklen Atatürkçü gözüküp, Atatürk ilkelerine sahip çıkmamak, Atatürk dönemi kurumlarının yıkılışını teşvik etmek en azından bu yıkılışa seyirci kalmak,

• ABD’nin AB dayatmalarını, isteklerini, ulusal çıkarlar olarak kamuoyuna sunmak, ulusal çıkar kavramını, ABD veya AB istek ve çıkarlarına göre şekillendirmek, dizayn etmek.

• Ekonominin kurtuluşunu IMF ve Dünya Bankası reçetelerinde, dayattığı koşullarda görmek, “Ekonomik programın başarısı IMF reçetesine harfiyen bağlı kalmaktır” iletisini kamuoyuna sürekli yinelemek.

• Özelleştirmenin ekonominin yararına olduğunu, özelleştirme olmazsa, ekonominin bunalımdan, bataktan çıkamayacağını savunmak.

• Türkiye’nin yabancı sermaye girişi ile sorunlarını çözeceği görüşü ile yabancı sermayeden yana teşvikler önermek.

• Tesettürü giyim özgür1üğü olarak görüp sendikal hakların çiğnenmesini görmezlikten gelmek.

• Sermaye-işgücü ilişkilerinde üstü açık ya da kapalı biçimde sermayeden yana bir tutum takınmak.

• Sermayeye verilecek ödünlere, teşviklere arka çıkarken tarım destekleme politikalarına, işçi ücretlerinin enflasyona karşı korunmasına dahi “programı aksatacak, enflasyonu hızlandıracak” biçimde tepki vermek.

• Serbest pazar ekonomisinin varsayımsal veya gerçekten bitmeyecek sanal bir durum olduğunu bilmezden gelerek dünya ekonomisine çokuluslu büyük şirketlerin (ÇUŞ) egemen olduğunu gözden saklayarak, serbest pazar ekonomisi olmazsa, demokrasi olmaz dogmasını, bilgiçlik taslayarak yinelemek.

• Örtülü faşist yöntemleri gerçek demokrasi olarak halka sunmak.

• Yerine göre halk dalkavukluğu yapmak, halkın sağduyusuna güvenilmesi gerektiğini vurgulayıp lrak’a asker gönderme, Kıbrıs, orman arazilerinin satışı gibi önemli konularda, halk oylamasına gidilmesini açıkça ya da üstü kapalı biçimde engellemeye çalışmak. Halkın bu konulardaki eğilimlerini arka plana itmek.

• Medyada, mafyalar, özür dilerim holdingler arası! savaşta, karşı tarafın tüm kirli işlerini ortaya döküp, kendi holdinginin (ya da mafyasının) ayıplı işlerinde suskunluk yasasına uymak.

• Kullanılan oyların ancak yüzde 30’nu alan bir iktidarın, cumhuriyetin tüm kurum ve kuruluşlarını yıkma  teşebbüslerine demokrasi diye hoşgörüyle bakıp bu yıkıma karşı çıkanlara ulusal birliği bozmayın “Türkiye’nin kavgaya ihtiyacı yok” biçiminde gözdağı vermek, en azından yıkıcıları değil, sistemi korumaya! çalışanları suçlamak.

• Demokrasilerde sol ayağa da gereksinim var. Sosyal demokratlar da olmalı deyip, rötuşlanan IMF ve Dünya Bankası programlarını sosyal demokratlık diye kamuyu uyutmaya özür dilerim ikna etmeye girişmek .

• Tarafsızlık görüntüsü altında, ABD, AB’nin tutumuna, AKP iktidarına izlenen ekonomik programa, ama, fakat, öte yandan bağlaçları ile ufak eleştiriler getirip, böylece olaylara ne denli tarafsız yaklaşıldığı izlenimini yaratmak.

• Demokrasi havarisi kesilip askere sürekli hücum etmek, askeri bir yönetime belki en fazla karşı olanları askeri yönetim tarafları diye tanıtıp, antidemokratik uygulamaları bir yana itip hayali demokrasi düşmanları ile savaşmak.

• Yaşamlarındaki tutarsızlıkları, esen yele göre yelken açmaları, değişim, gelişim olarak açıklamak, tutarlı davrananları, değişime ayak uyduramayanlar, gelişmeleri kavrayamıyorlar diye küçümsemek hatta aşağılamak.

Demokratik, çağdaş, entel olma kural ve koşullarına ilişkin bu liste kuşkusuz daha genişletilebilir. “Angut”, “dinazor” “enseyi karartmayın” gibi felsefi öğelerin kullanımı da listeye eklenebilir. Bu tür sözcüklerin, yazılara, konuşmalara ayrıca bilgelik ve değer kattığı da yadsınamaz.


Abonelik için tıklayınız.

- Geri -

 
 | Gündem / Haber | Tarihçe | Yazarlar | Arşiv | Resim Galerisi | MP3 Bölümü |
 | Görüş ve Öneriler
| Abonelik | Künye | Bağlantılar |Vakıf | Ulaşım |