Aralık 2003  Sayı: 64 "Ülkenin             bütünlüğü ve ulusun bağımzızlığı kaygı vericidir... Ulusun bağımsızlığı             yine ulusun çaba ve kararlılığı ile kurtarılacaktır."  | Anasayfa |
      Gündem
      Okuyucu Köşesi
      Duyurular
      Tarihçe
      Yazarlar
      Arşiv
      Resim Galerisi
      MP3 Bölümü
      Görüş ve Öneriler
      Abonelik
      Künye
      Bağlantılar
      Vakıf
      Ulaşım

 

   ARALIK 2003  

CUMHURİYETİ SORGULAMAK

ERSEN TOLUNAY

Cumhuriyetimiz’in ilanının 80. yıldönümü, kimilerince sorgulamaya dönüştürüldü. TÜRKİYE CUMHURİYETİ, 1923’ten bu yana geçen seksen yılda, amaçladıklarının tümünü gerçekleştirebildi mi? Ya da bir başka deyişle, ulaşmak istediği ‘çağdaş uygarlık düzeyi’ne ulaşabildi mi? Cumhuriyeti kuranlar ve de cumhuriyetin kurulduğu yılların kuşakları, inançla, özveriyle ve de günümüzde rastlanılması güç  bir ülkücülükle, cumhuriyetin amaçları doğrultusunda, ellerinden geleni sonuna değin yaptılar. Bunu tartışmak ve görmezden gelmek, o kuşaklara ve o kuşakların gönülden çabalarına saygısızlık olur. Üstelik o kuşakların Anadolu’nun yoksulluğu ve yoksunluğuna karşın verdikleri özverili ve yürekli savaşın, cumhuriyet düşüncesinin ve anlayışının ürünlerini taşıdı ışıksız ve umarsız dağ köylerine varıncaya değin. Öyleyse sorun sonraki kuşaklarda yatıyor.  O kuşakların Türk aydınlanmacılığının temel taşları olan KÖY ENSTİTÜLERİ, HALKEVLERİ  gibi topluma ışık saçan Cumhuriyet yapıtlarının yok edilişleri karşısında gösterdikleri duyarsızlık, -deyim yerindeyse- binilen dalın kesilişini ıraktan izlemek aymazlığı, TÜKİYE CUMHURİYETİ’nin ilk yirmibeş  yılda gösterdiği devimini engelledi. KÖY ENSTİTÜLERİ’ni ve HALKEVLERİ’ni bir çırpıda yok eden anlayış, hiç kuşkusuz siyasi utkusunu gerçekleştirme  özleminin ardındaydı. Kırsal kesimi, Cumhuriyetin imlediği olanaklarla donatmak yerine, yönetme erkini elde tutmak amacıyla ve de birebir gözetip, denetlemek ereğiyle, kentlere yerleştiren anlayış, oy çoğalımı uğruna sayısal artışı da güdüleyince, ülkenin doğal varsıllıkları tükenmeye, ekonomik dengeler bozulmaya başladı.

Şimdi de madalyonun öteki yüzüne bakalım. Çocukluğumdan belleğimde kalan bir tümceyi cumhuiryet tartışmaları gündeme geldiğinde hep anımsarım. ‘Toplu iğneyi bile dışardan alan’ bir ülkeydik. Elbette. Ağır koşullarda ‘yedi düvel’e karşı gerçekleştirilen bir KURTULUŞ SAVAŞI’nın ardından, ülkeyi ‘demir ağlarla örmek’ gibi yürekli girişimleri omuzlayan bir yönetimin sanayi de, ekonomi de, bankacılık da gerçekleştirdiklerini gözardı edip, üstelik orada da durmayıp, sanattan dile, müziğe, giysiye, yazıya değin çeşitli alanlardaki kazanımları, bardağın ‘dolu yarısı’ benzetmesine bilerek sırtımızı çevirerek, Cumhuriyeti tümüyle olumsuz göstermeye uğraşmak, bulunca ve tüzeye sığar mı? Kaldı ki CUMHURİYET bir yönetim biçimi. Şu son günlerde çokça sözü edilen ‘cumhur’ sözcüğünden yola çıkarak, saygıdeğer cumhurumuzun – halkımızın- Cumhuriyetimizin kazanımlarını korumada ve cumhuriyet bilincini yaşamada ve yaşatmada gösterdiği tavırları sorgulamak, sekseninci kuruluş yılını kutladığımız şu günlerde, aynı dini paylaştığımız ülkelerden (laiklik ilkesi nedeniyle) uygarlığa yakınlığımız, çağdaşlaşmaya özlemimiz, usa ve bilime inancımızla, daha önde ve daha ayrıcalıklı oluşumuz gerçeğinden Cumhuriyetimiz’in üstünlüğü olarak övgüyle ve de gurula söz etmemiz gerekmez mi? Zaman zaman bize abartılı gibi görünse de, “TÜRKİYE, ORTADOĞU VE BALKANLARI!IN PARLAYAN YILDIZI” tanımlamasının seksen yıllık Cumhuriyetimiz’in bizi ulaştırdığı nokta olması nedeniyle gururumuzu okşadığını yadsıyabilir miyiz?

CUMHURİYETİMİZ 80. yılında düşlediğimiz, umduğumuz, beklediğimiz atılımları gerçekleştirememişse, bugün bile zaman zaman karamsarlığımızı tetikleyen olgularla olaylarla karşılaşıyorsak, günümüz kuşaklarını usun, bilimin, aydınlığın ve çağdaşlığın kulvarında koşturmada sorunlarımız varsa, sağlıkta, ekonmide, yaşam düzeyinde yeterince sıçrama yapamıyorsak, bireysel etikteki yozlaşma, toplumsal etiğe sancılı bir biçimde yansımışsa, uygar ülkeler sıralamasında önlerde koşmak özlemimizi gerçekleştiremiyorsak, durup bir hesaplaşma yapmamız gerekiyor. Bu hesaplaşma- Cumhuriyetin ilk kuşakları dışında – tümümüzü kapsamalı. Ve de sekseninci yıl bir nirengi noktası olmalı. Geçmişten ders alarak, geleceğe uzanacak yeni seksen yıllarda, ülkemizin doğal varsıllıklarını (ormanlarını, ırmaklarını, denizlerini, madenlerini, tarihini ve ekinini) özenle koruyarak, cumhuriyeti anlayacak, inanacak, özümseyecek  ve de koruyacak kuşaklar yetiştirmeye çaba göstererek, sırtüstü yatarak yaşamak yerine, çalışıp üreterek yaşamayı yeğleyerek, TÜRKİYE’yi uygarlık ve çağdaşlık parkurunda koşturmanın kurallarını uygulayarak ve de ulusca silkinip, yekinerek yeniden yola koyulmalıyız.

ÇAĞDAŞ UYGARLIK DÜZEYİ’ne ulaşmanın salt CUMHURİYET’i sorgulayarak gerçekleşmeyeceğini  usumuzdan hiç çıkarmadan.


Abonelik için tıklayınız.

- Geri -

 
 | Gündem / Haber | Tarihçe | Yazarlar | Arşiv | Resim Galerisi | MP3 Bölümü |
 | Görüş ve Öneriler
| Abonelik | Künye | Bağlantılar |Vakıf | Ulaşım |