|
HUKUKUN ÜSTÜNLÜĞÜ
CEMAL GÜRLEK
Arapça ‘hak’ kavramından türetilen (bu kavramın
çoğulu olan) hukuk (türe); “Tanrı, doğruluk,
gerçek, türe (adalet)...gibi” değerleri
içeriyor. İnsanların özgürleşme, erinç içinde
yaşamlarını sürdürme, düzen içinde olma
gereksinimleri bu kavramların kaynağını
oluşturmaktadır.Söz konusu değerler toplumun
değerleri olup insanoğlunun sürekli
gündemindedir.
Konuya evrensel türe (hukuk) ilkeleri olarak
geniş bir açıdan baktığımızda hukukun yalnızca
bir ülkenin (toplumun) içteki insan
ilişkilerini, davranışlarını düzenleyen,
toplumun düzenini sağlayan kurallar bütünü
değil, bütün toplumlardaki ilişkileri
düzenleyen, toplumların düzenini sağlayan
kurallar bütünü olduğunu görürüz. Buna göre,
hukukun evrensel ilkelerinin, kurallarının
bozulması-tanınmaması-bir ülkenin içteki
ilişkilerini etkilediği gibi, dıştaki
ilişkilerini de etkilemektedir.
Bir toplumda hukukun özürlü olup
olmadığının(eksik ya da yokluğunun) tartışılır
duruma gelmesi, üzerinde önemle durulması
gereken bir sorundur.
Toplumsal bir varlık olan insan, doğumdan
başlayarak birtakım temel hakların sahibi olur,
yaşamı boyunca sık sık hukuk ile karşılaşır;
özgürleşme, özgürlüğünün sağlanması, korunması
gereksinimi içindedir. Örneğin, yaşam hakkı, bu
temel hakların başında gelir. Anayasamızın da
belirttiği gibi, herkes kişiliğine bağlı,
dokunulmaz, devredilmez, vazgeçilmez temel
haklara,özgürlüklere sahip olup bunlar, kişinin
topluma, ailesine, başka kişilere karşı
ödevlerini, sorumluluklarını da içerir. Bu temel
hakların, özgürlüklerin saldırıya uğraması,
bozulması karşısında hukukun ortaya çıktığı
görülür. Düzen hukuk kuralları ile sağlanır.
Buna göre, toplumsal bir gerçeklik olan hukuk,
genel bir anlatımla: “Kişilerin gerek birbirleri
ile gerek (toplumun siyasal, hukuksal
örgenleşmesi-kurumsallaşması olan) devletle
ilişkilerini, davranışlarını, gerekse
toplumların (devletlerin) birbirleriyle olan
ilişkilerini düzenleyen, toplumların düzenini
sağlayan, uyulması zorunlu, yaptırımları olan
kuralların bütünüdür biçiminde
tanımlanabilir.Özünü, hak-adalet gibi değerler
oluşturur. Amacı:,haklılığı, doğruluğu, hakka
saygınlığı, özgürlüğü içeren adalettir.
Hukuk (adalet) devletin de, demokrasinin de
temelidir. Hukuk yoksa demokrasiden de söz
edilemez. Çünkü demokrasi; kişi
haklarının,özgürlüklerinin
korunduğu,düşüncelerin özgürce sergilendiği,
karşılıklı çıkarların dengelendiği; bir başka
deyişle, ilişkilerin, bireylerin, toplumun
esenliği için düzenlendiği, yönetimin halkın
özgür istenciyle oluştuğu bir yönetim biçimidir.
Amaca ulaşmak ise, hukukun üstünlüğü ile
olanaklıdır.
Kişilerin haklarını, özgürlüklerini belirten
ilkeler yüzyılların süzgecinden geçerek oluşan
evrensel ilkelerdir. Bunların korunması, güvence
altına alınması ise devletin en başta gelen
görevlerindendir. Uygulamalardaki eksikliklerin,
yetersizliklerin, olumsuzlukların ise toplumun
bütün kesimlerini etkilediği kuşkusuzdur. Bir
ülkede hukuku uygulayacak olan yargının
bağımsızlığı tartışılır duruma gelmişse,
uygulamalardaki olumsuzluklar gündemden bir
türlü düşmüyorsa, o ülkede hukukun üstünlüğünden
söz etmek (hukuk ilkelerine uyuluyor demek),
havada kalan boş bir söz olmaktan öteye geçemez.
Örneğin, yasama organınca çıkarılan bir yasa,
hukukun evrensel kurallarına, anayasaya
uymuyorsa, üstelik gerek yasama, gerekse yürütme
organları bu aykırılıkta direniyorsa, hukuk
değil, hukuksuzluk var demektir. İnsanların,
toplumların erinci, esenliği içindir hukuk.
Uygar dünyadaki (ileriye doğru) değişmelerin,
gelişmelerin, yeniliklerin gerek uluslararası
hukuku, gerekse ülkelerin iç hukukunu da
etkileyeceği kuşkusuzdur. Bir devlette, bir
toplumda hukukun-hukukun üstünlüğü ilkesinin
egemen olması; o devletin, o toplumun
gelişmişliğinin, evrimleşmiş olduğunun açık
göstergesidir.
Yıl 2003.Cumhuriyetimizin 80.yılındayız :
Ülkemizin gündeminde hukuk devleti ,hukukun
üstünlüğü ilkesi/sorunu baş sırada
bulunmaktadır. Değerlendirmelerin, yukarıda
belirtmeye çalıştığımız ölçütler ışığında
yapılması doğru sonuçlara ulaşmamızı sağlayacak;
böylece sorunların çözümünün de, umarlarının da
(çarelerinin de) bulunması kolaylaşacaktır.
Bu konuda, sayın Cumhurbaşkanı değerli hukukçu
Ahmet Necdet Sezer, Adli Yılı’nın açılışı
dolayısıyla Yargıtay Başkanı Eraslan Özkaya’ya
göndermiş olduğu mesajında şöyle söylüyor:
“Devletin keyfilikten uzaklaştırılması ve
bireylerin devlet gücü karşısında korunması
gereksiniminden doğan hukuk devleti, yönetenleri
ve yönetilenleri hukukla bağlamakta, görev ve
yetkilerin kullanılmasının hukuksal sınırlarını
çizmekte, kişi hak ve özgürlüklerini koruyarak,
bireye hukuk güvenliği sağlamaktadır. Hukuk
devleti ve hukukun üstünlüğü ilkesi, devletin
tüm eylem ve işlemlerinin yargı denetimine bağlı
tutulmasını öngörmektedir.Yargısal denetim,
demokratik hukuk devletinin olmazsa olmaz
koşuludur.”
Evet sevgili okur, bu sözlerin altını bir kez
daha çizmek gerek!..
Abonelik için tıklayınız.
- Geri - |