Ekim 2002   Sayı: 50 "Ülkenin bütünlüğü ve ulusun bağımzızlığı kaygı vericidir... Ulusun bağımsızlığı yine ulusun çaba ve kararlılığı ile kurtarılacaktır."  | Anasayfa |
      Gündem
       Haber
      Duyurular
      Tarihçe
      Yazarlar
      Arşiv
      Resim Galerisi
      MP3 Bölümü
      Görüş ve Öneriler
      Abonelik
      Künye
      Bağlantılar
      Vakıf
      Ulaşım

 

   EKİM 2002  

AVRASYA'YA AÇILMAK, İYİ DE...
ATİLLÂ İLHAN

"Türkiye'nin 'Savunma Stratejisi' gündeme gelince; şaka maka, kırk yıldır; tutumdaki yanlışlığı en güzel anlatan, o başlığı kullanmışımdır: "Tehlike Batı'dan, Savunma Kuzey'e Yönelik!"
Gerçekte uygulanan, NATO'nun (ABD' nin) Soğuk Savaş Stratejisi idi; Ankara doğruluğuna ikna edilmiş, neticede ülkemiz kısa sürede, bütün komşularıyla 'düşman' konumuna düşürülmüştü: Elbette tatsız bir 'durum'; bırakın tatsızlığını, Müdafaai Hukuk Erkânı Harbiyesi'nin, devleti kurarken oluşturduğu 'temel' Ulusal Savunma Projeksiyonu'nun, tam karşıtı! Gâzi, cenahları Rusya (Sovyetler) ve İran/IrakSuriye (Saadâbad) ile güven altına alıp, sırtını Avrasya'ya dayamış bir strateji tasarlamıştı; uygulamaya geçirdiği de budur, ne var ki bunu mevkii tatbike koyabilmek için Ulusal Savunma Sanayii'nin, 'kamu öncülüğü'nde hızla yükselmesi tasarlanmıştı: O yıllar, Kayseri'de uçak üretip, Mısır'a ihraç etiğimiz yıllar!
'Soğuk Savaş'ın sonu, Batı'nın bu defa Türkiye'ye yönelttiği, 'Soğuk Savaş'ın başlangıcı oldu: benim o eski söyleşilerde, bu ihtimal daha o zaman öngörülmüş; üstelik tahminlerin hepsi, Gâzi'nin 'temel' Savunma Projeksiyonu'nu oluşturduğu, ünlü 'Durum Muhakemesi'ne dayandırılmıştı. Aslında büyük hayal kırıklığı, o 'doğrular'ın, NATO'nun 'eğrileri' ile, gargaraya getirilmesinden yaşanıyordu; hicranımız bu olmuştur! O yüzdendir ki, yılar sonra Ciheti Askeriye'nin; Mustafa Kemal Paşa'nın 'ana' projeksiyonunu, 30 Ağustos Yıldönümü'nde, halka Ulusal Savunma Stratejisi olarak sunması, hayli heyecan uyandırdı; bunun önemine diyecek yok, bir yerde yüreklerimizi ferahlatıyor, bir yerde tartışma zemini yaratıyor.
'Türkiye'yi Kesin Biçimde Yok Etmek İçin..."
Gâzi, o 'Durum Muhakemesi'nde (5 Şubat 1336/1920), 'Müttefikleri' (yâni Düveli Muazzama'yı, yâni Batılı'ları) değerlendirirken, neler demişti; önce ona bir bakar mısınız?
"...bizi tatmin etmek söz konusu olmazsa, bizi yok etmeye ve onun için de ilk önce tüm direniş olanaklarımızı kırmaya karar vermeleri gerekir. Türkiye'nin direniş olanaklarını yok etme önlemleri, Türkiye'nin kesin bir biçimde çember içine alınması ve kuşatılmasıdır. Türkiye bugün Adalar Denizi ve Karadeniz kıyılarında ve Avrupa Cehpasi'nde, güçlü bir çember içine alınmıştır. Suriye Cephesi, Hicaz'dan İskenderun'a kadar İngiltere ve Fransa tarafından, kuvetle, zorla, bozgunculukla ve halkın kadere boyun eğmesiyle çembere alınmış sayılabilir. Irak ve İran Cepheleri'nin, aslında tam kapalı olmayan durumları, nitelikleri bakımından, hızlı ve geniş bir yararlanmaya uygun değildir: Uzaklıklar büyük, ulaştırma yok, halklar uyanmamış ve zaten ülkelerin içi de işgal altındadır..."

Abonelik için tıklayınız.

- Geri -

 
 | Gündem / Haber | Tarihçe | Yazarlar | Arşiv | Resim Galerisi | MP3 Bölümü |
 | Görüş ve Öneriler
| Abonelik | Künye | Bağlantılar |Vakıf | Ulaşım |