Ekim 2002   Sayı: 50 "Ülkenin bütünlüğü ve ulusun bağımzızlığı kaygı vericidir... Ulusun bağımsızlığı yine ulusun çaba ve kararlılığı ile kurtarılacaktır."  | Anasayfa |
      Gündem
       Haber
      Duyurular
      Tarihçe
      Yazarlar
      Arşiv
      Resim Galerisi
      MP3 Bölümü
      Görüş ve Öneriler
      Abonelik
      Künye
      Bağlantılar
      Vakıf
      Ulaşım

 

   EKİM 2002  

TÜRKİYE CUMHURİYETİ VE DEMOKRASİ
ARİF ÇAVDAR
Atasev Başkanı ADD Eskı Genel Başkanı

"ORTA ÇAĞDA HRİSTİYAN VE MÜSLÜMAN TOPLUMLAR
Reform ve Rönesans hareketlerinden de yararlanılarak, Orta Çağ da kilisenin neden olduğu, bağnaz, kati ve karanlık ortam aydınlanmış ve Aydınlanma döneminin özgür koşullarında yeşeren bilimsel ve teknolojik buluşlar, sanayi devrimine yol açmıştır.
Aydınlanma dönemi ve Sanayi Devrimi'nin kazanımları ve verimli ortamında gelişen Hıristiyan toplumları, ortaçağın karanlık koşullarından kurtulamayan Osmanlı İmparatorluğu ile öbür İslam toplumları üzerinde, siyasal, kültürel, ekonomik, mali ve askeri yönlerden tam bir egemenlik kurmuşlardır.
Ortaçağ sonrasında, Osmanlı İmparatorluğu' nun gerileme ve çöküş süreciyle, Bati Dünyası'nın ilerleme ve atilim sürecinin eşzamanlı olması ve adeta örtüşmesi, basit bir rastlantı değildir.
Avrupa'da matbaa bulunduktan sonra kullanım alanına sokulması aşamasında, kilise, buna izin verirken, kutsal kitap İncil'in matbaada öncelikle basılması önkoşulunu ileri sürmekteydi.
Osmanlı İmparatorluğu'nun Cahiliye dönemi kalıntıları ise, matbaanın Osmanlı topraklarında kullanım alanına sokulmasına, icadından üç yüz yıl sonra ve ancak, Kur'an ve dini risalelerin basılmaması önkoşulu ile izin vermişti. "Oku" emriyle indirilen Kur'an'ın anlam ve içeriğinin, inananlar tarafından okunup öğrenilmesi adeta kısıtlanmış ve hatta, yasaklanmıştı. Bu anlamsız kısıtlamaların ve Cahiliye dönemi uygulamalarının ortadan kaldırılması ve Müslüman - Türk'ün, kutsal kitabını kendi diliyle okuyup anlaması için Kur'an ve hadislerin Türkçe'ye çevrilmesi ancak, Atatürk' ün direktifleriyle mümkün olabilmiş ve İslami inanç ve düşünce dünyasında, 1200 yıldır kapalı tutulan, yorum kapısı böylece aralanabilmiştir.
Osmanlı İmparatorluğu'nun, dinsel azınlıklara tanındığı ayrıcalıklar, Fatih Sultan Mehmet, Kanuni Sultan Süleyman ve öbür padişahlar döneminde daha da genişletilerek sürdürülmüş ve Hıristiyan ülkeleri ve hatta şehir devletlerini de kapsayan ekonomik, hukuksal, kültürel, siyasal hoşgörü ve ayrıcalıklar (kapitülasyonlar), sadece askere çağrılırken yada vergi salınırken anımsanan Müslüman - Türk toplumunun sosyoekonomik koşullarını giderek kötüleştirmiştir. Önceleri, Hıristiyan köylüler için kullanılan "reaya" (sürü) sözcüsü, Müslümanlar için de kullanılmaya başlanmış ve Müslümanların yetiştirilmeleri, yabancı dil öğretilmesi günah sayılmış ve Müslüman - Türk halkının, Osmanlı devleti yönetiminde etkin kılınmaları akıllara bile getirilmemiştir.
Top yekun kalkınma bağlamında, Toplumsal yaşam yerine, ülke ileri gelenlerinin, kendi bireysel yaşam koşullarının iyileştirilmesi öngörüldüğünden, Osmanlı toplumunun düşünsel ve tensel kalkınması için alınması gereken önlemler hiç göz önüne alınmamıştır..."

Abonelik için tıklayınız.

- Geri -

 
 | Gündem / Haber | Tarihçe | Yazarlar | Arşiv | Resim Galerisi | MP3 Bölümü |
 | Görüş ve Öneriler
| Abonelik | Künye | Bağlantılar |Vakıf | Ulaşım |