|
TÜRKİYE
CUMHURİYETİ VE DEMOKRASİ
ARİF ÇAVDAR
Atasev Başkanı ADD Eskı Genel Başkanı
"ORTA
ÇAĞDA HRİSTİYAN VE MÜSLÜMAN TOPLUMLAR
Reform ve Rönesans hareketlerinden de yararlanılarak,
Orta Çağ da kilisenin neden olduğu, bağnaz,
kati ve karanlık ortam aydınlanmış ve Aydınlanma
döneminin özgür koşullarında yeşeren bilimsel
ve teknolojik buluşlar, sanayi devrimine yol
açmıştır.
Aydınlanma dönemi ve Sanayi Devrimi'nin kazanımları
ve verimli ortamında gelişen Hıristiyan toplumları,
ortaçağın karanlık koşullarından kurtulamayan
Osmanlı İmparatorluğu ile öbür İslam toplumları
üzerinde, siyasal, kültürel, ekonomik, mali
ve askeri yönlerden tam bir egemenlik kurmuşlardır.
Ortaçağ sonrasında, Osmanlı İmparatorluğu' nun
gerileme ve çöküş süreciyle, Bati Dünyası'nın
ilerleme ve atilim sürecinin eşzamanlı olması
ve adeta örtüşmesi, basit bir rastlantı değildir.
Avrupa'da matbaa bulunduktan sonra kullanım
alanına sokulması aşamasında, kilise, buna izin
verirken, kutsal kitap İncil'in matbaada öncelikle
basılması önkoşulunu ileri sürmekteydi.
Osmanlı İmparatorluğu'nun Cahiliye dönemi kalıntıları
ise, matbaanın Osmanlı topraklarında kullanım
alanına sokulmasına, icadından üç yüz yıl sonra
ve ancak, Kur'an ve dini risalelerin basılmaması
önkoşulu ile izin vermişti. "Oku"
emriyle indirilen Kur'an'ın anlam ve içeriğinin,
inananlar tarafından okunup öğrenilmesi adeta
kısıtlanmış ve hatta, yasaklanmıştı. Bu anlamsız
kısıtlamaların ve Cahiliye dönemi uygulamalarının
ortadan kaldırılması ve Müslüman - Türk'ün,
kutsal kitabını kendi diliyle okuyup anlaması
için Kur'an ve hadislerin Türkçe'ye çevrilmesi
ancak, Atatürk' ün direktifleriyle mümkün olabilmiş
ve İslami inanç ve düşünce dünyasında, 1200
yıldır kapalı tutulan, yorum kapısı böylece
aralanabilmiştir.
Osmanlı İmparatorluğu'nun, dinsel azınlıklara
tanındığı ayrıcalıklar, Fatih Sultan Mehmet,
Kanuni Sultan Süleyman ve öbür padişahlar döneminde
daha da genişletilerek sürdürülmüş ve Hıristiyan
ülkeleri ve hatta şehir devletlerini de kapsayan
ekonomik, hukuksal, kültürel, siyasal hoşgörü
ve ayrıcalıklar (kapitülasyonlar), sadece askere
çağrılırken yada vergi salınırken anımsanan
Müslüman - Türk toplumunun sosyoekonomik koşullarını
giderek kötüleştirmiştir. Önceleri, Hıristiyan
köylüler için kullanılan "reaya" (sürü)
sözcüsü, Müslümanlar için de kullanılmaya başlanmış
ve Müslümanların yetiştirilmeleri, yabancı dil
öğretilmesi günah sayılmış ve Müslüman - Türk
halkının, Osmanlı devleti yönetiminde etkin
kılınmaları akıllara bile getirilmemiştir.
Top yekun kalkınma bağlamında, Toplumsal yaşam
yerine, ülke ileri gelenlerinin, kendi bireysel
yaşam koşullarının iyileştirilmesi öngörüldüğünden,
Osmanlı toplumunun düşünsel ve tensel kalkınması
için alınması gereken önlemler hiç göz önüne
alınmamıştır..."
Abonelik
için tıklayınız.
-
Geri - |