Ekim 2003  Sayı: 62 "Ülkenin             bütünlüğü ve ulusun bağımzızlığı kaygı vericidir... Ulusun bağımsızlığı             yine ulusun çaba ve kararlılığı ile kurtarılacaktır."  | Anasayfa |
      Gündem
      Okuyucu Köşesi
      Duyurular
      Tarihçe
      Yazarlar
      Arşiv
      Resim Galerisi
      MP3 Bölümü
      Görüş ve Öneriler
      Abonelik
      Künye
      Bağlantılar
      Vakıf
      Ulaşım

 

   EKİM 2003  

“ … GÂZİ ‘ECNEBİ’Yİ NASIL GÖRÜYOR?..”

ATTİLÂ İLHAN

‘Mütareke’ karanlığında -belgeleri karıştırdıkça daha iyi anlaşılıyor ki- Washington, Osmanlı için ‘Amerikan mandası’nı; sanıldığından çok daha ciddiye almış; yoksa 1336’da (1920) Amerikan Yakın Şark Yardım Hey’eti, Ankara’ya şöyle bir teklifi niye yapsın? “Yetim Türk çocukları için, Anadolu’da yetimhaneler, numune çiftlikleri, hayır müesseseleri kuralım!” Duyulan kuşku, müracaata muhatap Hariciye Vekaleti ile Dahiliye Vekaleti arasında, müzakere mevzuu olur; neticede Gazi’ye başvururlar, onun yazdıkları esas ittihaz edilerek, cevap verilecektir. Nasıl bir cevap?

Gazi’nin verdiği mütalaa, Kültür Bakanlığı’nın yayımladığı “Atatürk’ün Milli Dış Politikası” adlı eserde (1992), -kendi el yazısının fotokopisiyle- çıkmıştır (s. 376/386, belge No: 64). O kitap elime geçmedi ama, belgeyi, sayfalarına aynen aktaran #Atatürk’ün Bütün Eserleri”nde gördüm. (Cilt 10, s. 242/244) Neresinden bakılsa, bir ibret! ‘Reis Paşa’ sorunu açıkça, ‘ecnebi nüfuzu ve niyetleri’ olarak değerlendirmiş: Müdafaa-i Hukuk’un anti/emperyalist ve anti/kapitalist tutumu, çok açık ve net olarak görülüyor.

Kim bilir belki de, Gazi sonrasında ‘Atatürkçülüğü’ kimselere vermeyen yöneticiler ve yönetimler, belgeyi bu yüzden görmezden gelmiş; düpedüz yok sayıp, tam tersine davranıp durmuştur!

‘Ecnebi’ kişi ve kuruluşların amaçları...

Gazi diyor ki: ... şimdiye kadar memleketimizde, iktisadi, siyasi ve ilmi maksatlarla çalışan müesseseler, veya yabancı zevat, bilhassa aşağıdaki gayeler peşinde koşmuşlardır.

-1/ Memleketimiz dahilindeki çalışmalarından, insafsız kâr temin etmek! Bizim için en az zararlı olan, yine bunlardır..”

-2/ Bir bölgede, elde ettikleri iktisadi imtiyazlara dayanarak; kendilerine ilerde, oraya sahip olma hakkını çıkarmak! Bu gibilerin, memleketimiz dahilinde çalışmalarına katiyyen müsaade edilmemesi kararlaştırılmıştır. Bu suretle hareket etmekle, yalnız kendimize değil, bütün insanlığa, fevkalade büyük hizmet yaptığımıza kaniyiz. Zira, hiç şüphe yoktur ki, Harb-ı Umûmi’nin başlıca müsebbibleri, bu gibi gayeler peşinde koşan, sermayedar grupları ve onlara alet olan politikacılardır...”

-3/ İktisadi, ilmi ve insani maksatlar altında, memleketimize gelip; gelecekte istilalar hazırlamak için, muhtelif unsurları, gerek hükümete, gerekse birbirine karşı tahrik etmek! Bu gibiler, hem Harb-ı Umûmi’nin, hem memleketimiz dahilindeki feci boğazlaşmaların, başlıca müsebbiblerindendir..”

-4/ Sırf ilmi ve insani gayelerle memleketimizde çalışmakla beraber, ruhlarında yerleşmiş bulunan Hıristiyanlık güdüsüyle, yalnız sırf Hıristiyan azınlıklarla meşgul olmak; ve onlara, ister kasıtlı, ister kasıtsız, arasında azınlıkların da yaşadıkları Müslüman kitleden ayrılmak arzusunu aşılamakl Bu gibilerin gerek Müslümanlara; gerek -güya iyiliğine çalıştıkları- Hıristiyan azınlıklarına; içinde yaşadıkları İslam çoğunluklarına, makul olmayan tahakküm arzusunu aşılamakta, ne kadar gayr-ı insani bir şekilde hareket etmiş bulundukları; ve bu suretle meydana gelen boğazlaşmalardan manen mes’ul bulundukları aşikardır. Hükümetimiz bu gibilerin dahi, mesailerine serbestçe devam etmelerine müsaade ettiği takdirde, Müslim ve gayrimüslim bütün tebaâsına karşı, pek ağır bir mes’uliyet yükü altına girmiş bulunacaktır...”

Vah bize!...

Gazi’nin bütün bunlardan çıkardığı sonuç ne midir?

“a/ Hiçbir hükümet, kendi tebaasından olan on binlerce çocuğu; kendi memleketi dahilinde, bir yabancı heyeti tarafından, her türlü teftişten azade büyütülüp; onlara, istenildiği gibi telkinlerde bulunulmasına, müsaade edemez! b/ Buna müsaade etmek, çocukları, yaşayacakları muhite düşman veya hiç olmazsa, yabancı olarak yetiştirmek; veya dolayısıyla onu, çarpışmaya mahkum eylemektir. Bu ise, gerek çocukların ve gerekse içinde yaşayacakları halkın, felaketini hazırlamaktır. Bunu engellemek ise hükümetin vazifesidir. c/ Bundan dolayıdır ki Amerikalılar tarafından, numune çiftliği ve sair benzer müesseseler husule getirip; Türk Hükümeti ve Milletine karşı, dostane olmayan ve sadıkane olmayan hissiyatla donatılmış olarak yetiştirilmelerine müsaade edemeyiz...” (c. 10 s. 242/244)

İçimizden hangi babayiğit, #bütün Cumhuriyet hükümetleri, son elli yıl içinde Gazi’nin bu söylediklerini nazar-ı dikkate almış ve icabını yerine getirmiştir” diyebilir.

Vah bize!


Abonelik için tıklayınız.

- Geri -

 
 | Gündem / Haber | Tarihçe | Yazarlar | Arşiv | Resim Galerisi | MP3 Bölümü |
 | Görüş ve Öneriler
| Abonelik | Künye | Bağlantılar |Vakıf | Ulaşım |