|
AB MUHİPLERİ’NİN SEVR RÜYASI MI?
Prof. Dr. EROL MANİSALI
Mondros’tan sonra Sevr’i hazırlayan Avrupa
devletleri, Anadolu’yu İngiliz, Fransız,
İtalyan, Yunan, Ermeni, Kürt diye bölmüşler,
kendilerine göre masa başında bir harita
çizmişler.
Ancak, bu masa başındaki işgal i
sonuçlandıramamışlardı. Anadolu’yu işgale kalkan
Avrupalılar, Yunanlılar ve Ermeniler, geldikleri
gibi gitmek zorunda kaldılar.
Attila İlhan, ısrarla bana hep şunu tekrarlar;
“Anadolu’da halkın tepkisini en çok, Yunanın
İzmir’i işgali çekmiştir, bu bir dönüm noktası
olmuştur” der.
Tarihin tozlu sayfalarındaki eski Sevr
haritalarına baktığım zaman, üzerinde İngiliz,
Fransız, İtalyan ve uzantıları olan Yunan
bayraklarını görürüm. Gel zaman git zaman,
Avrupalılar aralarında anlaşmaya karar
vermişler. Hele Berlin Duvarı 1989’da yıkılıp,
soğuk savaş sona erince, Amerika’ya inat “Avrupa
Birleşik Devletleri”ni kurmaya Maastricht’te
karar kıldılar.
Birinci ve İkinci Dünya savaşlarının “mağlubu”
Almanya, bu sefer aralarında, hem de en başta,
en tepede göründü.
İngiliz, Fransız, Alman, İtalyan ve diğer
“Avrupalılar” kendi bayraklarının yanına, 12
yıldızlı Avrupa Birliği bayrağını koymuşlar,
İngiliz’in, Almanın, Fransızın, İtalyanın dünya
karşısındaki “çıkarları” artık bu 12 yıldızlı
Avrupa Birliği bayrağı altında savunulacak
demişler. Açıkça söylemeseler bile bunu
kafalarının içine Grek ve Latin harfleri ile
kazımışlar. Halkın hatırlaması için de paraları
olan Euro’nun üzerine ve içine “nakşetmişler”.
Ya Truva Atları!
Her şey çok iyi de niçin “Bize ne deyip
geçemiyoruz”. Nasıl geçiştirebiliriz ki! Adamlar
eski dönemlerde topla, tüfekle kalkıştıkları
işgali bu sefer topsuz tüfeksiz bir biçimde
sessizce yürütüyorlar. Türkiye’yi AB kapısında
içeri almadan oyalarken eski işgal planlarını
gündeme getirdiler.
Bölgemiz çok eskilerden beri “Truva Atları” ile
ünlüdür. Eski hesapların bu sefer en eski
alışkanlıklarla yürütülmesini kafalarına
koymuşlar. Ancak yeni yöntemleri uygulamakta
kusur etmiyorlar. Aynen Karen Fogg’un
e-postalarında görüldüğü gibi.
Birinci Dünya Savaşı sonrasında, İngiliz
Muhipleri’nin, Fransız sevenlerin, Amerika ya da
Alman yandaşlarının yerini bu sefer Avrupa
muhipleri ve Amerika muhipleri almış. Türkiye’yi
Sevr haritasında olduğu gibi İngiliz, Fransız,
İtalyan, Yunan bölgeleri diye ayırmaya gerek
kalmamış. Haritalar üzerinde 12 yıldızlı AB
bayraklarının İzmir’de, Kars’ta, Samsun’da
dalgalandırılması, halkta tepki yaratmasın diye
işler alttan alta yürütülmüş. Nasıl mı?
- Bazı gazete patronları ve bazı gazeteciler
resmen satın alınmış; belgelerle ortaya çıktı.
- Televizyonlara “el atılmış”, hatta kendileri
için özel televizyon kurmuşlar.
- Büyük sermaye çevrelerinin bir kısmı,
“muhipleri olarak” AB ve ABD’ye ortak yapılmış.
Bu çevreler artık tam bir Truva Atı durumuna
gelmişler. Dış çıkarların Türkiye’deki
savunucusu olmuşlar.
- Siyasiler satın alınmış; “hem iktidara
çıkabilmek, hem de iktidarda kalabilmek” için
Truva Atı lisansı şart olmuştur.
- Üniversitelerde hocaların ve öğrencilerin
maddi olarak AB imkanlarından yararlanabilmesi
için AB muhipleri derneklerine dahil olmaları,
onlara sazlı-sözlü destek vermeleri gerekir hale
gelmiş. Öyle ya, Sokrates bursu almak için
Atina’nın Truva’daki atı olacaksın; “Ne kadar
ekmek, o kadar köfte”. Fullbright ya da
Sorozbursu alacaksan, Türkiye’de Yunanistan’ı
sempatik gösterecek bir konu seçeceksin. Yani;
psikolojik savaşın Truva Atı olacaksın.
Aynen tarihteki gibi, “Sizle dostuz, size
armağan veriyoruz” deyip Truva Atı’nın içine
askerlerin, yerleştirilmesi gibi. Cephede
yenemedikleri Türkleri ‘Truva Atları aracılığı
ile” yenmek istiyorlar.“Küçük Sahne” Kıbrıs’ta
kurulmuş. Oyunun adı ise, “Satılık İnsan
Manzaraları”!
Sevr ve yeni ‘muhipleri’
Dün Avrupa bizi silahla işgale kalkmıştı. Bugün,
yöntem değişti, işgal iktisadi, siyasi, kültürel
ve medyatik silahlarla yapılıyor.
- Bazı sermaye çevrelerinin kendilerine
bağlanması,
- Bazı siyasi çevrelerin ve adamların
kendilerine hizmet vermek için iktidara
getirilmesi,;
- Kültürel, dini ve etnik öğelerin en etkin
biçimde emperyalizmin araçları olarak
kullanılması.
Türkiye gizli bir işgalin altına yavaş yavaş
sokulmaktadır.
Ekonominin işgali ve yaratılan krizlerle
çökertilen altyapı üzerine siyasi ve kültürel
öğeler oturtulmaya başlanmıştır. Bunlar,
Lozan’dan Sevr’e gidişin ayak sesleridir. Hâlâ
görmemekte ve duymamakta direnecek miyiz? Nereye
kadar?
Abonelik için tıklayınız.
- Geri - |