|
KÜRESELLEŞME VE ULUS DEVLET
Dr. ÖZTİN AKGÜÇ
Küreselleşme nedir? Küreselleşme ulus devlet
anlayışını nasıl etkilemektedir? Gözleyebildiğim
kadarı ile köşenin elverdiği ölçüde bu iki
sorunun yanıtını vermeye çalışayım.
Küreselleşmeye ilişkin, farklı bakış açılarından
dar ya da kapsamlı tanımlar verilmiştir. Bu
tanımların bazılarını aktarayım. Küreselleşme
olgusunun geniş kapsamlı tanımına ilişkin
örnekler: Dünya insanlarının tek bir dünya
toplumunda (küresel toplumda) bütünleşmesi
sürecidir. Dünya çapında toplumsal ilişki
bağlarının yaygınlaşması, yoğunlaşması;
ülkelerin sahip oldukları maddi ve manevi
değerlerin, bu değerler çerçevesinde oluşmuş
birikimlerin ulusal sınırları aşarak dünyaya
yayılması ve farklılıklardan bir bütünlük ve
uyumun sağlanmasıdır. Bilgi ve iletişim
sistemlerine dayanan bilgi toplumunun ulusal
sınırları aşarak yerkürenin her köşesini
etkilediği postendüstriyel bilgi toplumunun
oluşumudur. Bu tanımlardan esinlenerek
küreselleşme, dünya bilinçliliği, küresel bir
kültür ve küresel bir insan kimliğinin ortaya
çıkışı ya da oluşumudur, diye bir tanım
yapılabilir. Bu bağlamda en iddialı, en geniş
tanım: Küreselleşme, postmodern bir uygarlığın
doğuşudur, şeklindedir.
Küreselleşme, olgusuna salt ekonomik açıdan
bakıldığında da geniş ve dar kapsamlı tanımların
yapıldığı görülmektedir:
Küreselleşme gelişmiş sanayi kapitalizminin yeni
bir evresi, postendüstriyel topluma geçiş
sürecidir. Nasıl ki tarım devrimi ilk, sanayi
devrimi ikinci toplumsal dönüşüme yol açmışsa,
bilgilendirme (enformasyon) ekonomisi, iletişim
teknolojisindeki gelişmeler de küreselleşme
olarak nitelendirilen üçüncü bir tarihsel
değişim dalgasına yol açmaktadır.
Küreselleşme olgusuna dar ekonomik açıdan
bakıldığında, küreselleşme, sermayenin dünya
pazarlarında serbestçe dolaştığı, sermayenin
bağımsız biçimde uluslarötesileştiği bir
düzendir. Küreselleşme üretim ticaret ve
sermayenin ulusal kabuklarını kırmaları,
sermayenin uluslarötesi bir güce erişmesidir.
Küreselleşmenin amacı, kapitalist ideolojinin
tüm dünyaya egemen olacağı, tek kutuplu bir
dünya yaratmaktır. Böylece gelişmiş kapitalist
ülkelerin yer aldığı merkez, az gelişmiş
ülkelerin yer aldığı çevre üzerindeki iktisadi
ve siyasal çıkarlarını daha iyi gerçekleştirmek
olanağını bulacaktır.
Küreselleşmenin gerçekleşebilmesi için, önündeki
engellerin kaldırılması, temizlenmesi gerekir.
Bu bağlamda en güçlü engel, ulusal devlet
anlayışıdır. Bu nedenle ulusal devlet tartışılır
hale getirilmeli, güçsüzleştirilmeli,
yıpratılmalıdır. Böylece küreselleşmenin motoru
çok uluslu (ulusötesi) şirketler ve uluslararası
finans kurumları, uluslarüstü kapitalizm, ulusal
kapitalizm ve devlet kurumları aleyhine büyük
güç kazanmalıdır. Siyasi, ekonomik güç, hatta
bunlarla bağımlı olan askeri güç, uluslararası
düzenin yeni aktörlerine kaydırılmalıdır.
Ulusal devleti yıpratmanın, güçsüzleştirmenin,
otoritesini giderek azaltmanın en etkili yolu
özelleştirmedir. Böylece devlet mülksüzleşmekte,
işlevlerini yerine getiremez duruma düşmekte, bu
çokuluslu: şirketler (ulusaşırı, ulusötesi
şirketler), uluslararası finans kurumları,
ekonominin denetimini. dolaylı bir biçimde ülke
yönetimini ele geçirmektedirler. Küreselleşmenin
aracı, tetikçisi özelleştirmedir. Böylece ulusal
devletin, stratejik öneme sahip enerji üretim,
enerji dağıtım telekomünikasyon tesisleri,
madenleri, doğrudan ve dolaylı biçimde ulusötesi
şirketlerin eline geçmekte, ayrıca devletin
finans piyasasındaki etkinliği, yabancı
bankaların piyasa paylarının artması ile
azaltılmaktadır. Dikkat edilirse, dış
dayatmalar, baskılar daha çok, enerji,
bankacılık, telekomünikasyon alanlarının
özelleştirilmesinde olmaktadır.
Özelleştirmenin pazarlanması da bazı yazar1ar,
politikacılar, hatta bürokratlar aracılığı ile
yapılmaktadır. Devlet kuruluşları zarar ediyor,
bütçeye yük oluyor1ar, bunlar ekonominin kara
deliği, kamburları sloganları, bu tür kişilerin
dillerine pelesenk olmuş durumda. Bazıları
bilinçli, bir kısmı bilinçsiz, bilgisiz bazı
oyunlara aracı oluyorlar.
Küreselleşme gücü yitirilmiş ulus devlete yeni
işlevler de vermektedir. Bunlar, örgütlü emeğin
isteklerine karşı çıkılması, reel ücretlerin
düşük düzeylerde tutulması, sermayenin örgütlü
emeğe karşı kesin üstünlüğünün sağlanması,
devletin destek akçelerini azaltması, gelir
dağılımının düzeltilmesinden vazgeçilmesi, böyle
talepler varsa bastırılması, küreselleşme,
özelleştirme önünde politik, kurumsal, yasal
engeller varsa bunların kaldırılması...
Diğer gelişmekte olan ülkeleri bırakın,
Türkiye’de son yıllardaki gelişmelere bakın,
ulusal devletin ne duruma düştüğü, ne gibi
işlevler üstlendiğini irdeleyin, küreselleşme
hakkında yazılanlar, tanılar yanlış mı? Karar
verin.
Abonelik için tıklayınız.
- Geri - |