Ekim 2003  Sayı: 62 "Ülkenin             bütünlüğü ve ulusun bağımzızlığı kaygı vericidir... Ulusun bağımsızlığı             yine ulusun çaba ve kararlılığı ile kurtarılacaktır."  | Anasayfa |
      Gündem
      Okuyucu Köşesi
      Duyurular
      Tarihçe
      Yazarlar
      Arşiv
      Resim Galerisi
      MP3 Bölümü
      Görüş ve Öneriler
      Abonelik
      Künye
      Bağlantılar
      Vakıf
      Ulaşım

 

   EKİM 2003  

KÜRESELLEŞME VE ULUS DEVLET

Dr. ÖZTİN AKGÜÇ

Küreselleşme nedir? Küreselleşme ulus devlet anlayışını nasıl etkilemektedir? Gözleyebildiğim kadarı ile köşenin elverdiği ölçüde bu iki sorunun yanıtını vermeye çalışayım.

Küreselleşmeye ilişkin, farklı bakış açılarından dar ya da kapsamlı tanımlar verilmiştir. Bu tanımların bazılarını aktarayım. Küreselleşme olgusunun geniş kapsamlı tanımına ilişkin örnekler: Dünya insanlarının tek bir dünya toplumunda (küresel toplumda) bütünleşmesi sürecidir. Dünya çapında toplumsal ilişki bağlarının yaygınlaşması, yoğunlaşması; ülkelerin sahip oldukları maddi ve manevi değerlerin, bu değerler çerçevesinde oluşmuş birikimlerin ulusal sınırları aşarak dünyaya yayılması ve farklılıklardan bir bütünlük ve uyumun sağlanmasıdır. Bilgi ve iletişim sistemlerine dayanan bilgi toplumunun ulusal sınırları aşarak yerkürenin her köşesini etkilediği postendüstriyel bilgi toplumunun oluşumudur. Bu tanımlardan esinlenerek küreselleşme, dünya bilinçliliği, küresel bir kültür ve küresel bir insan kimliğinin ortaya çıkışı ya da oluşumudur, diye bir tanım yapılabilir. Bu bağlamda en iddialı, en geniş tanım: Küreselleşme, postmodern bir uygarlığın doğuşudur, şeklindedir.

Küreselleşme, olgusuna salt ekonomik açıdan bakıldığında da geniş ve dar kapsamlı tanımların yapıldığı görülmektedir:

Küreselleşme gelişmiş sanayi kapitalizminin yeni bir evresi, postendüstriyel topluma geçiş sürecidir. Nasıl ki tarım devrimi ilk, sanayi devrimi ikinci toplumsal dönüşüme yol açmışsa, bilgilendirme (enformasyon) ekonomisi, iletişim teknolojisindeki gelişmeler de küreselleşme olarak nitelendirilen üçüncü bir tarihsel değişim dalgasına yol açmaktadır.

Küreselleşme olgusuna dar ekonomik açıdan bakıldığında, küreselleşme, sermayenin dünya pazarlarında serbestçe dolaştığı, sermayenin bağımsız biçimde uluslarötesileştiği bir düzendir. Küreselleşme üretim ticaret ve sermayenin ulusal kabuklarını kırmaları, sermayenin uluslarötesi bir güce erişmesidir. Küreselleşmenin amacı, kapitalist ideolojinin tüm dünyaya egemen olacağı, tek kutuplu bir dünya yaratmaktır. Böylece gelişmiş kapitalist ülkelerin yer aldığı merkez, az gelişmiş ülkelerin yer aldığı çevre üzerindeki iktisadi ve siyasal çıkarlarını daha iyi gerçekleştirmek olanağını bulacaktır.

Küreselleşmenin gerçekleşebilmesi için, önündeki engellerin kaldırılması, temizlenmesi gerekir. Bu bağlamda en güçlü engel, ulusal devlet anlayışıdır. Bu nedenle ulusal devlet tartışılır hale getirilmeli, güçsüzleştirilmeli, yıpratılmalıdır. Böylece küreselleşmenin motoru çok uluslu (ulusötesi) şirketler ve uluslararası finans kurumları, uluslarüstü kapitalizm, ulusal kapitalizm ve devlet kurumları aleyhine büyük güç kazanmalıdır. Siyasi, ekonomik güç, hatta bunlarla bağımlı olan askeri güç, uluslararası düzenin yeni aktörlerine kaydırılmalıdır.

Ulusal devleti yıpratmanın, güçsüzleştirmenin, otoritesini giderek azaltmanın en etkili yolu özelleştirmedir. Böylece devlet mülksüzleşmekte, işlevlerini yerine getiremez duruma düşmekte, bu çokuluslu: şirketler (ulusaşırı, ulusötesi şirketler), uluslararası finans kurumları, ekonominin denetimini. dolaylı bir biçimde ülke yönetimini ele geçirmektedirler. Küreselleşmenin aracı, tetikçisi özelleştirmedir. Böylece ulusal devletin, stratejik öneme sahip enerji üretim, enerji dağıtım telekomünikasyon tesisleri, madenleri, doğrudan ve dolaylı biçimde ulusötesi şirketlerin eline geçmekte, ayrıca devletin finans piyasasındaki etkinliği, yabancı bankaların piyasa paylarının artması ile azaltılmaktadır. Dikkat edilirse, dış dayatmalar, baskılar daha çok, enerji, bankacılık, telekomünikasyon alanlarının özelleştirilmesinde olmaktadır.

Özelleştirmenin pazarlanması da bazı yazar1ar, politikacılar, hatta bürokratlar aracılığı ile yapılmaktadır. Devlet kuruluşları zarar ediyor, bütçeye yük oluyor1ar, bunlar ekonominin kara deliği, kamburları sloganları, bu tür kişilerin dillerine pelesenk olmuş durumda. Bazıları bilinçli, bir kısmı bilinçsiz, bilgisiz bazı oyunlara aracı oluyorlar.

Küreselleşme gücü yitirilmiş ulus devlete yeni işlevler de vermektedir. Bunlar, örgütlü emeğin isteklerine karşı çıkılması, reel ücretlerin düşük düzeylerde tutulması, sermayenin örgütlü emeğe karşı kesin üstünlüğünün sağlanması, devletin destek akçelerini azaltması, gelir dağılımının düzeltilmesinden vazgeçilmesi, böyle talepler varsa bastırılması, küreselleşme, özelleştirme önünde politik, kurumsal, yasal engeller varsa bunların kaldırılması...

Diğer gelişmekte olan ülkeleri bırakın, Türkiye’de son yıllardaki gelişmelere bakın, ulusal devletin ne duruma düştüğü, ne gibi işlevler üstlendiğini irdeleyin, küreselleşme hakkında yazılanlar, tanılar yanlış mı? Karar verin.


Abonelik için tıklayınız.

- Geri -

 
 | Gündem / Haber | Tarihçe | Yazarlar | Arşiv | Resim Galerisi | MP3 Bölümü |
 | Görüş ve Öneriler
| Abonelik | Künye | Bağlantılar |Vakıf | Ulaşım |