|
“…
DOĞRUSU, ‘EVRENSEL’E, ‘ULUSAL’DAN GİTMEK!..”
Attilâ
İLHAN
'Eski
Tüfekler’ bilir, 'Özelleştir’' (auto/critique)
Komintern Solculuğu'nun, 'mütemmim
cüzü’ sayılırdı; adeta, candamarı! Stalin'in
'Moskova Davaları’yla tasfiye ettiği, Devrim
Politbürosu'nun ünlü Bolşevikleri (Zinovyef,
Kamenef, Radek, Bukharin, vd);
'ihanetlerini’ gözyaşartan 'özeleştiriler'le
kabul etmişlerdi. Sovyetler'in dilinden,
'özeleştiri' düşmez; sık sık hem de
acımasızca özeleştiri yapar ve
yaptırırlar
ama; olması gerektiği gibi, yani diyalektik
gerçeği aydınlatmak için değildir bu; gittikçe
netleşip katılaşan 'bürokrasi oligarşisini'
daha da pekiştirmeyi öngörür; en reddedilemez
kanıtı, Moskova Davaları kurşuna
dizilmişlerinin, yıllar ve yıllar sonra,
'aklanmış olmaları' değil midir?
Günümüzde
durum, öyle görünmüyor. Rusya'daki
'Avrasyalı kardeşlerimizin', bize
'çağrısını’ okurken dikkatimi çekti;
'eleştirilerini’, epeyce 'nesnel’, hayli
'doğru' 'özeleştirileri’ne ile birlikte
yürütüyorlar; kimi 'tespitleri’açıkça sert,
hatta insafsız sayılabilirse de, okuyanları
'mecburi’ bir kabule değil, düşünmeye sevk
ettiği için, hem makbul hem de geçerli. Örnek
mi, işte örnek: 'Avrasyalı’ Rus,
ülkesinln –ve bizim ülkemizin- yakın
geçmişini, nasıl görüyor bir bakar mısınız?
Onlara karşıt
gibi görünse de...
"...SSCB ve
Türkiye Cumhuriyeti, uzun müddet ve objektif
olarak, dünyanın
'küreselleştirilmesi'ne ve Paxa Americana'nın
oturtulmasına, engel oldular, 'İki başlı
kartal’, 'orak/çekiç’le değiştirerek, biz;
dünyayı, kapitalizmin elinden kurtarmak
istedik. Siz ise, kendi bağımsızlığınızı
savunmakla birlikte, Müslüman geleneklerini
terk edip köklü bir modernizasyon yapmaya ve
bir Avrupa milleti olmaya çalıştınız. Bu iki
tasarımında önemli esasları vardı; üstelik
bizler, ülkülerimizin doğruluğuna samimi
olarak inanıyorduk; ve bu ülkülerin
gerçekleşmesi için, hayatımızda büyük özveride
bulunduk; kendi tabiatımızı, kökünden
değiştirmeye bile çalıştık. Bu çabalarda
bulunurken anlayamıyorduk ki, sanki
küreselleşmecilere karşıt imiş gibi görünen
bu tasarıların, ikisi de tam da
küreselleşmeciler tarafından uydurulmuştur..."
" ...bazı
dönemlerde devletlerimiz, gerçekten onların
denetimi dışında görünse de: bizim Marksist
ve sizin Kemalist beyinler, her zaman onların
fikrî(konseptüel) denetimi altında kalıyordu;
sonunda geçerlilik süreleri doldu ve sanki bir
sihirbaz, değneğiyle dokunmuş gibi, kendimizi
şu anda bulunduğumuz yerde bulduk. Yazık!
Çünkü biz dünyayı kapitalistlerden
kurtaramadık, siz de Avrupa ülkesi
olamadınız..." (Evrasia, Org)
'Sovyet
Parantezi’ içinden, 'Çağdaşlaşma’ sürecinin,
'Batılılaşma’ ya döndürülmesi; belki de ilk
defa, 'Küreselleşmeciler’ in (yani Batı'nın)
'marifeti’ olarak eleştiriliyor. Düşündürücü
iddia! Hele geçen yüzyıl 'Çağdaşlaşma Süreci’
ne girmiş kendine göre 'Batılılaşmış’ üç
büyük ülkenin (Japonya, Rusya ve Türkiye)
yüzyıl sonunda geldiği yere bakarsanız, daha
da düşündürücü görünüyor. Avrasya,
Emperyalist Batı Avrupa'ya (ya da
Amerika'ya) benzemeye heves ederken;
düpedüz 'kültürsüzleştirilmi’; kendi
koşulları içerisinden, aynı rasyonalizmle,
ulusal mayasına uygun bir sentez oluşturmaya
kalkışsaydı, daha başarılı olmaz mıydı?
Rusya'daki
'Avrasyalı kardeşlerimiz’,
'çağrılarında kendi deneyimlerinin son
yıllarını eleştirirken; sanki böyle bir
senteze varmış gibi konuşuyorlar; hele bir
bakın, haksız mıyım?
Sovyet
Döneminde hiç bilinmeyen
“...SSCB
döneminde Marksist dogmanizmin perdesi
arkasında, bizim bazı yöneticilerimiz; Batı
çıkarına, Burjuvazi'nin karşı/devrimini
hazırlıyorlardı. Kruşçof, Andropof, Gorbaçof,
Batı etkisinin ajanlarıydı; ve kriz
başlayınca, Batıcıların hazırladığı 'komplo’
başarılı olmuştu. (Bu yüzden) Burjuva
karşı/devrimi 'nin kapıları, 'Kel' Gorbi'nin
(aleyhine) açılınca, boş laklakiyattan bıkmış
olan halk, Sosyalizm'in ona sağladığı
kazançları koruyabilmek için, sokağa bile
çıkmamıştır. Bu sayede komplocular, dogmaları,
kaşla göz arasında çöplüğe atıverdiler.
Neticede, SSCB gerçek bir sebep olmaksızın
dağılınca, imparatorluk koşullarında
çözümlenmiş sorunlar yeniden meydana
çıkmıştır; SSCB 'nin kenar bölgelerinde,
uluslararası uyuşmazlıklar patlak vermiş;
eski durumla karşılaştırılırsa,
bağımsızlığına kavuşmuş hiçbir eski Sovyet
cumhuriyetinde, hayat, daha iyi olmamıştır;
hangi bir derdi sayacaksınız ki, savaşlar,
geçim sıkıntıları; ve alınacakların, dünya
fiyatlarında satın almak zorunluluğu; bütün
bu afetler, bağımsızlığın sanki bedeli...”
“..Rusya'nın kendisinde durum, biraz daha
iyidir; ama orada da 'vahşi' Kapitalizm,
işsizlik ve Sovyetler döneminde hiç bilinmeyen
esrarkeşlik, fahişelik, mafia vs; bir de
tabii, millet çoğunluğunun sefaleti ortalığı
kaplamıştır. Bize, 'teselli olarak', o
'evrensel' Amerikan değerlerini
yutturuyorlar. Evet, Sovyetler Birliği,
yeterince özgür değildi; evet, eksikleri ve
yanlışları vardı ama, Kapitalizm nedir
unutmuş, ya da zaten hiç bilmemiş Sovyet
halkı, kurulacak Kapitalizm'in gerçek yüzünü
o lanetli Prestroika döneminde keşke
bilebilseydi... SSCB 'nin siyasi arenadan
kayboluşunun sonucunda, ABD'nin ve NATO'nun
keyfiliğinin ve zorbalığının duruma egemen
oluşu; Panama, Irak, Somali, Libya,
Yugoslavya, Kore; Yeni Dünya Düzeni'nin, ilk
ve en asi kurbanları...”
“...ama başkalarının sırası da, çok
geçmeden gelecektir; bu sıra, ABD 'nin Füze
Karşı Savunma sistemi kurulunca,
belirlenecek; çünkü ABD, istediği ülkeyi,
istediği gibi, istediği sebepten dolayı, hiç
karşılıksız ve ceza tehlikesi olmaksızın
yerle bir, etmek imkanını bulacak!..” (Evrasia,
Org)
Çare mi? Sıra
bize gelmeden, aklımızı başımıza toplayıp,
evrensele ulusaldan gitmek! Gazi'nin
gösterdiği yol da budur: hem, Batılı ülkeler
de, böyle yapmamışlar mıydı?
Abonelik için tıklayınız.
- Geri - |