Ekim 2004  Sayı: 74 "Ülkenin             bütünlüğü ve ulusun bağımzızlığı kaygı vericidir... Ulusun bağımsızlığı             yine ulusun çaba ve kararlılığı ile kurtarılacaktır."  | Anasayfa |
      Gündem
      Okuyucu Köşesi
      Duyurular
      Tarihçe
      Yazarlar
      Arşiv
      Resim Galerisi
      MP3 Bölümü
      Görüş ve Öneriler
      Abonelik
      Künye
      Bağlantılar
      Vakıf
      Ulaşım

 

   EKİM 2004  

 

Ulusalcılık ve İşadamlarımız

Öztin AKGÜÇ

Bazı işadamlarımızın, işadamlarımızın kurduğu ya da oluşturduğu kimi kuruluş ve örgütlerin, dış  kaynak­lı ekonomik ve siyasal reçetelerin, programların, po­litikaların sözcülüğünü yapmaları, ancak bu reçete ve programların Türkiye ve geniş kitleler çıkarına sonuç­lar vermemesi kafalarda soru işaretleri doğurmuş, kuşkular yaratmıştır. İşbirlikçi, komprador, burjuvazi, ulusal olmayan, kapitalizm gibi küçültücü niteleme­ler, tanımlamalar, işadamlarına ilişkin olarak kullanıl­maya başlanılmıştır.

Bu yazıda bizim gibi ülkelerde işadamlarının, uzun sü­rede ayakta kalabilmeleri, başarılı olabilmeleri için ulu­salcı olmaları gereği, aksi halde bindikleri dalı kesecek­leri, kesmekte oldukları savı anlatılmaya çalışılmıştır.

Kavramlar, farklı biçimlerde algılandıklarından, kulla­nıldıklarından, öncelikle ulusalcılık kavramına açıklık getirmek gerekir. Ulusalcılıkta kuşkusuz, onur, ulusal kimlik, özgüven, gurur, bağımsızlık, özgürlük; sömürgeciliğe, emperyalizme karşı çıkış olmalıdır. Eksiklikle­ri olmakla beraber ulusalcılığa ilişkin şöyle bir tanım ve­rilebilir. "Ulusalcılık, ulusal benlik ve bilinç yaratarak, onur ve özgüven duygularını geliştirmek, haksız uygu­lamalara son vermek, tüm vatandaşlara gereken hiz­metleri sunmak, ülke çıkarlarını koruyarak dış sömür­geciliğe, yayılmacığa karşı çıkmak, özgür ve bağımsız yaşamak, her alanda ulusal gurur ve övünce ola­nak verecek başarılar sağlamaktır" Kuşkusuz ulusal­cılığa ilişkin daha kapsamlı, daha iyi ifade edilmiş ta­nımlar verilebilir.

İşadamlarımız, yetersiz de görülse yukarıda verdiği­miz tanım kapsamında ulusalcı olabilirler mi? Bazı ki­şiler, yazarlar, bu soruya hemen olumsuz yanıt verecek­lerdir. Diyeceklerdir ki, "Kapitalizmin kökü dışarıdadır. Emperyalizm, gelişmekte olan ülkelerde, üçüncü dün­ya ülkelerinde, ezilen dünyada kendine bağlı uydu ya­pılar kurar. Uydu yapının aktörleri, uygulayıcıları da komprador, işbirlikçi burjuvazidir. Bu nedenle, burju­vazi yerli de olsa ulusalcı olamaz." Bazı işadamlarımı­zın ve örgütlerinin ulusal devletten yana olmamaları, ulusal devlet karşıtı sloganlara katılmaları ulusal burjuva­zi, ulusalcı işadamları olur mu sorusunu gündeme ge­tirmektedir.

Emperyalizm, daha nazik bir deyişle ekonomik küreselleşme, ulusal devletlere karşıdır. Ulusal devletleri, özellikle yayılmacılığa karşı olan ya da olabilecek dev­letleri yıkma peşindedir. Bu amaçla özelleştirmeyi, et­nik ayrımcılığı, yerli işbirlikçileri araç olarak kullanmak­tadır. Bu nedenle de işbirlikçi, komprador burjuvaziye karşı ulusalcı burjuvazi olabilir mi, yaşayabilir mi soru­su gündeme gelmektedir.

Cumhuriyet hükümetleri, ta cumhuriyetin ilanından, 1926 yılında çıkarılan Teşvik-i Sanayi Kanunu'ndan beri, ulusal burjuvazi oluşturma, yaşatma çabasında ol­muştur. Amaç, herhalde Türkiye'de kurulan tesislerin TC nüfus kağıdı sahiplerine ait olması değildir; oluşa­cak burjuvazinin ulusalcı olması, ulusal çıkarları koru­masıdır. Bu konuda toplum önemli boyutta özveride bu­lunmuş, kaynak aktarmıştır. Bugün, işadamlarımızdan yerli burjuvaziden söz ediyorsak, bu yapı hemen he­men tümüyle cumhuriyet sonrası oluşmuştur. Ulusal devlet, ulusalcı burjuvazisini, kapitalistini, işadamını ya­ratmaya çalışmıştır.          

Yabancı yayılmacı güçler, çeşitli ayartılarla kendi amaçları için oluşmuş burjuvaziyi kullanmakta, ulusal devleti zayıflatmaya çalışmaktadır. Emperyalizm, sö­mürgeleştirmek için ulusal devletleri ortadan kaldırmak gereğini duymakta; savaş, güç kullanma dahil her ara­cı da bu amaç doğrultusunda zorlamaktadır.

Günümüzde nazikçe medeniyetler çatışmasından söz edilmektedir. Aslında çatışma, çelişki, yayılmacı güçlerle, ezilen ya da ezilmemeye çalışan uluslar ara­sındadır. Marksist söylemde, öğretide temel çelişki, çatışma proletarya ile burjuvazi arasındadır. Bunun tam gerçeği yansıtmadığını özellikle Lenin görmüş, dile ge­tirmiş; Sovyet İhtilali sonrasında da Sultangaliyef, açıkça, temel çelişkinin, çatışmanın ezenlerle ezilen ulus­lar arasında olduğunu ortaya koymuştur.

İşadamlarımız, Sevres kompleksine kapılmasak, es­ki ABD cumhurbaşkanlarından Wilson'un "Türkiye haritadan silinmelidir" tümcesini unutsak dahi, Sultanga­liyef'in tanısını, Yugoslavya modeli, Irak'ta yaşananlar, güneydoğumuzdaki oluşumlar, ABD'nin Büyük Orta­doğu Projesi karşısında düşünmeli, irdelemelidirler.

Bizim gibi parçalanmaya ya da güdüm altına alınma­ya çalışılan ,ülkelerde burjuvazinin ulusalcı olması, yalnız vefa borcu, etik gereği değil, kendisinin uzun süre­li çıkarı açısından da zorunludur. Ulusal devlet zayıfla­dığında, yıkıldığında, yerli burjuvazi de kayba uğrar. Emperyal güçler artık yerli işbirlikçiye gerek duymaz­lar, bunun için bir bedel de ödemezler, belki mevcut işe yarayan tesisleri de ucuza kapatmaya çalışırlar. Bu, yerli burjuvazinin de büyük ölçüde sonu demektir.

Yayılmacı güçlerin yerleşmeye çalıştığı coğrafi böl­gedeki Türkiye ulusal güç birliği oluşturmak zorunda­dır. Yerli burjuvazi, bazı dış ayartılara, aldatmalara ka­pılmadan ulusal güç birliği içinde yerini almalıdır. Aksi halde ulusal devlet zaafa uğradığında kendini koruya­cak. destekleyecek gücü de bulamayacaktır.

 
 | Gündem / Haber | Tarihçe | Yazarlar | Arşiv | Resim Galerisi | MP3 Bölümü |
 | Görüş ve Öneriler
| Abonelik | Künye | Bağlantılar |Vakıf | Ulaşım |