Ekim 2004  Sayı: 74 "Ülkenin             bütünlüğü ve ulusun bağımzızlığı kaygı vericidir... Ulusun bağımsızlığı             yine ulusun çaba ve kararlılığı ile kurtarılacaktır."  | Anasayfa |
      Gündem
      Okuyucu Köşesi
      Duyurular
      Tarihçe
      Yazarlar
      Arşiv
      Resim Galerisi
      MP3 Bölümü
      Görüş ve Öneriler
      Abonelik
      Künye
      Bağlantılar
      Vakıf
      Ulaşım

 

   EKİM 2004  
KORKUNUN ECELE FAYDASI YOKTUR
Mehmet Nihat SEBİK
 
AB Komisyonu’nun Türkiye’nin tam üyeliğe doğru gerçekleştirdiği ilerleme ile ilgili AB Konseyi ve AB parlamentosu için tavsiye niteliği taşıyan 6 Ekim 2004 tarihli resmi yazısı(1) Türk milletine karşı küstahça kaleme alınmış, elle tutulabilen ve göz ile okunabilen, apaçık bir düşmanlık belgesidir. Bunun aslında böyle olmadığını umarak “batı medeniyetinin dostumuz ve müttefiğimiz” olduğunu ileri sürenlere inanıyormuş gibi davranıyorsak ve sanki bu “medeniyetin” askerlerini yakın bir geçmişte Türk, Kürt, Sünni, Alevi, demeden bir araya gelerek ülkemiz topraklarından kovalayanlar onlar değilmiş gibi, “Atatürk ve arkadaşlarının batı ile bütünleşmemizi vasiyet ettiği” yalanını yalayıp yutuyorsak, apaçık gerçekler karşısında cehalet perdesinin arkasına sığınmaya çalışan birer korkak gibi davranıyoruz demektir.
 
Gözünü ve kalbini açıp okumaya cesareti olanlar için AB Komisyonu’nun 6 Ekim 2004 tarihli resmi yazısında kaleme aldığı en çarpıcı gerçekler arasında, 1995 yılında kabul edilen Gümrük Birliği Antlaşması çerçevesinde zaten sağlanmış bulunan ekonomik bütünleşme nedeni ile Türkiye’nin tam üyeliğinin AB ekonomisi üzerindeki etkisinin küçük olacağına(2) karşılık, tam üye olması halinde 2014 yılından sonra Türkiyeye aktarılacak fonların AB bütçesi üzerindeki etkisinin büyük olacağı(3), Türkiye’nin tam üye olması halinde AB parlementosundaki sandalyelerin dağılımının orta ve büyük ölçekli üye ülkeler aleyhine ciddi bir biçimde bozulacağı(4), Türkiye’nin AB konseyinin alacağı kararlarda etkili olacağı , ancak AB Komisyonu’ndaki üye sayısının 2014 yılından sonra azaltılması planlandığı için Komisyon’un karar verme mekanizmasında önemli bir ağırlığının olmayacağı(5), Türk işgücünün serbest dolaşımını tamamen engellemeyi garanti etmek için şart koşulması gerekebileceği(6), başlatılacak üyelik müzarekelerinin sonucu önceden garanti edilemeyecek ucu açık bir süreç olduğu(7), Türkiye’nin tam üyeliğe kabulü için gerekli “hazırlıkların” en az on senesüreceği(8).
Bu süre zarfında Türkiye’nin AB’nin mali çıkarlarını daha da kollamak için idari kadro ve kapasitesini biraz daha takviye etmesi gerektiği(9), herhangi bir fasılda müzarekelere başlamadan önce Türkiye’nin söz konusu fasılla ilgili AB müktesebatından doğan tüm yükümlülüklerini önceden yerine getirmiş olması gerekeceği(10), müzakere edilecek her fasılın GKRC dahil tüm üyelerin katılımı ile oluşturulacak hükümetler arası bir konferansta tartışılacağı(11), konferanslarda alınacak kararların ancak tüm üye ülke temsilcilerinin oybirliği(11) sağlandığı takdirde geçerli olacağı, kötü muamelenin işkenceye varacak şekilde hala devam ettiği(12), bazı gazetecilerinin şiddet içermeyen ifadelerinden ötürü haklarında dava açılmaya devam edildiği(13), Kürtlerin temel hak ve özgürlüklerinden tam anlamıyla yararlanmalarına izin verecek tedbirlerin alınması gerektiği(14), koruculuk sisteminin Güney Doğu’da boşaltılan köylere geri dönüşü engellediği(15), Haziran 2004’te serbest bırakılan Leyla Zana ve arkadaşlarının tekrar yargılanmalarının sözkonusu olduğu(16), Türk Silahlı Kuvvetleri’nin siviller üzerindeki etkisinin gayri resmi yollardan devam ettiği(17),  gayri müslim topluluklarının resmen tanınmak, gayri menkul edinmek, din adamı yetiştirmek, okullar ve kendi iç işleri ile ilgili sorunlarının bulunduğu(18), Alevilerin Müslüman bir azınlık olarak hala tanınmadığı(19), reform sürecinin özellikle temel hak ve özgürlükler ile ilgili alanlarda uygulanıp uygulanmadığının uzun bir dönem zarfında teyid edilmesi gerektiği(20), temel hak ve özgürlükler, demokrasi, insan haklarına saygı, ve hukukun üstünlüğü gibi temel hususlarda ciddi ve sürekli bir ihlalin gözlenmesi durumunda komisyonun üyelik müzarekelerinin askıya alınmasını tavsiye edeceği(21), müzakerelerin sonucu ne olursa olsun Türkiye’nin gelecekte AB’nin karar organlarına “zincirlenmiş bir biçimde” tamamen bağlı kalması gerektiği(22), sıralanmaktadır.Komisyonun yazısında dinimize de dil uzatılarak, tam üyelik halinde, nüfusun büyük bir çoğunluğu müslüman olmasına rağmen, Türkiye’nin temel hak ve özgürlükler, demokrasi, insan haklarına saygı, ve hukukun üstünlüğü gibi temel hususlara riayet eden önemli bir “model ülke” olacağı(23) belirtiliyor.
 
Biz “batı medeniyeti” ile emperyalist sömürüden pay almak üzere masaya oturup “müzakere” edeceğimizi zannediyorsak , Gümrük Birliği antlaşması yüzünden 1995 yılından beri zaten yarı sömürge haline geldiğimizi, ve ülkemizin tapu senedi olan Lozan antlaşmasının azınlık haklarıyla ilgili hükümlerinin TBMM tarafından “uyum yasaları” çerçevesinde neredeyse iptal edildiğini bilmiyoruz demektir.
Batı medeniyetlerinin bizim ile bundan sonra müzakere edeceği hususlar AB bütçesinden en az on yıl sonra bize ne kadar pay düşeceği değil, hangi şartlar altında Kıbrıs ve Ege Denizi’nden çıkacağımız, azınlıklara ve yabancı uyruklulara ne gibi imtiyazların tanınacağı, sözde Ermeni soykırımının kabülünden sonra “diasporaya” ne kadar tazminat ödeyeceğimiz, ordumuzun ne zaman terhis edileceği, ve meclisimizin ne zaman kapatılacağıdır. Acaba bugün Atatürk’ün öngördüğü gibi sadece gaflet, dalalet, ve hatta hıyanet içerisinde miyiz, yoksa “dost ve müttefiklerimizin” resmi yazışmalarında açıkça belirttikleri taleplerine gereken cevabı verirsek başımıza gelebilecek olan bir felaketten mi korkuyoruz?
Türk’üm diyen herkesin birlik ve beraberlik içerisinde aklını başına devşirmesi gereken günler gelip çatmıştır.
 
 
 
DİPNOTLAR
 
1 AB Komisyonu’nun resmi internet sitesinde yayılanan yazı : COMMISSION OF THE EUROPEAN COMMUNITIES , Brussels,6.10.2004,COM(2004)656final
COMMUNICATION FROM THE COMMISSION TO THE COUNCIL AND THE EUROPEAN PARLIAMENT , Recommendation of the European Commission on Turkey’s progress towards accession
 
2 Ayni yazının 4.üncü sahifesindeki son paragrafta bulunan ifade: ”The economic impact of Turkey’s accession on the EU would be .... small, due to the  ... degree of economic integration already existing before accession.”
 
3 Ayni yazının 6.ıncı sahifesindeki ilk paragrafta bulunan ifade: “The budgetary impact of Turkish membership to the EU ... would be substantial.”
 
4 Ayni yazının 6.ıncı sahifesindeki ikinci paragrafta bulunan ifade: “Turkey’s accession, ... would significantly affect the allocation of European Parliament seats of current Member States, in particular the medium sized and large countries.”
 
5 Ayni yazının 6.ıncı sahifesindeki ikinci paragrafta bulunan ifade: “In the Counsil, Turkey would have an important voice in the decision making process in view of its population share which would be reflected in the Council voting system. The impact in terms of  the Commission would be less important given the planned reduction of the members of the Commission from 2014 onwards.”
 
6 Ayni yazının 5.inci sahifesinde bulunan ifade:  “Long transition periods and a permanent safeguard clause can be considered  to avoid serious disturbances on the EU labour market.”
 
7  Ayni yazının 2.inci sahifesindeki son satırda bulunan ifade:  “This is an open-ended process whose outcome cannot be guaranteed beforehand.”
 
8 Ayni yazının 4.üncü sahifesindeki üçüncü paragrafta bulunan ifade:  “The necessary preparations for accession will last well into the next decade.”
 
9 Ayni yazının 17.inci sahifesindeki altıncı paragrafta bulunan ifade: “Turkey should further reinforce its administration and the capacity to protect the financial interests of the EC”
 
10 Ayni yazının 10.uncu sahifesindeki 6.ıncı Madde’de bulunan ifade:  “Existing legal obligations in line with the acquis must be fulfilled before the opening of negotiations on related chapters.”
 
11 Ayni yazının 9.uncu sahifesindeki 6.ıncı Madde’de bulunan ifade:  “Accession negotiations will take place in the framework of an Intergovernmental Conference where decisions require unanimity and with full participation of all EU Members.”
 
12 Ayni yazının 12.inci sahifesindeki ikıncı paragrafta bulunan ifade: “...numerous cases of illtreatment including torture still continue to occur.”
 
13 Ayni yazının 12.inci sahifesindeki üçüncü paragrafta bulunan ifade: “...journalists and other citizens expressing non-violent opinion continue to be prosecuted.”
 
14 Ayni yazının 6.ıncı sahifesindeki üçüncü paragrafta bulunan ifade: “measures to ... allow for full enjoyment of rights and freedoms by the Kurds.”
 
15 Ayni yazının 3.üncü sahifesindeki ikıncı paragrafta bulunan ifade: “The return of internally displaced persons in the Southeast has been limited and hampered by the village guard system.”
 
16 Ayni yazının 12.inci sahifesindeki ilk paragrafta bulunan ifade: “Leyla Zana and her former colleagues, who were released from prison in June 2004,are to face a further retrial “
 
17 Ayni yazının 11.inci sahifesindeki üçüncü  paragrafta bulunan ifade: “.... the armed forces in Turkey continue to exercise influence through a series of informal mechanisms.”
 
 
18 Ayni yazının 12.inci sahifesindeki beşinci paragrafta bulunan ifade: “ ... non-Muslim religious communities continue to experience difficulties connected with legal personality, property rights, training of clergy, schools and internal management.”
 
19 Ayni yazının 12.inci sahifesindeki beşıncı paragrafta bulunan ifade: “ Alevis are still not recognised as a Muslim minority.”
 
20 Ayni yazının 3.üncü sahifesindeki son paragrafta bulunan ifade: “The irreversibility of the reform process, its implementation, in particular with regard to fundamental freedoms, will need to be confirmed over a longer period of time.”
 
 
21 Ayni yazının 9.uncu sahifesindeki beşinci Madde’de bulunan ifade: “The Commission will recommend the suspension of negotiations in the case of a serious and persistent breach of the principles of liberty, democracy, respect for human rights and fundamental freedoms and the rule of law ...”
 
22 Ayni yazının 3.üncü sahifesindeki ilk satırda bulunan ifade: “Regardless of the outcome of the negotiations or the subsequent ratification process, the relations between the EU and Turkey must ensure that Turkey remains fully anchored in European structures.”
 
 
23 Ayni yazının 4.üncü sahifesinde bulunan ifade: “Turkey would be an important model of a country with a majority Muslim population adhering to such fundamental principles as liberty, democracy, respect for human rights and fundamental freedoms, and the rule of law.”      

 

 

 
 | Gündem / Haber | Tarihçe | Yazarlar | Arşiv | Resim Galerisi | MP3 Bölümü |
 | Görüş ve Öneriler
| Abonelik | Künye | Bağlantılar |Vakıf | Ulaşım |