| SAYIN
CUMHURBAŞKANI AHMET NECDET SEZER'E AÇIK MEKTUP
Prof. Dr. EROL MANİSALI
"Türkiye-AB ilişkilerinde esas sorun, AB'nin
Türkiye'yi içine almak İstememesidir. AB, "Türkiye'yi
içime alamam, özel statüde yedeğime alırım"
demektedir.
- AB bunu Soğuk Savaş bittiği ve aynı yıl Türkiye'nin
tam üyelik başvurusunu reddettiği 1989'da ortaya
koydu.
- Bu nedenle Türkiye'de bazı çevreler Brüksel
ile işbirliği yaparak yine aynı yıl, "Tam
üye olmasak da Gümrük Birliği'ne gireceğiz"
demişlerdi. Türkiye "resmen",
AB'ye tek yanlı bağlanıyordu.
- Gümrük Birliği, Katma Protokol'ün(1970) bir
sonucu olamaz. Katma Protokol bir bütündü; mal
dolaşımı, işgücü dolaşımı ve tam üyeliği öngörüyordu.
- Katma Protokol'e göre 6 Mart 1995'te yalnız
Gümrük Birliği belgesinin değil, işgücü dolaşımı
ile birlikte tam üyeliğin de onaylanması gerekirdi.
Katma Protokol maddeleri okunduğunda bunlar
açık olarak görülür.
Yanıtlanması Gereken Sorular
1. Bugün diğer
AB adaylarının neden Türkiye'nin 6 Mart 1995'te
imzaladığı türden "tek yanlı bağlayan"
ve Türkiye'yi örtülü bir sömürge durumuna sokan
bir ilişki düzeni bulunmuyor?
2. Bu tek yanlı belge bugüne kadar ulusal sanayi
dallarımızın yabancıların eline geçmesine yol
açmıyor mu? Tekstil, gıda, inşaat malzemeleri
en ileri sektörlerimiz iken bugün yabancı malların
işgali altına girmediler mi?
3. Anadolu'da ticaret odası başkanları son yıllarda
iç pazarın çokuluslu şirketlerin eline geçtiğini
sürekli olarak açıklıyor. Bu gelişmeler AB'ye
tek yanlı bağlanmanın sonucu değil mi?.."
Abonelik
için tıklayınız.
-
Geri - |