| AJAN
VE İŞBİRLİKÇİ CENNETİ TÜRKİYE
ARİF ÇAVDAR (Atasev Başkanı ADD Eski Genel Başkanı)
"Osmanlı İmparatorluğu, yaşamının son üçyüz
yılında, batılı emperyalist güçlerin (Düvel-İ
Muazzama'nın) siyasal, ekonomik, mali, askeri
ve hatta yargısal yönlerden tutsağı iken, Türkiye
Cumhuriyeti adı altında yeniden kazanılan bağımsızlığımızın
ve dış politikamızın, tam bağımsız ve gerçekçi
bir eksene oturtulabilmesi ancak, Türkiye Cumhuriyeti'nin,
1923-1950 döneminde mümkün olabilmiştir.
II. Dünya Savaşı'nı izleyen yıllarda SSCB, Kars,
Artvin ve Ardahan İle Türk Boğazlan üzerinde
hak iddia edince Türkiye, eski ABD Moskova Büyükelçisi
Harrİ-man'ın da belirlediği gibi, yalnızlık
duygusuna kapılmış ve dost arayışına girmiştir.
Ne var ki, Türkiye bunu yaparken, ABD'nin kanatlan
altında duygusal bir dış politika izlemeyi yeğlemiştir.
Aslında ulusal dış politikaların saptanmasımda,
ulusal çıkarların ön planda tutulması gerekirken
1950 yı-lı'ndan başlayarak, dış ilişkilerimizde
izlenen duygusal politikalar, giderek uydusal
politikalara dönüşmüştür.
1960'lı yılların ilk yarısında, zamanın kısa
dönemli Başbakanı İsmet İnönü'nün, Kıbrıs konusunda
giriştiği kişilikli bir atak üzerine, ABD Cumhurbaşkanı
Lyndon Johnson'un, Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti'ne
hitaben göndermiş olduğu aşağılayıcı mektup,
bîr uyaran niteliği taşımış ve tarihimizin en
büyük diplomatı olarak nitelenen İsmet İnönü,
ünlü çıkışını yaparak, "yeni bir dünya
düzeni kurulur ve Türkiye layık olduğu yeri
alır" biçimindeki söylemiyle ilk başkaldırıyı
yapmış ise de, hemen sonrasında, ABD'ne yaptığı
resmi gezi sırasında, kendi hükümetinin, TBMM'deki
çoğunluk oylarını yitirdiği haberini, bizzat
ABD Cumhurbaşkanı'ndan öğrenmiştir. Böylece
ABD, ülkemizdeki işbirlikçileri aracılığıyla,
nelere kadir olabileceğini İnönü'ye bizzat göstermiştir.
ABD, II. Dünya Savaşı'nı izleyen yıllarda, Ortadoğu
Arap petrollerinin rahatça sömürülebilmesi ve
kendi sömürü bölgesinin, SSCB'ne karşı savunulabilmesi
bağlamında, Türkiye'nin sahip olduğu jeopolitik
ve jeostratejik konumu nedeniyle, Türkiye'ye,
askeri ekonomik ve teknik yardımlarını başlatmıştır.
Bu bağlamda Devletin tüm kurum ve kuruluşlarına,
danışman adı altında, birtakım ajanlar da göndermiştir.
Bu ajanlar, kendilerinden istenilen İşlevleri
yerine getirirlerken, Türkler'in biraz da aşırı
sayılabilecek konukseverlikleri yanında, kutsal
değer yargılarının ve onurlarının okşanıp pohpohlanması
yoluyla..."
Abonelik
için tıklayınız.
-
Geri - |