Haziran 2002   Sayı: 46 "Ülkenin bütünlüğü ve ulusun bağımzızlığı kaygı vericidir... Ulusun bağımsızlığı yine ulusun çaba ve kararlılığı ile kurtarılacaktır."  | Anasayfa |
      Gündem
      Haber
      Duyurular
      Tarihçe
      Yazarlar
      Arşiv
      Resim Galerisi
      MP3 Bölümü
      Görüş ve Öneriler
      Abonelik
      Künye
      Bağlantılar
      Vakıf
      Ulaşım

 

   HAZİRAN 2002  

AJAN VE İŞBİRLİKÇİ CENNETİ TÜRKİYE
ARİF ÇAVDAR (Atasev Başkanı ADD Eski Genel Başkanı)


"Osmanlı İmparatorluğu, yaşamının son üçyüz yılında, batılı emperyalist güçlerin (Düvel-İ Muazzama'nın) siyasal, ekonomik, mali, askeri ve hatta yargısal yönlerden tutsağı iken, Türkiye Cumhuriyeti adı altında yeniden kazanılan bağımsızlığımızın ve dış politikamızın, tam bağımsız ve gerçekçi bir eksene oturtulabilmesi ancak, Türkiye Cumhuriyeti'nin, 1923-1950 döneminde mümkün olabilmiştir.

II. Dünya Savaşı'nı izleyen yıllarda SSCB, Kars, Artvin ve Ardahan İle Türk Boğazlan üzerinde hak iddia edince Türkiye, eski ABD Moskova Büyükelçisi Harrİ-man'ın da belirlediği gibi, yalnızlık duygusuna kapılmış ve dost arayışına girmiştir. Ne var ki, Türkiye bunu yaparken, ABD'nin kanatlan altında duygusal bir dış politika izlemeyi yeğlemiştir.
Aslında ulusal dış politikaların saptanmasımda, ulusal çıkarların ön planda tutulması gerekirken 1950 yı-lı'ndan başlayarak, dış ilişkilerimizde izlenen duygusal politikalar, giderek uydusal politikalara dönüşmüştür.

1960'lı yılların ilk yarısında, zamanın kısa dönemli Başbakanı İsmet İnönü'nün, Kıbrıs konusunda giriştiği kişilikli bir atak üzerine, ABD Cumhurbaşkanı Lyndon Johnson'un, Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti'ne hitaben göndermiş olduğu aşağılayıcı mektup, bîr uyaran niteliği taşımış ve tarihimizin en büyük diplomatı olarak nitelenen İsmet İnönü, ünlü çıkışını yaparak, "yeni bir dünya düzeni kurulur ve Türkiye layık olduğu yeri alır" biçimindeki söylemiyle ilk başkaldırıyı yapmış ise de, hemen sonrasında, ABD'ne yaptığı resmi gezi sırasında, kendi hükümetinin, TBMM'deki çoğunluk oylarını yitirdiği haberini, bizzat ABD Cumhurbaşkanı'ndan öğrenmiştir. Böylece ABD, ülkemizdeki işbirlikçileri aracılığıyla, nelere kadir olabileceğini İnönü'ye bizzat göstermiştir.

ABD, II. Dünya Savaşı'nı izleyen yıllarda, Ortadoğu Arap petrollerinin rahatça sömürülebilmesi ve kendi sömürü bölgesinin, SSCB'ne karşı savunulabilmesi bağlamında, Türkiye'nin sahip olduğu jeopolitik ve jeostratejik konumu nedeniyle, Türkiye'ye, askeri ekonomik ve teknik yardımlarını başlatmıştır. Bu bağlamda Devletin tüm kurum ve kuruluşlarına, danışman adı altında, birtakım ajanlar da göndermiştir. Bu ajanlar, kendilerinden istenilen İşlevleri yerine getirirlerken, Türkler'in biraz da aşırı sayılabilecek konukseverlikleri yanında, kutsal değer yargılarının ve onurlarının okşanıp pohpohlanması yoluyla..."

Abonelik için tıklayınız.

- Geri -

 
 | Gündem / Haber | Tarihçe | Yazarlar | Arşiv | Resim Galerisi | MP3 Bölümü |
 | Görüş ve Öneriler
| Abonelik | Künye | Bağlantılar |Vakıf | Ulaşım |