|
TÜRKİYE’Yİ AYAKTA TUTAN İKİ GÜÇ
Dr. ÖZTİN AKGÜÇ
Türkiye Cumhuriyeti’ni ayakta tutan, ayakta
tutacak iki büyük güç, “Kemalizm ve halkımızın
büyük bir bölümünün hala onurunu, özgüvenini,
toprak ve yurtseverliğini yitirmemiş” olmasıdır.
Yabancılar, ABD’Ii, AB’li dostlarımız bu gerçeği
görmüş, bu iki ana sütun yıkılmadan, TC’nin
parçalanamayacağını, kolay kolay dize
getirilemeyeceğini, boynuna ip takılıp
sürüklenemeyeceğini anlamışlardır. Bu nedenle
stratejik ortaklarımızın, dostlarımızın
çabaları, çeşitli oyunlarla, dayatmalarla, zaman
zaman sahte gülücüklerle, sözde yardım ve
desteklerle bu iki sütunu yıkma yönünde
olmaktadır ve olacaktır.
Önceleri yerli işbirlikçi ve yardakçılarının da
desteği ile Kemalizmin ömrünü doldurduğu,
küreselleşme olgusu karşısında anlamını
yitirdiği, tarihsel bir olgu olduğu
savunulmuştur.Yine bu bağlamda Atatürkçü
görüntüsü ile Kemalizmin içi boşaltılarak,
gardırop Atatürkçülüğü olarak nitelendirilen
biçimsel bir yapı verilmeye çalışılmış, bir tür
törensel Atatürkçülük geliştirilmiştir.
Şimdilerde yeni dayatma ya da sav Kemalist
ideoloji ile AB üyeliğinin bağdaşmayacağı,
Kemalizm ideolojisi ile AB üyesi
olunamayacağıdır. Hollandalı Arie OostIander’in
öneri ya da görüşleri, AB’ye giriş için yeni bir
koşul dayatma ya da göz korkutmadır. ABD’Ii,
AB’li dostlarımız Türkiye’nin bağımsızlığını
koruma, onurlu bir ülke olma konusundaki son
direnç noktalarını da kırma çabası içindedirler.
Kendi çıkarları açısından haklıdırlar. Yerli
işbirlikçilerinin de katkısı ile Türkiye’yi
engelleme konusunda oldukça da başarılıdırlar.
Türkiye’de özellikle 1980 sonrası hızlanan bir
yozlaşma, buna bağlı olarak, bu sözcüğü
kullandığım için özür dilerim, ‘kıtıpiyoslaşma’
süreci yaşanmaktadır. Değer yargıları
çarpıtılmakta, etik değerler ve kurallar bir
yana itilmektedir. Yozlaşma, toplumun gelir
düzeyi yüksek üst katmanlarında! daha belirgin
biçimde gözlenmekte ve yaşanmaktadır.
Son yıllarda, özellikle de Irak savaşı
öncesinde, toplumda bir de yılgınlık,
çaresizlik, yalnız kalma korkusu, fobisi
yaratılmaya ya da pekiştirilmeye çalışılmıştır,
halen de çalışılmaktadır. “Borçluyuz, IMF den,
ABD’den destek gelmezse, ekonomimiz bunalıma
girer; bugüne dek yaşamadığımız boyutta krize
gireriz; ABD ile ya da AB ile iyi geçinemezsek
dışlanırız, dünyada yalnız kalırız, geri bir
Ortadoğu ülkesi konumuna düşeriz”. Benzer
görüşleri, argümanları dinliyor, okuyor,
izliyoruz. Bu tür moral bozucu, özgüveni
azaltıcı, ABD ya da AB uyduluğuna özendirici
yayınların tümüyle etkisiz kaldığı da
söylenemez. En azından bazı kişilerde kuşkular
doğurduğu, kafaları karıştırdığı da yadsınamaz.
Toplumun üst katmanlarını etkilemiş görün
yozlaşma virüsünün, mikrobunun ne ölçüde
toplumun tümünü, gelir düzeyi açısından alt
katmanları da etkilediği bir soru işaretidir.
Belki iyimserlik olarak nitelendirilebilir ama,
yozlaşmanın yüzeyde kaldığı, toplumun
derinliklerine inmediği savunulabilir. Bazı
yazarları okudukça, emekli sivil ve asker
bürokratları dinledikçe, kimi iş adamlarımızın
çıkışlarını, davranışlarını gözlemledikçe artan
kaygı, gelir düzeyi düşük, günlük geçimini
sağlamada zorlanan kişilerle konuştukça
azalmaktadır. Ülke sevgisinin, yardımlaşma
duygusunun, özgüvenin, onurun insanımızda
tümüyle tükenmediği görülmektedir. Tezkerenin
kabul edilmemesi, ABD güçlerinin Irak’ta milis
kuvvetler karşısında bile debelenmesi halkımızın
özgüvenini arttırmıştır.
“Dünyada yalnızlığa itildik, dışlandık, ABD’den
para gelmezse mahvoluruz, altı aya kalmaz büyük
krizler yaşarız, ne İsa’ya ne Musa’ya
yaranabildik, ABD bizi affetmez, hesabını sorar”
gibi yayınlar ve görüşler, Pentagon ağzı ve
yorumlar bazı densiz AB temsilcilerinin üslubu
ve seviyesiz eleştiri ve öneriler yalnızca üst
katmanlardaki yozlaşmayı, kıtıpiyoslaşmayı
ortaya koymaktadır. Toplumun alt katmanları daha
sağlamdır, sağlıklıdır. Bu olgu,Türkiye geleceği
için güven vermektedir.
Türkiye iç ve dış ayartılara kapılarak
Kemalizmin amaçlarından ödün vermemeli, toplumun
bir bölümünü etkilemiş olan yozlaşma ve
kıtıpiyoslaşmanın, toplumun sağlıklı
katmanlarına sıçramasını, sirayetini de önlemeye
çalışmalıdır.
Abonelik için tıklayınız.
- Geri - |