Kasım 2003  Sayı: 63 "Ülkenin             bütünlüğü ve ulusun bağımzızlığı kaygı vericidir... Ulusun bağımsızlığı             yine ulusun çaba ve kararlılığı ile kurtarılacaktır."  | Anasayfa |
      Gündem
      Okuyucu Köşesi
      Duyurular
      Tarihçe
      Yazarlar
      Arşiv
      Resim Galerisi
      MP3 Bölümü
      Görüş ve Öneriler
      Abonelik
      Künye
      Bağlantılar
      Vakıf
      Ulaşım

 

   KASIM 2003  

KARAR:  MÜDAFAA-İ HUKUK!..

MAHMUT YILBAŞ

Bir kere daha Müdafaa-i Hukuk Çağrısı ile 76 il temsilcisi 25-26 ekim tarihlerinde Ankara’da toplandı.

Toplantı Gazi Mustafa Kemal’in temsilcilere (bir devlet tiyatrosu sanatçısının  seslendirmesi ile)

“Efendiler! Vatanın bütünlüğü, milletin bağımsızlığı tehlikededir. Milletin bağımsızlığını yine milletin azim ve kararı kurtaracaktır.

Efendiler! vatan ve milletimizin karşı karşıya bulunduğu zulüm ve acılarla, ve hepsi aynı amaç ve maksatla milli vicdandan doğan vatansever ve milli cemiyetlerin birleşmesinden oluşan genel topluluk ‘Müdafaa-i Hukuk  Cemiyeti’ adını almıştır. Bu cemiyet her türlü particilik akımlarından ve şahsi ihtiraslardan arınmıştır ve uzaktır.

Efendiler!

Biz ilhamlarımızı gökten ve gaipten değil, doğrudan doğruya hayattan almış bulunuyoruz. Hiç Şüphe yok ki: Devletimizin sonuna dek yaşayabilmesi, ülkemizin güçlenebilmesi, ulusumuzun refah ve sorumluluğunun sağlanması, yaşamımız, namusumuz, onurumuz, geleceğimiz, kutsal inancımız ve son olarak her şeyimiz için cesaretimiz ve bütün gücümüzle milli egemenliğimizi  koruyacak ve kollayacağız.

Şimdiye kadar olduğu gibi birbirimize ve hep beraber milletin iradesine dayanarak yürümekte devam edeceğiz.” seslenişi ile başladı.

Temsilciler büyük bir heyecan ve vecd içerisinde Gazi Mustafa Kemal Paşa’nın kendilerine seslenişini dinlediler.

Saygı duruşu yapıldıktan ve İstiklal Marşı söylendikten sonra (E) Orgeneral Necati Özgen ilk açılış konuşmasını yaptı. Sn.(E) Orgeneral Necati Özgen’in konuşmasında vurgulanan konulardan bazıları şunlardı:

“Bilindiği gibi Müdafaa-i Hukuk Cemiyetleri Kurtuluş mücadelesi sırasında, Milletin içine düştüğü yok olma durumundan kurtarılıp Bağımsızlığa doğru yönlendirilmesi ve örgütlenmesi esnasında en etkili bir biçimde çalışmış bir mücadele kuruluşudur.

Bugün de karşı karşıya bulunduğumuz iç ve dış meselelerde de aynı ruh ve inançla çalışılması gerekmektedir.” dedikten sonra Mustafa Kemal Atatürk’ün Türk milletine üç direktifi bulunduğunu belirterek.

Bunların:

“1-Türkiye Cumhuriyeti’nin temel nitelikleri olan Milli devlet, Bağımsız devlet ve çağdaşlık özelliğinin mutlaka korunması

2- Türk milletinin milli birlik ve bütünlüğünün devam ettirilmesi

3- Çağdaşlaşma yolunda geriye dönülmemesi ve hep ileriye  gidilmesi.” olduğunu hatırlatarak “bu direktif ve hedeflerden dönmek asla sözkonusu olamaz”  dedi. Sn.(E) Orgeneral Necati Özgen konuşmasına “Bu ülke bizim ülkemizdir. İyi idare edilmese de, ekonomisi bozuk olsa da sevmediğimiz beğenmediğimiz olaylar yaşansa da, bu ülke bizim ülkemizdir. Gidecek başka bir Türkiye’miz  yoktur. Onun için 70 milyonun her birine düşen görevler vardır. Sorumluluklarımız vardır. Herkesin üzerine düşen görevleri hatırlamasına, sorumluluklarını yerine getirmesine ihtiyaç vardır. Dürüst olmaya,laiklik kavramını çok iyi anlamaya,bu ülkenin çağdaş medeniyet seviyesinin üzerine çıkarılarak gelecek nesillere teslim edilmesi gereken bir emanet olduğunu unutmamaya ihtiyaç vardır” diyerek devam etti. Ve daha sonra Atatürk’ün 14 Eylül 1931 tarihinde Dolmabahçe Sarayı balkonunda bilim adamlarına söylediği şu sözleri..  “Şair Mehmet Emin Yurdakul’un ilk defa Manastır Askeri İdadisinde öğrenci iken okuduğum Ben bir Türküm, Dinim cinsim uludur. mısrasıyla başlayan şiirinde bana ulusal benliğimin gururunu tattıran ilk anlatımında bulmuştum. Fakat asıl bunu orduya katıldığım ilk günlerde, bir Anadolu çocuğunun gözyaşlarında gördüm ve kuvvetle duydum. Ondan sonra Türklük, benim en derin güven kaynağım, en engin övünç dayanağım oldu. Kendimi hiçbir zaman Osmanlılığın telkin ettiği başka ulusları öven ve Türklüğü aşağı gören eksiklik duygusuna kaptırmadım.” sözlerini hatırlatarak “Evet şimdilerde birileri tarafından aşağı görülen ve gösterilen Türklük Duygumuz en büyük gururumuzdur.Bundan vazgeçtiğimizde Irak’ın başına gelenler bize de gelir” sözlerini ekledi.

Ve bu sözler il temsilcilerinden ve misafirlerden büyük destek gördü. Sn. (E) Orgeneral Necati Özgen konuşmasını “Türkiye’de devlet yönetiminde bulunmak ile iktidar olmak farklı şeylerdir. Bugünde devleti yönetenlere baktığımız zaman İktidar olamayacaklarını anlamak zor değildir. Çünkü onlar için önemli olan bütün milletin selametinden ziyade onları meclise taşıyan kitlenin çıkarları doğrultusunda hareket etmektir. Ancak iktidar olmak bütün milletin isteklerini yerine getirmektir. Bu itibarla Türkiye’de gerçek anlamda iktidar olan tek kişi vardır O’da Atatürk’tür.Çünkü O sadece Türkiye’yi düşünmüştür. Bizim de yolumuz, bu yoldur.” sözleriyle tamamladı.

İkinci açılış konuşmasını 76 il adına Adana il temsilcisi Çiftçi Sn. Remzi Zeytinli yaptı. Sn. Remzi Zeytinli konuşmasına “Muhterem arkadaşlarım , bugün buraya gelmiş olan sizler çeşitli siyasi partilerden, derneklerden, teşekküllerden, her sınıf ve zümreden gelmiş insanlarsınız. Bugün muhalefetiyle, iktidarıyla milletin parlamento’ya güven kalmadı. Arkadaşlar… bugün hepimizin görevi zor. 1919’da Atatürk Kuvva-i Milliye hareketine başladığı zaman düşman İstanbul’u işgal etmişti. Düşmanlar: İtalyanlar, İngilizler, Fransızlar ve yunanlılar  Ege’den Antep’e ve  Maraş’a kadar her yeri işgal etmişlerdi. Her tarafı yakıyor, yıkıyor, iffetlere tecavüz ediyordu. Bu halde idik. Milletin ayranını kabarttılar. Millet de kendilerine büyük bir dahinin önderliğinde münasip gelen dersi, bütün dünyanın gözü önünde verdi.Şimdi ise düşman yine her tarafı adeta sarmış durumda. Bir taraftan Karadeniz’e gidiyor, sen pontus’sun sen şusun, sen busun gibi propaganda yapıyor. Akdeniz’e iniyor başka türlü propagandalar  yapıyor, ellerinde arkasında haritalar bulunan incil’ler dağıtıyorlar. Bunlar hep bölme parçalama propagandası. Adana’da her köşede bunlar var. Çocuklara çikolata ve para dağıtıyorlar. Tabi bu yalnız Adana’da olmuyor,Türkiye’nin her yanında oluyor.Bütün bunları mücadelemizin zor olduğunu, vatandaşlarımıza gerçek maksatlarının neler olduğunu anlatmanız gerektiğini belirtmek için söylüyorum.” diyerek başladı ve büyük destek, yoğun tezahürat gören şu sözlerle de konuşmasını bitirdi: “Atatürk’ün diktiği cevizin meyvelerini yiyip de O’na ihanet edenlere lanet olsun.”

Açılış konuşmalarından sonra oturumlara geçildi. Birinci oturumda tarafımdan “Dünden Bugüne Müdafaa-i Hukuk” bildirisi sunuldu.

Bu bildiride Sn. temsilcilere, Müdafaa-i Hukuk şöyle anlatıldı:

“Değerli katılımcı arkadaşlarım!

Müdafaa-i Hukuk Türk Milleti için çok önemli ve özel bir anlam taşır.

Müdafaa-i Hukuk  Türk Milletinin emperyalizme karşı verdiği Kurtuluş ve Bağımsızlık savaşının Temel Siyasi Gerekeçesidir.

Müdafaa-i Hukuk; Türk Ulusu’nun Egemenlik Haklarını ve Bağımsızlığı Muhafaza ve Korumak için sahip olduğu siyasi karar ve azmin ifadesidir.

Müdafaa-i Hukuk; Türk Milleti’nin  ulusal bilincinin Hareket Noktası ve kaynağıdır.

Müdafaa-i Hukuk; Türk Milleti’nin, Mustafa Kemal Atatürk’ün önderliğinde çıktığı kurtuluş yoludur.

Müdafaa-i Hukuk; nihayet Türk Devleti demektir, onu korumak ve kollamak demektir.

Değerli arkadaşlarım!

Bir kere daha Müdafaa-i Hukuk çağrısına uyarak bizleri bir araya getiren, adeta koşarak burada toplanmanızı sağlayan işte! bu düşünceler ve bu inançtır. Hücrelerimize işlemiş bulunan bu asil inanç ve kudret, Erzurum ve Sivas Kongrelerini toplayan inancın aynısıdır. Bu inanç! Mustafa Kemal Atatürk’ün ‘Bağımsızlık karakterimdir’ dediği inançtır.

Bu inancın ilham kaynağı ulusal şairimiz Mehmet Akif’e İstiklâl Marşı’mızın;

- Ben ezelden beridir hür yaşadım hür yaşarım,

Hangi çılgın bana zincir vuracakmış? Şaşarım!

Kükremiş sel gibiyim, bendimi çiğner aşarım!

Yırtarım dağları, enginlere sığmam taşarım.

Mısralarını yazdıran o ulvi ve yüce ruhtur.

Değerli arkadaşlarım!

Yakın tarihimizde olduğu gibi bugünde ‘Müdafaa-i Hukuk Hareketini’ başlatmayı gerektiren koşulların, şartların oluşmuş olduğu konusunda tespit ve inançlarımız bulunmaktadır. Bu koşullar nelerdir?

1. Ulusal Egemenliğimiz tartışmalı hale getirilmiştir. AB’ye girileceği umudu yaratılarak, uyum yasaları ile ulusal egemenlik tehdit altına sokulmuştur.

O kadar ki:

Ulusal Egemenliğimizi korumak ve kollamakla birinci derecede sorumlu olanlar, egemenlik ve bağımsızlık konusunda yeni konsept ve doktrin oluşturulması gerektiğini, kurumları adına,  açıklamakta bir sakınca görmemektedirler.

2. Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin Üniter yapısı  tehdit ve tehlike altındadır. Bu yönde atılan en riskli adım ‘İkiz Yasalar’ la olmuştur.

3. Türk Halkı yoksullaştırılmıştır. Türkiye’yi borç batağına sürükleyerek, ülkeyi yavaş yavaş, ancak kararlı şekilde, yabancı tekellere teslim etmektedirler.

4. Türk Ulusu, psikolojik savaşın her türlü vasıtası kullanılarak içerden çökertilmek istenmektedir. Bir kısım medya bu görevi yüklenmiş görünmektedir.

5. Türkiye’yi yönetenler halkımızdan değil, yabancı devlet ve uluslar arası kurumlardan icazet alır duruma gelmişlerdir.

6. AB’ye girilecek ümidi yaratılarak Türkiye’yi parçalamak isteyen dış güçle,r yerli işbirlikçileri ile her gün daha etkin hale gelmektedir. Sevr’e doğru ülke adım adım taşınmaktadır. Geçmişte yaşananlar açık ve göz önünde meydana geliyordu; dost ve düşman belliydi. Bugün ise şeytana taş çıkartırcasına her şey hile, desise,düzen ve aldatmaca ile yapılmaktadır. Hilebaz, düzenbaz, Cambaz, madrabaz ve hainler ortalıkta cirit atıyor.

Bütün bu engellere rağmen, halkımızın ülkesine sevgisi, egemenlik ve bağımsızlığına toz kondurmamak azmi, kutsal bildiği temel değerlerini, yani “ulusal haklarını” korumak ve muhafaza etmek kararlılığı, dün olduğu gibi bugünde, hiç tartışma götürmez şekilde dimdik ayaktadır.

Ancak, Müdafaa-i Hukuk yolu ince ve uzun, gündüz ve gece yürünmesi gereken bir yoldur.

Vatana ve millete sahip çıkmak için yürünmesi gereklidir.

Yorulmadan, usanmadan, bıkmadan, sabırla yürünmesi gereken bir yoldur.

Bunun için inanç ve cesaret gerekmektedir.

Değerli arkadaşlarım!

Bir gerçeği unutmamalı, zor zamanlarımızda, dar zamanlarımızda, kendimize, birbirimize ve milletimize hep şunu tekrarlayalım, hatırlatalım:

Millet olarak bir defa başardık, niçin bir kere daha başarmayalım?”

Ve son olarak da,

“Değerli arkadaşlarım!

Sözlerimi büyük vatan şairimiz Namık Kemal’in yüzyıl önce söylediği şu mısralarla bitiriyorum:

- Felek her türlü esbâb-ı cefasını toplasın gelsin,

Dönersem  kahpeyim millet yolunda bir âzimetten” diyerek, konuşma bitirilmiştir.

Diğer konuşmacılar ve konuları şunlardı:

Sn. Aytunç Altındal “Patrikhane ve misyonerlik”, Sn. M.Emin Değer “Mondros’tan günümüze ABD’nin yayılmacı politikaları ve Türkiye” , Sn. Prof. Dr. A.Haluk Çay “Ermeni ihaneti” , Sn. Mehmet Bilgin “Yunanistan’ın Türkiye üzerindeki zararlı faaliyetleri” ; ikinci oturumda ise Sn. Prof. Dr. Şükrü Sina Gürel “AB dayatmaları ve Türkiye” , Sn. Talat Saral “Yeni kapitülasyonlar: Gümrük Birliği”, Sn. Hüseyin Taviloğlu “Türkiye’de ekonomik krizler ve İMF”, Sn. Ferruh Atbaşoğlu “Ormanlarımız” , Sn. Mustafa Çınkı “Madenlerimiz” , konularında bildirilerini sundular.

Üçüncü oturum“Anadolu’dan Ulusal Bakış” idi. 20 konuşmacı bildirilerini sundular. Konuşmalar çok ilgi gördü. Özellikle KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş adına konuşan eski bakanlardan Sn. Fuat Veziroğlu’nun konuşması, sık sık alkışlarla kesildi. Çok temsilci gözleri yaşlı olarak konuşmayı izledi. Balıkesir temsilcisi Sn. Doç.Dr. Zekeriya Özdemir’in “kimi Kuva-yı Milliye ve Müdafaa-i Hukukçular” hakkındaki konuşması zaman zaman derin bir sessizlik ve zaman zaman da coşku ile karşılandı.

Bu bölümde diğer konuşmacılar,; Samsun temsilcisi Sn. (E) Alb. Tuncer Sevinç, Ankara Kazan’dan çiftçi Sn. Burhanettin Baykurt, Nevşehir (Hacı Bektaş) temsilcisi (E) General Sn.Ali Rıza Selmanpakoğlu, İzmir temsilcilerinden (E) Hava Korgeneral Sn.Yaşar Müjdeci, yine İzmir temsilcisi Y.Müh. Sn. Tuncer Beybağa, bir İzmir temsilcisi daha Sn. Doç.Dr.Türkan Başyiğit, Trabzon temsilcisi Eczacı Sn. Necdet Durgun, Gaziantep temsilcisi Prof.Dr. Ahmet Arslan, yine İzmir temsilcilerinden (E) Kurmay Albay Sn. Ş.Osman Aras, Bursa temsilcisi Sanayici (tekstilci) Sn. Fahrettin Demirtaş, Balıkesir temsilcilerinden (E) Vali Sn. Utku Acun,  İskenderun temsilcisi bankacı Sn. Ahmet Yumuşak, İzmir temsilcisi (E) Albay Ahmet Avcı,  Bursa temsilcisi Sn. Demirali Pome,  Şınak’tan Sn.Dündar Kesik, Kıbrıs’tan Sn.Gökhan Güler, Ankara Temsilcisi (E) Kurmay Albay Sn.Mahmut Ata Katı, İstanbul temsilcisi Sn. Haydar Aksu, Zonguldak’tan Sn. Ömer Taşlı, İstanbul’dan Sn. Prof. Dr. Zeki Arslantürk, Ankara’dan Sn. Mahir Barış, Kayseri’den Sn. Muzaffer Bayram, ve Iğdır temsilcisi Avukat Sn. Ahmet Cafer Zor İlgiyle izlenen konuşmalar yaptılar.

Bu konuşmalardan önce de, Ulusal Egemenlik ve Bağımsızlık Bildirgesi yazım; Faaliyet ve Öneriler; Ekonomik Sorunlar ve Çözüm Önerileri; Gençlik ve Kadın Sorunlarıyla Meslek ve Sivil Toplum Kuruluşları İle İlişkiler, Tanıtım ve Basın İlişkiler Komisyonları, temsilcilerin oylarıyla kuruldu. Bir gün sonraki yani, 26 Ekim 2003 Pazar günkü son oturumda, komisyon raporları görüşülerek, temsilciler tarafından oy birliği ile kabul edildi.

Ayrıca, toplantıya katılmış olan 326 temsilci arasından 105 temsilciden oluşan bir “Temsilciler Grubu” ve 35 temsilciden oluşan bir “yürütme kurulu” oluşturuldu.

En önemlisi, 25-26 Ekim tarihinde Cumhuriyet’imizin 80 nci yılında “Müdafaa-i Hukuk” adıyla yapılmış olan toplantıda il temsilcilerinin oy birliği ile alınan kararıyla toplantı,“Müdafaa-i Hukuk Ulusal Platformu” adını taşıyacak bir harekete dönüştürülmüştür. Ayrıca, toplantı bildirisi Müdafaa-i Hukuk Ulusal Egemenlik ve Bağımsızlık Bildirgesi” olarak yine oy birliği ile kabul edildi.

Yanda okuyacağınız bildiri şöyle başlıyor: “Türk vatanının bütünlüğü, devletin bağımsızlığı ve ulusun egemenliği tehlikededir.” Ve “ Bu olumsuz şartlar altında dahi milletimiz, tehdit altında olan ülke bütünlüğü ve ulusun bağımsızlığını yaşatma kararı ve azmindedir... Milletin, Türkiye Cumhuriyeti’nin bağımsızlığını ve toprak bütünlüğünü savunma azmi karşısında durabilecek hiçbir güç yoktur” tespitiyle bitiyordu.

Ve, ikinci günün akşam saatleri yaklaşırken temsilciler “Ey vatan göz yaşların dinsin yetiştik çünkü biz…” müziği eşliğinde Müdafaa-i Hukuk hareketini başlatma kararını vererek hep birlikte kongre hatıra fotoğrafını çektirmek üzere Ankara Ticaret Odası binasının merdiven basamaklarında yerlerini alıyorlardı.

Bu heyecan ve onur verici bir tabloydu.

Çünkü;

Karar verilmişti! Artık, hep birlikte Müdafaa-i Hukuk hareketi başlatılmıştı…


Abonelik için tıklayınız.

- Geri -

 
 | Gündem / Haber | Tarihçe | Yazarlar | Arşiv | Resim Galerisi | MP3 Bölümü |
 | Görüş ve Öneriler
| Abonelik | Künye | Bağlantılar |Vakıf | Ulaşım |