|
‘…Cumhuriyet’e Karşı, Câniyâne Bir İhanet!..’
ATTİLÂ İLHAN
‘Büyük Dostumuz’ ve ‘Stratejik Müttefikimiz’
ABD, bilmem bilir miydiniz, Türkiye
Cumhuriyeti’ni dünyada en son tanıyan ¨büyük
devlet tir; bu yüzden, ilk ABD Büyükelçisi Mr.
John Crew, ülkemize ancak 1927 yazında, yâni
yeni devletin kuruluşundan yedi yıl sonra
gelmiştir. Gelir gelmez, ‘Bursa Olayı’na
bulaşır; ‘Hatıraları’nda hayli tafsilâtlı
anlatmış; ne dersiniz, onun kaleminden,
Cumhuriyet Maarifi’nin, herhangi bir ‘kültürel
entegrasyon’ olayına nasıl baktığını, nasıl
tepki gösterdiğini, şöyle bir gözden geçirelim
mi?
#22 Ocak 1928/... AP Ajansı muhâbiri Miss
Priscilla Ring, bugün saat 16 da beni ziyaret
ederek; Bursa’daki Amerikan okulunda üç kız
öğrencinin Hıristiyan olduğunu, Türk
makamlarının olay hakkında soruşturma açmış
olduklarını, eğer okulda Türk çocuklarını
Hıristiyanlaştırma çabası saptanırsa, okulun
kapatılacağı haberini verdi...
“ ... ipin ucu (Maarif Vekili) Necati Bey in
elinde olduğuna göre, okulun kapatılacağı bana
kesin gibi görünüyor. ‘Vakit’ gazetesinde çıkan
bir yazıda, Bursa daki öğretmenlerden söz ederek
bunların davranışlarının ‘Cumhuriyet’e yapılmış
caniyâne bir ihânet olduğu söylenmektedir...
#31 Ocak 1928 /... AP muhâbiri Miss Ring, Bursa
dönüşünde beni ziyaret ederek, okul olayı
konusunda ajansına göndermek üzere bulunduğu
telgrafı gösterdi. Bu telgrafta, adı geçen
okulda gerçekten din propagandası yapıldığı, bu
davranışın öteki Amerikan öğretim kuruluşlarını
da tehlikeye düşürdüğü için, buradaki
Amerikalılar tarafından kötü karşılandığı
bildirilmekteydi...
“...Miss Ring’in söylediğine göre, Bursa
olayında adı geçen öğretmen Miss Sanderson kendi
istekleri üzerine kızlara, Hıristiyanlık ve
Kutsal Kitap hakkında bilgi vermiş olduğunu
açıkça itiraf etmekte ve tüm sorumluluğu üzerine
aldığını bildirmekte imiş. Bir süre önce bir
Amerikalı bu okulu ziyaret ettiğinde Miss
Sanderson, kendisine bazı kızları göstermiş ve
övünçlü bir davranışla, bunların İncil
okuduklarını, fakat sakın ses çıkarmamasını
ilâve etmiş. Bunu Miss Ring’e bizzat o Amerikalı
anlatmış...
Müfettişler in bulduğu ‘Türkçe’ İncil...
#14 Şubat 1928 /... Bursa daki öğretmenlerden
üçünün duruşmasına dün başlandı: bazı öğrenciler
tanık olarak dinlendi ve duruşma 5 Mart a
bırakıldı.
“...Gedikpaşa Okulu, müfettişlerce ve büyük bir
sertlikle denetlenerek, öğrencilere sekiz soruya
yazılı olarak cevap verdirildi. Başöğretmen Miss
Ethel Putney, müfettişlerin davranışını
yakışıksız olarak nitelendiriyor(...)
Merzifon’daki durum ise çok kötü. Orada
müfettişler, Türk bayrağı ile birlikte
dalgalanan Amerikan bayrağının indirilmesi,
Pazar günleri ders yapılması, Pazartesi ve
Perşembe günleri öğleden sonra tatil verilmesi
için direnmişler. (Bilindiği gibi o tarihte,
resmi tatil Cuma günleri idi)...
#:..Goodshel/, Pazar günleri sorununda, sonuna
dek uğraşacağını ve bu konuda direnilecek
olursa, Amerikan Kültür Kurulları’nın tüm
okulları kapatacağını ve Türkiye’den
çekileceğini söyledi. Ben de böyle olursa
Türkiye’den ayrılabilirim.(...) Maalesef
müfettişler, öğretmenlerin oturma odasında
Türkçe bir İncil bulmuşlar; gerçi onlara,
bunların öğrencilerin eline geçmeyeceği
söylenilmiş ama, Amerikan öğretmenlerinin elinde
Türkçe İncil’in ne işi var?..
“30 Nisan 1928/... Dışişleri Bakanlığı’mıza
Bursa’daki üç öğretmenin üç gün hapse ve üç lira
para cezasına mahkûm edildiğini ve avukatın
kararı temyiz ettiğini bildiren bir tel çektim…
“8 Mayıs 1928/... Bursa okulunun kapanması,
öğretmenlerin mahkûm edilmesi olayını gözden
geçiren bir insan, tam bir lâikleşme durumunda
olan bir hükümetin, neden bu kadar telâş ve
gürültü çıkardığını sormadan edemez. (Buraya
dikkat!) Ancak olayın Türkler için taşıdığı
anlam, birkaç öğrencinin Hıristiyan olması
değil; fakat dini bir sorunun, Milliyetçiliğe
aykırı bir yöneliş olarak yorumlanmasıdır.
Hükümeti o kadar şiddetli harekete yönelten de
budur…
Farkında mısınız, ABD Büyükelçisi John Grew,
daha 1928 de, Cumhuriyet Hükümeti’nin, ‘Misyoner
Okulları’nın faaliyetine, bir din meselesi diye
değil, ‘Emperyalist bir kültürsüzleştirme’ olayı
olarak baktığını; bu yüzden de, şiddetli
tepkisinin buna yöneldiğini anlamış ve hatıra
defterine yazmış.
Sizce sorunun bu hayati önemini, günümüzde
kavrayabilen aramızda kaç siyasetçi, kaç
diplomat, kaç media mensubu var?)
Tepki din tepkisi değil, ulusal tepki!...
Oysa, yine John Grew ‘Hatıraları’nda, Mehmet
Emin Bey’in “Ben bir Türküm, dinim cinsim
uludur!.. bir yazısını zikrederek, Cumhuriyet
Maarifi’nin, olayı nasıl değerlendirdiğini
göstermek istemiş. Bir göz atmak ister miydiniz?
“8 Mayıs 1928/… ana neden kültür uygarcılığıdır;
Hıristiyanlığın kendisi, dinsiz bir hükümetin
gözünde pek önem taşımaz; Türk öğrencilerine
Hıristiyanlık telkini yapılmasının gerek Türk
Halkı, gerek Türk Hükümeti gözünde tehlikeli
olan yönü, bu din hattında yalnız tartışmalar
yapılmasının bile, çabuk etki altında kalan
gençlerin, Türk Devleti’ne karşı manevi
bağlarını koparma olasılığıdır…
“…Mehmet Emin Bey, Hayat dergisindeki
yazılarından birinde şöyle diyor:”…Yabancı okul,
gençlik üzerinde politik bir etki kaynağıdır. Bu
okullar, dersleri ve yetiştirme şekilleriyle,
Türk gençliğini bağlı oldukları toplumdan yüz
çevirip, başka toplumlara sevgi gösteren ve
yabancı bir ideale doğru sürükleyen
kuruluşlardır. Yabancı okulların daha az önemli
olmayan bir kötülüğü de, ücretlerinin çok yüksek
oluşundan ötürü, buraya yalnızca zengin ve
yüksek sınıftaki ailelerin çocuklarını
gönderebilmesidir. Demokrasi için sınıf
ahlâkından daha şanslı bir şey yoktur. Zengin
sınıf çocuklarının halkın çoğunluğundan ayrı bir
eğitim görmesi, sonuçları çok tehlikeli olan
sosyolojik bir hatadır. Ülkenin liderlerine
bakınız: İçlerinden biri bile, yabancı okulların
birinde, iki saatçik okumuş mudur? (John Grew,
‘Atatürk ve İnönü, Cumhuriyet yayını, 2000. S.93
ve sonrası),
‘Cumhuriyet Maarifi’, ‘Kültürel Entegrasyon’a
nasıl bakıyormuş, bu bakışın sebebi neymiş,
sanırım anlaşılıyor; şimdi sıra ‘Demokrasi
Maarifi’nin (daha doğru ‘Millî Eğitimi’nin,)
nasıl baktığına geldi.
Abonelik için tıklayınız.
- Geri - |