Kasım 2003  Sayı: 63 "Ülkenin             bütünlüğü ve ulusun bağımzızlığı kaygı vericidir... Ulusun bağımsızlığı             yine ulusun çaba ve kararlılığı ile kurtarılacaktır."  | Anasayfa |
      Gündem
      Okuyucu Köşesi
      Duyurular
      Tarihçe
      Yazarlar
      Arşiv
      Resim Galerisi
      MP3 Bölümü
      Görüş ve Öneriler
      Abonelik
      Künye
      Bağlantılar
      Vakıf
      Ulaşım

 

   KASIM 2003  

‘…Cumhuriyet’e Karşı, Câniyâne Bir İhanet!..’

ATTİLÂ İLHAN

‘Büyük Dostumuz’ ve ‘Stratejik Müttefikimiz’ ABD, bilmem bilir miydiniz, Türkiye Cumhuriyeti’ni dünyada en son tanıyan ¨büyük devlet tir; bu yüzden, ilk ABD Büyükelçisi Mr. John Crew, ülkemize ancak 1927 yazında, yâni yeni devletin kuruluşundan yedi yıl sonra gelmiştir. Gelir gelmez, ‘Bursa Olayı’na bulaşır; ‘Hatıraları’nda hayli tafsilâtlı anlatmış; ne dersiniz, onun kaleminden, Cumhuriyet Maarifi’nin, herhangi bir ‘kültürel entegrasyon’ olayına nasıl baktığını, nasıl tepki gösterdiğini, şöyle bir gözden geçirelim mi?

#22 Ocak 1928/... AP Ajansı muhâbiri Miss Priscilla Ring, bugün saat 16 da beni ziyaret ederek; Bursa’daki Amerikan okulunda üç kız öğrencinin Hıristiyan olduğunu, Türk makamlarının olay hakkında soruşturma açmış olduklarını, eğer okulda Türk çocuklarını Hıristiyanlaştırma çabası saptanırsa, okulun kapatılacağı haberini verdi...

“ ... ipin ucu (Maarif Vekili) Necati Bey in elinde olduğuna göre, okulun kapatılacağı bana kesin gibi görünüyor. ‘Vakit’ gazetesinde çıkan bir yazıda, Bursa daki öğretmenlerden söz ederek bunların davranışlarının ‘Cumhuriyet’e yapılmış caniyâne bir ihânet  olduğu söylenmektedir...

#31 Ocak 1928 /... AP muhâbiri Miss Ring, Bursa dönüşünde beni ziyaret ederek, okul olayı konusunda ajansına göndermek üzere bulunduğu telgrafı gösterdi. Bu telgrafta, adı geçen okulda gerçekten din propagandası yapıldığı, bu davranışın öteki Amerikan öğretim kuruluşlarını da tehlikeye düşürdüğü için, buradaki Amerikalılar tarafından kötü karşılandığı bildirilmekteydi...

“...Miss Ring’in söylediğine göre, Bursa olayında adı geçen öğretmen Miss Sanderson kendi istekleri üzerine kızlara, Hıristiyanlık ve Kutsal Kitap hakkında bilgi vermiş olduğunu açıkça itiraf etmekte ve tüm sorumluluğu üzerine aldığını bildirmekte imiş. Bir süre önce bir Amerikalı bu okulu ziyaret ettiğinde Miss Sanderson, kendisine bazı kızları göstermiş ve övünçlü bir davranışla, bunların İncil okuduklarını, fakat sakın ses çıkarmamasını ilâve etmiş. Bunu Miss Ring’e bizzat o Amerikalı anlatmış...

 

Müfettişler in bulduğu ‘Türkçe’ İncil...

#14 Şubat 1928 /... Bursa daki öğretmenlerden üçünün duruşmasına dün başlandı: bazı öğrenciler tanık olarak dinlendi ve duruşma 5 Mart a bırakıldı.

“...Gedikpaşa Okulu, müfettişlerce ve büyük bir sertlikle denetlenerek, öğrencilere sekiz soruya yazılı olarak cevap verdirildi. Başöğretmen Miss Ethel Putney, müfettişlerin davranışını yakışıksız olarak nitelendiriyor(...) Merzifon’daki durum ise çok kötü. Orada müfettişler, Türk bayrağı ile birlikte dalgalanan Amerikan bayrağının indirilmesi, Pazar günleri ders yapılması, Pazartesi ve Perşembe günleri öğleden sonra tatil verilmesi için direnmişler. (Bilindiği gibi o tarihte, resmi tatil Cuma günleri idi)...

#:..Goodshel/, Pazar günleri sorununda, sonuna dek uğraşacağını ve bu konuda direnilecek olursa, Amerikan Kültür Kurulları’nın tüm okulları kapatacağını ve Türkiye’den çekileceğini söyledi. Ben de böyle olursa Türkiye’den ayrılabilirim.(...) Maalesef müfettişler, öğretmenlerin oturma odasında Türkçe bir İncil bulmuşlar; gerçi onlara, bunların öğrencilerin eline geçmeyeceği söylenilmiş ama, Amerikan öğretmenlerinin elinde Türkçe İncil’in ne işi var?..

“30 Nisan 1928/... Dışişleri Bakanlığı’mıza Bursa’daki üç öğretmenin üç gün hapse ve üç lira para cezasına mahkûm edildiğini ve avukatın kararı temyiz ettiğini bildiren bir tel çektim…

“8 Mayıs 1928/... Bursa okulunun kapanması, öğretmenlerin mahkûm edilmesi olayını gözden geçiren bir insan, tam bir lâikleşme durumunda olan bir hükümetin, neden bu kadar telâş ve gürültü çıkardığını sormadan edemez. (Buraya dikkat!) Ancak olayın Türkler için taşıdığı anlam, birkaç öğrencinin Hıristiyan olması değil; fakat dini bir sorunun, Milliyetçiliğe aykırı bir yöneliş olarak yorumlanmasıdır. Hükümeti o kadar şiddetli harekete yönelten de budur…

Farkında mısınız, ABD Büyükelçisi John Grew, daha 1928 de, Cumhuriyet Hükümeti’nin, ‘Misyoner Okulları’nın faaliyetine, bir din meselesi diye değil, ‘Emperyalist bir kültürsüzleştirme’ olayı olarak baktığını; bu yüzden de, şiddetli tepkisinin buna yöneldiğini anlamış ve hatıra defterine yazmış.

Sizce sorunun bu hayati önemini, günümüzde kavrayabilen aramızda kaç siyasetçi, kaç diplomat, kaç media mensubu var?)

 

Tepki din tepkisi değil, ulusal tepki!...

Oysa, yine John Grew ‘Hatıraları’nda, Mehmet Emin Bey’in “Ben bir Türküm, dinim cinsim uludur!.. bir yazısını zikrederek, Cumhuriyet Maarifi’nin, olayı nasıl değerlendirdiğini göstermek istemiş. Bir göz atmak ister miydiniz?

“8 Mayıs 1928/… ana neden kültür uygarcılığıdır; Hıristiyanlığın kendisi, dinsiz bir hükümetin gözünde pek önem taşımaz; Türk öğrencilerine Hıristiyanlık telkini yapılmasının gerek Türk Halkı, gerek Türk Hükümeti gözünde tehlikeli olan yönü, bu din hattında yalnız tartışmalar yapılmasının bile, çabuk etki altında kalan gençlerin, Türk Devleti’ne karşı manevi bağlarını koparma olasılığıdır…

“…Mehmet Emin Bey, Hayat dergisindeki yazılarından birinde şöyle diyor:”…Yabancı okul, gençlik üzerinde politik bir etki kaynağıdır. Bu okullar, dersleri ve yetiştirme şekilleriyle, Türk gençliğini bağlı oldukları toplumdan yüz çevirip, başka toplumlara sevgi gösteren ve yabancı bir ideale doğru sürükleyen kuruluşlardır. Yabancı okulların daha az önemli olmayan bir kötülüğü de, ücretlerinin çok yüksek oluşundan ötürü, buraya yalnızca zengin ve yüksek sınıftaki ailelerin çocuklarını gönderebilmesidir. Demokrasi için sınıf ahlâkından daha şanslı bir şey yoktur. Zengin sınıf çocuklarının halkın çoğunluğundan ayrı bir eğitim görmesi, sonuçları çok tehlikeli olan sosyolojik bir hatadır. Ülkenin liderlerine bakınız: İçlerinden biri bile, yabancı okulların birinde, iki saatçik okumuş mudur? (John Grew, ‘Atatürk ve İnönü, Cumhuriyet yayını, 2000. S.93 ve sonrası),

‘Cumhuriyet Maarifi’, ‘Kültürel Entegrasyon’a nasıl bakıyormuş, bu bakışın sebebi neymiş, sanırım anlaşılıyor; şimdi sıra ‘Demokrasi Maarifi’nin (daha doğru ‘Millî Eğitimi’nin,) nasıl baktığına geldi.

 


Abonelik için tıklayınız.

- Geri -

 
 | Gündem / Haber | Tarihçe | Yazarlar | Arşiv | Resim Galerisi | MP3 Bölümü |
 | Görüş ve Öneriler
| Abonelik | Künye | Bağlantılar |Vakıf | Ulaşım |