Kasım 2003  Sayı: 63 "Ülkenin             bütünlüğü ve ulusun bağımzızlığı kaygı vericidir... Ulusun bağımsızlığı             yine ulusun çaba ve kararlılığı ile kurtarılacaktır."  | Anasayfa |
      Gündem
      Okuyucu Köşesi
      Duyurular
      Tarihçe
      Yazarlar
      Arşiv
      Resim Galerisi
      MP3 Bölümü
      Görüş ve Öneriler
      Abonelik
      Künye
      Bağlantılar
      Vakıf
      Ulaşım

 

   KASIM 2003  

ATATÜRK’Ü ANARKEN

 Prof. Dr. MESUT ÇAPA*

Cumhuriyetimizin kurucusu büyük Atatürk’ü aramızdan ayrılışının 65. yıldönümünde saygı ve minnetle anarken, O’nun yakın tarihimizdeki yeri ve bazı hususiyetlerinden bahsedeceğiz.

Atatürk, Türk ve dünya tarihinin önde gelen müstesna şahsiyetlerinden biridir. O, Türk milletinin kurtuluşunu sağlayan eşsiz bir lider, savaş meydanlarında üstün bir komutan, siyaset alanında uzak görüşlü, realist ve seçkin bir devlet adamı, fakat hepsinden önemlisi Türk milletini Ortaçağ’ın skolastik karanlığından çağdaş uygarlığa yönelten büyük bir dahidir. Bütün bunlar birçok millet için de örnek teşkil etmiştir.

Devrinde, siyasi ve kültürel sorunlarla sadece ilgilenmekle kalmamış, hemen her zaman bu çalışmaların içinde ve başında bulunmuştur. Milli Mücadele’nin, yeni Türkiye Cumhuriyeti’nin ve inkılâpların prensiplerini yansıtan düşüncelerinin yanı sıra kültürel, sosyal ve ekonomik konulardaki görüşleri de zamanın akışı içinde her kuşağa rehberlik edecektir.

Selanik’te mütevazi bir ailenin çocuğu olarak dünyaya gelen Mustafa Kemal, öğrenim ve askerlik mesleğine İmparatorluğun çökmekte olduğu bir dönemde atılmıştı. Mesleği gereği uzun yıllar savaş meydanlarında vatan topraklarını ve milletini her yönüyle tanımak fırsatını bulmuştu.

Milli Mücadele dönemine gelinceye kadar, askeri başarıları dışında siyasi ve sosyal alanda ön saflarda görünmemekle birlikte, devlet idaresi için gerekli fikri donanıma sahip bulunuyordu.

Birinci Dünya Savaşı’nın son yıllarında, 6 Temmuz 1918’de Viyana’da bir ay kadar süren tedavisi esnasında tuttuğu hatıra defterine; “Komutanların en büyük cesareti mesuliyetten korkmamaktır. Ben daima ruhi ve manevi ahvale çok dikkat ederim. ... Benim elime büyük yetki ve kudret geçerse, ben sosyal hayatımızda istenilen inkılâpları bir anda bir (coup) ile uygulayacağımı zannederim” diye yazmıştı ki, bu sözler O’nun inkılâpçı kişiliğinin ilk işaretlerini vermektedir.

1919 yılında Milli Mücadele’nin önderliğini üstlenen Mustafa Kemal Paşa, bu dönemde Temsil Kurulu (Heyet-i Temsiliye), Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı ve Başkomutanlık sıfatıyla Türk milletinin kurtuluşunu sağladı. O, Ekim 1923’ten itibaren bir devlet kurucusu ve Cumhurbaşkanıydı. Milli Mücadele dönemi ve Cumhuriyetimizin kuruluş tarihinin ilk önce Atatürk tarafından yazılmış olduğunu söylemek sanırız yanlış olmaz. Atatürk, kurtuluş ve kuruluş döneminden bahseden Büyük Nutku’nu 15-20 Ekim 1927 tarihinde TBMM’de okumuştur. “Her an tarihe karşı, dünyaya karşı hareketimizin hesabını verebilecek bir durumda bulunmak gerekir” diyen Atatürk, bu eseriyle tarihte eşine az rastlanır, bir devlet kurucusunun milletine hesap verme örneğini göstermiştir.


Abonelik için tıklayınız.

- Geri -

 
 | Gündem / Haber | Tarihçe | Yazarlar | Arşiv | Resim Galerisi | MP3 Bölümü |
 | Görüş ve Öneriler
| Abonelik | Künye | Bağlantılar |Vakıf | Ulaşım |