|
ATATÜRK’Ü ANARKEN
Prof. Dr. MESUT ÇAPA*
Cumhuriyetimizin kurucusu büyük Atatürk’ü
aramızdan ayrılışının 65. yıldönümünde saygı ve
minnetle anarken, O’nun yakın tarihimizdeki yeri
ve bazı hususiyetlerinden bahsedeceğiz.
Atatürk, Türk ve dünya tarihinin önde gelen
müstesna şahsiyetlerinden biridir. O, Türk
milletinin kurtuluşunu sağlayan eşsiz bir lider,
savaş meydanlarında üstün bir komutan, siyaset
alanında uzak görüşlü, realist ve seçkin bir
devlet adamı, fakat hepsinden önemlisi Türk
milletini Ortaçağ’ın skolastik karanlığından
çağdaş uygarlığa yönelten büyük bir dahidir.
Bütün bunlar birçok millet için de örnek teşkil
etmiştir.
Devrinde, siyasi ve kültürel sorunlarla sadece
ilgilenmekle kalmamış, hemen her zaman bu
çalışmaların içinde ve başında bulunmuştur.
Milli Mücadele’nin, yeni Türkiye Cumhuriyeti’nin
ve inkılâpların prensiplerini yansıtan
düşüncelerinin yanı sıra kültürel, sosyal ve
ekonomik konulardaki görüşleri de zamanın akışı
içinde her kuşağa rehberlik edecektir.
Selanik’te mütevazi bir ailenin çocuğu olarak
dünyaya gelen Mustafa Kemal, öğrenim ve askerlik
mesleğine İmparatorluğun çökmekte olduğu bir
dönemde atılmıştı. Mesleği gereği uzun yıllar
savaş meydanlarında vatan topraklarını ve
milletini her yönüyle tanımak fırsatını
bulmuştu.
Milli Mücadele dönemine gelinceye kadar, askeri
başarıları dışında siyasi ve sosyal alanda ön
saflarda görünmemekle birlikte, devlet idaresi
için gerekli fikri donanıma sahip bulunuyordu.
Birinci Dünya Savaşı’nın son yıllarında, 6
Temmuz 1918’de Viyana’da bir ay kadar süren
tedavisi esnasında tuttuğu hatıra defterine;
“Komutanların en büyük cesareti mesuliyetten
korkmamaktır. Ben daima ruhi ve manevi ahvale
çok dikkat ederim. ... Benim elime büyük yetki
ve kudret geçerse, ben sosyal hayatımızda
istenilen inkılâpları bir anda bir (coup) ile
uygulayacağımı zannederim” diye yazmıştı ki, bu
sözler O’nun inkılâpçı kişiliğinin ilk
işaretlerini vermektedir.
1919 yılında Milli Mücadele’nin önderliğini
üstlenen Mustafa Kemal Paşa, bu dönemde Temsil
Kurulu (Heyet-i Temsiliye), Türkiye Büyük Millet
Meclisi Başkanı ve Başkomutanlık sıfatıyla Türk
milletinin kurtuluşunu sağladı. O, Ekim 1923’ten
itibaren bir devlet kurucusu ve
Cumhurbaşkanıydı. Milli Mücadele dönemi ve
Cumhuriyetimizin kuruluş tarihinin ilk önce
Atatürk tarafından yazılmış olduğunu söylemek
sanırız yanlış olmaz. Atatürk, kurtuluş ve
kuruluş döneminden bahseden Büyük Nutku’nu 15-20
Ekim 1927 tarihinde TBMM’de okumuştur. “Her an
tarihe karşı, dünyaya karşı hareketimizin
hesabını verebilecek bir durumda bulunmak
gerekir” diyen Atatürk, bu eseriyle tarihte
eşine az rastlanır, bir devlet kurucusunun
milletine hesap verme örneğini göstermiştir.
Abonelik için tıklayınız.
- Geri - |