Kasım 2003  Sayı: 63 "Ülkenin             bütünlüğü ve ulusun bağımzızlığı kaygı vericidir... Ulusun bağımsızlığı             yine ulusun çaba ve kararlılığı ile kurtarılacaktır."  | Anasayfa |
      Gündem
      Okuyucu Köşesi
      Duyurular
      Tarihçe
      Yazarlar
      Arşiv
      Resim Galerisi
      MP3 Bölümü
      Görüş ve Öneriler
      Abonelik
      Künye
      Bağlantılar
      Vakıf
      Ulaşım

 

   KASIM 2003  
TÜRKİYE, KENDİNE GELMELİSİN
TANJU ERDEM
Amiral (E)

21’ci yüzyılın ilk yıllarında, dünya köklü bir değişim yaşıyor. Bu değişimin ne menem bir değişim olduğunu ABD’nin ve yardakçısı İngiltere’nin iktidar kadrolarının Irak’a askeri saldırısıyla belli oldu, görüldü ki:

-ABD’nin imparatorluğu, tüm evrene hakim olmak ve bu egemenliğini sürdürebilme önlemlerini almada; bunun için, askeri güç dahil tüm güç unsurlarını kullanma kararındadır.

-ABD, hedefe ulaşmada, uluslar arası hukuka,diplomatik geleneklere BM’lere müttefik ülkelerin haklı karşıtlıklarına duyarlı ve umarlı değildir.

-İnsanlığın binlerce yıl sonra ulaştığı bir değerler aşamasında, güçlü, istediğinde güçsüze istediğini yapan, ilk çağların orman kanunu uygulamasına tüm dünyanın gözü önünde dönülmüştür. ABD liderliği 11 Eylül 2001 sonrasında faşizme kaymıştır.

-Tüm bu gidişatın temelinde emperyal güçlerin ekonomik, kültürel politik ve askeri ideolojisinin empoze edilmesi yatıyor. Gaye öncelikle dünya kaynaklarının, başta ABD, gelişmişlerin,büyük sermaye gruplarının (uluötesi yada çok uluslu şirketler) eline geçmesidir. Bu ideolojinin kabul ettirilme mücadelesinde ulusal devlet, ulus çıkarları,bağımsızlık, ulusal ekonomi vb. kavramları savunanlar marjinal güçler haline getirilmeye çalışılıyor. Gerekirse yok ediliyorlar. Emperyal güçlerin empoze ettiği düzenin işbirlikçileri, destekçileri o ülkelerde, bir şekilde egemen güçler haline getiriliyorlar.

Şimdi dünyamız;güçsüz olup,zengin kaynaklara sahip ya da önemli jeopolitik ve jeostratejik konumlarda yaşayan ülkeler ve halklar için güvenli bir yer değildir.

Bu durumun nedenleri vardır.Bu durum ortaya sadece Sovyet Rusya’nın yıkılmasıyla çıkmadı. ABD’nin meşruiyet tanımayan ona karşıt olan güçlerin somut dayanışma göstermemelerinin, BM’nin yöneticilerinin işlevlerini yerlerine getirememelerinin de rolleri büyüktür. Ancak ABD saldırıları sürerse umulur ki, bu dayanışma ciddi bir şekilde gösterilecek sonuçta ya ABD duracak ya da dünya bu günden başladığına inanılan yeni bir global çatışmaya sürüklenecektir.

Türkiye bu ortamda önemli jeopolitik ve jeostratejik konumunda nasıl ayakta kalabilir?

Türkiye özellikle son 20 yıldır, ABD’ye müzahir yönetimlerin elinde ABD’nin dikte ettiği düzenle bir bakıma uyum sağlamış, her alanda ABD’nin güdümüne girmiştir. Ekonomik reform adı altında gelişmişlerin ekonomik düzeneklerine uyum sağlama ve tabi olma çabaları, ABD’nin desteğinde ılımlı İslâm’ın (ne demekse) yönetimlerde giderek etkili olması; yoğun borçlanmalar yoluyla ulusal çıkarlardan ödün taleplerinin gündeme gelmesi, medyanın ve eğitim uygulamalarının desteğinde ABD’ye bağımlı bir kültürel yapının oluşturulması, dış politika ve güvenlik meselelerinde AB ve AB karar merkezli politikalara teslimiyet gösterilmesi bunun kanıtlarıdır. Sonuçta; ulus devlet zayıflamış, Cumhuriyetimizin niteliklerinde aşınmalar olmuş, ekonomik krizler yaşanmış, yaşanmakta; ulusun bağımsızlığı, birliği bütünlüğü sorgulanır hale gelmiştir. Ulusal güçlerin varlığına rağmen, bünyesinde işbirlikçi ABD ve AB severlerin eliyle Türkiye giderek Filipinler’e dönüştürülmek istenmektedir.

Bu durumu iyileştirmenin yolu Türkiye’nin ulusal bir döneme yönelmesidir. Bu dönem Atatürk’ün gösterdiği doğrultuda bağımsız davranarak, akıl, bilgi ve yurtseverliğin eşliğinde her alanda ulusal politikalar stratejiler, plan ve programlar üretilerek yapılacaktır.bu suretle emperyalizmin egemen düzeneklerine ulusal hareket tarzlarıyla ulusal olanak ve yeteneklerimizle rekabet ederek birlikte yaşanılarak direnilecektir. Ulusal ekonomi,endüstri doğal kaynaklarımız ve özgün teknoloji üretimleri desteklenecektir. Ulusal hasılaya büyük kaynaklar sağlayan ya da stratejik veya yaygın sosyal işlevleri olan kuruluşların özelleştirmeleri durdurulacak bunlar verimli çalıştırılacak ve geliştirilecektir. TSK hazırlık düzeyi ve lojistik destek olanakları geliştirilerek savunma sanayi alanında teknolojiler üretilerek güçlendirilecektir.

Öncelikle çevresel ülkeler ve Avrasya ekseninde barış, işbirliği ve ekonomik ve kültürel atılımlar için çaba sarfedilecektir.AB ülkeleri ile karşılıklı eşitlik ve saygıya dayalı ikili ilişkiler her alanda geliştirilebilir. Ülkemizdeki ABD askeri varlığı NATO görevleri ile sınırlı en az düzeye indirilmeli. Anadolu toprakları emperyal gücün askeri üssü ve de Türk askerinin kriz bölgelerinde acil müdahale gücü olarak kullanılmayacağı güvenlik politikalarının temelini oluşturmalıdır. ABD ile iyi ilişkiler sürdürülürken, Türk politikalarını  güdülmemesine fırsat verilmemelidir. Türkiye; ABD bölgede saldırgan politikalarına devam ettiği sürece, oluşmakta olan güç merkezleriyle barış içerisinde dayanışmalıdır.


Abonelik için tıklayınız.

- Geri -

 
 | Gündem / Haber | Tarihçe | Yazarlar | Arşiv | Resim Galerisi | MP3 Bölümü |
 | Görüş ve Öneriler
| Abonelik | Künye | Bağlantılar |Vakıf | Ulaşım |