|
TÜRKİYE, KENDİNE GELMELİSİN
TANJU ERDEM
Amiral (E)
21’ci yüzyılın ilk yıllarında, dünya köklü bir
değişim yaşıyor. Bu değişimin ne menem bir
değişim olduğunu ABD’nin ve yardakçısı
İngiltere’nin iktidar kadrolarının Irak’a askeri
saldırısıyla belli oldu, görüldü ki:
-ABD’nin imparatorluğu, tüm evrene hakim olmak
ve bu egemenliğini sürdürebilme önlemlerini
almada; bunun için, askeri güç dahil tüm güç
unsurlarını kullanma kararındadır.
-ABD, hedefe ulaşmada, uluslar arası
hukuka,diplomatik geleneklere BM’lere müttefik
ülkelerin haklı karşıtlıklarına duyarlı ve
umarlı değildir.
-İnsanlığın binlerce yıl sonra ulaştığı bir
değerler aşamasında, güçlü, istediğinde güçsüze
istediğini yapan, ilk çağların orman kanunu
uygulamasına tüm dünyanın gözü önünde
dönülmüştür. ABD liderliği 11 Eylül 2001
sonrasında faşizme kaymıştır.
-Tüm bu gidişatın temelinde emperyal güçlerin
ekonomik, kültürel politik ve askeri
ideolojisinin empoze edilmesi yatıyor. Gaye
öncelikle dünya kaynaklarının, başta ABD,
gelişmişlerin,büyük sermaye gruplarının (uluötesi
yada çok uluslu şirketler) eline geçmesidir. Bu
ideolojinin kabul ettirilme mücadelesinde ulusal
devlet, ulus çıkarları,bağımsızlık, ulusal
ekonomi vb. kavramları savunanlar marjinal
güçler haline getirilmeye çalışılıyor. Gerekirse
yok ediliyorlar. Emperyal güçlerin empoze ettiği
düzenin işbirlikçileri, destekçileri o
ülkelerde, bir şekilde egemen güçler haline
getiriliyorlar.
Şimdi dünyamız;güçsüz olup,zengin kaynaklara
sahip ya da önemli jeopolitik ve jeostratejik
konumlarda yaşayan ülkeler ve halklar için
güvenli bir yer değildir.
Bu durumun nedenleri vardır.Bu durum ortaya
sadece Sovyet Rusya’nın yıkılmasıyla çıkmadı.
ABD’nin meşruiyet tanımayan ona karşıt olan
güçlerin somut dayanışma göstermemelerinin,
BM’nin yöneticilerinin işlevlerini yerlerine
getirememelerinin de rolleri büyüktür. Ancak ABD
saldırıları sürerse umulur ki, bu dayanışma
ciddi bir şekilde gösterilecek sonuçta ya ABD
duracak ya da dünya bu günden başladığına
inanılan yeni bir global çatışmaya
sürüklenecektir.
Türkiye bu ortamda önemli jeopolitik ve
jeostratejik konumunda nasıl ayakta kalabilir?
Türkiye özellikle son 20 yıldır, ABD’ye müzahir
yönetimlerin elinde ABD’nin dikte ettiği düzenle
bir bakıma uyum sağlamış, her alanda ABD’nin
güdümüne girmiştir. Ekonomik reform adı altında
gelişmişlerin ekonomik düzeneklerine uyum
sağlama ve tabi olma çabaları, ABD’nin
desteğinde ılımlı İslâm’ın (ne demekse)
yönetimlerde giderek etkili olması; yoğun
borçlanmalar yoluyla ulusal çıkarlardan ödün
taleplerinin gündeme gelmesi, medyanın ve eğitim
uygulamalarının desteğinde ABD’ye bağımlı bir
kültürel yapının oluşturulması, dış politika ve
güvenlik meselelerinde AB ve AB karar merkezli
politikalara teslimiyet gösterilmesi bunun
kanıtlarıdır. Sonuçta; ulus devlet zayıflamış,
Cumhuriyetimizin niteliklerinde aşınmalar olmuş,
ekonomik krizler yaşanmış, yaşanmakta; ulusun
bağımsızlığı, birliği bütünlüğü sorgulanır hale
gelmiştir. Ulusal güçlerin varlığına rağmen,
bünyesinde işbirlikçi ABD ve AB severlerin
eliyle Türkiye giderek Filipinler’e
dönüştürülmek istenmektedir.
Bu durumu iyileştirmenin yolu Türkiye’nin ulusal
bir döneme yönelmesidir. Bu dönem Atatürk’ün
gösterdiği doğrultuda bağımsız davranarak, akıl,
bilgi ve yurtseverliğin eşliğinde her alanda
ulusal politikalar stratejiler, plan ve
programlar üretilerek yapılacaktır.bu suretle
emperyalizmin egemen düzeneklerine ulusal
hareket tarzlarıyla ulusal olanak ve
yeteneklerimizle rekabet ederek birlikte
yaşanılarak direnilecektir. Ulusal
ekonomi,endüstri doğal kaynaklarımız ve özgün
teknoloji üretimleri desteklenecektir. Ulusal
hasılaya büyük kaynaklar sağlayan ya da
stratejik veya yaygın sosyal işlevleri olan
kuruluşların özelleştirmeleri durdurulacak
bunlar verimli çalıştırılacak ve
geliştirilecektir. TSK hazırlık düzeyi ve
lojistik destek olanakları geliştirilerek
savunma sanayi alanında teknolojiler üretilerek
güçlendirilecektir.
Öncelikle çevresel ülkeler ve Avrasya ekseninde
barış, işbirliği ve ekonomik ve kültürel
atılımlar için çaba sarfedilecektir.AB ülkeleri
ile karşılıklı eşitlik ve saygıya dayalı ikili
ilişkiler her alanda geliştirilebilir.
Ülkemizdeki ABD askeri varlığı NATO görevleri
ile sınırlı en az düzeye indirilmeli. Anadolu
toprakları emperyal gücün askeri üssü ve de Türk
askerinin kriz bölgelerinde acil müdahale gücü
olarak kullanılmayacağı güvenlik politikalarının
temelini oluşturmalıdır. ABD ile iyi ilişkiler
sürdürülürken, Türk politikalarını
güdülmemesine fırsat verilmemelidir. Türkiye;
ABD bölgede saldırgan politikalarına devam
ettiği sürece, oluşmakta olan güç merkezleriyle
barış içerisinde dayanışmalıdır.
Abonelik için tıklayınız.
- Geri - |