|
LOZAN SONRASI BATI TRAKYA TÜRKLERİNİN DURUMU VE
GENEL PROBLEMLERİ
MEŞKURE YILMAZ BÖRKLÜ
1. GİRİŞ
Batı Trakya, bir coğrafi bölge adıdır ve bugün
Yunanistan sınırları içindedir. Yunanistan’ın
kuzey-batısında yer alan bu bölgenin; doğusunda
Türk-Yunan sınırını ayıran Meriç Nehri,
kuzeyinde Bulgaristan sınırını belirleyen Rodop
Dağları, güneyinde Ege Denizi ve batısında ise,
Kavala İli’ni ayıran Karasu Nehri bulunmaktadır.
İdari açıdan Batı Trakya; Dedeağaç, Gümülcine ve
İskeçe olmak üzere üçe ayrılmıştır. Dar bir
şerit halinde uzanan ve 8.578 km2 büyüklüğünde
bir yüzölçüme sahip bu bölgede, günümüzde
140-150 bin dolayında Türk yaşamaktadır.
Bölgenin Bulgaristan sınırına paralel uzanan
dağlık kesiminde, #Yasak Bölge bulunmakta ve
burada yaşayan 45-50 bin dolayındaki Türk’ün dış
dünya ile bağlantısı hiç yok denecek azdır(1).
Batı Trakya’nın Türkler tarafından fethedilmesi,
1363 yılında gerçekleşmiştir. Bölgede süren 550
yıllık Türk yönetim ve hakimiyeti, I. Balkan
Harbi’nde Osmanlı Devleti’nin mağlup olması ile
sona ermiştir. Osmanlı Devleti, 29 Eylül 1913 te
Bulgaristan’la imzaladığı İstanbul Antlaşması
ile Batı Trakya’yı resmen Bulgaristan’a
bırakmıştır. I. Dünya Savaşın’da Bulgaristan ve
ittifak kurduğu devletlerin mağlup olması
sonrası Batı Trakya, Müttefikler tarafından
(Fransız ve Yunanlılar) işgal edilmiştir.
Bulgaristan ve Müttefikler arasında 27 Kasım
1919’da imzalanan Neuilly Antlaşması, bölge
yönetiminin Müttefiklere geçmesini
sağlamıştır(2), (3). Bu süreçte bölgede, bir #Müttefiklerarası
Batı Trakya Türk Hükümeti kurulmuş ve halkın iki
dereceli bir referandum ile bölgenin geleceği
hakkında fikir beyanı alınmıştır. Bu
referandumda halkın seçtiği 8 temsilci (Türkler
5; Yunan, Bulgar ve Yahudiler 1 er); Batı
Trakya’nın Fransız mandası altında bir otonomi
(dolayısı ile Türk Otonom Yönetimi) veya
Yunanistan ile birleşmesini oylamıştır. Ne
hazindir ki, temsilci çoğunluğunu elinde tutan
Türklerin vereceği kararın belirleyici olmasına
rağmen referandumdan 4’ü Türklerce verilen 5
oyla Yunanistan la birleşme kararı çıkmıştır (14
Mayıs 1919)(4). Böylece başlayan Yunan işgali,
22 Mayıs 1920’de tamamlanmıştır. Bu durum,
Müttefikler ve Yunanistan arasında 10 Ağustos
1920’de imzalanan Sevr Anlaşması ile (Yunan
Sevri) resmileşmiştir. Lozan görüşmeleri
esnasında Türk delegasyonunun, Batı Trakya
halkının kendi geleceğini belirleme talebi (hiç
olmazsa bir otonom yönetim olarak), yukarıda
değinilen referandum gerekçe gösterilerek kabul
edilmemiştir. Bölgenin Yunanistan’a bağlanması,
muhalif olmasına rağmen, başta İngiltere olmak
üzere büyük Avrupa devletlerinin baskısıyla
Türkiye’ye de kabul ettirilmiştir(5), (6), (7).
Lozan Anlaşması’nın ilgili hükümleri ile Batı
Trakya Türk azınlığı, diğer vatandaşlara tanınan
haklar yanında özel azınlık haklarına da sahip
olmaktadırlar. Bu çerçevede masraflarını
karşılamak suretiyle her türlü dini ve sosyal
hayır kurumları ile eğitim ve öğretim kurumları
açma, işletme, denetleme ve bu kurumlarda kendi
anadillerini serbestçe kullanma hakkına
sahiptirler. Yunanistan, bu anlaşma hükümlerini
azınlık anayasası olarak tanımayı ve bu
hükümlere aykırı hiçbir kanun, uygulama ve resmi
muamele yapmayacağını kabul ve taahhüt etmiştir.
Ancak Yunanistan’nın ırkçı ve şöven tutumu,
Lozan Anlaşması hükümlerinin uygulanmasını
mümkün kılmamış ve hatta Batı Trakya daki Türk
varlığını yok etmek ve izlerini silmek için her
türlü planı hazırlama ve uygulama şeklinde
tezahür etmiştir. Bu sistematik çabalarla da,
1920’li yıllarda Batı Trakya nüfusunun %85 gibi
çoğunluğunu teşkil eden Türkler, günümüzde %30
lara düşmüştür(8), (9).
Bu makale, 24 Temmuz 1923’te imzalanan Lozan
Anlaşmasından günümüze Batı Trakya Türklerinin
durumu ve genel problemlerini incelemektedir.
İkinci kısım kapsamında ele alınan bu inceleme;
Lozan ile II. Dünya Savaşı sonrası süreci
(1923-1950), Kıbrıs ın taksim süreci
(1950-1974), Batı Trakya Türk azınlığın kendine
özgüven kazanma süreci (1974-1982) ve son süreç
(1982-) olarak dört alt kısımda ele alınacaktır.
Türk azınlığın genel durumu ve bölgeye uygulanan
Yunan politikalarının değerlendirmesi ise, son
kısım kapsamında özetlenecektir
Abonelik için tıklayınız.
- Geri - |