Kasım 2003  Sayı: 63 "Ülkenin             bütünlüğü ve ulusun bağımzızlığı kaygı vericidir... Ulusun bağımsızlığı             yine ulusun çaba ve kararlılığı ile kurtarılacaktır."  | Anasayfa |
      Gündem
      Okuyucu Köşesi
      Duyurular
      Tarihçe
      Yazarlar
      Arşiv
      Resim Galerisi
      MP3 Bölümü
      Görüş ve Öneriler
      Abonelik
      Künye
      Bağlantılar
      Vakıf
      Ulaşım

 

   KASIM 2003  

LOZAN SONRASI BATI TRAKYA TÜRKLERİNİN DURUMU VE GENEL PROBLEMLERİ

MEŞKURE YILMAZ BÖRKLÜ

1. GİRİŞ

Batı Trakya, bir coğrafi bölge adıdır ve bugün Yunanistan sınırları içindedir. Yunanistan’ın kuzey-batısında yer alan bu bölgenin; doğusunda Türk-Yunan sınırını ayıran Meriç Nehri, kuzeyinde Bulgaristan sınırını belirleyen Rodop Dağları, güneyinde Ege Denizi ve batısında ise, Kavala İli’ni ayıran Karasu Nehri bulunmaktadır. İdari açıdan Batı Trakya; Dedeağaç, Gümülcine ve İskeçe olmak üzere üçe ayrılmıştır. Dar bir şerit halinde uzanan ve 8.578 km2 büyüklüğünde bir yüzölçüme sahip bu bölgede, günümüzde 140-150 bin dolayında Türk yaşamaktadır. Bölgenin Bulgaristan sınırına paralel uzanan dağlık kesiminde, #Yasak Bölge bulunmakta ve burada yaşayan 45-50 bin dolayındaki Türk’ün dış dünya ile bağlantısı hiç yok denecek azdır(1).

Batı Trakya’nın Türkler tarafından fethedilmesi, 1363 yılında gerçekleşmiştir. Bölgede süren 550 yıllık Türk yönetim ve hakimiyeti, I. Balkan Harbi’nde Osmanlı Devleti’nin mağlup olması ile sona ermiştir. Osmanlı Devleti, 29 Eylül 1913 te Bulgaristan’la imzaladığı İstanbul Antlaşması ile Batı Trakya’yı resmen Bulgaristan’a bırakmıştır. I. Dünya Savaşın’da Bulgaristan ve ittifak kurduğu devletlerin mağlup olması sonrası Batı Trakya, Müttefikler tarafından (Fransız ve Yunanlılar) işgal edilmiştir. Bulgaristan ve Müttefikler arasında 27 Kasım 1919’da imzalanan Neuilly Antlaşması, bölge yönetiminin Müttefiklere geçmesini sağlamıştır(2), (3). Bu süreçte bölgede, bir #Müttefiklerarası Batı Trakya Türk Hükümeti kurulmuş ve halkın iki dereceli bir referandum ile bölgenin geleceği hakkında fikir beyanı alınmıştır. Bu referandumda halkın seçtiği 8 temsilci (Türkler 5; Yunan, Bulgar ve Yahudiler 1 er); Batı Trakya’nın Fransız mandası altında bir otonomi (dolayısı ile Türk Otonom Yönetimi) veya Yunanistan ile birleşmesini oylamıştır. Ne hazindir ki, temsilci çoğunluğunu elinde tutan Türklerin vereceği kararın belirleyici olmasına rağmen referandumdan 4’ü Türklerce verilen 5 oyla Yunanistan la birleşme kararı çıkmıştır (14 Mayıs 1919)(4). Böylece başlayan Yunan işgali, 22 Mayıs 1920’de tamamlanmıştır. Bu durum, Müttefikler ve Yunanistan arasında 10 Ağustos 1920’de imzalanan Sevr Anlaşması ile (Yunan Sevri) resmileşmiştir. Lozan görüşmeleri esnasında Türk delegasyonunun, Batı Trakya halkının kendi geleceğini belirleme talebi (hiç olmazsa bir otonom yönetim olarak), yukarıda değinilen referandum gerekçe gösterilerek kabul edilmemiştir. Bölgenin Yunanistan’a bağlanması, muhalif olmasına rağmen, başta İngiltere olmak üzere büyük Avrupa devletlerinin baskısıyla Türkiye’ye de kabul ettirilmiştir(5),  (6), (7).

Lozan Anlaşması’nın ilgili hükümleri ile Batı Trakya Türk azınlığı, diğer vatandaşlara tanınan haklar yanında özel azınlık haklarına da sahip olmaktadırlar. Bu çerçevede masraflarını karşılamak suretiyle her türlü dini ve sosyal hayır kurumları ile eğitim ve  öğretim kurumları açma, işletme, denetleme ve bu kurumlarda kendi anadillerini serbestçe kullanma hakkına sahiptirler. Yunanistan, bu anlaşma hükümlerini azınlık anayasası olarak tanımayı ve bu hükümlere aykırı hiçbir kanun, uygulama ve resmi muamele yapmayacağını kabul ve taahhüt etmiştir. Ancak Yunanistan’nın ırkçı ve şöven tutumu, Lozan Anlaşması hükümlerinin uygulanmasını mümkün kılmamış ve hatta Batı Trakya daki Türk varlığını yok etmek ve izlerini silmek için her türlü planı hazırlama ve uygulama şeklinde tezahür etmiştir. Bu sistematik çabalarla da, 1920’li yıllarda Batı Trakya nüfusunun %85 gibi çoğunluğunu teşkil eden Türkler, günümüzde %30 lara düşmüştür(8),  (9).

Bu makale, 24 Temmuz 1923’te imzalanan Lozan Anlaşmasından günümüze Batı Trakya Türklerinin durumu ve genel problemlerini incelemektedir. İkinci kısım kapsamında ele alınan bu inceleme; Lozan ile II. Dünya Savaşı sonrası süreci (1923-1950), Kıbrıs ın taksim süreci (1950-1974), Batı Trakya Türk azınlığın kendine özgüven kazanma süreci (1974-1982) ve son süreç (1982-) olarak dört alt kısımda ele alınacaktır.

Türk azınlığın genel durumu ve bölgeye uygulanan Yunan politikalarının değerlendirmesi ise, son kısım kapsamında özetlenecektir


Abonelik için tıklayınız.

- Geri -

 
 | Gündem / Haber | Tarihçe | Yazarlar | Arşiv | Resim Galerisi | MP3 Bölümü |
 | Görüş ve Öneriler
| Abonelik | Künye | Bağlantılar |Vakıf | Ulaşım |