Kasım 2003  Sayı: 63 "Ülkenin             bütünlüğü ve ulusun bağımzızlığı kaygı vericidir... Ulusun bağımsızlığı             yine ulusun çaba ve kararlılığı ile kurtarılacaktır."  | Anasayfa |
      Gündem
      Okuyucu Köşesi
      Duyurular
      Tarihçe
      Yazarlar
      Arşiv
      Resim Galerisi
      MP3 Bölümü
      Görüş ve Öneriler
      Abonelik
      Künye
      Bağlantılar
      Vakıf
      Ulaşım

 

   KASIM 2003  

CUMHURİYET’İN 80. YILI BEŞ YIL ÖNCE / ON YIL SONRA

MUSTAFA KADEMOĞLU

1998 yılındaki Cumhuriyet Bayramı için Zonguldak dergisine bir yazı yazdım. Başlığını da Cumhuriyet Düşmanlığı koydum. On yıl sonra, yaşar da görürsem o günleri, ne diye yazacağımı düşünemiyorum bile.

Yakıştıramadım kendime ama, bunu kendine yakıştıranların giderek çoğalmasıydı imlemek istediğim. Ne yazık ki neredeyse, cumhuriyet düşmanlığı diyebileceğimiz bir garabet yaşanıyor son bir yıldır. Cumhuriyet karşıtları, iktidar olmanın nimetlerini öylesine kullanıyorlar ki insan ister istemez böyle düşünüyor. Önce,  o yazımı alıntılamak istiyorum.

 

“CUMHURİYET DÜŞMANLIĞI”

“75. yılını kutladığımız cumhuriyetin hâlâ düşmanlarının olmasını doğal karşılayabilir miyiz?

Hiçbir zaman karşılamadık ki, bugün de karşılayabilelim. En acı yanı ve ürkünç olanı, cumhuriyet düşmanlarının bilgi, bilim ve iletişim çağında da var olmasıdır. Bu olgu, cumhuriyetin erdemini, gücünü, yaşamsal önemini ve değerini göstermektedir.

Atatürk ilkleriyle devriminin, cumhuriyetin kuruluşundan bu yana saldırılara uğramasındaki asıl neden de bu olguda gizlidir. Demokrasimizin kesintilere uğratılmasını da bu bağlamda değerlendirmek gerekiyor.

Cumhuriyet düşmanları bundan sonra da var olacaktır. İşte üniversitelerde yaşanan türban olayları… Şeriatçı medyanın hedef göstermeleri… Okul, vakıf, yurt, kurs, dershane, üniversite pansiyon gibi olanaklarla yoksul gençleri egemenliğine alan kurum ve kuruluşların çığ gibi büyümesi… Medyalarını pervasızca kullanabilmeleri… Gerek yurtiçinde ve gerekse yurtdışından destek görmeleri bu savımızı kanıtlamaz mı?

Peki biz Laikler, Sosyaldemokratlar, Atatürkçüler, Aydınlar ne yapıyoruz?

Yaptığımıza cumhuriyet düşmanlığı diyemeyiz elbet. Ama o denli duyarsız, bahaneci, bencil davranışlar içindeyiz ki, bunun düşmanlıktan ne farkı var diye sormaktan da kendimizi alamıyoruz… Bu aymazlık, bu tembellik, bu bilinçsizlik ve bu ilgisizlik kimi yalanlarla, çirkin anlatımlarla bütünleşince kendi aramızdaki kavga ve çekişmelerin bize ne denli pahalıya oturduğunu göstermeye yetip de artıyor bile.

Cumhuriyet karşıtlarının silâhlarını onlara karşı kullanamadıkça, onların metodlarıyla hatta onlardan  daha fazla çalışmadıkça, bizim kendimizi bağışlamamızın olanağı yoktur. Bugün olduğu gibi yarınlarda onlarla savaşımda yenik düşmekten kurtulamayacağımızı çok iyi anlamamız gerekiyor.

 Bu güne kadar ne Atatürk’ü anladık, ne de adam gibi anlatabildik. Yalnızca onun söylediklerini ezberleyip söyledik, nutuk malzemesi yaptık, kendimizi kandırdık. Atatürk sevgisini bayraklara, rozetlere, poşetlere, reklamlara, miting alanlarına taşıdık. 61 yıldır bundan başka ne yaptık?

Üstelik, cumhuriyet atılımlarının ürünü fabrikaları, kurumları özleştirip haraç mezat satıp yağma ediyoruz şimdilerde. Atatürk’ün simge kurumlarının kapatılıp devlet dairesine dönüştürülmesinden bu yana 16 yıl geçti, ne yapabildik? Kimse kimseye kızmasın; geçmişine bakıp bu gününü iyi değerlendirsin… ipin ucu kaçmıştır…

Yeni bir Atatürk, hiçbir zaman gelmeyecektir. 21. yüzyıla din faşizmi ile girdiğimiz de hiç unutulmasın… yazılıp söylenenlerden de kimse gocunmasın. Yaralarımız çok derindedir. Zamanında ve iyi sarılamayan yaralar kabuk bağlamıştır. Şimdi oturup kimse ağlamasın. Çünkü kendimiz ettik, kendimiz bulduk.


Abonelik için tıklayınız.

- Geri -

 
 | Gündem / Haber | Tarihçe | Yazarlar | Arşiv | Resim Galerisi | MP3 Bölümü |
 | Görüş ve Öneriler
| Abonelik | Künye | Bağlantılar |Vakıf | Ulaşım |