|
TÜRKİYE'DE
ENERJİ PİYASASI DÜZENLEMELERİ HIZLA TAMAMLANIYOR
Ayfer EĞİLMEZ
Kimya Yüksek Mühendisi, "Petrol İş-Sendikası"
Danışmanı
Petrol Piyasası
Yasa Tasarısı;
2000 Yılın'da Dünya Bankası'nın "Ekonomik
Reform Programı" kapsamında vereceği yardımlarla,
Kasım 2000 ve sonrasındaki Şubat 2001 mali krizi
ile Türkiye kamuoyuna adeta dayatılan IMF programı
çerçevesinde; Elektrik, Doğalgaz, Petrol piyasası
Yasalarınının hızla TBMM'inden çıkarılması gündeme
gelmiştir.
Yasaları hazırlayan birim, Enerji ve Tabii Kaynaklar
Bakanlığı olarak görülmekle birlikte, esasen hazine'den
sorumlu Devlet Bakanlığı'nın istemleri doğrultusunda
biçimlendirildiği yetkililerce ifade edilmektedir.
T.C. Parlamentosu, Enerji faaliyetlerinden sorumlu
kurum/kuruluşlar, Sendikalar, Meslek Odaları ve
Türkiye toplumu ancak, Yasaların TBBMM'nin gündemine
gelmesinden sonra öğrenerek bilgilenmektedir.
- 1926 Yılında
792 Sayılı Petrol Yasası,
- 1954 Yılında
6326 Sayılı Petrol Yasası
- 1955-1957 yıllarında
6326 sayılı Petrol Yasası'na teşvik hükümlerinin
konulması,
- 1973 yılında
1702 sayılı petrol Reform Yasası,
- 1983 yılında
2808 sayılı değişiklik Yasası
- 1989 Yılında
79 sayılı yasada yapılan değişiklik olmak üzere,
Petrol faaliyetlerinin düzenlenmesine ilişkin
değişiklik yapılmıştır. Petrol piyasası yasasında;
genel ekonomik politikalara uyum sağlaması Petrol
faaliyetleri ve piyasanın serbestleştirilmesine
uygun alt yapının oluşturulması, AB düzenlemelerine
uyum ve özelleştirmelerine hazırlık için piyasa
beklentilerinin karşılamasını amaçlamaktadır.
- Jeolojik etüdler,
arama, üretim gibi petrol faaliyetleri dışındaki
tüm teslim ve hizmet sunumları , piyasa faaliyetleri
olarak tanımlanmaktadır.
Bu yasa ile, petrol piyasasının istikrarı ve güven
içinde işleyişi ile piyasa güçlerinin önündeki
engelleri ortadan kaldırmak için her türlü işlem
ve uygulamalar düzenlenmektedir.
* Petrol piyasasının serbestleştirilmesini sağlamak
üzere gerekli karar ve önlemleri almak ve uygulamakla
yükümlü Enerji Piyasası Düzenleme Kurum ve Kurulu
adları altında düzenleyici Kurullar oluşturulmaktadır.
I) Yasa Tasarısı'nın Genel Değerlendirilmesi
1- Yasa tasarısı, petrol faaliyetlerinden arama
ve üretim gibi riskli alanları kapsam dışında
tutarken ham petrol ve petrol ürünleri piyasasını
düzenlemektedir.
Dar anlamda ise; Türkiye'de zaten serbest olan
Akaryakıt ürünleri piyasasını düzenlemektedir.
2- Petrol dış alımı, Rafinaj, işleme, umumi depolama
ve iletim faaliyetleri ve bu faaliyetler için
hizmet sağlama tesis tasarım proje yüklemini ,
Tesis yapım yüklenimi ve tesis kontrollük yüklemini
hizmetlerinin verilmesi ve bunlarla ilgili her
türlü taahhüde girilmesi belgelere bağlanmaktadır.
Belgeler; Enerji, Dağıtım ve Hizmet Grubu olmak
üzere 3 tür belgeden oluşmaktadır.
* Enerji Grubu Belgeleri; Rafinaj, İşleme, Umumi
Depolama ve iletim,
* Dağıtım Grubu Belgeleri; Akaryakıt Toptan Satış
ve Bayilik,
* Hizmet Grubu Belgeleri; Hizmet Sağlama, Tesis
ve Proje yüklemini, Tesis Yapım yüklemini, Tesis
Kontrollük Yüklenimi Faaliyetlerini içermektedir.
3- Enerji ve Dağıtım Grubu belgeleri kapsamında
bayilik hariç yapılan faaliyetlere ilişkin teslim
ve sunumlar tarife esasına bağlanmaktadır.
- Hizmetler Grubu belgeleri kapsamında sunulan
hizmetlerle, bayi dağıtımı ve bayilik faaliyetlerinde
uygulanacak fiyatların tarifelere bağlanması isteğe
bırakılmaktadır.
- İletim belgesi kapsamında yürütülecek taşıma,
umumi depolama faaliyetlerinde uygulanacak fiyatlar,
belge sahibinin hazrılayacağı ve kurulca onaylanacak
tarifelere bağlanmaktadır.
- Rafinaj, işleme, boru hatları ile bağlantılı
olmayan, umumi depolama ve Akaryakıt Toptan Satış
belgesi kapsamında teslim ve hizmetlerde uygulanacak
tavan fiyatları ise, benzer biçimde belge sahiplerinde
hazırlanarak, kurul'a sunulan tarifelere göre
uygulanacaktır.
Yukarıda belirtilenlerin tersine, Ham petrol tesliminde
fiyat oluşumu, serbest piyasa koşullarına bırakılmaktadır.
Oysa Türkiye'de petrol fiyatları zaten dünya piyasalarındaki
fiyatlar temel alınarak hesaplanmaktadır. Bu durum
bir kez de yasa ile güvenceye alınmaktadır.
Petrol ürünlerinde ise, Temmuz 1998 yılında uygulanmaya
konulan Otomatik Fiyatlandırma Mekanizması'ndan
(OFM) önce devlet, dağıtım payını şirket ve bayi
bazında ayrı; ana dağıtım şirketleri ve bayi arasında
rekabet koşullarında belirlenmektedir.
Bu yeni Yasa ile, ürünler tam liberasyon ortamında
fiyat bularak satılacaktır. Ayrıca Rafineri, dağıtım
şirketi, bayi ve tüketici zinciri olmadığından
ithal petrole sahip, hem dikey hemde yatay entegrasyonun
bir arada olduğu yapılardaki uluslararası petrol
devleri ile rekabet edilecektir. Böylece kartelleşmeye
açık rant alanları oluşacaktır.
Örneğin "FİNANSAL FORUM"un Büyük Petrol
Şirketlerinin Fiyat Oyunu" başlıklı haberine
göre, Hollanda'da akaryakıt satış fiyatlarının
belirlenmesinden büyük petrol şirketlerinin kendi
aralarında yaptıkları gizi anlaşmayla, fiyatları
yapay olarak sürekli yüksek düzeyde tuttukları
ileri sürülmektedir.
Hollanda Rekabet Kurummunun yaptığı inceleme ve
analizlerde Shell, Esso, Total Fina ve Texaco
şirketlerinin kendi aralarında rekabete girmek
yerine, gizlice anlaşarak benzin, mazot ve LPG
satış fiyatlarını ortalama 10 sent yüksek tuttukları
ortaya çıkmıştır. Ancak gizli anlaşmanın uygulamada
somut belgelerle kanıtlanmasının güçlüğünden söz
edilmektedir.
4- Yasa tasarısı, Petrol faaliyetlerinde olması
gereken arama, üretim, rafinaj, taşıma, dağıtım
dikey entegrasyonu yaklaşımından uzaklaşmaktadır.
Bu taslağın içine yerleştirilen belli petrol faaliyetleri,
6326 sayılı Petrol Yasasının sunduğu olanakları,
yani arama, üretim ve rafinaj faaliyetlerini olumsuz
etkilemektedir.
- Yerli petrol üretiminin Türkiye'deki rafineriler
tarafından satın alınması önceliğine ilişkin zorunluluk
ortadan kalkmaktadır.
- Rafinerilerin, petrol ürünleri sunumuna sınırlama
getirilmektedir. Akaryakıt dağıtım şirketleri
bayi açabilir iken rafineriler dağıtım şirketi
ve bayiler açamamaktadır.
5- Akaryakıt dağıtım şirketlerinin sınırlı olan
(% 40) ithalatı tamamen serbest bırakılmaktadır.
Böylece Türkiye'de bulunan yabancı petrol şirketleri
hem kendilerinin hem de uluslararası bağlantıları
dolayısıyla sahip oldukları olanakları kullanarak
ulusak pazardaki paylarını artıracaklardır.
6- Akaryakıt bayileri, sözleşme imzaladığı ana
dağıtım şirketi dışındaki şirketlerden akaryakıt
alımı yapamamaktadırlar. Uzun yıllara dayalı bayii
ve şirket anlaşmalarının iptali sözkonusu olacağından
yaratılacak karmaşa çok sayıda bayinin mağdur
olmasına neden olacaktır. Akaryakıtta tam liberalizasyonu
getiren bu sistemde istasyonlar dahil ithalat
yapabilmektedir.
7- Hizmet gurubu belgeleri; genellikle inşaat
hizmetlerine ilşikin faaliyetler içerdiğinden
Bayındırlık ve İskan Bakanlığı'nın yetki ve görev
alanına girmektedir. Ancak bu hizmetlerin yürütülmesi
bu yasanın içine yerleştirilerek sözkonusu Bakanlığın
yetkileri adeta Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu'na
devredilmiştir. Yasada, yapılacak tesislerin niteliği,
kullanım amacı ve türü tanımlanmamış, tesislerin
teslimi ise serbest piyasa koşullarında oluşan
fiyatlar üzerinden yapılmaktadır. Bu hizmet grubu
belge sahiplerine tanınan ayrıcalık, kusur işlenmesi
durumunda verilecek cezaların düzenlenmesine de
yansımaktadır.
Ağır Kusur ve birinci dereceden kusur işlenmesi
halinde Enerji ve Dağıtım Grubu belgesi sahiplerine
500 ile 200 milyar TL ceza öngörülürken, Bayi
ve hizmet grubu Belgesi sahiplerine %90 indirim
yapılmaktadır.
Yine Enerji Piyasası Kurumu'nun temel gelirlerinden
olan "Katılma Payı"da alınmamaktadır.
8- Enerji ve Dağıtım Grubu belgesi sahiplerinin
yapacakları tesisler için özel mülk sahipleri
ile anlaşamamaları halinde, Kurul adeta re'sen
"Kamulaştırma" kararı alabilmektedir.
Alınan bu karar doğrudan "kamu Yararı"
sayılacağı belirtilmiştir.
Tesis yapılacak yerin seçiminde hiç bir kriter
getirilmemektedir. Orman, tarım arazisi veya kentsel
nüfusun yoğun olduğu yerleşim alanları gibi unsurlar
gözönüne alınmamıştır. Yani belge sahibinin istediği
her yerde tesis yapabileceği sonucuna ulaşılabilmektedir.
9- Kamuoyunun bilgilendirilmesine ilişkin Açıklık
/ Şeffaflık ilkesi " Kamuya açıklanmasından
FAYDA GÖRÜLEN konuların tebliglerle duyurulması
" biçiminde hem gizliliği hemde açıklığı
birarada barındıran, tek taraflı, subjektif yargı
içeren bir ifade ile anlatılmaktadır.
10- Yasa Tasarısı'nda üretilen ham petrölün istenirse
tümünün yurtdışına ihracat edilebileceği serbestinin
getirilmesine karşın "Ulusal Petrol Stoku"
konusunda da düzenlemeye gidilmektedir. Buna göre,
ham petrolün piyasaya sunumunda sürekliliğin sağlanması
ve uluslararası anlaşmalar gereği petrolle ilgili
yükümlülüklerin yerine getirilmesi amacıyla bir
önceki yıl kullanım ortalamalarına göre 50 günden
az olmayacak (uluslararası Enerji Ajansı'na göre
bu miktar 90 günder) devlet malı statüsünde ulusal
petrol stoku tutulacağı öngörülmektedir.
Ancak bu miktarın yeterliliği ve nasıl karşılanacağı
ve uluslararası tahkim mekanizmasına takılması
durumunda karşılaşılacak sorunlara ilişkin konularda
hiçbir açıklık bulunmamaktadır.
II) Petrol PİyasasI Yasa TasarIsI'nIn YasallaŞmasI
Durumunda Türkİye Petrollerİ Anonİm OrtaklIĞI
(TPAO) ve TüpraŞ NasIl Etkİlenecektİr?
TÜRKİYEDE PETROL FAALİYETLERİ VE TPAO
Türkiye'de işletmeye uygun ilk petrol kuyusu 1948
yılında MTA (Maten Tetki Arama Enstitüsü) tarafından
Batman yöresinde bulunmuştur. 1926 yılında çıkartılan
791 sayılı "Petrol ve Altın İşletme"
Yasası'ndan sonra 1935 yılında petrol arama görevi
bu yasa ile MTA 'ya verilmiştir. Bu yıllarda çok
uluslu petrol şirketleri Türkiye'de yatırım yapmak
yerine, ithal ettikleri petrol ürünlerini pazarlayıp
satmayı tercih etmektedirler. Daha sonraları 791,
2189 ve 2804 sasılı petrol yasalarından şikayetçi
olan yabancı petrol şirketleri Max W. Ball'ın
hazırladığı öneriler doğrultusunda 1954 yılında
6326 sayılı petrol yasası ile Türkiye'de petrolle
ilgili her türlü faaliyeti yürütme olanağını bulmuşlardır.
Aynı zamanda 1954 yılında bu yasa ile ülkemiz
petrol ve doğalgaz kaynaklarının aranması, üretilmesi,
rafinajı, taşınması ve pazarlanması yoluyla ülke
ekonomisine katkı sağlama görevi Türkiye Petrolleri
Anonim Ortaklağı'na (TPAO) verilmiştir.
TPAO; TÜPRAŞ, BOTAŞ, POAŞ, DİTAŞ, İGTAŞ, ve İPRAGAZ
ile entegre bir yapı oluşturulmuştur. Ancak 1983
'ten sonra bu zincirleme yapı parçalanmış TPAO,
yanlızca hidrokarbon arama ve üretiminden sorumlu
ulusal petrol şirketine dönüştürülmüştür. Yani
kâr işlevlerinden mahrum bırakılmıştır.
Son derece Liberal olan bu yasa ile TPAO, büyüklü
küçüklü (ki küçükler aslında büyüklerin paravan
şirketleridir. ) yabancı ve özel petrol şirketleri
ile eşit düzeye getirilmiştir.
A) ARAMA VE SONDAJ FAALİYETLERİ
*Ruhsat Durumu
2000 yılı sonu itibariyle TPAO'nın 136.5 adet
arama ve 2'si PERENCO, 2'si ARCO şirketleri ile
ortak 48 adet işletme olmak üzere toplam 184.5
adet ruhsatı bulunmaktadır. Toplam 392 adet ruhsatın
% 34 'lük bölümü TPAO'na aitken geriye kalan %66'lık
büyük bir bölüm diğer petrol şirketlerine aittir.
Diğer bir ifade
ile, Türkiye'de üretilen ham petrolün % 72'si
TPAO, %22'si Perenco, % 4'ünü Petrom ve Dorchester
birlikte üretmektedirler.
Ayrıca, Toplam 24.401.005 ton petrol talebinin
ancak % 11'lik bölümü yerli üretimle karşılanırken
% 89'lük bölümü ithal edilmektedir. Bu durum üretilen
petrölün niteliğine bakılmaksızın yerli üretimin
arttırılmasının önemini açıkca ortaya koymaktadır.
TPAO 200 yılı sonu itibariyle;
- 310.792 Milyar TL Brüt Satış hasılatı,
- 24.857 milyar TL yatırım Harcaması,
- Vergi ve yasal yükümlülükleri karşılığında devlete
70.0088 Milyar TL gelir aktarması ve
- 106.744 milyar TL net KAR gerçekleştirilmiştir.
Özetle TPAO, 3901 yetişmiş nitelikli personeli
ile yurtiçi ve yurtdışı petrol faaliyetlerine
katkı sağlamaktadır. Ancak bu kuruluşumuzun özellikle
ulusal alanda petrol arama ve hampetrol üretiminde
yoğunlaşması için yatırımlarla desteklenerek,
teknolojik donanımının sağlanması gerekmektedir.
Türkiye'de yabancı petrol şirketleri açısından
cazip teşvik unsurları bulunan liberal bir petrol
yasası olmasına karşın, 1954 yılından bu yana
sayıları artan bu petrol şirketleri riski ve maliyeti
yüksek olan arama yatırımlarına yönelmemişlerdir.
Bu şirketler ispatlanmış ve zengin rezervleri
olan ve rezervuar özellikleri nedeniyle maliyetlerin
düşük, kâr oranlarının yüksek oldğu ülkeler ve
bölgelerde yatırıma öncelik vermişlerdir. Türkiye'de
ise arama yerine pazarlamayı tercih etmişlerdir.
Ayrıca, yabancı arama şirketleri 2000 başı itibariyle
toplam 28.3 Trilyon TL sermaye ithal etmelerine
(Nakit, malzeme vb.) karşın 17.4 Tirilyon TL sermaye
transfer etmişlerdir. Yani ülkemize getirdikleri
sermayenin % 61'ni ülkelerine transfer yoluyla
aktarmışlardır. Benzer biçimde toplam 16.6 Trilyon
olarak gerçekleşen devlet hissesi ödemesinde TPAO
'nun payı %66.45 olmuştur.
Kısaca, Türkiye'de üretilen Petrolün %72'ni toplam
Petrol arzının ise % 12'ini TPAO karşılamaktadır.
Ayrıca ülkemizde üretilen doğal gazın tamamına
yakın kısmını, toplam doğalgaz arzının ise yaklaşık
% 8'ini ulusal kuruluş olan TPAO gerçekleştirmiştir.
Bu alanda faaliyet gösteren yabancı şirketler
ise , yüksek oranda ruhsat sayısına sahip olmakla
birlikte gerçek anlamda çalışmalar yapmamaktadırlar.
Yasanın sunduğu imtiyaz, indirim ve muafiyetlerden
yararlanmak amacıyla ruhsat almaktadırlar. Bu
ise Türkiye'de petrol aramaları açısından potansiyeli
olan alanların fiili olarak kapanmış olması anlamına
gelmektedir.
1- Petrol PiyasasI YasasInIn
TPAO'na Etkİsİ
Petrol piyasası yasası, Türkiye'de üretilen yerli
petrolün rafinerilerce öncelikle alınması zorunluğunu
kaldırmaktadır. Yani Türkiye'de petrol üretiminin
yapıldığı yer, rafinerilerle olan mesafesi, miktarı,
üretilen ham petrolün kalitesi bu yasa'da gözönüne
alınmamaktadır.
Türkiye'de ağır petrol üreten sahalar keşfedilmiş
ve yerin altında da yaklaşık 4 milyar varil ağır
petrolün olduğu bilinmektedir. Gravitesi düşük
ve ucuz olan bu petrol, dünyada olduğu gibi ülkemizde
de mutlaka değerlendirilmelidir. (Kanada ve Venezuela
ağır Petrollünü değerlendirmektedir.) Ayrıca ikincil
üretim teknikleri ile üretilen petrolden devlet
hissesi azaltıralarak üretim teşvik edilmelidir.
Türkiye'de yerli petrol üretimini gerçekleştiren
TPAO , 1954 yılında 2000 yılına kadar 3 milyar
100 milyon dolar yatırım yapmış 584 milyon varil
üretilebilir petrolde ve 395 milyon varil de üretmiştir.
Yerli üretimin rafineriler tarafından öncelikle
satın alınması zorunluluğunun kaldırılması sonucunda,
TPAO'nın ürettiği petrollü sabilmek için kurması
gereken tesislerin getireceği maliyet zaten kıt
kaynaklara sahip olan TPAO'nın ekonomik olarak
güçsüzleşmesine yol açacaktır. Üretilen ham petrol
çok ucuza yada hiç satılmayacaktır.
Sonuçta ulusal şirketi olan TPAO zayıflatılarak
ekonomik açıdan eşit düzeyde olmadığı güçlü dikey
yapıdaki yabancı petrol şirketleri ile eşit duruma
getirilmektedir.
2- Petrol Pİyasası YasasInIN
TüpraŞ'a Etkİsİ
Petrol Piyasası Yasası Tasarısı'nın aynen yasalaşması
halinde, TÜPRAŞ'ı nasıl etkileyeceğini değerlendirmek
için öncelikle Tüpraş'ın Türkiye Ekonomisindeki
konumunu incelemek gerekmektedir.
a) Tüpraş'ın Türkiye Ekonomisindeki Yeri:
27.6 milyon ton/Yıl kurulu ham petrol kapasitesine
sahip, kapasite kullanma oranı (K.K.O) % 82'dir.
2001 yılı sonu itibariyle;
- 22.8 milyon ton ham petrol işlenmiştir.
- 22.7 milyon ton yurtiçi ve ihracat satışı ile
Toplam satışı 24.8 milyon ton olarak gerçekleşmiştir.
- 299.2 milyon ABD doları değerinde (K.K.T.C)
hariç) ihracat geliri sağlanmıştır. Bu ihracatın
% 65'i İzmit Rafinerisinde, % 35 'i ise İzmir
Rafinerisi'nden gerçekleştirilmiştir.
- LPG dahil olmak üzere toplam 3.1 milyon ton
petrol ürünü ithal edilmiştir. (772 milyon dolar
tutarında)
- 100 milyon dolar tutarında yatırım gerçekleştirilmiştir.
28 Ekim 2001 yılında İzmir Rafinesi'nde 199 milyon
dolar harcanarak gerçekleştirilen CCR ve izomerisazyon
ünitesi devreye alınmıştır.
- Yurtiçi pazar payı %80 civarındadır.
- Devlete 2000 yılında ATV, KDV ve fonlar olmak
üzere yaklaşık 3 katrilyon TL gelir sağlamıştır.
- 12 Katrilyon TL ciro gerçekleştirilmiştir.
2002 yılındaki Hedefler ve Beklenenler
2002 yılında Türkiye'de 28.3 milyon ton petrol
ürünleri tüketimi beklenmektedir. Bu miktarın
karşılanabilmesi için ise 26.9 milyon ton ham
petrol işlenmesi gerekmektedir.
Bu miktarın 23.5 milyon ton'luk kısmı TÜPRAŞ Rafineleri'nde
işlenecektir. K.K.O. % 3 artarak % 85 olacaktır.
2002 yılında TÜPRAŞ;
- 25.4 milyon ton petrol ürününü pazarlamayı hedeflemektedir.
- 20 katrilyon TL'nin üzerinde ciro gerçekleştirilmesi
tahmin edilmektedir.
- Önemli ölçüde petrol ve petrokimya ürünü ihracatı
hedeflenmektedir. Talep fazlası kurşunsuz benzinin
, ABD, AB, ve Uzakdoğu ülkelerine pazarlaması
ve toplam ihracatın 500 milyon doların olması
planlanmaktadır.
-21.3 milyon ton petrol ithalatına karşılık 3.3
milyor dolar (FOB-21.1 dolar/varil) petrol ürünlerine
ise 750 milyon dolar olmak üzere toplam 4.1 milyor
dolar ödeme yapılacağı tahmin edilmektedir.
TÜPRAŞ 4381 yetişmiş birikimli ve nitelikli işgücü
ve Avrupa rafinerileri ile rekabet edebilme gücüne
sahip yapısıyla, ülkemizin en önde gelen kuruluşları
arasında yeralmaktadır
b) Petrol Piyasası Yasası'nın TÜPRAŞ'a Etkisi
Petrol piyasası yasasına göre; genel olarak petrol
piyasası faaliyetlerine katılan kesimlere serbesti
getirilirken Raineriler sadece rafineri faaliyetleri
ile sınırlandırılmaktadır. TÜPRAŞ dağıtım şirketi
kuramayacak ve dağıtım izni alamayacaktır.
"Doğal Tekeller", rekabet politikalarının
tartışılmasında kamu müdahalesi olarak sunulmaktadır.
Oysa doğal tekeller, ölçek ekonomilerinin sonucunda
oluşmuş ve üretim ölçeğinin büyümesi yoluyla maliyetlerin
düşmesi temeline dayanmaktadır.
Doğal tekellerin kurallarla çalışmasının sağlanması
toplumun refahı açısından rekabet yaratmaktan
daha etkin bir yöntem olarak kabul edileceğinden
pek çok kamu hizmeti kamulaştırılmıştır. Böylelikle
ulusal güvenlik ve toplumun tasarruflarının korunması,
sanayinin geliştirilmesi ve kamu hizmetinden herkesin
sürekli yararlanabilmesi sağlanmıştır.
AB'ne uyum açısından değerlendirildiğinde ise,
Avrupa Topluluğu Antlaşmasının 222. maddesi mülkiyet
konusunda üye devletleri serbest bırakmaktadır.
Yani Roma Anlaşması mülkiyet açısından tarafsızlık
içermektedir.
Diğer yandan, piyasaların rekabete açılmasının
yabancı sermaye yatırımlarını özendireceği, çok
uluslu şirketlerin gelişmekte olan ülkelere yatırım
yapacağı düşünülmektedir. Ancak denetimsiz bu
gelişmelerin tekelleşmeye yerli üretim dokularının,
üretim yerine ticari ağırlıklı yerli ve yabancı
gruplar tarafından yok edilmesine yol açtığı görülmektedir.
Bu gelişmelerin önlenmesine yönelik bir düzenleme
alan 4054 Sayılı Rekabetin Korunması Hakkında
Kanun, birleşme kartellerin hakim durumlarını
kötüye kullanmalarına ilişkin önlemlerin alınması
konusunda Rekabet Kurulu'nu görevlendirmektedir.
Rekabet Kurulu aynı zamanda ulusal sanayi politikasının
saptanmasında küreselleşmiş sanayiler karşısında
ulusal üretim tesislerini korumaya yönelik özel
yetkilere de sahiptir.
Petrol piyasası Yasası'nda Enerji Piyasası Düzenleme
Kurulu, Rekabet Kurulu'nun bu tür yetki alanına
müdahale ederek keyfi uygulamalar neden olmaktadır.
Tüpraş'ın dağıtım şirketi kurmasıyla hakim durumun
kötüye kullanılması konusu Rekabet Kurulu'nun
yetki ve görev alanına girmektedir.
Yasa tasarısına göre, TÜPRAŞ sadece ham petrol
ithali yapabilecek Akaryakıt dağıtım şirketleri
ise isterlerse Tüpraş'tan akaryakıt alımı yapacaklar,
isterlerse doğrudan ithal edebilmektedirler.
- Otomatik fiyatlandırma Mekanizması sona erecektir.
Yasa ile tanımlanmış bir piyasa fiyatı oluşacaktır.
Bu uygulama ile TÜPRAŞ, yani rafineriler zarar
görürken, her türlü akaryakıt ürünleri özel Tüketim
Vergisi kapsamına girdiğinde ATV ve Akaryakıt
Fiyat İstikrar Fonu kesintileri sona erecektir.
Bu ise Akaryakıt dağıtım şirketlerinin kar paylarını
arttıracaktır.
Tüpraş ekonomik olarak güçsüz bir kuruluş haline
, Türkiye ise bir açık Pazar durumuna getirilmektedir.
-Yabancı petrol şirketlerinin belli sayılarda
teknik elaman ve işçi çalıştırması zorunluluğu
kalkmaktadır. Aynı zamanda 18 Ocak 2002 tarihinde
IMF başkanı Horst Köhler'e verilen "NİYET
MEKTUBU" nda da KİT'ler deki istihdamın toplam
olarak üçte iki oranında azaltılması "yapısal
performans kriteri" olarak sunulurken, Yabancı
sermayeli şirketler tarafından yabancı personel
istihdam edilmesine ilişkin düzenlemelerin yapılacağı
taahhüt edilmektedir.
Ayrıca ülkemizde petrol piyasası faaliyeti yürütülen
BP, Shell ve Mobil'de sendikamız tarafından çok
yakın geçmişte yaşanan Sendikasızlaştırma uygulamaları,
giderek yaygınlaşacaktır.
Özetle, petrol piyasası yasası, Türkiye petrol
piyasasını "REKABET" adına uluslararası
petrol şirketlerine tamamen açma çabası ve girişimidir.
-
Geri -
|