Mart 2002  Sayı: 43 "Ülkenin bütünlüğü ve ulusun bağımzızlığı kaygı vericidir... Ulusun bağımsızlığı yine ulusun çaba ve kararlılığı ile kurtarılacaktır."  | Anasayfa |
      Gündem
      Haber
      Duyurular
      Tarihçe
      Yazarlar
      Arşiv
      Resim Galerisi
      MP3 Bölümü
      Görüş ve Öneriler
      Abonelik
      Künye
      Bağlantılar
      Vakıf
      Ulaşım

 

   MART 2002  

TÜRKİYE'DE ENERJİ PİYASASI DÜZENLEMELERİ HIZLA TAMAMLANIYOR
Ayfer EĞİLMEZ
Kimya Yüksek Mühendisi, "Petrol İş-Sendikası" Danışmanı

Petrol Piyasası Yasa Tasarısı;
2000 Yılın'da Dünya Bankası'nın "Ekonomik Reform Programı" kapsamında vereceği yardımlarla, Kasım 2000 ve sonrasındaki Şubat 2001 mali krizi ile Türkiye kamuoyuna adeta dayatılan IMF programı çerçevesinde; Elektrik, Doğalgaz, Petrol piyasası Yasalarınının hızla TBMM'inden çıkarılması gündeme gelmiştir.

Yasaları hazırlayan birim, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı olarak görülmekle birlikte, esasen hazine'den sorumlu Devlet Bakanlığı'nın istemleri doğrultusunda biçimlendirildiği yetkililerce ifade edilmektedir.

T.C. Parlamentosu, Enerji faaliyetlerinden sorumlu kurum/kuruluşlar, Sendikalar, Meslek Odaları ve Türkiye toplumu ancak, Yasaların TBBMM'nin gündemine gelmesinden sonra öğrenerek bilgilenmektedir.

  • 1926 Yılında 792 Sayılı Petrol Yasası,
  • 1954 Yılında 6326 Sayılı Petrol Yasası
  • 1955-1957 yıllarında 6326 sayılı Petrol Yasası'na teşvik hükümlerinin konulması,
  • 1973 yılında 1702 sayılı petrol Reform Yasası,
  • 1983 yılında 2808 sayılı değişiklik Yasası
  • 1989 Yılında 79 sayılı yasada yapılan değişiklik olmak üzere, Petrol faaliyetlerinin düzenlenmesine ilişkin değişiklik yapılmıştır. Petrol piyasası yasasında; genel ekonomik politikalara uyum sağlaması Petrol faaliyetleri ve piyasanın serbestleştirilmesine uygun alt yapının oluşturulması, AB düzenlemelerine uyum ve özelleştirmelerine hazırlık için piyasa beklentilerinin karşılamasını amaçlamaktadır.

- Jeolojik etüdler, arama, üretim gibi petrol faaliyetleri dışındaki tüm teslim ve hizmet sunumları , piyasa faaliyetleri olarak tanımlanmaktadır.
Bu yasa ile, petrol piyasasının istikrarı ve güven içinde işleyişi ile piyasa güçlerinin önündeki engelleri ortadan kaldırmak için her türlü işlem ve uygulamalar düzenlenmektedir.
* Petrol piyasasının serbestleştirilmesini sağlamak üzere gerekli karar ve önlemleri almak ve uygulamakla yükümlü Enerji Piyasası Düzenleme Kurum ve Kurulu adları altında düzenleyici Kurullar oluşturulmaktadır.
I) Yasa Tasarısı'nın Genel Değerlendirilmesi
1- Yasa tasarısı, petrol faaliyetlerinden arama ve üretim gibi riskli alanları kapsam dışında tutarken ham petrol ve petrol ürünleri piyasasını düzenlemektedir.
Dar anlamda ise; Türkiye'de zaten serbest olan Akaryakıt ürünleri piyasasını düzenlemektedir.
2- Petrol dış alımı, Rafinaj, işleme, umumi depolama ve iletim faaliyetleri ve bu faaliyetler için hizmet sağlama tesis tasarım proje yüklemini , Tesis yapım yüklenimi ve tesis kontrollük yüklemini hizmetlerinin verilmesi ve bunlarla ilgili her türlü taahhüde girilmesi belgelere bağlanmaktadır.
Belgeler; Enerji, Dağıtım ve Hizmet Grubu olmak üzere 3 tür belgeden oluşmaktadır.
* Enerji Grubu Belgeleri; Rafinaj, İşleme, Umumi Depolama ve iletim,
* Dağıtım Grubu Belgeleri; Akaryakıt Toptan Satış ve Bayilik,
* Hizmet Grubu Belgeleri; Hizmet Sağlama, Tesis ve Proje yüklemini, Tesis Yapım yüklemini, Tesis Kontrollük Yüklenimi Faaliyetlerini içermektedir.
3- Enerji ve Dağıtım Grubu belgeleri kapsamında bayilik hariç yapılan faaliyetlere ilişkin teslim ve sunumlar tarife esasına bağlanmaktadır.
- Hizmetler Grubu belgeleri kapsamında sunulan hizmetlerle, bayi dağıtımı ve bayilik faaliyetlerinde uygulanacak fiyatların tarifelere bağlanması isteğe bırakılmaktadır.
- İletim belgesi kapsamında yürütülecek taşıma, umumi depolama faaliyetlerinde uygulanacak fiyatlar, belge sahibinin hazrılayacağı ve kurulca onaylanacak tarifelere bağlanmaktadır.
- Rafinaj, işleme, boru hatları ile bağlantılı olmayan, umumi depolama ve Akaryakıt Toptan Satış belgesi kapsamında teslim ve hizmetlerde uygulanacak tavan fiyatları ise, benzer biçimde belge sahiplerinde hazırlanarak, kurul'a sunulan tarifelere göre uygulanacaktır.
Yukarıda belirtilenlerin tersine, Ham petrol tesliminde fiyat oluşumu, serbest piyasa koşullarına bırakılmaktadır. Oysa Türkiye'de petrol fiyatları zaten dünya piyasalarındaki fiyatlar temel alınarak hesaplanmaktadır. Bu durum bir kez de yasa ile güvenceye alınmaktadır.
Petrol ürünlerinde ise, Temmuz 1998 yılında uygulanmaya konulan Otomatik Fiyatlandırma Mekanizması'ndan (OFM) önce devlet, dağıtım payını şirket ve bayi bazında ayrı; ana dağıtım şirketleri ve bayi arasında rekabet koşullarında belirlenmektedir.
Bu yeni Yasa ile, ürünler tam liberasyon ortamında fiyat bularak satılacaktır. Ayrıca Rafineri, dağıtım şirketi, bayi ve tüketici zinciri olmadığından ithal petrole sahip, hem dikey hemde yatay entegrasyonun bir arada olduğu yapılardaki uluslararası petrol devleri ile rekabet edilecektir. Böylece kartelleşmeye açık rant alanları oluşacaktır.
Örneğin "FİNANSAL FORUM"un Büyük Petrol Şirketlerinin Fiyat Oyunu" başlıklı haberine göre, Hollanda'da akaryakıt satış fiyatlarının belirlenmesinden büyük petrol şirketlerinin kendi aralarında yaptıkları gizi anlaşmayla, fiyatları yapay olarak sürekli yüksek düzeyde tuttukları ileri sürülmektedir.
Hollanda Rekabet Kurummunun yaptığı inceleme ve analizlerde Shell, Esso, Total Fina ve Texaco şirketlerinin kendi aralarında rekabete girmek yerine, gizlice anlaşarak benzin, mazot ve LPG satış fiyatlarını ortalama 10 sent yüksek tuttukları ortaya çıkmıştır. Ancak gizli anlaşmanın uygulamada somut belgelerle kanıtlanmasının güçlüğünden söz edilmektedir.
4- Yasa tasarısı, Petrol faaliyetlerinde olması gereken arama, üretim, rafinaj, taşıma, dağıtım dikey entegrasyonu yaklaşımından uzaklaşmaktadır.
Bu taslağın içine yerleştirilen belli petrol faaliyetleri, 6326 sayılı Petrol Yasasının sunduğu olanakları, yani arama, üretim ve rafinaj faaliyetlerini olumsuz etkilemektedir.
- Yerli petrol üretiminin Türkiye'deki rafineriler tarafından satın alınması önceliğine ilişkin zorunluluk ortadan kalkmaktadır.
- Rafinerilerin, petrol ürünleri sunumuna sınırlama getirilmektedir. Akaryakıt dağıtım şirketleri bayi açabilir iken rafineriler dağıtım şirketi ve bayiler açamamaktadır.
5- Akaryakıt dağıtım şirketlerinin sınırlı olan (% 40) ithalatı tamamen serbest bırakılmaktadır. Böylece Türkiye'de bulunan yabancı petrol şirketleri hem kendilerinin hem de uluslararası bağlantıları dolayısıyla sahip oldukları olanakları kullanarak ulusak pazardaki paylarını artıracaklardır.
6- Akaryakıt bayileri, sözleşme imzaladığı ana dağıtım şirketi dışındaki şirketlerden akaryakıt alımı yapamamaktadırlar. Uzun yıllara dayalı bayii ve şirket anlaşmalarının iptali sözkonusu olacağından yaratılacak karmaşa çok sayıda bayinin mağdur olmasına neden olacaktır. Akaryakıtta tam liberalizasyonu getiren bu sistemde istasyonlar dahil ithalat yapabilmektedir.
7- Hizmet gurubu belgeleri; genellikle inşaat hizmetlerine ilşikin faaliyetler içerdiğinden Bayındırlık ve İskan Bakanlığı'nın yetki ve görev alanına girmektedir. Ancak bu hizmetlerin yürütülmesi bu yasanın içine yerleştirilerek sözkonusu Bakanlığın yetkileri adeta Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu'na devredilmiştir. Yasada, yapılacak tesislerin niteliği, kullanım amacı ve türü tanımlanmamış, tesislerin teslimi ise serbest piyasa koşullarında oluşan fiyatlar üzerinden yapılmaktadır. Bu hizmet grubu belge sahiplerine tanınan ayrıcalık, kusur işlenmesi durumunda verilecek cezaların düzenlenmesine de yansımaktadır.
Ağır Kusur ve birinci dereceden kusur işlenmesi halinde Enerji ve Dağıtım Grubu belgesi sahiplerine 500 ile 200 milyar TL ceza öngörülürken, Bayi ve hizmet grubu Belgesi sahiplerine %90 indirim yapılmaktadır.
Yine Enerji Piyasası Kurumu'nun temel gelirlerinden olan "Katılma Payı"da alınmamaktadır.
8- Enerji ve Dağıtım Grubu belgesi sahiplerinin yapacakları tesisler için özel mülk sahipleri ile anlaşamamaları halinde, Kurul adeta re'sen "Kamulaştırma" kararı alabilmektedir. Alınan bu karar doğrudan "kamu Yararı" sayılacağı belirtilmiştir.
Tesis yapılacak yerin seçiminde hiç bir kriter getirilmemektedir. Orman, tarım arazisi veya kentsel nüfusun yoğun olduğu yerleşim alanları gibi unsurlar gözönüne alınmamıştır. Yani belge sahibinin istediği her yerde tesis yapabileceği sonucuna ulaşılabilmektedir.
9- Kamuoyunun bilgilendirilmesine ilişkin Açıklık / Şeffaflık ilkesi " Kamuya açıklanmasından FAYDA GÖRÜLEN konuların tebliglerle duyurulması " biçiminde hem gizliliği hemde açıklığı birarada barındıran, tek taraflı, subjektif yargı içeren bir ifade ile anlatılmaktadır.
10- Yasa Tasarısı'nda üretilen ham petrölün istenirse tümünün yurtdışına ihracat edilebileceği serbestinin getirilmesine karşın "Ulusal Petrol Stoku" konusunda da düzenlemeye gidilmektedir. Buna göre, ham petrolün piyasaya sunumunda sürekliliğin sağlanması ve uluslararası anlaşmalar gereği petrolle ilgili yükümlülüklerin yerine getirilmesi amacıyla bir önceki yıl kullanım ortalamalarına göre 50 günden az olmayacak (uluslararası Enerji Ajansı'na göre bu miktar 90 günder) devlet malı statüsünde ulusal petrol stoku tutulacağı öngörülmektedir.
Ancak bu miktarın yeterliliği ve nasıl karşılanacağı ve uluslararası tahkim mekanizmasına takılması durumunda karşılaşılacak sorunlara ilişkin konularda hiçbir açıklık bulunmamaktadır.
II) Petrol PİyasasI Yasa TasarIsI'nIn YasallaŞmasI Durumunda Türkİye Petrollerİ Anonİm OrtaklIĞI (TPAO) ve TüpraŞ NasIl Etkİlenecektİr?
TÜRKİYEDE PETROL FAALİYETLERİ VE TPAO
Türkiye'de işletmeye uygun ilk petrol kuyusu 1948 yılında MTA (Maten Tetki Arama Enstitüsü) tarafından Batman yöresinde bulunmuştur. 1926 yılında çıkartılan 791 sayılı "Petrol ve Altın İşletme" Yasası'ndan sonra 1935 yılında petrol arama görevi bu yasa ile MTA 'ya verilmiştir. Bu yıllarda çok uluslu petrol şirketleri Türkiye'de yatırım yapmak yerine, ithal ettikleri petrol ürünlerini pazarlayıp satmayı tercih etmektedirler. Daha sonraları 791, 2189 ve 2804 sasılı petrol yasalarından şikayetçi olan yabancı petrol şirketleri Max W. Ball'ın hazırladığı öneriler doğrultusunda 1954 yılında 6326 sayılı petrol yasası ile Türkiye'de petrolle ilgili her türlü faaliyeti yürütme olanağını bulmuşlardır.
Aynı zamanda 1954 yılında bu yasa ile ülkemiz petrol ve doğalgaz kaynaklarının aranması, üretilmesi, rafinajı, taşınması ve pazarlanması yoluyla ülke ekonomisine katkı sağlama görevi Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklağı'na (TPAO) verilmiştir.
TPAO; TÜPRAŞ, BOTAŞ, POAŞ, DİTAŞ, İGTAŞ, ve İPRAGAZ ile entegre bir yapı oluşturulmuştur. Ancak 1983 'ten sonra bu zincirleme yapı parçalanmış TPAO, yanlızca hidrokarbon arama ve üretiminden sorumlu ulusal petrol şirketine dönüştürülmüştür. Yani kâr işlevlerinden mahrum bırakılmıştır.
Son derece Liberal olan bu yasa ile TPAO, büyüklü küçüklü (ki küçükler aslında büyüklerin paravan şirketleridir. ) yabancı ve özel petrol şirketleri ile eşit düzeye getirilmiştir.
A) ARAMA VE SONDAJ FAALİYETLERİ
*Ruhsat Durumu
2000 yılı sonu itibariyle TPAO'nın 136.5 adet arama ve 2'si PERENCO, 2'si ARCO şirketleri ile ortak 48 adet işletme olmak üzere toplam 184.5 adet ruhsatı bulunmaktadır. Toplam 392 adet ruhsatın % 34 'lük bölümü TPAO'na aitken geriye kalan %66'lık büyük bir bölüm diğer petrol şirketlerine aittir.

Diğer bir ifade ile, Türkiye'de üretilen ham petrolün % 72'si TPAO, %22'si Perenco, % 4'ünü Petrom ve Dorchester birlikte üretmektedirler.
Ayrıca, Toplam 24.401.005 ton petrol talebinin ancak % 11'lik bölümü yerli üretimle karşılanırken % 89'lük bölümü ithal edilmektedir. Bu durum üretilen petrölün niteliğine bakılmaksızın yerli üretimin arttırılmasının önemini açıkca ortaya koymaktadır.
TPAO 200 yılı sonu itibariyle;
- 310.792 Milyar TL Brüt Satış hasılatı,
- 24.857 milyar TL yatırım Harcaması,
- Vergi ve yasal yükümlülükleri karşılığında devlete 70.0088 Milyar TL gelir aktarması ve
- 106.744 milyar TL net KAR gerçekleştirilmiştir.
Özetle TPAO, 3901 yetişmiş nitelikli personeli ile yurtiçi ve yurtdışı petrol faaliyetlerine katkı sağlamaktadır. Ancak bu kuruluşumuzun özellikle ulusal alanda petrol arama ve hampetrol üretiminde yoğunlaşması için yatırımlarla desteklenerek, teknolojik donanımının sağlanması gerekmektedir.
Türkiye'de yabancı petrol şirketleri açısından cazip teşvik unsurları bulunan liberal bir petrol yasası olmasına karşın, 1954 yılından bu yana sayıları artan bu petrol şirketleri riski ve maliyeti yüksek olan arama yatırımlarına yönelmemişlerdir. Bu şirketler ispatlanmış ve zengin rezervleri olan ve rezervuar özellikleri nedeniyle maliyetlerin düşük, kâr oranlarının yüksek oldğu ülkeler ve bölgelerde yatırıma öncelik vermişlerdir. Türkiye'de ise arama yerine pazarlamayı tercih etmişlerdir. Ayrıca, yabancı arama şirketleri 2000 başı itibariyle toplam 28.3 Trilyon TL sermaye ithal etmelerine (Nakit, malzeme vb.) karşın 17.4 Tirilyon TL sermaye transfer etmişlerdir. Yani ülkemize getirdikleri sermayenin % 61'ni ülkelerine transfer yoluyla aktarmışlardır. Benzer biçimde toplam 16.6 Trilyon olarak gerçekleşen devlet hissesi ödemesinde TPAO 'nun payı %66.45 olmuştur.
Kısaca, Türkiye'de üretilen Petrolün %72'ni toplam Petrol arzının ise % 12'ini TPAO karşılamaktadır. Ayrıca ülkemizde üretilen doğal gazın tamamına yakın kısmını, toplam doğalgaz arzının ise yaklaşık % 8'ini ulusal kuruluş olan TPAO gerçekleştirmiştir. Bu alanda faaliyet gösteren yabancı şirketler ise , yüksek oranda ruhsat sayısına sahip olmakla birlikte gerçek anlamda çalışmalar yapmamaktadırlar. Yasanın sunduğu imtiyaz, indirim ve muafiyetlerden yararlanmak amacıyla ruhsat almaktadırlar. Bu ise Türkiye'de petrol aramaları açısından potansiyeli olan alanların fiili olarak kapanmış olması anlamına gelmektedir.
1- Petrol PiyasasI YasasInIn
TPAO'na Etkİsİ
Petrol piyasası yasası, Türkiye'de üretilen yerli petrolün rafinerilerce öncelikle alınması zorunluğunu kaldırmaktadır. Yani Türkiye'de petrol üretiminin yapıldığı yer, rafinerilerle olan mesafesi, miktarı, üretilen ham petrolün kalitesi bu yasa'da gözönüne alınmamaktadır.
Türkiye'de ağır petrol üreten sahalar keşfedilmiş ve yerin altında da yaklaşık 4 milyar varil ağır petrolün olduğu bilinmektedir. Gravitesi düşük ve ucuz olan bu petrol, dünyada olduğu gibi ülkemizde de mutlaka değerlendirilmelidir. (Kanada ve Venezuela ağır Petrollünü değerlendirmektedir.) Ayrıca ikincil üretim teknikleri ile üretilen petrolden devlet hissesi azaltıralarak üretim teşvik edilmelidir.
Türkiye'de yerli petrol üretimini gerçekleştiren TPAO , 1954 yılında 2000 yılına kadar 3 milyar 100 milyon dolar yatırım yapmış 584 milyon varil üretilebilir petrolde ve 395 milyon varil de üretmiştir.
Yerli üretimin rafineriler tarafından öncelikle satın alınması zorunluluğunun kaldırılması sonucunda, TPAO'nın ürettiği petrollü sabilmek için kurması gereken tesislerin getireceği maliyet zaten kıt kaynaklara sahip olan TPAO'nın ekonomik olarak güçsüzleşmesine yol açacaktır. Üretilen ham petrol çok ucuza yada hiç satılmayacaktır.
Sonuçta ulusal şirketi olan TPAO zayıflatılarak ekonomik açıdan eşit düzeyde olmadığı güçlü dikey yapıdaki yabancı petrol şirketleri ile eşit duruma getirilmektedir.
2- Petrol Pİyasası YasasInIN
TüpraŞ'a Etkİsİ
Petrol Piyasası Yasası Tasarısı'nın aynen yasalaşması halinde, TÜPRAŞ'ı nasıl etkileyeceğini değerlendirmek için öncelikle Tüpraş'ın Türkiye Ekonomisindeki konumunu incelemek gerekmektedir.
a) Tüpraş'ın Türkiye Ekonomisindeki Yeri:
27.6 milyon ton/Yıl kurulu ham petrol kapasitesine sahip, kapasite kullanma oranı (K.K.O) % 82'dir.
2001 yılı sonu itibariyle;
- 22.8 milyon ton ham petrol işlenmiştir.
- 22.7 milyon ton yurtiçi ve ihracat satışı ile Toplam satışı 24.8 milyon ton olarak gerçekleşmiştir.
- 299.2 milyon ABD doları değerinde (K.K.T.C) hariç) ihracat geliri sağlanmıştır. Bu ihracatın % 65'i İzmit Rafinerisinde, % 35 'i ise İzmir Rafinerisi'nden gerçekleştirilmiştir.
- LPG dahil olmak üzere toplam 3.1 milyon ton petrol ürünü ithal edilmiştir. (772 milyon dolar tutarında)
- 100 milyon dolar tutarında yatırım gerçekleştirilmiştir.
28 Ekim 2001 yılında İzmir Rafinesi'nde 199 milyon dolar harcanarak gerçekleştirilen CCR ve izomerisazyon ünitesi devreye alınmıştır.
- Yurtiçi pazar payı %80 civarındadır.
- Devlete 2000 yılında ATV, KDV ve fonlar olmak üzere yaklaşık 3 katrilyon TL gelir sağlamıştır.
- 12 Katrilyon TL ciro gerçekleştirilmiştir.
2002 yılındaki Hedefler ve Beklenenler
2002 yılında Türkiye'de 28.3 milyon ton petrol ürünleri tüketimi beklenmektedir. Bu miktarın karşılanabilmesi için ise 26.9 milyon ton ham petrol işlenmesi gerekmektedir.
Bu miktarın 23.5 milyon ton'luk kısmı TÜPRAŞ Rafineleri'nde işlenecektir. K.K.O. % 3 artarak % 85 olacaktır.
2002 yılında TÜPRAŞ;
- 25.4 milyon ton petrol ürününü pazarlamayı hedeflemektedir.
- 20 katrilyon TL'nin üzerinde ciro gerçekleştirilmesi tahmin edilmektedir.
- Önemli ölçüde petrol ve petrokimya ürünü ihracatı hedeflenmektedir. Talep fazlası kurşunsuz benzinin , ABD, AB, ve Uzakdoğu ülkelerine pazarlaması ve toplam ihracatın 500 milyon doların olması planlanmaktadır.
-21.3 milyon ton petrol ithalatına karşılık 3.3 milyor dolar (FOB-21.1 dolar/varil) petrol ürünlerine ise 750 milyon dolar olmak üzere toplam 4.1 milyor dolar ödeme yapılacağı tahmin edilmektedir.
TÜPRAŞ 4381 yetişmiş birikimli ve nitelikli işgücü ve Avrupa rafinerileri ile rekabet edebilme gücüne sahip yapısıyla, ülkemizin en önde gelen kuruluşları arasında yeralmaktadır
b) Petrol Piyasası Yasası'nın TÜPRAŞ'a Etkisi
Petrol piyasası yasasına göre; genel olarak petrol piyasası faaliyetlerine katılan kesimlere serbesti getirilirken Raineriler sadece rafineri faaliyetleri ile sınırlandırılmaktadır. TÜPRAŞ dağıtım şirketi kuramayacak ve dağıtım izni alamayacaktır.
"Doğal Tekeller", rekabet politikalarının tartışılmasında kamu müdahalesi olarak sunulmaktadır. Oysa doğal tekeller, ölçek ekonomilerinin sonucunda oluşmuş ve üretim ölçeğinin büyümesi yoluyla maliyetlerin düşmesi temeline dayanmaktadır.
Doğal tekellerin kurallarla çalışmasının sağlanması toplumun refahı açısından rekabet yaratmaktan daha etkin bir yöntem olarak kabul edileceğinden pek çok kamu hizmeti kamulaştırılmıştır. Böylelikle ulusal güvenlik ve toplumun tasarruflarının korunması, sanayinin geliştirilmesi ve kamu hizmetinden herkesin sürekli yararlanabilmesi sağlanmıştır.
AB'ne uyum açısından değerlendirildiğinde ise, Avrupa Topluluğu Antlaşmasının 222. maddesi mülkiyet konusunda üye devletleri serbest bırakmaktadır. Yani Roma Anlaşması mülkiyet açısından tarafsızlık içermektedir.
Diğer yandan, piyasaların rekabete açılmasının yabancı sermaye yatırımlarını özendireceği, çok uluslu şirketlerin gelişmekte olan ülkelere yatırım yapacağı düşünülmektedir. Ancak denetimsiz bu gelişmelerin tekelleşmeye yerli üretim dokularının, üretim yerine ticari ağırlıklı yerli ve yabancı gruplar tarafından yok edilmesine yol açtığı görülmektedir.
Bu gelişmelerin önlenmesine yönelik bir düzenleme alan 4054 Sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun, birleşme kartellerin hakim durumlarını kötüye kullanmalarına ilişkin önlemlerin alınması konusunda Rekabet Kurulu'nu görevlendirmektedir.
Rekabet Kurulu aynı zamanda ulusal sanayi politikasının saptanmasında küreselleşmiş sanayiler karşısında ulusal üretim tesislerini korumaya yönelik özel yetkilere de sahiptir.
Petrol piyasası Yasası'nda Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu, Rekabet Kurulu'nun bu tür yetki alanına müdahale ederek keyfi uygulamalar neden olmaktadır. Tüpraş'ın dağıtım şirketi kurmasıyla hakim durumun kötüye kullanılması konusu Rekabet Kurulu'nun yetki ve görev alanına girmektedir.
Yasa tasarısına göre, TÜPRAŞ sadece ham petrol ithali yapabilecek Akaryakıt dağıtım şirketleri ise isterlerse Tüpraş'tan akaryakıt alımı yapacaklar, isterlerse doğrudan ithal edebilmektedirler.
- Otomatik fiyatlandırma Mekanizması sona erecektir. Yasa ile tanımlanmış bir piyasa fiyatı oluşacaktır. Bu uygulama ile TÜPRAŞ, yani rafineriler zarar görürken, her türlü akaryakıt ürünleri özel Tüketim Vergisi kapsamına girdiğinde ATV ve Akaryakıt Fiyat İstikrar Fonu kesintileri sona erecektir. Bu ise Akaryakıt dağıtım şirketlerinin kar paylarını arttıracaktır.
Tüpraş ekonomik olarak güçsüz bir kuruluş haline , Türkiye ise bir açık Pazar durumuna getirilmektedir.
-Yabancı petrol şirketlerinin belli sayılarda teknik elaman ve işçi çalıştırması zorunluluğu kalkmaktadır. Aynı zamanda 18 Ocak 2002 tarihinde IMF başkanı Horst Köhler'e verilen "NİYET MEKTUBU" nda da KİT'ler deki istihdamın toplam olarak üçte iki oranında azaltılması "yapısal performans kriteri" olarak sunulurken, Yabancı sermayeli şirketler tarafından yabancı personel istihdam edilmesine ilişkin düzenlemelerin yapılacağı taahhüt edilmektedir.
Ayrıca ülkemizde petrol piyasası faaliyeti yürütülen BP, Shell ve Mobil'de sendikamız tarafından çok yakın geçmişte yaşanan Sendikasızlaştırma uygulamaları, giderek yaygınlaşacaktır.
Özetle, petrol piyasası yasası, Türkiye petrol piyasasını "REKABET" adına uluslararası petrol şirketlerine tamamen açma çabası ve girişimidir.

- Geri -

 
 | Gündem / Haber | Tarihçe | Yazarlar | Arşiv | Resim Galerisi | MP3 Bölümü |
 | Görüş ve Öneriler
| Abonelik | Künye | Bağlantılar |Vakıf | Ulaşım |