|
SEVR
ONAYLANMAMIŞTI, IMF REÇETESİ İSE UYGULANIYOR
Dr.Öztin AKGÜÇ
Sevr antlaşması,
Damat Ferit Paşa hükümeti tarafından görevlenirilen
Hadi Paşa başkanlığında Rıza Tevfik Bölükbaşı
ve Bern Büyükelçisi Reşat Halis Bey'den oluşan
Osmanlı Heyeti tarafından 10 Ağustos 1920'de imzalandı.
Ancak Ankara'nın sert tepkisi üzerine Sevr antlaşması
onaylanmadı. Bu nedenle antlaşma bir anlamda tasarı
olarak kaldı, bağlayıcı bir nitelik kazanamadı.
Ne yazık ki 1920 'de onaylanmayan Sevr, son yıllarda
bölümsel olarak uygulanmaya konulmaya başlandı.
Toplumumuzun; değer yargırlarının çarpıtılması,
ufak çıkarlar peşinde koşan medya tarafından olumsuz
yönde etkilenmesi sonucu bir anlamda edilgen durumuna
getirilmesi tepkilerin sınırsız kalmasına yol
açmaktadır.
Ankara 1920 'li yıllarda Sevr'in onaylanmasını,
uygulanmasını engelleme kararlılığını ve gücünü
gösterirken 80 yıl sonra Sevr'in mali ve ekonomik
düzenlemelerinden daha ağır sayılabilecek IMF
dayatmalarını yerine getirmek konusunda aşırı
istekli davranılıyor. Ankara, IMF ve dış reçetelerle,
ekonomik krizin aşılabileceği iyimserliğine sahip.
Tıpkı 1920'li yıllarda ABD mandasını savunanlar
gibi onlar da ülkenin kurtuluşunu bir bir dış
güce sığınmada görüyorlardı.
Türkiye 1980'li yıllarda yaptığı yanlışların faturasını
ağır biçimde ödüyor. Siyasal reform adı altında
günümüzde yapılan hataların bedelini de gelecekte
ödeyecektir. Ekonominin yabancıların denetimine
girmesi yabancılarla yakın ilişkide bulunan onlarla
bütünleşen kesime tıpkı Osmanlı döneminde olduğu
gibi yarar sağlarken, Anadolu'nun göreceli olarak
daha da gerilemesine gelir dağılımındaki uçurumların
artmasına yol açacaktır.
Özelleştirmenin kamu yatırımlarının azalmasının,
tütün ve şeker kanunlarının olumsuz etkileri gelecek
yıllarda daha belirgin bir şekilde ortaya çıkacak.
Öngörülen sakıncalar somut biçimde yaşanacaktır.
Türkiye ekonomisinde ve toplumsal yaşamında ikilik
(dualite) daha belirginleşecektir.
Türkiyede toplam oy oranı gelecek seçimde büyük
bir olasılıkla yüzde 35 ve belki de yüzde 30'0'nun
altına düşecek koalisyonun yaptığı yasaların değiştirilebileceğini
bunların uzun süreli olarak Türkiye'yi bağlamayacağın
açıklamak gerekir. Yabancılar, geçmişte savaş
yeniği Osmanlı Devleti'ne bile onaylatamadıkları
koşulları, TC'ye uzun süreli olarak kabul ettirebilecekleri
sanısına kapılmamalıdırlar.
Toplumumuz, siyasal partilerimizin ne yazık ki
son yıllarda iyi sınav vermemektedir. Ulusal heyecanı
yitirmiş; onur saygınlık gibi değerlere önem vermeyen,
önlerini bilinçli olarak göremeyen, belki de "denize
düşen yılana sarılır" felsefesine sığınmış
liderler mevcut partilerin yönetimine egemen durumdadırlar.
Ödün vererek egemenliklerini sürdürebileceklerini
sanan politikacılarımız, lidererimiz, olası bir
seçimde yanıldıklarını anlayacaklardır. Gerçi
Türkiye'de kesin tahminlerde bulunmak zordur,
yanılgılar olabilir. Ancak toplumlar önsezileri
ile tehlikenin nereden kaynaklandığını kavrayabilirler.
1920 'de Sevr'i onaylatmayan Ankara'nın bugünkü
teslimiyetçi, ödüncü tutumu Türkiye'ye yakışmamaktadır.
Halk dalkavukluğu yapmayalım ama, toplumumuzun
gereken tepkileri vereceğini umut edelim. Bir
toplum şunun bunun yardımı ianesi, sözde desteği
ile değil... Kendi iradesi, kararlılığı ile çabası
ile kurtulur.
Türkiye'nin IMF boyunduruğundan, sözde Türkiye
dostlarının ayak oyunlarından kurtulabileceği
umudunu taşıyorum. Aksi halde bağımsız Türkiye'yi
yaşatmak zorlaşacaktır.
-
Geri -
|