Mart 2002  Sayı: 43 "Ülkenin bütünlüğü ve ulusun bağımzızlığı kaygı vericidir... Ulusun bağımsızlığı yine ulusun çaba ve kararlılığı ile kurtarılacaktır."  | Anasayfa |
      Gündem
      Haber
      Duyurular
      Tarihçe
      Yazarlar
      Arşiv
      Resim Galerisi
      MP3 Bölümü
      Görüş ve Öneriler
      Abonelik
      Künye
      Bağlantılar
      Vakıf
      Ulaşım

 

   MART 2002  

ASYA AVRUPA'YA TESLİM EDİLEMEZ
İzzet ULUDAĞ

Farkında mı değiliz?
Bügün üzerimize, üzerimize gelen bir haçlı seferi ile karşı karşıyayız.
Yalnız bugün mu?
Son bin yıllık tarih, haçlı seferleri ile doludur.

kendi içlerinde kanlı bıçaklı olan Avrupanın beyleri, derebeyleri Asya'nın zenginliğini talan etmek için bin yıldır birleşip üzerimize sefer eyliyorlar.

Sadece Müslümanların yaşadığı bölge ve ülkeler değil, Hindistan'dan Çin'e; Endenozya'dan Filipinlere kardar tüm mazlumların çoğrafyası bu amansız saldırının hedef tahtasındaydı.

İpek yolu, baharat yolu ve diğer zenginlikler orada idi çünkü.

Birinci Dünya savaşı sonrasında başta İngilizler olmak üzere yabancı güçlerin Asyanın diğer ülkelerinden sonra Önasya'nın kalbi gibi atıp duran kavimler beşiği Anadolu'yu işgale kalkmaları da bu nedenledir.

Haçlılar, günümüzde de tarihten intikam alma peşindedir.
Türklerin ve diğer kavimlerin kardeşçe yaşamak için seçtiği bu çoğrafya 6 asırdır Avrupalının kalbinde bir bıçak gibi oturmuştur.
Osmanlı'nın askeri olarak güçlü dönemlerinde imtiyazlar elde ederek bu ülkeye sızmaya çalıştılar.
Sanayileşmenin ve onda önce de sömürgeciliğin sağladığı ekonomik güçle süreç içinde zayıflayan Osmanlıyı çökertmeye siyasi olarak da zapturapt altına almaya yelltendiler.
1838 İngiliz Ticaret Anlaşması Osmanlı'nın esir edilmesinin başlangıcı olmuştur denebilir.
1839 tarihinde bugün bize Kopenhag kriterleri adı altnıda yutturrulmaya çalışılan dayatmalara benzer maddeler içeren ve iç ekonomik ve toplumsal dinamizmi ve siyası egemenliği yok eden Tanzimat Fermanı dayatıldı. Yabancılara olağanüstü ekonomik ve siyasal ayrıcalıklar getirildi.
Kısa süre sonra da başta ekonomi olmak üzere bütün gelirler yabancıların denetimine sokuldu. Düyunu Umumiye kuruldu.
Bugün de Avrupa Birliği adı altında dayatılan budur. Avrupa , Asya'yı yutmak istiyor.
Mustafa Kemal Atatürk yıllarca önce bu gidişi görmüş ve "bizi yutmak isteyen emperyalizm ve kapitalizme karşı mücadele" çağrısı yapmıştı.
Avrupa , Asya'yı taşıyla toprağıyla ; petrolü ve doğal gazıyla ; iç piyasası ve ekonomisiyle; insanı ve tüm değerleriyle birlikte yutmak istiyor.
Avrupa, Asya'yı köleleştirmek istiyor.
Avrupa'yı savunan, Mustafa Kemal'e karşıdır. Mustafa Kemal'in İstiklal-i tam Türkiye idealine karşıdır. Bağımsız ulusal devlet, Avrupalı gibi giyinmekle olmaz. Bağımsız ulusal devletin her şeyden önce bağımsız bir ulusun ekonomisi olmalıdır. Ulusal ekonomisi olmayan bir devlet , ulusal devlet olamaz.
Avrupa ve ABD, birleşik ve güçlü bir Türkiye istemiyor. Entik ve dinsel bütün kozları oynayarak istikrarsız bir ülke durumuna getirmek istiyorlar bizi.
Biz farlı dünyaların, farklı çoğrafyaların milletleriyiz.
Avrupa ile Asyanın yıldızı bu anlamda yüzlerce yıldır çatışmaktadır
Bu saptama bir kavga isteğini yansıtmıyor. Bu sadece aynı kapta duramayacağımızı ifade etmektedir.
Ekonomik, ruhsal, dinsel, sosyolojik yapımız farklıdır. Bir acemi ile bir Hintli ile, bir Vietnamlı ile ; bir Çinli kısacası bütün Asyalı milletlerle benzerliklerimiz her bakımından daha fazladır.
Yıldızımız oradan parlamaktadır. Onlarla gülmekte, onlarla ağlamaktayız. Kader ortağımız onlardır.
Mustafa Kemal, sadece güneş gerçekten doğudan doğduğu için "... doğudan doğacak olan güneşe bakınız!" demiyor. Orada kardeş milletlerin ve gelecekleri de ortak olan milletlerin varlığına ve bizimle birlikte onların da kurtuluşuna işaret etmektedir.
Avrupa Asya'yı yutmak , Asyalıyı yok etmek istiyor. Olmak ya da olmamak... İşte bugün Bütün mesele burada (!)

- Geri -

 
 | Gündem / Haber | Tarihçe | Yazarlar | Arşiv | Resim Galerisi | MP3 Bölümü |
 | Görüş ve Öneriler
| Abonelik | Künye | Bağlantılar |Vakıf | Ulaşım |