|
GÜNÜMÜZDEN
GEŞMİŞE ÇANAKKALE 1915 'E GENEL BAKIŞ
Prof Dr. A. Mete TUNCOKU
Dünya üzerinde
Çanakkale ve İstanbul Boğazları kadar sadece geçmişte
değil, çağımızın değişen teknolojik ve stratejik
şartlarına rağmen taşıdığı büyük ônemi koruyarak,
uluslar arası ilişkilerde daima etkili olmuş,
hatta bazen bu ilişkilere bizzat yön vermiş başka
bir toprak parçası bulunduğunu sanmıyorum. Tarihçilerin
''Şark Meselesi'' dedikleri sorun da temelde ,
doğrudan doğruya Türk Boğazları ile ilgilidir.Böylesine
büyük önem taşıyan uluslar arası su yollarının
modern tarihi incelendiğinde, kuşkusuz en önemli
dönem, 1914 Kasım'ında Boğaz dışındaki kalelerin
top ateşine tutulmasıyla başlayıp. 1915 Ekim sonuna
kadar devam eden, çağımızım birleşik kara ve deniz
savaşlarının başlangıcı ve ilk örneğini oluşturan
Çanakkale Savaşları dônemidir.
1. Dünya Savaşına girişimizin sebepleri ve bu
yönde karar alınışında etkili olan unsur ve şartlar
ne olursa olsun, gerçek şudur ki, tam dört yıl
süren bu savaşlar sonunda, saflarında çarpıştığımız
Merkezi devletler ile birlikte yenik sayılışımız,
yakın tarihimiz bakımından büyük önem taşımaktadır.
Burada belirtilmesi gereken bir husus, modern
Türkiye Cumhuriyetinin kuruluşuna varan Milli
Mücadele'nin, ilk büyük sınavlarının bu savaşın
geçtiğj cephelerde verilerek, gerekli derslerin
alındığı ve temel taşların bu yıllarda atıldığıdır.
Bilindiği gibi 1. Dünya Savaşın'da Türk orduları
Sarıkamış' tan Basra' y'a, Yemen ve Filistin'
den, Çanakkale ve Galiçya' ya kadar uzanan çok
geniş bir alana yayılmış cephelerde savaşmak zorunda
kalmıştır. Yüzbinlerce insanın kanı ve canı pahasınayürütülen
bu cephe savaşları içinde, hiç şüphe yoktur ki,
Çanakkale Savaşları'nın çok ayrı bir yeri ve önemi
vardır. ikiyüzelli binden fazla Türk ve bir o
kadar da yabancı askerin, çoğu kezde siperlerde
göğüs göğüse çarpışarak canverdiği bu savaşlar
neticesinde Türk Boğazlarının geçilemeyişini ,
sadece bizim bakımımızdan değil, bulunduğumuz
bölge ve genelde dünya ulusları ilişkileri bakımıından
da çok önemli sonuç ve etkiler yaratmıştır. Her
biri üzerinde çeşitli araştırmalar yıpılmış ve
bu günde yapılmakta olan bu sonuçlar, şöyle özetlenebilir.
Çanakkale Savaşları'nın Ulusal - Uluslararası
Sonuçları
Bu savaşların bizim açımızdan taşıdığı önemi şöyle
belirtebiliriz:
1- Boğazlar geçilemeyince başkent İstanbul'un
ele geçirilip Osmanlı Devleti'nin savaş dışı bırakılması
ve 1. Dünya Savaşı'nın bitişi en az iki yıl daha
gecikmiştir. Savaşa fiilen katılan devletlerin
bir yıl süresince, Gelibolu Yarımadası bölgesinde
çok sayıda asker ve deniz kuvveti bulundurmak
zorunda kalışları ve verilen büyük kayıplar, savaşın
genel seyrini etkilemiştir. Savaşların devam ettiği
bir yılı aşkın süre içinde, yaklaşık altyüzbin
yabancı ve dörtyüzbin Türk askeri bu cephede tutulmak
zorunda kalmıştır. Bu durum 1. dünya Savaşı'nın
diğer cephelerine farklı etkiler yapmıştır.
2- Daha çok kısa bir süre önce Balkan Savaşları'nda
yenilgiye uğrayan Türk orduları, Çanakkale 'de
gösterdikleri başarıyla, sadece cesaret ve kahramanlık
orduları, Çanakkale'de gösterdikleri başarıyla
sadece cesaret ve kahramanlık bakımından değil
askeri sevk ve idari kabiliyetinin de en seçkin
örneklerini vermiş, kanıtlamıştır. Türk askeri
ve komutanlarının yok olmaya yüz tutan prestiji,
ünü ve moral gücü bu savaşlar sırasında yeniden
ve hızla yükselmiştir. Bu husus 1. Dünya Savaşı'nın
bitiminden hemen sonra başlayacak Milli Mücadele'nin
başarıyla sonuçlanmasında önemli bir unsur olacaktır.
3- Çanakkale'de kazanılan zaferler, İstanbul'daki
hükümetlerin o sıralar iyice sarsılıp zayıflamaya
yüz tutan prestijini de düzeltip güçlendirecek,
iktidarda kalış sürelerini uzatacaktır. İngiltere
ve Fransa'nın savaşın başından beri bekledikleri
hükümet değişikliği olmayacaktır. Almanya'nın
Osmanlı İmparatorluğu'nda varolan nüfuzu da bu
zaferler sonunda daha da artacaktır.
4- Bu savaşlar boyunca verdiğimiz insan kaybı
diğer cephelerdeki kayıplarımıza kıyasla çok daha
fazla olmuştur. İnsan gücü açısından yaratılan
bu boşluk sadece 1. dünya Savaşı boyunca değil,
Milli Mücadele sonuna kadar bile doldurulamayacaktır.
(Çanakkale Savaşları'ndaki insan gücü kaybımızın
250 bin kadar olduğu hatırlayalım. Oysa Başkumandanlık
Meydan Muharebesi'nden bu sayının ancak yarısı
kadar bir askeri güç büyük zorlukla toplanabilecektir.)
5- Çanakkale Savaşlarına sahne olan, Gelibolu
Yarımadası gibi daracık bir toprak parçasında,
Türk Milleti binlerce aydınını, okumuşunu yitirmiştir.
Çanakkale Cephesi başta olmak üzere 1. Dünya Savaşı
boyunca tüm cephelerde verdiğimiz yetişkin insan
gücü ve beyin kaybımızın olumsuz etkileri bu savaşların
bitiminden çok sonra başlatılan reformlar süsesince
yetişmiş eleman ve kadro eksikliği (ve iki kuşak
arasındaki boşluk) kendisini çok güçlü bir şekilde
hissettirecektir.
6- Öte yandan Çanakkale Savaşları dünyaya, Türk'ün
tükendiği sayılan gücünün henüz tükenmediğini;
şartlar ne kadar zor olursa olsun bu milletin
daha çok şeyler başarabilecek güç ve inanca sahip
olduğunu göstermesi bakımından da önemlidir. Karşımızdakiler
bir devletin çöküşü ile milletin inanç gücü çöküşünün
farklı şeyler olduğunu burada anlayacaktır. Milli
Mücadele ruhunun ilk meşalelerinin burada yakıldığını,
Türkiye Cumhuriyeti'nin ilk temel taşlarının burada
atıldığını söylemek abartma sayılmasa gerektir.
7- Bu savaşların belki de en önemli sonucu, Türk
Mileti'ne Mustafa Kemal'i kazandırmış olmasıdır.
O'nun cesaret, azim, kararlılık ve komuta yeteneği
gibi üstün özellikleri ilk kez Anafartalar'da
ve Conkbayırı'nda herkesin milletinin dikkatini
çekecektir. Çanakkale Savaşları'ndan çok sonra
Milli Mücadele yıllarının başlangıcında Mustafa
Kemal saray tarafından azledilip, hakkında ölüm
fermanı çıkartıldığında üniformalarını çıkarttığı
zaman bile karşısında kendisine bağlı , inanmış
ve lider olarak benimsemiş bir ordu ve millet
bulduysa, bunda kuşkusuz Çanakkale Savaşları'ndaki
üstün başarılarının payı olmuştur.
Yukarıda da belirttiğimiz gibi Çanakkale Savaşları'nın
bulunduğumuz bölge ve genelde dünya uluslar arası
politikası ve diploması tarihi açısından da günümüze
dek ulaşan çok önemli sonuçları olmuştur. Bunları
da şöyle özetlememiz mümkündür.
1- Çanakkale Boğazı 1915'te geçilemeyip Osmanlı
İmparatorluğu ilk elde savaş dışı bırakılamayınca,
Almanya'nın Güneydoğudan kuşatılıp yeni bir cephede
savaşmak zorunda bırakılarak kısa sürede teslim
olması da mümkün olamamış, Dünya savaşı'nın en
az iki yıl daha uzamsı kaçınılmaz olmuştur. Bir
yıl gibi uzun bir süre İngiltere ve Fransa burada
büyük bir askeri ve donanma gücü bulundurmak ve
ağır kayıplar vermek zorunda kalınca, Almanya'nın
Batı Cephesi'ndeki yükü hafifleyecek ve direnme
gücü artacaktır.
2- Boğazlar geçilemeyince, İngiltere ve Fransa
askeri siyasi ve iktisadi bakımlardan zor şartlarda
savaşı sürdüren müttefikleri, Rusya'nın yardımına
koşamayacak, zincirin son halkasıyla olan bağ
1. Dünya Savaşı sonuna kadar kurulamayacaktır.
Bu durum bir yandan Rusya'nın Avrupaya satmak
zorunda olduğu en önemli gelir kaynağı olan buğday
ürününün elinde kalmasına ve ülkenin mali sıkıntılarının
iyice artmasına, diğer yandan da bu ülkeye müttefiklerinin
silah ve cephane yardımı yapmalarını da engelleyip,
Rusya'nın karşı karşıya bulunduğun askeri sorunların
daha da artmasına yol açacaktır. İşte 1917 Ekim'inde
patlak veren Komünist ihtilali Çarlık yönetimini
böyle güç bir ortamda yakalayarak, kolayca devrilmesine
yol açacaktır. Çanakkale geçilseydi de kuşkusuz
Rusya'da ihtilal olacaktı. Ancak, Müttefik Devletler
İstanbul'u alıp Rusyanın yardımına koşabilseler
ve temesı kurabilselerdi, herhalde bu ihtilal
çok farklı şartlar altında gelişecekti.
3- Çanakkale Savaşları sırasında İngiltere ve
Fransa'nın kısa sürede başarıya ulaşamamaları,
1 Dünya savaşına henüz katılmamış diğer Balkan
Devletlerinin tutumlarını farklı şekilde etkilemiştir.
Bu devletlerden Bulgaristan, Almanya yanında yer
alırken, Romanya, Yunanistan ve İtalya , daha
bir süre savaş dışı kalma siyasetini yürütebileceklerdir.
Kuşkusuz bu durum da savaşın Avrupada ki genel
seyri üzerinde etki yapacaktır. Diğer taraftan
Boğaz kolayca geçilemeyince İngiltere Hükümeti,
savaşın başından beri yaptığı Japonya'dan Çanakkale
'ye asker yollama taleplerini de arttıracaktır.
Ancak Japonya İngiltere'nin bu isteğini, çeşitli
sebepler ileri sürerek kabul etmeyecektir.
4- Çanakkale Boğazları 'nın güçlü İngiliz ve Fransız
donanmaları tarafından geçilemeyişi, bu ülkenin
askeri ve siyasi prestijini olumsuz olarak etkileyecek,
özellikle İngiltere'nin denizlerdeki üstünlüğünün
tartışılmaz olmadığını kanıtlayacaktır. Bunun
önemli bir etkisi, Afrika'dan Asya'nın en uzak
köşelerine kadar yayılan çok geniş bir alanda
ve çoğu da ingiltere ve Fransa'nın sömürgeleri
olan ülkelerde yaşayan Müslüman milletler üzerinde
olmuş İstiklal ve hürriyet akımlarının ilk tohumları
böylece ekilmiştir. Bu da bilindiği gibi ileride
dünya siyasi haritasının şeklini değiştirecek
bir gelişmeye neden olacaktır.
5- Çanakkale savaşlarının ilginç ve önemli bir
diğer etkisi, Avustralya ve Yeni Zelanda gibi
o tarihlerde henüz ingiliz imparatorluğu'na bağlı
denizaşırı ülkelerde olmuştur. Bu ülkeler halkları
arasınmda mili bilincin, "Avustralyalı"
yada Yeni Zelandalı olma duygusunun, kısaca millet
olma özelliğinin ilk temellerinin, bu savaşlarda
atıldığını söyleyebiliriz. Binlerce kilometre
uzaklıktan gemilerle getirilerek hiç bilmedikleri
ve hiç tanımadıkları topraklarda "düşman
" diye tanıtılan bir millete karşı ve "ingiltere
İmparatorluğunun çıkarı için" savaşmak ve
ölmek zorunda kalan, yüzbinlerce asker ilk kez
Gelibolu yarımadası kıyılarında savaşırken "neden?...
kimin için ölüyoruz?" sorularını sormak durumunda
kalmışlardır. Bu ülke askerlerinin cepheden ailelerine
yolladıkları mektup ve hatıralardan bu noktayı
anlamak mümkündür.
6- Gene bu savaşlar sırasında, ilginç bir gelişme
olmuş düşman askeri ile Türk askeri arasında dostluk
denmese de garip bir yakınlık ve hayranlık duygusu
gelişmiştir. O zaman başlayan "bu garip ama
gerçek" duygusal bağ, bugün ülkelerimiz arasında
giderek güçlenen dostluk ilişkilerin de başlangıcını
oluşturmaktadır. Çanakkale'de savaşan Avustralya
ve Yeni Zelandalı asker ve komutanlar orada, Türk
askerinin hem askeri hemde insani vasıflarını
yakından izleyebilmek ve anavatanının kahramanca
savunan bu insanların kendilerine anlatıldığı
gibi "barbar" olmadığını anlamak fırsatını
bulmuşlardır. Tarihin kaydettiği son şövalye ruhlu
savaşlar olan bu savaşlardan tank yoktur, füzeler
yoktur. Uçaklarda çok sınırlı kullanılmıştır.
Savaşın nihai kaderini tayin edecek olan, siperlerde
ve göğüs göğüse çarpışarak verilen süngü muharebeleri
olduğu için, Türk ve Yabancı askerler arasında
böyle bir yakınlaşma bir bakıma kaçınılmaz olmuştur.
7- Çanakkale Savaşları'nın diğer etkisi, İsrail'in
kuruluşuna varacak gelişmeler de olmuştur. Dünya
Siyonist Hareketi' nin liderlerinden olan Vladimir
Eugeuenic JABOTINSKI, " Gelibolu'daki Gönüllü
Yahudi Birliği'nin Hikayesi" adlı eserinde,
bu hususu şöyle belirtmektedir. "Gelibolu'ya
İngiltere'ye destek olmak için yolladığımız 600
kadar gönüllü Yahudi askerinin, savaşlar sırasında
gösterdiği üstün gayret ve başarı, davamızın dünyaya
tanıtılması ve dikkate alınması bakımından çok
yararlı olmuştur. Eğer ben, Siyonizm ve Yahudilere
bir yurt verilmesi konusunu İngiliz yöneticilerine
anlatıp desteklerini kazanabildiysem, bunda birliklerimizin
gösterdiği başarı ve verdiğimiz insan kaybının
rolü çoktur. " Nitekim Çanakkale Savaşları'ndan
kısa bir süre sonra 2 Kasım 1917 'de kabul olunan
Balfour Bildirisi, bugünkü İsrail Devleti'nin
kurulmasına varan uluslararası hukuki içinde önemli
bir dönüm noktası olacaktır. Bilindiği gibi ilk
kez bu bildiriyle Filistin'de Musevilere bir yurt
verilmesi kararlaştırılmıştır.
Kuşkusuz Çanakkale Savaşları'nın burada ancak
özetlenebilen bu özelliklerinin her biri üzerinde
daha derin incelemeler ve araştırmalar yapılabilir.
Aslında özellikle yabancı dillerde yayınlanan
ve Çanakkale Savaşları'nı konu alan kitap, makele,
inceleme ve tez gibi araştırmaların sayısı çok
fazla olduğu gibi bugün de benzer çalışmalar devam
etmektedir. Aradan geçen yetmiş yılı aşkın süreye
rağmen, konunun hala ilgi çekmesi de, Çanakkale
savaşları'nın önemini gösteren bir husustur.
Ancak bizler Çanakkale 1915 olgusunu yeterince
bilmiyor ve anlatamıyoruz. Yabancıların yenildikleri
bu savaşlar için yazıp çizdiklerimiz karşılaştırılırsa
ne kadar az yazdığımız görülecektir. Elbette bu
savaşlar herşeyden önce, kendi milli tarihimiz
bu günümüz ve yarınımız için önemlidir. Çanakkale'de
biz öz vatan topraklarının savunduk, vatan için
öldük. Bu nedenledir ki önce biz sahip çıkmak
zorundayız. Bu sahip çıkış, ancak savaşları, yeni
belge ve kaynaklar ışığında daha objektif, çok
yönlü ve bilimsel olarak inceleyip değerlendirerek,
gelecek nesillere de böylece anlatmakla mümkün
olur.
· Çanakkale Onsekiz
Mart Üniversitesi Öğretim Üyesi
-
Geri -
|