Mart 2002  Sayı: 43 "Ülkenin bütünlüğü ve ulusun bağımzızlığı kaygı vericidir... Ulusun bağımsızlığı yine ulusun çaba ve kararlılığı ile kurtarılacaktır."  | Anasayfa |
      Gündem
      Haber
      Duyurular
      Tarihçe
      Yazarlar
      Arşiv
      Resim Galerisi
      MP3 Bölümü
      Görüş ve Öneriler
      Abonelik
      Künye
      Bağlantılar
      Vakıf
      Ulaşım

 

   MART 2002  

GÜNÜMÜZDEN GEŞMİŞE ÇANAKKALE 1915 'E GENEL BAKIŞ
Prof Dr. A. Mete TUNCOKU

Dünya üzerinde Çanakkale ve İstanbul Boğazları kadar sadece geçmişte değil, çağımızın değişen teknolojik ve stratejik şartlarına rağmen taşıdığı büyük ônemi koruyarak, uluslar arası ilişkilerde daima etkili olmuş, hatta bazen bu ilişkilere bizzat yön vermiş başka bir toprak parçası bulunduğunu sanmıyorum. Tarihçilerin ''Şark Meselesi'' dedikleri sorun da temelde , doğrudan doğruya Türk Boğazları ile ilgilidir.Böylesine büyük önem taşıyan uluslar arası su yollarının modern tarihi incelendiğinde, kuşkusuz en önemli dönem, 1914 Kasım'ında Boğaz dışındaki kalelerin top ateşine tutulmasıyla başlayıp. 1915 Ekim sonuna kadar devam eden, çağımızım birleşik kara ve deniz savaşlarının başlangıcı ve ilk örneğini oluşturan Çanakkale Savaşları dônemidir.

1. Dünya Savaşına girişimizin sebepleri ve bu yönde karar alınışında etkili olan unsur ve şartlar ne olursa olsun, gerçek şudur ki, tam dört yıl süren bu savaşlar sonunda, saflarında çarpıştığımız Merkezi devletler ile birlikte yenik sayılışımız, yakın tarihimiz bakımından büyük önem taşımaktadır. Burada belirtilmesi gereken bir husus, modern Türkiye Cumhuriyetinin kuruluşuna varan Milli Mücadele'nin, ilk büyük sınavlarının bu savaşın geçtiğj cephelerde verilerek, gerekli derslerin alındığı ve temel taşların bu yıllarda atıldığıdır.

Bilindiği gibi 1. Dünya Savaşın'da Türk orduları Sarıkamış' tan Basra' y'a, Yemen ve Filistin' den, Çanakkale ve Galiçya' ya kadar uzanan çok geniş bir alana yayılmış cephelerde savaşmak zorunda kalmıştır. Yüzbinlerce insanın kanı ve canı pahasınayürütülen bu cephe savaşları içinde, hiç şüphe yoktur ki, Çanakkale Savaşları'nın çok ayrı bir yeri ve önemi vardır. ikiyüzelli binden fazla Türk ve bir o kadar da yabancı askerin, çoğu kezde siperlerde göğüs göğüse çarpışarak canverdiği bu savaşlar neticesinde Türk Boğazlarının geçilemeyişini , sadece bizim bakımımızdan değil, bulunduğumuz bölge ve genelde dünya ulusları ilişkileri bakımıından da çok önemli sonuç ve etkiler yaratmıştır. Her biri üzerinde çeşitli araştırmalar yıpılmış ve bu günde yapılmakta olan bu sonuçlar, şöyle özetlenebilir.

Çanakkale Savaşları'nın Ulusal - Uluslararası Sonuçları
Bu savaşların bizim açımızdan taşıdığı önemi şöyle belirtebiliriz:
1- Boğazlar geçilemeyince başkent İstanbul'un ele geçirilip Osmanlı Devleti'nin savaş dışı bırakılması ve 1. Dünya Savaşı'nın bitişi en az iki yıl daha gecikmiştir. Savaşa fiilen katılan devletlerin bir yıl süresince, Gelibolu Yarımadası bölgesinde çok sayıda asker ve deniz kuvveti bulundurmak zorunda kalışları ve verilen büyük kayıplar, savaşın genel seyrini etkilemiştir. Savaşların devam ettiği bir yılı aşkın süre içinde, yaklaşık altyüzbin yabancı ve dörtyüzbin Türk askeri bu cephede tutulmak zorunda kalmıştır. Bu durum 1. dünya Savaşı'nın diğer cephelerine farklı etkiler yapmıştır.
2- Daha çok kısa bir süre önce Balkan Savaşları'nda yenilgiye uğrayan Türk orduları, Çanakkale 'de gösterdikleri başarıyla, sadece cesaret ve kahramanlık orduları, Çanakkale'de gösterdikleri başarıyla sadece cesaret ve kahramanlık bakımından değil askeri sevk ve idari kabiliyetinin de en seçkin örneklerini vermiş, kanıtlamıştır. Türk askeri ve komutanlarının yok olmaya yüz tutan prestiji, ünü ve moral gücü bu savaşlar sırasında yeniden ve hızla yükselmiştir. Bu husus 1. Dünya Savaşı'nın bitiminden hemen sonra başlayacak Milli Mücadele'nin başarıyla sonuçlanmasında önemli bir unsur olacaktır.
3- Çanakkale'de kazanılan zaferler, İstanbul'daki hükümetlerin o sıralar iyice sarsılıp zayıflamaya yüz tutan prestijini de düzeltip güçlendirecek, iktidarda kalış sürelerini uzatacaktır. İngiltere ve Fransa'nın savaşın başından beri bekledikleri hükümet değişikliği olmayacaktır. Almanya'nın Osmanlı İmparatorluğu'nda varolan nüfuzu da bu zaferler sonunda daha da artacaktır.
4- Bu savaşlar boyunca verdiğimiz insan kaybı diğer cephelerdeki kayıplarımıza kıyasla çok daha fazla olmuştur. İnsan gücü açısından yaratılan bu boşluk sadece 1. dünya Savaşı boyunca değil, Milli Mücadele sonuna kadar bile doldurulamayacaktır. (Çanakkale Savaşları'ndaki insan gücü kaybımızın 250 bin kadar olduğu hatırlayalım. Oysa Başkumandanlık Meydan Muharebesi'nden bu sayının ancak yarısı kadar bir askeri güç büyük zorlukla toplanabilecektir.)
5- Çanakkale Savaşlarına sahne olan, Gelibolu Yarımadası gibi daracık bir toprak parçasında, Türk Milleti binlerce aydınını, okumuşunu yitirmiştir. Çanakkale Cephesi başta olmak üzere 1. Dünya Savaşı boyunca tüm cephelerde verdiğimiz yetişkin insan gücü ve beyin kaybımızın olumsuz etkileri bu savaşların bitiminden çok sonra başlatılan reformlar süsesince yetişmiş eleman ve kadro eksikliği (ve iki kuşak arasındaki boşluk) kendisini çok güçlü bir şekilde hissettirecektir.
6- Öte yandan Çanakkale Savaşları dünyaya, Türk'ün tükendiği sayılan gücünün henüz tükenmediğini; şartlar ne kadar zor olursa olsun bu milletin daha çok şeyler başarabilecek güç ve inanca sahip olduğunu göstermesi bakımından da önemlidir. Karşımızdakiler bir devletin çöküşü ile milletin inanç gücü çöküşünün farklı şeyler olduğunu burada anlayacaktır. Milli Mücadele ruhunun ilk meşalelerinin burada yakıldığını, Türkiye Cumhuriyeti'nin ilk temel taşlarının burada atıldığını söylemek abartma sayılmasa gerektir.
7- Bu savaşların belki de en önemli sonucu, Türk Mileti'ne Mustafa Kemal'i kazandırmış olmasıdır. O'nun cesaret, azim, kararlılık ve komuta yeteneği gibi üstün özellikleri ilk kez Anafartalar'da ve Conkbayırı'nda herkesin milletinin dikkatini çekecektir. Çanakkale Savaşları'ndan çok sonra Milli Mücadele yıllarının başlangıcında Mustafa Kemal saray tarafından azledilip, hakkında ölüm fermanı çıkartıldığında üniformalarını çıkarttığı zaman bile karşısında kendisine bağlı , inanmış ve lider olarak benimsemiş bir ordu ve millet bulduysa, bunda kuşkusuz Çanakkale Savaşları'ndaki üstün başarılarının payı olmuştur.
Yukarıda da belirttiğimiz gibi Çanakkale Savaşları'nın bulunduğumuz bölge ve genelde dünya uluslar arası politikası ve diploması tarihi açısından da günümüze dek ulaşan çok önemli sonuçları olmuştur. Bunları da şöyle özetlememiz mümkündür.
1- Çanakkale Boğazı 1915'te geçilemeyip Osmanlı İmparatorluğu ilk elde savaş dışı bırakılamayınca, Almanya'nın Güneydoğudan kuşatılıp yeni bir cephede savaşmak zorunda bırakılarak kısa sürede teslim olması da mümkün olamamış, Dünya savaşı'nın en az iki yıl daha uzamsı kaçınılmaz olmuştur. Bir yıl gibi uzun bir süre İngiltere ve Fransa burada büyük bir askeri ve donanma gücü bulundurmak ve ağır kayıplar vermek zorunda kalınca, Almanya'nın Batı Cephesi'ndeki yükü hafifleyecek ve direnme gücü artacaktır.
2- Boğazlar geçilemeyince, İngiltere ve Fransa askeri siyasi ve iktisadi bakımlardan zor şartlarda savaşı sürdüren müttefikleri, Rusya'nın yardımına koşamayacak, zincirin son halkasıyla olan bağ 1. Dünya Savaşı sonuna kadar kurulamayacaktır. Bu durum bir yandan Rusya'nın Avrupaya satmak zorunda olduğu en önemli gelir kaynağı olan buğday ürününün elinde kalmasına ve ülkenin mali sıkıntılarının iyice artmasına, diğer yandan da bu ülkeye müttefiklerinin silah ve cephane yardımı yapmalarını da engelleyip, Rusya'nın karşı karşıya bulunduğun askeri sorunların daha da artmasına yol açacaktır. İşte 1917 Ekim'inde patlak veren Komünist ihtilali Çarlık yönetimini böyle güç bir ortamda yakalayarak, kolayca devrilmesine yol açacaktır. Çanakkale geçilseydi de kuşkusuz Rusya'da ihtilal olacaktı. Ancak, Müttefik Devletler İstanbul'u alıp Rusyanın yardımına koşabilseler ve temesı kurabilselerdi, herhalde bu ihtilal çok farklı şartlar altında gelişecekti.
3- Çanakkale Savaşları sırasında İngiltere ve Fransa'nın kısa sürede başarıya ulaşamamaları, 1 Dünya savaşına henüz katılmamış diğer Balkan Devletlerinin tutumlarını farklı şekilde etkilemiştir. Bu devletlerden Bulgaristan, Almanya yanında yer alırken, Romanya, Yunanistan ve İtalya , daha bir süre savaş dışı kalma siyasetini yürütebileceklerdir. Kuşkusuz bu durum da savaşın Avrupada ki genel seyri üzerinde etki yapacaktır. Diğer taraftan Boğaz kolayca geçilemeyince İngiltere Hükümeti, savaşın başından beri yaptığı Japonya'dan Çanakkale 'ye asker yollama taleplerini de arttıracaktır. Ancak Japonya İngiltere'nin bu isteğini, çeşitli sebepler ileri sürerek kabul etmeyecektir.
4- Çanakkale Boğazları 'nın güçlü İngiliz ve Fransız donanmaları tarafından geçilemeyişi, bu ülkenin askeri ve siyasi prestijini olumsuz olarak etkileyecek, özellikle İngiltere'nin denizlerdeki üstünlüğünün tartışılmaz olmadığını kanıtlayacaktır. Bunun önemli bir etkisi, Afrika'dan Asya'nın en uzak köşelerine kadar yayılan çok geniş bir alanda ve çoğu da ingiltere ve Fransa'nın sömürgeleri olan ülkelerde yaşayan Müslüman milletler üzerinde olmuş İstiklal ve hürriyet akımlarının ilk tohumları böylece ekilmiştir. Bu da bilindiği gibi ileride dünya siyasi haritasının şeklini değiştirecek bir gelişmeye neden olacaktır.
5- Çanakkale savaşlarının ilginç ve önemli bir diğer etkisi, Avustralya ve Yeni Zelanda gibi o tarihlerde henüz ingiliz imparatorluğu'na bağlı denizaşırı ülkelerde olmuştur. Bu ülkeler halkları arasınmda mili bilincin, "Avustralyalı" yada Yeni Zelandalı olma duygusunun, kısaca millet olma özelliğinin ilk temellerinin, bu savaşlarda atıldığını söyleyebiliriz. Binlerce kilometre uzaklıktan gemilerle getirilerek hiç bilmedikleri ve hiç tanımadıkları topraklarda "düşman " diye tanıtılan bir millete karşı ve "ingiltere İmparatorluğunun çıkarı için" savaşmak ve ölmek zorunda kalan, yüzbinlerce asker ilk kez Gelibolu yarımadası kıyılarında savaşırken "neden?... kimin için ölüyoruz?" sorularını sormak durumunda kalmışlardır. Bu ülke askerlerinin cepheden ailelerine yolladıkları mektup ve hatıralardan bu noktayı anlamak mümkündür.
6- Gene bu savaşlar sırasında, ilginç bir gelişme olmuş düşman askeri ile Türk askeri arasında dostluk denmese de garip bir yakınlık ve hayranlık duygusu gelişmiştir. O zaman başlayan "bu garip ama gerçek" duygusal bağ, bugün ülkelerimiz arasında giderek güçlenen dostluk ilişkilerin de başlangıcını oluşturmaktadır. Çanakkale'de savaşan Avustralya ve Yeni Zelandalı asker ve komutanlar orada, Türk askerinin hem askeri hemde insani vasıflarını yakından izleyebilmek ve anavatanının kahramanca savunan bu insanların kendilerine anlatıldığı gibi "barbar" olmadığını anlamak fırsatını bulmuşlardır. Tarihin kaydettiği son şövalye ruhlu savaşlar olan bu savaşlardan tank yoktur, füzeler yoktur. Uçaklarda çok sınırlı kullanılmıştır. Savaşın nihai kaderini tayin edecek olan, siperlerde ve göğüs göğüse çarpışarak verilen süngü muharebeleri olduğu için, Türk ve Yabancı askerler arasında böyle bir yakınlaşma bir bakıma kaçınılmaz olmuştur.
7- Çanakkale Savaşları'nın diğer etkisi, İsrail'in kuruluşuna varacak gelişmeler de olmuştur. Dünya Siyonist Hareketi' nin liderlerinden olan Vladimir Eugeuenic JABOTINSKI, " Gelibolu'daki Gönüllü Yahudi Birliği'nin Hikayesi" adlı eserinde, bu hususu şöyle belirtmektedir. "Gelibolu'ya İngiltere'ye destek olmak için yolladığımız 600 kadar gönüllü Yahudi askerinin, savaşlar sırasında gösterdiği üstün gayret ve başarı, davamızın dünyaya tanıtılması ve dikkate alınması bakımından çok yararlı olmuştur. Eğer ben, Siyonizm ve Yahudilere bir yurt verilmesi konusunu İngiliz yöneticilerine anlatıp desteklerini kazanabildiysem, bunda birliklerimizin gösterdiği başarı ve verdiğimiz insan kaybının rolü çoktur. " Nitekim Çanakkale Savaşları'ndan kısa bir süre sonra 2 Kasım 1917 'de kabul olunan Balfour Bildirisi, bugünkü İsrail Devleti'nin kurulmasına varan uluslararası hukuki içinde önemli bir dönüm noktası olacaktır. Bilindiği gibi ilk kez bu bildiriyle Filistin'de Musevilere bir yurt verilmesi kararlaştırılmıştır.
Kuşkusuz Çanakkale Savaşları'nın burada ancak özetlenebilen bu özelliklerinin her biri üzerinde daha derin incelemeler ve araştırmalar yapılabilir. Aslında özellikle yabancı dillerde yayınlanan ve Çanakkale Savaşları'nı konu alan kitap, makele, inceleme ve tez gibi araştırmaların sayısı çok fazla olduğu gibi bugün de benzer çalışmalar devam etmektedir. Aradan geçen yetmiş yılı aşkın süreye rağmen, konunun hala ilgi çekmesi de, Çanakkale savaşları'nın önemini gösteren bir husustur.
Ancak bizler Çanakkale 1915 olgusunu yeterince bilmiyor ve anlatamıyoruz. Yabancıların yenildikleri bu savaşlar için yazıp çizdiklerimiz karşılaştırılırsa ne kadar az yazdığımız görülecektir. Elbette bu savaşlar herşeyden önce, kendi milli tarihimiz bu günümüz ve yarınımız için önemlidir. Çanakkale'de biz öz vatan topraklarının savunduk, vatan için öldük. Bu nedenledir ki önce biz sahip çıkmak zorundayız. Bu sahip çıkış, ancak savaşları, yeni belge ve kaynaklar ışığında daha objektif, çok yönlü ve bilimsel olarak inceleyip değerlendirerek, gelecek nesillere de böylece anlatmakla mümkün olur.

· Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi Öğretim Üyesi

- Geri -

 
 | Gündem / Haber | Tarihçe | Yazarlar | Arşiv | Resim Galerisi | MP3 Bölümü |
 | Görüş ve Öneriler
| Abonelik | Künye | Bağlantılar |Vakıf | Ulaşım |