|
ÇANAKKALE
GEZİSİ İZLENİMLERİ
Osman
İLKER Emekli Öğretmen -Yazar
Aydın - ADD. Başkanı
Av. Erol Ertuğrul ile Öğretmen Ali ihsan Şenol'un
güdümünde ve Ülkesel Profesyonel turist rehberi
M. Kemal Yılmaz'ın rehberliğinde Çanakkale Savaşları
alanlarına gezi tertiplendi.
27 Ekim 2001 saat 23.00 otobüste yola çıktık.
Rehberimiz bize Kuşadası'ndan gelerek Selçuk'ta
katıldı. Tanışmak amacıyla başlayan güzel konuşmaları,
gezi boyunca devam etti. Rehberlik gezilerinden
ilginç anılarını gizli açık amaçlarını, sonuçlarını
ve Mustafa Kemal'ı fıkra ve esprilerle süsleyerek
anlattı da anlattı. Biz Atatürkçüleri düşündürdü,
duygulandırdı ve hatta eğlendirdi.
Sabah saat 6.00 Çanakkale'den feribotla Eceabat'a
geçip Bigali Köyünde Mustafa Kemal'ın karargah
olarak kullandığı ve müze haline getirilen evi
özel eşyalarını inceledik. Ancak üzülerek belirtmeliyim
ki ev ve köy tarihsel hizmet onurlarına yaraşır
şekilde bakılmadığına ve gelişme göseremediklerine
tanık olduk.
ÇANAKKALE SAVAŞLARI
HAKKINDA ÖZET BİLGİ (Kaynak 1.2.3.4.5.6)
a) 1. Dünya Savaşı ve
Osmanlı'nın Savaşa Girişi
Avrupa emperyalist devletleri, dünya ticaretini
ellerinde ve ülkelerin zenginlik kaynaklarını
kontrol etmek amacıyla iki gruba ayrılmışlardı.
İngiltere, Fransa, Rusya itilaf devletleri, Almanya,
Avusturya (Macaristan), Bulgaristan, İttifak Devletleri
adını aldılar.
Bir sırplı'nın Avusturya Veliahtını öldürmesi
bahane edilerek 1. Dünya Savaşı başlatıldı. Bu
olmasa başka bir bahane ile savaş yine çıkartılacaktı.
İngilizler, hasta adam olarak algılanan ve ölümü
beklenen Osmanlının zengin mirasını paylaşmak
hesabı içindedir. Almanlar ise dostluk bahanesiyle
Osmanlı'yı kontrol altında tutmak istemektedirler.
İngilizler, Akdeniz'de savaştıkları iki Alman
gemisini Çanakkale Boğazı'na kadar kovalarlar.
Gemiler, Türk bayrağı çekerek Boğaz'dan içeri
girerler ve İngilizler, gemileri geri ister. Bu
istek karşısında Osmanlı gemileri satın aldığını
ve hatta Goben'in adını Yavuz, Breslaw 'ın Midilli
koyduklarını açıklar...
Alman subay ve erleri, Türk kıyafeti giyinir,
gemilere Türk bayrağı çekip Karadeniz'e açılarak
Rusların Odesa, Navroski, Sivastopol limanlarını
bombalarlar. (29 Ekim 1914) Böylece Osmanlı'da
resmen savaşa girmiş olur. Bir görüşe göre Almanlar,
bu tertip ve emrivaki ile ikinci görüşe göre Başkumandan
Vekili Enver Paşa savaşı Almanların kazanacağına
inanmaktadır ve bombalama olayı kendi bilgisi
dahilinde olmuştur. Balkan Savaşı'ndan yenilerek
çıkan ve yeni bir savaş için hiç bir hazırlık
yapmadan ve sadece Almanların gücüne güvenerek
savaşa girmenin sonucu felaket olmuştur...
b) Çanakkale Deniz Savaşı (18 Mart 1915) (3-4)
İngilizler, müttefikleri Ruslara yardım etmek
bahanesiyle Boğazlar'dan geçmek isteyince (19
şubat 1915) de Çanakkale Deniz Savaşları başladı.
Düşman her bakımdan güçlüdür, bizim tek güvencimiz
Boğaz'daki mayın tarlalarıdır. Ancak düşman, mayın
arama tarama gemileriyle mayınlarımızın bir kısmını
toplayarak savaş gemilerine yolu açar. Buna karşın
Deniz Binbaşı Nazmi bey, Nusret (Nusraf) mayın
gemisi ile 17-18 Mart gece karanlığında elde kalan
26 Mayısı uygun yerlere döker.
18-Mart-l915 sabahı düşman zırhlıları, Boğaz'ın
iki yakasını taş üstünde taş bırakmayacak şekilde
bombalayarak ağır ağır ve kendilerinden emin olarak
yolIarına devam ederken olanlar olur . Nusret
mayınları zırhlıların üçünü denizin dibine gönderirken
nasılsa tabyada sağ kalmayı başaran Seyit Onbaşı,
tek başına fırlattığı gülle ile birisini daha
saf dışı bırakmayı becerir .
Düşman Mehmetçi'ğin tunçtan siper göğsüne çarparak
Boğazı geçemeyeceğini anlar ve daha fazla kayıp
vermemek için geri dönüp gider. Böylece 18-Mart-1915
tarihi Mehmetçiğin UTKUSU olarak tarih sayfalarına
altın harflerle yazılır.
c- Çanakkale Kara Savaşları (25-Nisan-1915 ve
1O-Ocak-1916) (3-4-6)
Akdeniz Müttefik Ordulan Başkumandanlığına getirilen
General Hamilton, karargahını Limni Adası 'nın
Mondros Limanı 'na kurar. Hamilton, Bağaz yenilgisini,
Gelibolu Yanmadası'na çıkıp karadan İstanbul'a
ulaşmayı planlayarak örtmek ister ve hazırlığını
buna göre yapar .
Bu arada Türk Kuvvetleri Cephe Kumandanlığına
Alman Mareşal Liman Von Sanders getirilir. V.Ordu
Komutanlığı adıyla karargahını Gelibolu'ya kurar.
Hamilton, çıkarma bölgeleri olarak Seddülbahir
ile Arıburbu'nu seçmiştir.
Mukadderatın Adamı Yarbay Mustafa Kemal (3-4)
Mustafa Kemal, 1. Dünya Savaşı çıktığında Sofya'
da askeri Ataşemiliter olarak bulunmaktadır. Israrla
orduda fiili görev almak ister. Bunun üzerine
kendisini Tekirdağ'da bulunan 19.Tümen komutanlığına
atarlar. Tümen Maydos'a sevk edilir. Ancak bu
Tümen, 57.Alayı dışında acemi erleri yetiştiren
iki Depo Alay'ından meydana getirilmiştir. M.
Kemal askerlerini yetiştirirken Başkumandan Vekili
iki Depo Alayı'nı İstanbuL'a alır ve yerine 6.
Kolordu'dan 72. ve 77. Alayları gönderir. Bu alaylar
ise etnik ve inanç yönünden karışık ögelerden
oluşmaktadır. Bu nedenle M. Kernal yine Depo Alaylarını
geri ister ama vermezler. Bu durum, 25.Nisan'da
Arıburnun'da düşmanın denize dökülemeyişinin nedenlerinden
biri olacaktır .
Verilen alaylar gelmeden M.Kemal 57.Alay'la 24.Nisan
günü Maydos'a gelir ve 9. Tümen'in 26. Ve 27.
Alaylan emrine verilerek Maydos bölgesi komutanlığına
atanır. Bölge, Ece Limamından Seddülbahir'deki
Morto limanı arasını kaplamaktadır. 19. ve 9.
Tümenler, Çanakkale'de bulunan ve kumandanı Esat
Paşa olan 3. Kolordu'ya bağlanırlar.
M. Kemal, Balkan Savaşları sırasında bölgeyi inceleme
fırsatını bulmuştur . Bu nedenle düşman çıkarmayı,
Seddülbahir ile Kabatepe kıyılarına yapacağını
keşfeder . Bu kıyılarda gerekli tedbirler alınmasını
gerekli görür. Bölgeyi gezerek 26.Alayı Seddülbahir,
27. Alayı da Kabatepe kıyılarına yerleştirir.
57. Alayı Sarafın Çiftliğine, kalan ve gelecek
birlikleri de Maydos gölgesinde konuşlandırır
.
3. Kolordu'nun 19. Tümen'e verdiği görev, Kolordu'nun
ve Ordu'nun genel yedeği olmaktır. Düşmanın çıkartmasına
göre Eceabat Bölgesi ile Anadolu ' da kulIanılacaktır
.
26. Şubat.1915 de düşman Boğaz'ı denizden zorlamak
için toplarıyla istihkamlarımızı döver ve Seddülbahir'e
bir birlik çıkarır. Durumu öğrenen Mustafa kemal,
26. Alay komutanına telefonla " Şimdi oraya
geliyorum, ben gelinceye kadar düşman kesin olarak
denize dökülecektir" emrini verir .
Mustafa Kemal, 18 Mart günü Maydos'tan Alçıtepe'ye
giderken yanındaki Mevki Müstahkem Komutanı Albay
Cevat Bey'e " Kabatepe'ye yakın sahil kısımı
ile Boğaz'ın hakikaten kilidi olan Kilitbahir
birbirine çok yakındır. Düşman bu kıyılara baskın
şeklinde çıktığında ve kendisini durduracak karşısında
bir kuvvet olmazsa doğrudan Maydos ve Kilitbahir'e
hakim olur ve de çok kolay hedefine ulaşır.''
diye görüş belirtir.
İngilizler, aynen M. Kemal'in düşündüğü gibi çıkarma
yerleri olarak Kabatepe'nin kuzey kıyıları ile
Seddülbahir'i seçmiştir. İlk çıkarmada hedefleri,
Seddülbahir'in kuzeyindeki tepeler ile daha kuzeydeki
Kocaçimen, ve Maltepe Tepeleri olarak saptanmıştır.
Amaç bölgeyi ele geçirip Boğaz'a hakim olmaktır.
Kabatepe veya Arıburnu bölgesine çıkarma yapacak
Anzak Kolordusu, Conkbayırı'nı ele geçirip kuzeyden
gelecek Türk kuvvetlerinin önünü kesecektir.
Buna karşın Mustafa Kemal'in uyarmasına rağmen
bizim V.Ordu Kurmaylan ve Komutanları, bu uymayı
dikkate almamışlar ve Gelibolu Yarımadası'nın
savunmasını ikinci derecede önemsemişlerdi.
Nihayet, 25-Nisan-l9l5 sabahı İngilizler, Seddülbahir
kıyılarına beş noktadan çıkarma yaparken, Fransızlar
da Boğaz girişinde Morto Limanına asker çıkarır.
Çıkarmalar yapılırken önce kıyılardaki tabyaları
ağır şekilde bombalayarak yerle bir ederler. Yinede
sağ kalmayı başaran Mehmetçikler, düşmana ağır
kayıplar verdirirler.
Aynı anda Anzak Kolordusu, aynı yöntemle Arıburnu
kıyılarına çıkarma yapar. Mehmetçik burada da
canı pahasına destanlar yaratır, ama, düşman üstün
kuvvetler sevk ederek kıyıda tutunmayı başarır.
Bu bölgelerde 25 Nisan- 5- Mayıs arasındaki on
günde düşman 602 subay, 13337 er kaybetmiştir.
6-8 Mayıs günlerinde Fransızlar 22450 kişilik
mevcudunun 12610'unu elden çıkarır. Düşman 30
binin Üstünde, bizim de 20 bin kaybımız olmuştur.
M . Kemal çıkarmayı
saat 5 .10 da öğrenir ve üst komutandan kesin
emir gelmesini beklemeden sorumluluğunu üstlenerek
57.Alay ile Conkbayırı yolunu tutar. Oraya yaklaşınca
birliğine on dakika istirahat verir ve kendisi
atını bir tepeye sürer . Önüne, cephaneleri bittiği
için düşmandan kaçan askerler çıkar. Hemen onları
"düşmandan kaçılmaz'' deyerek süngü taktırıp
yere yatırır. Karşıdaki düşmanda aynı şeyi yapar
. Kazandığı o an içinde kendi birliği yetişir.
Saat 10.00 da birliğine taarruz emri verirken
"...:size taarruz değil ölmeyi emrediyorum...''der.
Kumandanına inanan ve ölümü göze alan Alay , taarruza
kalkar ve düşmanı bir hayli gerilere atar . Bu
emir ve taarruz, savaşın kaderine etki eden Conkbayırı
'nın devamlı bizde kalmasını sağlar.
Bundan sonra dört ay boyunca Conkbayırı, Kabatepe,
Alçıtepe ve daha bir çok tepelere, karşılığı olarak
defalarca taarruzlar yapılır. Ayrıca siperlerde
süngü hücumu ile yakın dôvüşler sürüp gider .
Bu arada M. Kemal 1-Haziran 1915 de Albaylığa
yükselir ve Arıburnu bölgesi komutanı olur.
Anafartalar Savaşları ve M.Kemal'ın Grup Komutanlığı
(3-4)
Hamilton ,Çanakkale'de kesin sonuca varmak için
üstün kuvvetlerle Suvla Limanından hareketle belli
stratejik tepeleri ele geçirip güneye inerek Boğaz'a
hakim olmayı planlar.
M. Kemal, yapılan hazırlıklardan Hamilton 'un
bu planını sezinler ve yetkili komutanları uyarır,
ama yine ilgi görmez. Buna karşın düşmanın hareketlerini
dikkatle izler, değerlendirir. Harekete geçecekleri
zamanı ve noktaları tahmin eder. Emrindeki subayları
uyarır. ve 6/7-Ağustos gecesi belli bölgelerde
birliklerin uyanık ve hazır beklemelerini emreder.
Gerçekten o gece düşman harekete geçer ama araziyi
yeterince tanımamaları ve aynı zamanda Türk kuvvetlerinin
beklenmedik karşı taarruzları sonucu hedeflerine
varamadıkları gibi moralleri bozulur. Bu durumdan
yararlanıp taarruz etmek gerekirken Albay Ahmet
Fevzi'ye kolordusundan başka Conkbayırı Savaşlarını
da idare etmesi onayı çıkarılır. Askerin yorgunluğu
bahanesiyle düşmana taarruzu bir gün sonraya yani
9 Ağustosa bırakır. Fırsatı değerlendiremediği
için Albay Fevzi görevden alınır ve M. Kemal Anafartalar
Grup Kumandanlığına atanır .
7-Ağustos ile 10-Aralık -1915 arası pek çok muharebeler
olur ve bunları M. Kemal yetkin bir şekilde yönetir.
Artık saldırıların hızı kesildiği bir zamanda
bilinmeyen bir nedenle cepheye yeni bir komutan
atanır . M. Kemal bir alt gôreve verilir . O da
bu işlemi doğru bulmayarak kumandınlıktan istifa
ederek İstanbul'a dönerken Alman Mareşal, hizmetini
dikkate alarak istifayı kabul etmeyerek sağlık
iznine ayırır .
Düşman bu olaydan on gün sonra yani 20-Aralık-1915'te
Arıburnu'nu, 9-0cak-1916'da Seddülbahir'i boşaltarak
Mehmetçiğin süngsünün hakkı olan utkuyu tanımak
zorunda kalır.
Çanakkale Savaşları sonucu İngilizler, zor durumda
kalan Ruslara yardım edemezler ve Rus Çarlığı
yıkılır. İstanbul 'un işgali önlendiği gibi emperyalist
ülkeler Türk ordusuna yenilerek savaştan çekilmek
zorunda kalırlar. Ayrıca iki taraftan 500000 dolayında
asker kaybedilir .
SAVAŞ ALANLARINI VE ANITLARI
iNCELEME GEZiSi (3-4)
Atatürkçü grup gezimize devam ederek Conkbayırı'na
varınca tepe ve sırtlarda bir çok anıtla karşılaştık.
Bu anıtları incelediğimizde gördük ki hepsi de
ônemli taarruzların, siper ve süngü savaşlarının,
verilen tarihi emirlerin, Mehmetçiğin birlikte
ve tek tek gösterdiği kahramanlıkların, on binlerce
şehidimizin anısının birer yansıması ve ifadesiydi.
Bu anıtların hepsinde hüzünle birlikte gurur duyduk.
Kahraman 57. Alay Şehitliği , özel bir anlam taşıyordu.
Zira Alayın tamamı şehit olmuştu. Yüzlerce sembolik
mezar, ama Üstündeki adlar ve künyeler gerçek
şehitlere aitti. Aynca en yaşlı Gazi Hüseyin Kaçmaz'ın
o anlamlı heykeli başlı başına bir tarih demekti.
Kazıda bulunan ve birbirine sarılmış biri Türk,
diğeri İngiliz İki Subay İskeleti Anıtı. Yakın
dövüşte birbirlerini öldürmüş olmalılar.
Kabatepe Müzesi, Mehmetçik Anıtı, Türk Askerine
Saygı Anıtı, sonra Arıburnu kıyılarında İlk Anıt
düşmana çıkartma yaparken çok büyük zayiat veren
kahraman bir takıma ait. İkincisi İngilizce Türk
Anıtı. Atatürk'ün Ülkemize ve canımıza kasteden
düşman askerlerini affedip kahramanlar olarak
nitelemesi ve analarına teselli eden sözlerin
yazılı olduğu anıt. (1934). O kadar geniş yüreklilik
ve hoş görüşlülük ancak Atatürk gibi büyük bir
Türk'e özel davranış olabilir.
Sargı Yeri (Zığındere ) Şehitliği: Burada günlerce
yapılan muharebelerde on binlerce yaralı askerin
yaraları sarılmış ve de aynı yerde on binlerce
şehidimiz yatmaktadır. Anıtlar ve şehitlik çok
güzel planlanarak yapılmış ve de güzel bakılıyor
. Bir mezar taşında Çanakkale Türküsü yazılıydı
ve Türküyü biz Atatürkçüler hep birlikte söyledik.
Nuri Yamut Anıtı: Üstü açık büyük bir türbe gibi.
Çevrede şehit düşen on binlerce savaşçının meydanda
kalan kemikleri toplanarak depolandığı büyük bir
mezar . Burada rehberimizin yazdığı Şehitler Duası'nı,
Atatürkçü ekibimiz yine hep birlikte ve sesli
olarak okuduk.
Yahya Çavuş Anıtı ve Şehitliği ile 275 kg. top
mermisini yalnız başına namluya sürerek düşman
zırhlını vuran Seyit Onbaşı Anıtı ve bir çok görülmeye
değer başka anıtlar .
Çanakkale Şehitleri anıtı: Bu anıtın görkemli
görünüşü, zengin müzesi, en genci 15 yaşında olan
on binlerce şehidimizi temsilen yapılan yüzlerce
sembolik mermer mezarlar .
Bu anıtları kalemle anlatmakta yetersiz kaldığımı
itiraf etmeliyim. Özellikle her Türk genci gidip
Çanakkale Savaş alanlarını ve şehitler anısına
dikilen bu tarihi ve anlamlı anıtları kesin olarak
görmelidir. Bizlere bu güzel yurdu canları pahasına
armağan eden atalarımıza minnet ve şükranlarımızı
sunmayı, kendimize milli ve kutsal birer görev
kabul etmeliyiz.
Bu saydıklarımla beraber bir çok yerde 32 İngiliz
mezarlığı ve Mehmetçik adına dikilen 72 Türk Anıtı
olduğunu öğrendik. "Ben bu topraklarda yaşayan
Türk yurttaşıyım diyebilen herkes" ne pahasına
olursa olsun canlı bir tarih hazinesi olan Çanakkale
anıtlarını görmesi gerekir .
Atatürk'ün ve Milli Şairlerimizin Mehmetçiği
Değerlendirmesi (6)
Atatürk Diyor ki: '' Mehmetçik, her zafer ve utku
sendedir . Kanaatinle, imanınla, itaatinle, hiçbir
korkunun yıldıramayacağı demir gibi yüreğinle,
düşmanı alt ettin. Çanakkale'yi ulusuna kazandıran
senin yüksek karakterindir.
" Şairlerimizden : M. Akif'in "Çanakkale
Şehitleri", Necmettin Halil'in ''Bir Yolcu"
Şiiri, M.K.Öztekin'in ''Çanakkalesi'', Orhan Şaik
Gökay'ın ''Bu Vatan Kimin?" Şiiri, Mitat
Cemal'ın ''Toprak eğer uğrunda ölen varsa vatandır'',
M.E. Yurdakul ve daha bir çok şair ve yazarımızın
değerlendirmesiyle Çanakkale ve Mehmetçik. Türk
ve dünya tarihinde hak ettikleri saygın yerlerini
almışlardır.
Komutan ve Devlet Adamlarının Değerlendirmeleri
( 3-4):
"Mustafa Kemal, mukadderatın adamı olarak
her zaman ve her yerde karşımıza çıktı."(Çorçil);
''Bir askerin en büyük mutluluğu Türk askeriyle
ile omuz omuza savaşmaktır.'' (Mareşal Liman Von
Sanders); "Türkler kadar cesur harp eden
başka bir askerle karşılaşmadım."(Hamilton);
"Türk askerinin niteliklerini önceden bilmemek,
İngilizler için büyük bir felaket olmuştur."(İng.
General Olgender); '' Türk askeri korku bilmez,
yenilgi diye bir kavram tanımaz, Türkler, Asya'nın
centilmenleridir."(İng.Mareşal Frene ); "Başka
asker artık muharebeyi kaybettik diye silahını
bırakıp savaştan çekildiği anlarda Türk askeri
için muharebe yeniden başlar." (İng. General
Mavde); "Kılıcını insafsızca bir ustalıkla
kullanan Türk askeri, yendiği düşmanın yarasını
sarmakta da ustadır.''(Lord Byron); ''Türk öldürülebilir,
ama asla mağlup edilemez."(Napolyon).
Bu değerlendirmeler gibi daha bir çok devlet adamının
Mehmetçiği aynı niteliklerle değerlendirmesi bizim
için bir milli gurur, onur ve sevinç kaynağıdır.
'' Türk askerinin beklenmedik direnişi, işgalcıları
psikolojik yıkıma gôtürdü" ; ''Yeni Zelanda'nın
uluslaşma sureci, Çanakkale'de başladı.";
''Ancak milli ruhu ve ulusal kimliği Çanakkale'
de oluştu." Gibi (2)
"Anzaklar, Türkiye ve Türkler hakkında hiçbir
şey bilmedirkleri gibi nerede ve kimlerle savaşacaklarım
da bilmiyorlardı. Savaş kahramanlıklarını anlatmak,
yeni yerler görmek ve birazda macera için gönüllü
olarak askere yazılırlar. Önce Mısır'a götürüIüp
savaş eğitiminden geçirilirler."
''Bu arada Yunanistan'dan üretilip Avrupa basınında
yayınlanan haberleri ve yorumları okurlar. Bu
haber ve yorumlarda Türkler, Hıristiyan Rum ve
Ermenileri işkence ile öldürdüklerini, savunmasız
zavallı kadınlara tecavüz ettiklerini, savaş esirlerini
türlü işkencelerle ôldürdüklerini, Yamyamlar gibi
savaş esirlerini yediklerini, bu nedenlerle Türklerin
eline esir olarak düşmemeleri..."(5) gibi
değerlendirmeler yapılıyor. Bu değerlendirmeleri
pekiştirmek için Anzakları eğiten İngiliz subayları
da onları aynı doğrultuda koşullandırıyorlar.
Bir de Türkler, Almanlarla birlik olup İngilizlere
karşı savaşan düşman olarak hedef gösterilir .
Anzakların Görerek ve Yaşayarak Öğrendikleri (5)
Anzaklar, Çanakkale'de Türklere karşı savaşırlarken
kendilerine telkin edilen kötülüklerin hiç biriyle
karşılaşmazlar. Bu nedenle anketlere verdikleri
yanıtlar şôyle : ''Türklerin mertçe, dürüstçe
korkusuzca savaştıklarını, esirlere çok iyi davrandıklarını,
siperlerde yaraladıkları Anzakların yaralarını
sarıp geri verdiklerini, kurallara uygun savaştıklarını''
söylerler. Ayrıca yakınlarını yazdıkları mektuplarında
ve bazılarının anılarında aynı şeyleri dile gerip
vurgularlar .
Böylece Anzaklarda kötü Türk imajı yerini, saygıya,
dostluğa bıraktığı görülüyor . Mehmetçiğe "Abdul"
adını takarlar. Onlar için Abdul, savaşta sert,
acımasız olmasına karşın diğer zamlarda mert,
dürüst, merhametli, iyi kalplidir. Yazdıklarında
ve şiirlerinde Abdul ,u daima dostça anmaktadırlar
.
Çanakkale yıl dönümlerine gelen eski Anzak savaşçıların,
Türklerden asık yüz ve nefret beklerken güler
yüzle ve yakın ilgiyle karşılaşmaları, hele Atatürk'ün
onları af edip kahraman olarak ifade etmesi, Anzakları,
içtenlikle Türk dostu yapmaya yetmiştir .
Son olarak Çanakkale' de yitirilen asker sayılarını
verelim. (3-4)
Türk Ordusu Çanakkale Savaşlarına 425000 askerle
girdi. 253000 şehit verdi. (3); Ekrem Boz'un kitabına
göre şehit sayımız 300000'dir (4)
" İtilaf devletleri Çanakkale'ye 525000 askerle
geldiler ve bunların 284000'ini kaybettiler. Bu
kayıp askerlerin 200000 İngiliz, 48000 Fransız,
20000 Avusturalyalı, 10.0000 Yeni Zelandalı, 6000
Hintli olmak üzere toplam 284000 asker yok olmuş.''
(4)
İki taraftan asker kaybı (3) göre 537000 ; (4)
göre 584000 kişidir. Akif'in dediği gibi ''Medeniyet
denilen tek dişi kalmış canavar" bu kadar
cana kıymıştır . Günümüzde Balkanlar'da, Irak'ta
ve en son Afganistan'da, bir ara Nagazaki ve Hıroşima'da,
yarın bilmem nerede, aynı canavarlığı, aynı vahşiliği
işlemekten geri durmayacaktır. Tek kurtuluş Atamızın
işaret ettiği üzere "Yurtta barış, dünyada
barış". Ülkemiz ve dünya ulusları bu sese
kulak vermelidirler . (1)
Yararlanılan Kaynaklar
1- Ülkesel Profesyonel Turist Rehberin Anlattıkları
:M.Kemal Yılmaz
2- Uluslararası Çanakkale Sempozyumu : ODTÜ Uluslararası
İlişkiler Böümü 1990 Ankara-
(Büroşurunu veren : M. Kemal Yılmaz.)
3- Çanakkale Savaşları ve Gezi Rehberi-Çanakkale-2001-Salih
Zeki Ulusarslan (s/4,5, l4, l6, 19,24,28,29,30,38,40,50,53,56,58)
4- Adım Adım Çanakkale Savaş Alanları- Çanakkale
1998-5 . Baskı Ekrem Boz (7 ,8, 19,24,25,26,27
,28,29,30, ve 33 ile 59 arası).
5- Anzakların Kaleminden Mehmetçik 1997-Ankara-Prof.
Dr. Mete Tunçoku 6- İncelenen Anıt Yazıtları (
Belge 4. S/ 33 ile 59 arası)
-
Geri -
|