Mart 2002  Sayı: 43 "Ülkenin bütünlüğü ve ulusun bağımzızlığı kaygı vericidir... Ulusun bağımsızlığı yine ulusun çaba ve kararlılığı ile kurtarılacaktır."  | Anasayfa |
      Gündem
      Haber
      Duyurular
      Tarihçe
      Yazarlar
      Arşiv
      Resim Galerisi
      MP3 Bölümü
      Görüş ve Öneriler
      Abonelik
      Künye
      Bağlantılar
      Vakıf
      Ulaşım

 

   MART 2002  

ÇANAKKALE GEZİSİ İZLENİMLERİ
Osman İLKER Emekli Öğretmen -Yazar

Aydın - ADD. Başkanı Av. Erol Ertuğrul ile Öğretmen Ali ihsan Şenol'un güdümünde ve Ülkesel Profesyonel turist rehberi M. Kemal Yılmaz'ın rehberliğinde Çanakkale Savaşları alanlarına gezi tertiplendi.

27 Ekim 2001 saat 23.00 otobüste yola çıktık. Rehberimiz bize Kuşadası'ndan gelerek Selçuk'ta katıldı. Tanışmak amacıyla başlayan güzel konuşmaları, gezi boyunca devam etti. Rehberlik gezilerinden ilginç anılarını gizli açık amaçlarını, sonuçlarını ve Mustafa Kemal'ı fıkra ve esprilerle süsleyerek anlattı da anlattı. Biz Atatürkçüleri düşündürdü, duygulandırdı ve hatta eğlendirdi.
Sabah saat 6.00 Çanakkale'den feribotla Eceabat'a geçip Bigali Köyünde Mustafa Kemal'ın karargah olarak kullandığı ve müze haline getirilen evi özel eşyalarını inceledik. Ancak üzülerek belirtmeliyim ki ev ve köy tarihsel hizmet onurlarına yaraşır şekilde bakılmadığına ve gelişme göseremediklerine tanık olduk.

ÇANAKKALE SAVAŞLARI
HAKKINDA ÖZET BİLGİ (Kaynak 1.2.3.4.5.6)
a) 1. Dünya Savaşı ve
Osmanlı'nın Savaşa Girişi
Avrupa emperyalist devletleri, dünya ticaretini ellerinde ve ülkelerin zenginlik kaynaklarını kontrol etmek amacıyla iki gruba ayrılmışlardı. İngiltere, Fransa, Rusya itilaf devletleri, Almanya, Avusturya (Macaristan), Bulgaristan, İttifak Devletleri adını aldılar.
Bir sırplı'nın Avusturya Veliahtını öldürmesi bahane edilerek 1. Dünya Savaşı başlatıldı. Bu olmasa başka bir bahane ile savaş yine çıkartılacaktı.
İngilizler, hasta adam olarak algılanan ve ölümü beklenen Osmanlının zengin mirasını paylaşmak hesabı içindedir. Almanlar ise dostluk bahanesiyle Osmanlı'yı kontrol altında tutmak istemektedirler.
İngilizler, Akdeniz'de savaştıkları iki Alman gemisini Çanakkale Boğazı'na kadar kovalarlar. Gemiler, Türk bayrağı çekerek Boğaz'dan içeri girerler ve İngilizler, gemileri geri ister. Bu istek karşısında Osmanlı gemileri satın aldığını ve hatta Goben'in adını Yavuz, Breslaw 'ın Midilli koyduklarını açıklar...
Alman subay ve erleri, Türk kıyafeti giyinir, gemilere Türk bayrağı çekip Karadeniz'e açılarak Rusların Odesa, Navroski, Sivastopol limanlarını bombalarlar. (29 Ekim 1914) Böylece Osmanlı'da resmen savaşa girmiş olur. Bir görüşe göre Almanlar, bu tertip ve emrivaki ile ikinci görüşe göre Başkumandan Vekili Enver Paşa savaşı Almanların kazanacağına inanmaktadır ve bombalama olayı kendi bilgisi dahilinde olmuştur. Balkan Savaşı'ndan yenilerek çıkan ve yeni bir savaş için hiç bir hazırlık yapmadan ve sadece Almanların gücüne güvenerek savaşa girmenin sonucu felaket olmuştur...
b) Çanakkale Deniz Savaşı (18 Mart 1915) (3-4)
İngilizler, müttefikleri Ruslara yardım etmek bahanesiyle Boğazlar'dan geçmek isteyince (19 şubat 1915) de Çanakkale Deniz Savaşları başladı. Düşman her bakımdan güçlüdür, bizim tek güvencimiz Boğaz'daki mayın tarlalarıdır. Ancak düşman, mayın arama tarama gemileriyle mayınlarımızın bir kısmını toplayarak savaş gemilerine yolu açar. Buna karşın Deniz Binbaşı Nazmi bey, Nusret (Nusraf) mayın gemisi ile 17-18 Mart gece karanlığında elde kalan 26 Mayısı uygun yerlere döker.
18-Mart-l915 sabahı düşman zırhlıları, Boğaz'ın iki yakasını taş üstünde taş bırakmayacak şekilde bombalayarak ağır ağır ve kendilerinden emin olarak yolIarına devam ederken olanlar olur . Nusret mayınları zırhlıların üçünü denizin dibine gönderirken nasılsa tabyada sağ kalmayı başaran Seyit Onbaşı, tek başına fırlattığı gülle ile birisini daha saf dışı bırakmayı becerir .
Düşman Mehmetçi'ğin tunçtan siper göğsüne çarparak Boğazı geçemeyeceğini anlar ve daha fazla kayıp vermemek için geri dönüp gider. Böylece 18-Mart-1915 tarihi Mehmetçiğin UTKUSU olarak tarih sayfalarına altın harflerle yazılır.
c- Çanakkale Kara Savaşları (25-Nisan-1915 ve 1O-Ocak-1916) (3-4-6)
Akdeniz Müttefik Ordulan Başkumandanlığına getirilen General Hamilton, karargahını Limni Adası 'nın Mondros Limanı 'na kurar. Hamilton, Bağaz yenilgisini, Gelibolu Yanmadası'na çıkıp karadan İstanbul'a ulaşmayı planlayarak örtmek ister ve hazırlığını buna göre yapar .
Bu arada Türk Kuvvetleri Cephe Kumandanlığına Alman Mareşal Liman Von Sanders getirilir. V.Ordu Komutanlığı adıyla karargahını Gelibolu'ya kurar. Hamilton, çıkarma bölgeleri olarak Seddülbahir ile Arıburbu'nu seçmiştir.
Mukadderatın Adamı Yarbay Mustafa Kemal (3-4)
Mustafa Kemal, 1. Dünya Savaşı çıktığında Sofya' da askeri Ataşemiliter olarak bulunmaktadır. Israrla orduda fiili görev almak ister. Bunun üzerine kendisini Tekirdağ'da bulunan 19.Tümen komutanlığına atarlar. Tümen Maydos'a sevk edilir. Ancak bu Tümen, 57.Alayı dışında acemi erleri yetiştiren iki Depo Alay'ından meydana getirilmiştir. M. Kemal askerlerini yetiştirirken Başkumandan Vekili iki Depo Alayı'nı İstanbuL'a alır ve yerine 6. Kolordu'dan 72. ve 77. Alayları gönderir. Bu alaylar ise etnik ve inanç yönünden karışık ögelerden oluşmaktadır. Bu nedenle M. Kernal yine Depo Alaylarını geri ister ama vermezler. Bu durum, 25.Nisan'da Arıburnun'da düşmanın denize dökülemeyişinin nedenlerinden biri olacaktır .
Verilen alaylar gelmeden M.Kemal 57.Alay'la 24.Nisan günü Maydos'a gelir ve 9. Tümen'in 26. Ve 27. Alaylan emrine verilerek Maydos bölgesi komutanlığına atanır. Bölge, Ece Limamından Seddülbahir'deki Morto limanı arasını kaplamaktadır. 19. ve 9. Tümenler, Çanakkale'de bulunan ve kumandanı Esat Paşa olan 3. Kolordu'ya bağlanırlar.
M. Kemal, Balkan Savaşları sırasında bölgeyi inceleme fırsatını bulmuştur . Bu nedenle düşman çıkarmayı, Seddülbahir ile Kabatepe kıyılarına yapacağını keşfeder . Bu kıyılarda gerekli tedbirler alınmasını gerekli görür. Bölgeyi gezerek 26.Alayı Seddülbahir, 27. Alayı da Kabatepe kıyılarına yerleştirir. 57. Alayı Sarafın Çiftliğine, kalan ve gelecek birlikleri de Maydos gölgesinde konuşlandırır .
3. Kolordu'nun 19. Tümen'e verdiği görev, Kolordu'nun ve Ordu'nun genel yedeği olmaktır. Düşmanın çıkartmasına göre Eceabat Bölgesi ile Anadolu ' da kulIanılacaktır .
26. Şubat.1915 de düşman Boğaz'ı denizden zorlamak için toplarıyla istihkamlarımızı döver ve Seddülbahir'e bir birlik çıkarır. Durumu öğrenen Mustafa kemal, 26. Alay komutanına telefonla " Şimdi oraya geliyorum, ben gelinceye kadar düşman kesin olarak denize dökülecektir" emrini verir .
Mustafa Kemal, 18 Mart günü Maydos'tan Alçıtepe'ye giderken yanındaki Mevki Müstahkem Komutanı Albay Cevat Bey'e " Kabatepe'ye yakın sahil kısımı ile Boğaz'ın hakikaten kilidi olan Kilitbahir birbirine çok yakındır. Düşman bu kıyılara baskın şeklinde çıktığında ve kendisini durduracak karşısında bir kuvvet olmazsa doğrudan Maydos ve Kilitbahir'e hakim olur ve de çok kolay hedefine ulaşır.'' diye görüş belirtir.
İngilizler, aynen M. Kemal'in düşündüğü gibi çıkarma yerleri olarak Kabatepe'nin kuzey kıyıları ile Seddülbahir'i seçmiştir. İlk çıkarmada hedefleri, Seddülbahir'in kuzeyindeki tepeler ile daha kuzeydeki Kocaçimen, ve Maltepe Tepeleri olarak saptanmıştır. Amaç bölgeyi ele geçirip Boğaz'a hakim olmaktır.
Kabatepe veya Arıburnu bölgesine çıkarma yapacak Anzak Kolordusu, Conkbayırı'nı ele geçirip kuzeyden gelecek Türk kuvvetlerinin önünü kesecektir.
Buna karşın Mustafa Kemal'in uyarmasına rağmen bizim V.Ordu Kurmaylan ve Komutanları, bu uymayı dikkate almamışlar ve Gelibolu Yarımadası'nın savunmasını ikinci derecede önemsemişlerdi.
Nihayet, 25-Nisan-l9l5 sabahı İngilizler, Seddülbahir kıyılarına beş noktadan çıkarma yaparken, Fransızlar da Boğaz girişinde Morto Limanına asker çıkarır. Çıkarmalar yapılırken önce kıyılardaki tabyaları ağır şekilde bombalayarak yerle bir ederler. Yinede sağ kalmayı başaran Mehmetçikler, düşmana ağır kayıplar verdirirler.
Aynı anda Anzak Kolordusu, aynı yöntemle Arıburnu kıyılarına çıkarma yapar. Mehmetçik burada da canı pahasına destanlar yaratır, ama, düşman üstün kuvvetler sevk ederek kıyıda tutunmayı başarır. Bu bölgelerde 25 Nisan- 5- Mayıs arasındaki on günde düşman 602 subay, 13337 er kaybetmiştir. 6-8 Mayıs günlerinde Fransızlar 22450 kişilik mevcudunun 12610'unu elden çıkarır. Düşman 30 binin Üstünde, bizim de 20 bin kaybımız olmuştur.

M . Kemal çıkarmayı saat 5 .10 da öğrenir ve üst komutandan kesin emir gelmesini beklemeden sorumluluğunu üstlenerek 57.Alay ile Conkbayırı yolunu tutar. Oraya yaklaşınca birliğine on dakika istirahat verir ve kendisi atını bir tepeye sürer . Önüne, cephaneleri bittiği için düşmandan kaçan askerler çıkar. Hemen onları "düşmandan kaçılmaz'' deyerek süngü taktırıp yere yatırır. Karşıdaki düşmanda aynı şeyi yapar . Kazandığı o an içinde kendi birliği yetişir. Saat 10.00 da birliğine taarruz emri verirken "...:size taarruz değil ölmeyi emrediyorum...''der. Kumandanına inanan ve ölümü göze alan Alay , taarruza kalkar ve düşmanı bir hayli gerilere atar . Bu emir ve taarruz, savaşın kaderine etki eden Conkbayırı 'nın devamlı bizde kalmasını sağlar.
Bundan sonra dört ay boyunca Conkbayırı, Kabatepe, Alçıtepe ve daha bir çok tepelere, karşılığı olarak defalarca taarruzlar yapılır. Ayrıca siperlerde süngü hücumu ile yakın dôvüşler sürüp gider . Bu arada M. Kemal 1-Haziran 1915 de Albaylığa yükselir ve Arıburnu bölgesi komutanı olur.
Anafartalar Savaşları ve M.Kemal'ın Grup Komutanlığı (3-4)
Hamilton ,Çanakkale'de kesin sonuca varmak için üstün kuvvetlerle Suvla Limanından hareketle belli stratejik tepeleri ele geçirip güneye inerek Boğaz'a hakim olmayı planlar.
M. Kemal, yapılan hazırlıklardan Hamilton 'un bu planını sezinler ve yetkili komutanları uyarır, ama yine ilgi görmez. Buna karşın düşmanın hareketlerini dikkatle izler, değerlendirir. Harekete geçecekleri zamanı ve noktaları tahmin eder. Emrindeki subayları uyarır. ve 6/7-Ağustos gecesi belli bölgelerde birliklerin uyanık ve hazır beklemelerini emreder. Gerçekten o gece düşman harekete geçer ama araziyi yeterince tanımamaları ve aynı zamanda Türk kuvvetlerinin beklenmedik karşı taarruzları sonucu hedeflerine varamadıkları gibi moralleri bozulur. Bu durumdan yararlanıp taarruz etmek gerekirken Albay Ahmet Fevzi'ye kolordusundan başka Conkbayırı Savaşlarını da idare etmesi onayı çıkarılır. Askerin yorgunluğu bahanesiyle düşmana taarruzu bir gün sonraya yani 9 Ağustosa bırakır. Fırsatı değerlendiremediği için Albay Fevzi görevden alınır ve M. Kemal Anafartalar Grup Kumandanlığına atanır .
7-Ağustos ile 10-Aralık -1915 arası pek çok muharebeler olur ve bunları M. Kemal yetkin bir şekilde yönetir. Artık saldırıların hızı kesildiği bir zamanda bilinmeyen bir nedenle cepheye yeni bir komutan atanır . M. Kemal bir alt gôreve verilir . O da bu işlemi doğru bulmayarak kumandınlıktan istifa ederek İstanbul'a dönerken Alman Mareşal, hizmetini dikkate alarak istifayı kabul etmeyerek sağlık iznine ayırır .
Düşman bu olaydan on gün sonra yani 20-Aralık-1915'te Arıburnu'nu, 9-0cak-1916'da Seddülbahir'i boşaltarak Mehmetçiğin süngsünün hakkı olan utkuyu tanımak zorunda kalır.
Çanakkale Savaşları sonucu İngilizler, zor durumda kalan Ruslara yardım edemezler ve Rus Çarlığı yıkılır. İstanbul 'un işgali önlendiği gibi emperyalist ülkeler Türk ordusuna yenilerek savaştan çekilmek zorunda kalırlar. Ayrıca iki taraftan 500000 dolayında asker kaybedilir .
SAVAŞ ALANLARINI VE ANITLARI
iNCELEME GEZiSi (3-4)
Atatürkçü grup gezimize devam ederek Conkbayırı'na varınca tepe ve sırtlarda bir çok anıtla karşılaştık. Bu anıtları incelediğimizde gördük ki hepsi de ônemli taarruzların, siper ve süngü savaşlarının, verilen tarihi emirlerin, Mehmetçiğin birlikte ve tek tek gösterdiği kahramanlıkların, on binlerce şehidimizin anısının birer yansıması ve ifadesiydi. Bu anıtların hepsinde hüzünle birlikte gurur duyduk.
Kahraman 57. Alay Şehitliği , özel bir anlam taşıyordu. Zira Alayın tamamı şehit olmuştu. Yüzlerce sembolik mezar, ama Üstündeki adlar ve künyeler gerçek şehitlere aitti. Aynca en yaşlı Gazi Hüseyin Kaçmaz'ın o anlamlı heykeli başlı başına bir tarih demekti. Kazıda bulunan ve birbirine sarılmış biri Türk, diğeri İngiliz İki Subay İskeleti Anıtı. Yakın dövüşte birbirlerini öldürmüş olmalılar.
Kabatepe Müzesi, Mehmetçik Anıtı, Türk Askerine Saygı Anıtı, sonra Arıburnu kıyılarında İlk Anıt düşmana çıkartma yaparken çok büyük zayiat veren kahraman bir takıma ait. İkincisi İngilizce Türk Anıtı. Atatürk'ün Ülkemize ve canımıza kasteden düşman askerlerini affedip kahramanlar olarak nitelemesi ve analarına teselli eden sözlerin yazılı olduğu anıt. (1934). O kadar geniş yüreklilik ve hoş görüşlülük ancak Atatürk gibi büyük bir Türk'e özel davranış olabilir.
Sargı Yeri (Zığındere ) Şehitliği: Burada günlerce yapılan muharebelerde on binlerce yaralı askerin yaraları sarılmış ve de aynı yerde on binlerce şehidimiz yatmaktadır. Anıtlar ve şehitlik çok güzel planlanarak yapılmış ve de güzel bakılıyor . Bir mezar taşında Çanakkale Türküsü yazılıydı ve Türküyü biz Atatürkçüler hep birlikte söyledik.
Nuri Yamut Anıtı: Üstü açık büyük bir türbe gibi. Çevrede şehit düşen on binlerce savaşçının meydanda kalan kemikleri toplanarak depolandığı büyük bir mezar . Burada rehberimizin yazdığı Şehitler Duası'nı, Atatürkçü ekibimiz yine hep birlikte ve sesli olarak okuduk.
Yahya Çavuş Anıtı ve Şehitliği ile 275 kg. top mermisini yalnız başına namluya sürerek düşman zırhlını vuran Seyit Onbaşı Anıtı ve bir çok görülmeye değer başka anıtlar .
Çanakkale Şehitleri anıtı: Bu anıtın görkemli görünüşü, zengin müzesi, en genci 15 yaşında olan on binlerce şehidimizi temsilen yapılan yüzlerce sembolik mermer mezarlar .
Bu anıtları kalemle anlatmakta yetersiz kaldığımı itiraf etmeliyim. Özellikle her Türk genci gidip Çanakkale Savaş alanlarını ve şehitler anısına dikilen bu tarihi ve anlamlı anıtları kesin olarak görmelidir. Bizlere bu güzel yurdu canları pahasına armağan eden atalarımıza minnet ve şükranlarımızı sunmayı, kendimize milli ve kutsal birer görev kabul etmeliyiz.
Bu saydıklarımla beraber bir çok yerde 32 İngiliz mezarlığı ve Mehmetçik adına dikilen 72 Türk Anıtı olduğunu öğrendik. "Ben bu topraklarda yaşayan Türk yurttaşıyım diyebilen herkes" ne pahasına olursa olsun canlı bir tarih hazinesi olan Çanakkale anıtlarını görmesi gerekir .
Atatürk'ün ve Milli Şairlerimizin Mehmetçiği
Değerlendirmesi (6)
Atatürk Diyor ki: '' Mehmetçik, her zafer ve utku sendedir . Kanaatinle, imanınla, itaatinle, hiçbir korkunun yıldıramayacağı demir gibi yüreğinle, düşmanı alt ettin. Çanakkale'yi ulusuna kazandıran senin yüksek karakterindir.
" Şairlerimizden : M. Akif'in "Çanakkale Şehitleri", Necmettin Halil'in ''Bir Yolcu" Şiiri, M.K.Öztekin'in ''Çanakkalesi'', Orhan Şaik Gökay'ın ''Bu Vatan Kimin?" Şiiri, Mitat Cemal'ın ''Toprak eğer uğrunda ölen varsa vatandır'', M.E. Yurdakul ve daha bir çok şair ve yazarımızın değerlendirmesiyle Çanakkale ve Mehmetçik. Türk ve dünya tarihinde hak ettikleri saygın yerlerini almışlardır.
Komutan ve Devlet Adamlarının Değerlendirmeleri ( 3-4):
"Mustafa Kemal, mukadderatın adamı olarak her zaman ve her yerde karşımıza çıktı."(Çorçil); ''Bir askerin en büyük mutluluğu Türk askeriyle ile omuz omuza savaşmaktır.'' (Mareşal Liman Von Sanders); "Türkler kadar cesur harp eden başka bir askerle karşılaşmadım."(Hamilton); "Türk askerinin niteliklerini önceden bilmemek, İngilizler için büyük bir felaket olmuştur."(İng. General Olgender); '' Türk askeri korku bilmez, yenilgi diye bir kavram tanımaz, Türkler, Asya'nın centilmenleridir."(İng.Mareşal Frene ); "Başka asker artık muharebeyi kaybettik diye silahını bırakıp savaştan çekildiği anlarda Türk askeri için muharebe yeniden başlar." (İng. General Mavde); "Kılıcını insafsızca bir ustalıkla kullanan Türk askeri, yendiği düşmanın yarasını sarmakta da ustadır.''(Lord Byron); ''Türk öldürülebilir, ama asla mağlup edilemez."(Napolyon).
Bu değerlendirmeler gibi daha bir çok devlet adamının Mehmetçiği aynı niteliklerle değerlendirmesi bizim için bir milli gurur, onur ve sevinç kaynağıdır.
'' Türk askerinin beklenmedik direnişi, işgalcıları psikolojik yıkıma gôtürdü" ; ''Yeni Zelanda'nın uluslaşma sureci, Çanakkale'de başladı."; ''Ancak milli ruhu ve ulusal kimliği Çanakkale' de oluştu." Gibi (2)
"Anzaklar, Türkiye ve Türkler hakkında hiçbir şey bilmedirkleri gibi nerede ve kimlerle savaşacaklarım da bilmiyorlardı. Savaş kahramanlıklarını anlatmak, yeni yerler görmek ve birazda macera için gönüllü olarak askere yazılırlar. Önce Mısır'a götürüIüp savaş eğitiminden geçirilirler."
''Bu arada Yunanistan'dan üretilip Avrupa basınında yayınlanan haberleri ve yorumları okurlar. Bu haber ve yorumlarda Türkler, Hıristiyan Rum ve Ermenileri işkence ile öldürdüklerini, savunmasız zavallı kadınlara tecavüz ettiklerini, savaş esirlerini türlü işkencelerle ôldürdüklerini, Yamyamlar gibi savaş esirlerini yediklerini, bu nedenlerle Türklerin eline esir olarak düşmemeleri..."(5) gibi değerlendirmeler yapılıyor. Bu değerlendirmeleri pekiştirmek için Anzakları eğiten İngiliz subayları da onları aynı doğrultuda koşullandırıyorlar. Bir de Türkler, Almanlarla birlik olup İngilizlere karşı savaşan düşman olarak hedef gösterilir .
Anzakların Görerek ve Yaşayarak Öğrendikleri (5)
Anzaklar, Çanakkale'de Türklere karşı savaşırlarken kendilerine telkin edilen kötülüklerin hiç biriyle karşılaşmazlar. Bu nedenle anketlere verdikleri yanıtlar şôyle : ''Türklerin mertçe, dürüstçe korkusuzca savaştıklarını, esirlere çok iyi davrandıklarını, siperlerde yaraladıkları Anzakların yaralarını sarıp geri verdiklerini, kurallara uygun savaştıklarını'' söylerler. Ayrıca yakınlarını yazdıkları mektuplarında ve bazılarının anılarında aynı şeyleri dile gerip vurgularlar .
Böylece Anzaklarda kötü Türk imajı yerini, saygıya, dostluğa bıraktığı görülüyor . Mehmetçiğe "Abdul" adını takarlar. Onlar için Abdul, savaşta sert, acımasız olmasına karşın diğer zamlarda mert, dürüst, merhametli, iyi kalplidir. Yazdıklarında ve şiirlerinde Abdul ,u daima dostça anmaktadırlar .
Çanakkale yıl dönümlerine gelen eski Anzak savaşçıların, Türklerden asık yüz ve nefret beklerken güler yüzle ve yakın ilgiyle karşılaşmaları, hele Atatürk'ün onları af edip kahraman olarak ifade etmesi, Anzakları, içtenlikle Türk dostu yapmaya yetmiştir .
Son olarak Çanakkale' de yitirilen asker sayılarını verelim. (3-4)
Türk Ordusu Çanakkale Savaşlarına 425000 askerle girdi. 253000 şehit verdi. (3); Ekrem Boz'un kitabına göre şehit sayımız 300000'dir (4)
" İtilaf devletleri Çanakkale'ye 525000 askerle geldiler ve bunların 284000'ini kaybettiler. Bu kayıp askerlerin 200000 İngiliz, 48000 Fransız, 20000 Avusturalyalı, 10.0000 Yeni Zelandalı, 6000 Hintli olmak üzere toplam 284000 asker yok olmuş.'' (4)
İki taraftan asker kaybı (3) göre 537000 ; (4) göre 584000 kişidir. Akif'in dediği gibi ''Medeniyet denilen tek dişi kalmış canavar" bu kadar cana kıymıştır . Günümüzde Balkanlar'da, Irak'ta ve en son Afganistan'da, bir ara Nagazaki ve Hıroşima'da, yarın bilmem nerede, aynı canavarlığı, aynı vahşiliği işlemekten geri durmayacaktır. Tek kurtuluş Atamızın işaret ettiği üzere "Yurtta barış, dünyada barış". Ülkemiz ve dünya ulusları bu sese kulak vermelidirler . (1)


Yararlanılan Kaynaklar
1- Ülkesel Profesyonel Turist Rehberin Anlattıkları :M.Kemal Yılmaz
2- Uluslararası Çanakkale Sempozyumu : ODTÜ Uluslararası İlişkiler Böümü 1990 Ankara-
(Büroşurunu veren : M. Kemal Yılmaz.)
3- Çanakkale Savaşları ve Gezi Rehberi-Çanakkale-2001-Salih Zeki Ulusarslan (s/4,5, l4, l6, 19,24,28,29,30,38,40,50,53,56,58)
4- Adım Adım Çanakkale Savaş Alanları- Çanakkale 1998-5 . Baskı Ekrem Boz (7 ,8, 19,24,25,26,27 ,28,29,30, ve 33 ile 59 arası).
5- Anzakların Kaleminden Mehmetçik 1997-Ankara-Prof. Dr. Mete Tunçoku 6- İncelenen Anıt Yazıtları ( Belge 4. S/ 33 ile 59 arası)

- Geri -

 
 | Gündem / Haber | Tarihçe | Yazarlar | Arşiv | Resim Galerisi | MP3 Bölümü |
 | Görüş ve Öneriler
| Abonelik | Künye | Bağlantılar |Vakıf | Ulaşım |