|
ULUSAL
KURTULUŞ SAVAŞINA DÜŞMAN BİR KURULUŞ
"Türkiye'de İngiliz Mühipleri Cemiyeti"
Hazırlayan : Mahmut YILBAŞ
Büyük Türk ulusunun
Mustafa Kemal Paşa önderliğinde Anadolu'da başlattığı
Milli Mücadele hareketini ve Müdafaa-i Hukuk davasına
karşı düşmanla işbirliği yapanların yönettikleri
bir takım ihanet kuruluşları da vardır.
Bu milli mücadele'ye düşman kuruluşların başlangıçta
gizli kalmış, ortaya çıkmamış olan asıl kurucuları
ve perde arkası yöneticileri, yerli vatan hainleri
ile yabancı düşmanlardır. Bu kuruluşların göstermelik
yöneticileri kandırılmış üyeleri ise vatan hainlerine
alet olan umudsuzlar, korkaklar ve düşmandan yardım
uman zavallılarla safdiller ve gafillerdir.
Milli Mücadele'ye düşman bu çeşit kuruluşların
en başta gelenlerinden biri, genellikle (ingiliz
Muhipleri Cemiyeti), bazı yazarlarca da (İngiliz
Dostları Derneği) (Türk İngiliz Dostluk derneği)
şeklinde anılırsa da tam ve doğru adı ile (Türkiye
'de İngiliz Muhibleri Cemiyeti = Association of
the Friends of England in Turkey)'dir
20 Mayıs 1919 salı günü Beyannamesini Dahiye Nezareti'ne
vererek kurulan bu cemiyet aslında, Türklere karşı
körükörüne ve şahsi bir düşmanlık politikası gütmüş
bulunan eski İngiliz Başba kanlarından William
Ewart Gladstone (1809-1898) 'un tesirinde kalmış
olan David Llyod George (1863-1945) 'un Türkiye
üzerindeki planlarını gerçekleşdirmek için kurulmuş,
açık faaliyetleri kadar gizli fesadlıkları da
bulunan bir casusluk teşkilatıdır.
İngiliz Mühipleri Cemiyetinin kurulmasında İngilterenin
teşvikinin ve padişahın arzu ve tasvibinin amil
olduğu anlaşılmaktadır. Kuruluşun asıl amacı ise
Türkiye'de İngilizlerin lehinde bir hava yaratmak
ve Amerikan taraftarlarlığına karşı ingiliz taraftarlığını
yaymak ve benimsetmekti.
Dr. Mine Erol'un değerli araştırmasında belirttiği
gibi "söylenebilir ki bu yüzden Amerikan
Mandası tarafdarları, İngiliz mandasını istemeyenlerin
katıldığı bir cephe vasfını da kazanmışdır. Fakat
bu her iki grubtan farklı düşünenler de vardır.
Bunlar kurtuluş çaresini silaha sarılmakta buluyorlardı.
Türk halkının büyük çoğunluğunu bunlar teşkil
ediyorlardı."
Atatürk Nutuk'unda bu kuruluşdan şöyle bahsetmektedir.
"İstanbul'da mühim addolunacak teşebbüslerden
biri İngiliz Muhipleri Cemiyeti idi. Bu isimden
İngilizler muhip (dost) olanların teşkil ettiği
bir cemiyet anlaşılmasın! Bence bu cemiyeti teşkil
edenler kendi şahışlarını ve şahsi çıkarlarını
sevenler ve şahışlarıyla çıkarlarının korunması
çaresini Lloyd George Hükümeti marifetiyle İngiliz
himayesini teminde arayanlardır. Bu bedbahtların,
İngiltere Devletinin kül halinde bir Osmanlı Devleti
muhafaza ve himaye etmek emelinde olup olamayacağını
bir defa mülahaza edip etmedikleri (iyice düşünüp
düşünmedikleri ) cây-i teemmüldür (düşünülecek
bir nokta üzerinde durulacak bir hususdur.)
Bu cemiyete intisap edenlerin başında Osmanlı
Padişahı ve Halife-i ruy-i zemin (Yeryüzünün Halifesi)
ünvanını taşıyan Vahdeddin, Damat Ferit paşa ,
Dahiliye Nezaretini işgal eden Ali Kemal , Adil
ve Mehmet Ali beyler ve Said Molla bulunuyordu.
Cemiyette , İngiliz Milletine mensup bazı sergüeştçiler
de vardı. Mesala : Rahip Frew...
Bu cemiyetin iki cephe ve mahiyeti vardı. Biri
aleni (açık gizli olmayan) cephesi ve medeni teşebbüsatla,
ingiliz himayesini talep ve temine matuf mahiyeti
idi. Diğeri hafi (gizli, sakli ) ciheti idi, asıl
faaliyet bu cihette idi. Memleket içinde teşkilat
yaparak isyan ve ihtilal çıkarmak milli şuûru
felce uğratmak ecnebi müdahalesini kolaylaştırmak
gibi haince teşebbüsler, cemiyetin bu gizli kolu
tarafından idare edilmekteydi. Sait Molla'nın
cemiyetin açıktan yapdığı teşebbüslerde olduğu
gibi gizli cihetinde de ondan daha çok rol oynadığı
görülecektir. Bu cemiyet hakkında söylediklerim
sırası geldikçe vereceğim izahat ve icabında göstereceğim
vesikalarla daha vâzıh anlaşılacakdır."
Kazım Karabekir Paşa da eserinde bu kuruluşun
beyannâme ve programını aynen yayınlayarak şunları
söylemektedir.
"İngiliz Muhipler Cemiyeti beyannâme ve proğramını
da hatırılarıma yazıyorum. Yeni nesil görsün ki
Erzurum'da Millet, İstiklali için Erzurum Kongresi
toplamak kararını verirken, istanbul'daki Padişah
ve Hükümet ve bunlar gibi millet kanını emmeğe
hazırlanan tufeyliler (Çanakyalayıcılar) Türk'ün
geleceği için nelerle meşgul olmuşlardır. Yeni
nesle ibret olsunki emre râm olan menfaatperes
mahlûklarla (emre uyan çıkarcı yaratıklarla )
milletin yolu bir uçuruma müntehidir (uçurumda
son bulmaktadır.) Kendi bağrında ve kendi hür
evlatları ile kendi hükümetini kurmadıkça her
millette olduğu gibi mazlum Türk Milletine de
istikbal yoktur"
Görülüyorki Türk mensubları bakımından (Türkiye'de
İngiliz Muhipleri Cemiyeti), baştaki Padişah VI.
Mehmed Vadeddin ve Sadrazam Damat Ferid paşa,
Dâhiliye Nazırı Ali Kemal , Adil Mehmed Ali ve
Sadeddin Beylerle Ayandan Hoca Vasfi efendi olmak
üzere, İngilizlerin idareye bir an önce el koymasını
isteyen ve İngiliz himâyesi projesini hazırlayan,
milli güç ve güvenden yoksun, umudunu yitirmiş
gafiller, korkaklarla, bir takım satılmışlar tarafından,
İngilizlere muhabbet ve tarafdarlık, kendilerine
çıkar sağlamak için, Milli Mücadele'ye karşı kurulmuş
bir ihanet şebekesidir.
Mustafa Kemal Paşa ve Karargâhının dört gün önce
Samsun'a çıktıkları, Kazım Karabekir Paşa'nın
Erzurum'da faaliyette bulunduğu ve Bütün Anadolu'nun
yer yer Milli Mücâdele için kaynaştığı bir tarihde
23 Mayıs 1919 'da İstanbul'dan Said Molla'nın
imzası ile bütün belediye başkanlarına çekilen
birer telgrafla İstanbul'da (20 Mayıs 1919) kurulduğu
bildirilen başlıca kurtuluş yolu (?)
İngilizler Muhipler Cemiyeti) nin her vilayette
şubelerinin açılması istemiştir. Ayrıca Halkın
İngilizlere karşı derin muhabbet (?) ve tarafdarlık
(!) beslediği; İngiliz himaye ve müzaheretini
(koruma ve arkalanmasını) acele beklediği yolunda
kaleme alınmış "düzme" "ısmarlama"
telgrafların bütün işgal kuvvetleri komiserlerine,
Hükümete, gazetelere ve Paris Barış konferansı'na
gönderilmesi bildirilmiştir.
Said Molla, devamlı surette Anadoludaki Milli
Mücadele'ye karşı olmakdan, hertürlü mandayı reddeden
Mustafa Kemal Paşa'nın şiddetle aleyhinde bulunmakdan
geri durmamışdır.
Kurucu ve "Fa'al azaları" arasında Halide
Edip (Adıvar) ve Yunus Nadi (Abaluoğlu)'nin de
bulundukları; 4 Aralık 1918 Çarşamba günü kurulan
(Wilson Prensipleri Cemiyeti)' nin kuruluş ve
faaliyetlerinin 6 ve 15 Aralık 1918 tarihli gazetelerde
haber verilişi, bu işde gecikmiş bulunan Said
Molla'ya ateş püskürtmüşdü.
Dikkate değer bir hususdur ki (Wilson Pirensipleri
Cemiyeti ) mensupları başında Halide Edip Hanım'la
Yunus Nadi Bey'in adlarına rastlanmasını yadırgayan
ve yeren Said Molla, bu kuruluşda kendi görmek
istediği ve "bulunsalardı haydi neyse ne"
dediği kısaca beğendiği kimselerin adlarını da
sıralamışdır. Altı ay sonra ise bu saydığı hanım,
bey ve paşaların kendi kurduğu (İngiliz Muhipler
Cemiyeti)nin açıklanan kadrosunda yer aldıkları
görülmekdedir.
Padişahın ve kendi şahıslarının emniyetleri için
İngilizlerden güvence dilenen Damat Ferid Paşa
ve Said Molla gibi omuzdaşları , (İngiliz Muhipleri
Cemiyeti) gibi bir kuruluşu kurmak ve desteklemekle
İngilizlerin gözüne gireceklerini güvenlerini
kazanacaklarını ve yardımlarını sağlayacaklarını
sanıyorlardı.
Damat Ferid'in görüşünce, Türkiye eğer bir himaye
altına verilecekse Fransa'nın çürümüş ve Amerika'nın
manda yönetiminde tecrübesiz olması sebebiyle,
"Padişahdan köylülere kadar bütün Türkiye'nin
en içten dileği " böyle bir idarenin İngiltere'ye
verilmesiydi.
Said Molla "...Milletimizin büyük çoğünluğunun
Amerika muhit ve tarihinden heberdar olmadığı
buna mukabil kendisi gibi İngiliz muhabbetini
taşıyanların kat'i galibiyete ulaşdığı "
yollu gerekçesiyle.
"Anadolu köşelerine kadar memleketimizin
bütün muhitinde İngilizler hakkında büyük bir
hürmet ve muhabbet inkişaf eylemiş olduğundan,
Türkiye'de ufak bir İngiliz müzaheretinin büyük
ve vasi mikyasda başarıya ulaşacağı pek aşikardır
hüküm ve sonucuna vardığı yazılarını devamlı olarak
yayımlamakdadır.
Said Molla , "İngiltere ve Biz" başlığı
altındaki seri makalelerinde : "Osmanlılar
eski Türkler ancak İngiliz kavm-i necibinin samimi
müzheretiyle te'min-i hayat ve refah edebilir"
tezini savunuyordu.
Çıkarmakta olduğu Yeni İstanbul gazetesinin birinci
sahifesinde Sultan VI. Mehmet Vahideddin Han ile
, (Alem-i İslamın muhip ve müzahir-i hakikisi
İngiltere Kralı ve Hindistan İmparatoru Haşmetlü
George Hazretleri diye vasıflandırdığı İngiltere
kralının yan yana büyük boyda resimlerin sık sık
yayınlıyordu.
Said Molla'nın şiddetli İngiliz tarafdarlığı ve
Milli Mücadele düşmanlığı suretinde beliren alçakca
propagandalar, hürriyet ve istiklâl taraflısı
milliyetçi çevrelerde nefretle karşılanıyor; kendisine
karşı gösterilen protesto hareketleri Yeni İstanbul
matbaası önünde şahsına fi'len taarruz edilerek
dayak yemesine kadar ileri götürülüyordu.
Said Molla'nın İşbirliçisi Refi' Cevat (Ulunay)
açıkca: (İngilizleri İstiyoruz!) başlıklı yazısında:
"İngiltere ile hareket ederek asri düşünce
ile mücehhez bir Türkiye olalım. Çünkü kuvvet
nurdur. Nur ise irfandır. " diye nur ve irfanını
ortaya dökdüğü gün Alemdar gazetesinin aynı sayısında:
"İngiliz dostluğuna azami bir kıymet ve ehemmiyet
veren bilcümle Osmanlılardan mürekkeb olmak üzere
İngiliz Muhipleri Cemiyeti teşekkül etmiş ve dün
(20 Mayıs 1919 Salı) beyannamesini Dahiliye Nezareti'ne
tevdi eylemişdir" haber ve ilanı da yayınlanmış
bulunuyordu.
Milli Mücâdele'nin şiddetle karşısında olam Alemdar
gazetesi kurulan (İngiliz Muhipler Cemiyeti) hakkında
ayrıca şu bilgi ve notu vermektedir.
"Cemiyet,
memleketin en yüksek simalarının dahi tasvibiyle
vücude gelmiş olup ihmalimizin şimdiye kadar izhar
edemedikleri bipayan (sonsuz tükenmez) İngiliz
muhabbetinin tezahürüne hizmet edecekdir. Cemiyetin
başka bir gayesi olmayıp vatanını , istikbalini
düşünen her ferd aza olur. Cemiyetin merkezi Cağaloğlu
'nda Sıhhiye Müdiriyet-i Umumiyesi karşısında
İstanbul İdarehânesinin üst katındaki daire-i
mahsusadır. Aza tahririr ve şifahi müracaatlarla
kaydolunmaktadır."
Alemdar'nın Notu:
"Şehrimizde bir İngiliz Muhipleri Cemiyeti
teşekkül ettiğini bildirerek dün akşam matbaamıza
verilen yazıyı yukarıya derceyledik. İngiliz dostluğunun
bu mülk ve millet için ne büyük bir beka (devam
bâkilik) amili olduğunu son zamanlardaki neşriyatımızla
daima tekrar eyliyoruz. Bu dostluğun
daha belirli bir çerçeve içinde tecellisini gösterecek
olan yukarıdaki cemiyetin kuruluşu cidden şayan-ı
şükrandır. Anlamakla müsterih oluyoruz ki, hakikatın
parlak ışıkları artık yollarımızı aydınlatıyor
ve bütün millet böyle bir cemiyete istinad etmemiş
olsa bile bu dostluğu yine sinesinde bütün hararetiyle
taşıyor"
İki gün sonraki basında (ingiliz Muhipleri cemiyeti)
Yönetim Kurulu'nun şu kimselerden kurulduğu ilan
edilmekdedir.
Aynı faaliyetler
İstanbul dışında da görülüyor ki bazı kaza ve
vilayetlerde şubeler açıldığı haberleri basında
yer alıyordu.
Trakya ve Anadolu vilayetlerinde çeşitli iğrenç
propagandalar yapmayı başaran (ingiliz Muhipleri
Cemiyet) Başkanlığı tarafından 28 Mayıs 1919 tarihli
basında yayınlanan Beyanname ve Program şudur.
BEYANNAME
İdaresi altında milyonlarca ehl-i İslam bulunan
İngiltere Devlet-i muazzamasıyla Hilafet ve Saltanat-ı
seniyye arasında asırlardan beri devam etmekde
olan samimi dostluğu sürdürmek ve kuvvetlendirmek
menafi-i İslamiyenin ehemmi olduğu halde hükümeti
yed-i gasbına geçiren serseriler tarafından bu
an'ane-i kadimeye ve menafi-i İslâmiyeye mugayir
bi siyaset-i sakime takip olunarak İngiltere devlet-i
fahimesiyle kezalik dost-u kadimimiz olan Fransa
ve Amerika ve İtalya hükümet-i muazzaması aleyhine
Hükümet-i Osmaniye'nin harbe sürüklenmesi hasebiyle
brudet husulüne sebebiyet verilmesine ve arzusu
hilafında cebren harbe sevkolunan Millet-i İslamiyenin
kadim dostları husûsen İngiliz Kavm-i necibi hakkındaki
muhaleset ve muhâdeniti katiyen tağyir etmeyip
hissiyat'ı İslamiye Kemâfıs sabık berdevam bulunmasına
binaen iki millet beynindeki meveddet ve muhadenet-i
kadimenin te'yid ve takviyesi ve İngiltere devlet-i
fahimesinin muavenet-i hâyır-hahanesiyle Memalik-i
Osmaniye'nin temin-ı vahdet ve hukuku için (İngilizler
Muhipler Cemiyet) namıyla bir cemiyet teşekkül
etmişdir. Cemiyet-i mezküre münhasıran ihtisasat-ı
milliyeyi temsile saidır.
İngiliz kavm-i necibi hakkındaki muhabbetini izhar
ve cemiyetin maksadına iştirak etmek arzusunda
bulunanlar cemiyet dahil olabilirler. Yalnız harb-i
meş'uma ve esnây-ı harbde irtikap olunan sebep
olanlar kabul olunmaz.
PROGRAM
1- Zır-ı idaresinde milyonlarca nüfûs -u islamiye
bulunan İngiltere devlet-i fahimesiyle, Hilafet
ve Saltanatı câmi Devlet-i Osmaniye beyninde minelkadîm
mevcud olan revabıt-ı muhâdenetin te'yid ve takviyesi
ve vesâilinin istihsâli için merkezi İstanbul'da
olmak üzere (İngiliz Muhipleri Cemiyeti) teşekkül
etmiştir.
2- Bu gayeye vusul için cemiyet iki milletin menâfi-i
mütekabilesini'telif ve tanzim edecek esbâba tevessül
edecektir.
3- Milel-i mütemeddinenin, alelhusus İngiliz kavm-i
necibinin ilmi, edebi, ictimai iktisadi terakkiyâtından
Osmanlarıları müstefid edecek ve Osmanlıları da
İngilizlere vesâir milel-i mütemeddineye tanınacak
neşriyat ve te'sisata hizmet eylecektir.
4- Beşeriyetin muhibb-i müşfiki medeniyet-i hakikiyenin
samimi hâdimi ve Osmanlarıların hayırhahı olan
bilcümle akvâmın Osmanlılar hakkındaki mâlümâtını
tevsi've Osmanlarıları yakından tanımamakdan yâhud
ilkaât-ı garazkaraneden tahaddüs eden zehapları
izahat ve delail ile tashih için için eden teşebbüsatda
bulunacaktır.
Cemiyetin maksadlarını tasvip edenler cemiyete
dahil olabilirler, harbe ve harb fâcialarına sebeb
olanlar kabul olunmaz.
Milli şuurdan yoksun mücadele gücünden nasibsiz,
tek kurtuluş ümidini bize saldıran ve uşaklarını
saldırtan düşmanların yardım ve koruyuculuğuna
bağlamış kimselerin satılmış kalemleri "İngiltere
ve Biz" başlıklı yazılarda şöyle diyorlardı.
"........Hükümet-i Osmaniye'ye daima adl
ve hakkı rahm ve şefkati ve kanun dairesinde meşrüti
bir tarz-ı hayati telkin ve tavsiyede musırrâne
sebat eden ve yegâne dostumuz olan ingiltere bugün
de bizi şu vaziyetten kurtaracak yegane bir halaskarımız
olabilir. Fakat zannederiz ki bugünkü müşevveş
anlarda atılacak adımların hedeften şaşmaması
için gözlerimizi dört değil, sekiz açmalıyız.
Onun için bize lazım olan düstur-u siyaset: Evvela
temamiyet, ve istiklâliyet ve ondan sonra İngiltere'den
taleb'i himaye ve muavenet..."
Milli şeref ve istiklali için Anadolu 'da kükreyen
Türk milleti, Yabancı baskısının manda yönetiminin
her çeşidine "Hayır!" derken, İstanbul'daki
"Mandacılar" "Amerika mı? İngiltere
mi? diye Amerikalılardan ve İngilizlerden çok
Türk vatanı ve milleti üzerinde "açık artırma"
dellallığı yapmakdan bir türlü geri duramıyorlardı.
Mustafa Kemal Paşa'nın, daha Amasya'da iken Çanakkale
Müstahkem Mevkii Komutanı Albay Şevket Bey'den
aldığı telgraf, İstanbul merkezinin bir ümidsizliğe
doğru gittiğini ve Nigehbancılar ile Hürriyet
ve İ'tilaf mensupları ve İngiliz Muhipleri'nin
bir cephe, bir blok oluşturduklarını; bu blokun
sözcü öncü ve yazarlığını yapanlardan Ali Kemal,
Said Molla, Ref'i Cevad (Ulunay ) ve Albay Sadık
gibi şahıslar da Müslim, gayri Müslim, herkesi
Kuvvayi Milliyet aleyhine kışkırtıyorlardı.
Bu konu ile ligili olarak General Kazım Özalp'ın
hatıralarında verdiği bilgi ve Mevki-i Müstahkem
Komutanı Albay Şevket Bey'in imzasını taşıyan
4.11.1335 (1919) tarihli Said Molla'nın ele geçirilen
altı mektubundan bahseden belge çok ilgi çekicidir
ve bu belgelerin doğruluğu üzerinde kuşku bırakmamakdadır.
"...Damat Ferid, ecnebi müdahalesiyle memleket
içinde sözünü geçirmeğe çalışırken halk, çeşitli
propangandaların tesiri altında bulunuyordu. Ferid
kabinesinde en faâl bir siyaset takip edenlerden
Dahiliye Nazirı Adil bey, İngiliz Muhipleri Cemiyeti'ni
kurmaya ve bunu memleketin her tarafına duyurmaya
çalışıyordu. Bu cemiyetin kurulmasında güdülen
gayeyi anlamayan bazı saf kimselerin de cemiyete
girdiklerini veya girmeye çalıştıklarını işitiyordum.
Hatta o günlerde Bandırma'dan İstanbul'a giden
bir tanıdığıma Adil Bey, Bandırma'da bir (ingiliz
Muhipleri Cemiyeti) şubesi kurmasını teklif etmiş,
mühür ve talimat vermişti. Bunu öğrenince derhal
önüne geçtik . Aldığımız tetbirlerle böyle bir
cemiyet kurmaya kimse cesaret edemedi.
Büyük devletlerden birinin himayesi altına girmedikçe
Türk milleti yaşayamaz düşüncesinde bulunanlar
Amerika veya İngiliz mandasını istemeyi tasavvur
ediyorlar ve Amerika'yı tercih etmenin faydalı
olacağını söylüyorlardı. İstanbul'dan o zaman
Kuvayi Milliye'ye taraftar görünen mühim bazı
şahsiyetlerin de bu fikirde olduklarını gelenler
anlatıyorlardı.
"Amerika, Türkiye Mandası'nı kabul etmezse
İngilizlerden rica edilecek ve ona kabul ettirmeye
çalışacakdır. Eğer bu manda meselesi olmazsa büyük
devletler Türikiye'yi kendileri için bir takım
nüfus bölgelerine ayıracak veyahut her devlet
hükümetimizin bir şubesini nüfuzu altına alacakdır"
diyerek Mandayı daha tercih edilebilir bir şekil
olarak göstermek istiyorlardı. Saray ve Hükümetin
ecnebi kuvvetleri tesiriyle kendi mevki'lerini
korumak arzusunda bulundukları görülüyordu. Fakat
Kuvayı Milliye taraftarı görülen ve milliyet perver
bilinen bazı kimselerin de, bu manda fikrini benimsemeleri
hayret ve ibret verciydi. Türk milleti kendi mevcudiyetini
silahı ile kurtarmaya karar vermiş ve mücadeleye
atılmış bulunuyordu. Milliten verdiği kararın
en isabetli bir tedbir olduğuna şübhe yokdu. Kendi
fedakarlığına güvenerek bütün düşmanlara karşı
silaha sarılmış olan milletimiz esaret fikirlerini
filen de reddetmiş bulunuyordu. Hal böyle iken
kendilerini salahiyet sahibi sayanların İstanbul'da
şu veya bu ecnebi mümessili ile görüşerek millet
namına taleblerde ve vaadlerde bulunmaları çok
manasızdı. Ben bulunduğum bölgede hiç bir surette
Manda fikrinden bahsedilmesine dahi müsade etmedim
".... Damat Ferit ve tarafdarları durmadan
Kuva-ı Milliye aleyhine çalışıyorlardı. Bunlardan
birinin Papaz Frew'ya yazdığı mektublar ele geçmişti.
Bu mektuplarda Kuva-ı Milliye'nin dağıtılması
için düşünülen planlar taafsilatlı olarak yazılmıştı.
Her nevi propaganda vasıtasına müracaat ederek
, Meclis Meb'usan'ın toplanmasının geciktirilmesi
ve Ali Rıza Paşa Hükümeti'nin düşürülmesiyle tekrardan
Damat Ferit'in iktidara getirilmesi ve Anadolu
içerisinde Kuva-ı Milliye Aleyhinde isyanlar tertibi
kararlaştırılmıştı.
İstanbul 'da yapılan bu menfi çalışmalar ilgili
haberleri Mevki-i Müstahkem Komutanı Miralay Şevket
Bey'in bir telgrafından anlamak mümkündü:
"Said Molla'nın İngiliz Rahip Frew 'ya yazdığı
mektublar 6. numaraya kadar yakalandı. Son mektubların
hulasasından mıntıkay'ı alilerine aid kısmı aşağıdadır.
1- Seçimi mümkün olduğu kadar gecikdirmek ve terk
etmek için faaliyete geçmek.
2- Çerkes ve Arnavud'lar arasına münaferet sokarak
ve bu kere Manyas ve havalisinde gerek Ahmed Anzavur
gibi eşhası öteye beriye göndererek para kuvvetiyle
Kuvay'ı Milliye aleyhine tahrikat yapmak, şuriş
çıkarmak ve bu veçhile Düvel-i İ-tilafiye'nin
müdahalesini celbederek kabinenin düşmesini hazırlamak.
3- Mektuplar sureti Sivas'a Amerika ve Fransız
mümessilerine ve Hükümete verilecektidir.
4- 11.35 Mevki-i Müstahkem Kumandanı Miralay Şevket
"O zamanlarda ortaya çıkmış olan Bozkır İsyanı
bu tertiplerin bir eseridir. (Nigehban) ve (Kızıl
Hançer) cemiyetleri de bu tertiplerin içinde gizli
olarak faaliyetlerde bulunuyorlardı."
Ta başlangıçtan beri Anadolu'daki milli mukavemeti
zayıflatmak ve parçalamak şeklindeki haince çabaların
varlığı Mustafa Kemal Paşa'nın bildiği bir gerçekti.
21 ekim 1919 Salı günü Salih paşa ile Amasya'da
görüşülen Protokollardan dördüncüsü imzalamış;
Mustafa Kemal Paşa ile Bahriye Nazırı Salih Hulusi
paşa arasındaki gizli protokolun 6. maddesi şu
idi.
"(İngiliz Muhipleri Cemiyeti'nin kapı kapı
dolaşıp ahaliye kağıt mühürlettirmelerini mani
olmak)".
Yine, harbiye Nazırı Cemal Paşa'ya Amasya'dan
Mustafa Kemal Paşa'nın verdiği cevapta da şu hususlar
yer almış bulunuyordu:
"İstanbul'da İngilizler ve İngiliz Muhipleri
Cemiyeti İtilaf ve Hürriyet ve Nigehbancılar vesairenin
birleşerek Anadoluda Teşkilat'ı Milliyeyi ihlal
ve Hükümeti iskat için teşebbüsen girişdikleri
Adapazarı ve Bursa'da son günlerde bu teşebbüsün
ve Konya'ya gönderilen Vali Subhi Bey'in İngiliz
Muhipleri Cemiyeti İstanbul İdare Heyeti azasından
olduğunu Konya'da bulunan Refet Bey'e ifade eylemiş
buluduğunun."
Mazhar Müfid Kansu, yine bu konu ile ilgili hatıralarında,
Atatürk'le ilgili olarak şu mühim konuşmaları
da naklediyor:
"...Hatta böyle bir buhranlı günlerde yani
Rahib Frew 'nun bu gizli tertibatı teşkil ve Said
Molla gibi hainleri para kuvvetiyle elde ederek
ve ortalığa bol bol paralar saçarak Kuvay-ı milliye'yi
mahv-ü izaleye gayret sarfettiği bir zamanda ,
bir gece Mustafa Kemal Paşa'nın yatak odasında
birkaç arkadaşla görüşmekde ve ahvali, paşa bize
anlatmamakda iken birdenbire, Apaşayağa kalkdı;
"Siz, Rahib Frew'ya yalnız devlet mi para
veriyor da bu teşkilatı yapıyor zannediyorsunuz?
Ben padişah'ın da buna yardımda bulunduğu zannediyorum.
Siz ne fikirdesiniz?" dedi. Biz de, ihtimaldir
dedik ve Sonra Paşa: "Dahası var. Bu Rahip
Frew benim aldığım hususi malumata göre Hükümetin
de en sevgilisi Görüyorsunuz ya, bir papaz hayatımızla,
istikbalimizle, istiklalimizle nasıl oynuyor.
O papaz memleketinin Türkiye üzerinde nüfus ve
hakimiyetine çalışıyor." Ulemadan Said Molla
da Türkiyenin hakimiyetini kaybederek İngiliz
hakimiyeti altına girmesi için çalışıyor. "
diye çok öfkelendi. Hüsrev Sami de bu sırada ya
"Padişah?" dedi
Mustafa Kemal Paşa:
Evet, o da Said Mollayı evvel. Fakat arkadaşlar
bu millet hiçbir zaman bir hain padişahın, bir
rahip frew'nun, bir Said Mollanın esiri, eğlencesi
olamaz. Cihanı başlarına toplansınlar da gelsinler;
iş kalabalıkda değil hak ve hakikattedir. Hak
ve hakikat ve millet rehberimizdir. Mutlaka biz
muvaffak olacağız. Şimdiye kadar olduğu gibi,
bütün maniaları bertaraf edeceğiz. Vakit yaklaştı.
Pek yakında tam istiklal ve hakimiyetimize kavuşacağız.!
diyerek bizim de yeniden kuvve-i maneviyemizi
artırdı.
Samsun'a çıktığı günden başlayarak Milli Mücadeleyi
destekleyen güçlere büyük değer veren Mustafa
Kemal Paşa, bu mücadeleyi köstekleyen kişi ve
kuruluşların davranışlarına da çok dikkat ediyor
ve bu hainliklere karşı Türk milletini sık sık
uyarıyor, hainlerede gerekli sert ihtarları yapıyordu.
Said Molla'nın derecesinde fa'al çıkarcılardan
başka, kurucu ve yöneticiler arasında birçok gafiller,
İngilizlere yaranarak millet ve şahıslar için
fayda sağlayacaklarını sanan safdiller de bulunuyordu.:
Eski dahiliye Nazırlarından Memduh Paşa Şehremini
Cemil Paşa, Padişahın Damadı Ahmet Zülkifl Paşa,
Temyiz Mahkemesi Başkan Ali Rüşdü Efendi, eski
Ticaret ve Ziraat Nazırı Kamil paşazade Abdullah
Bey, Ziraat Bankası Müdürü Kamil Paşazade Şevket
Bey, eski Tahran Sefiri Sadreddin Bey yazar Abdullah
Zühdü Bey, eski Maliye Veznedarı Halid Bey, eski
Şüra'yı Devlet Tanzimat Dairesi üyesi Nazif Süruri
Bey , Eski Bombay Başkonsolosu Mahrukizade Cafer
bey , Sadramaz Halil Rifat Paşazade Ahmet Rifat
Bey, Emin bey, Bahriye Feriklerinden ressam Ahmet
Paşa ve Maarif Nezareti eski Muhasebe Müdürü Vahi
Bey gibi ünlü kimseler de bunlar arasındaydı.
Teşkilatın asıl başkanı olduğu anlaşılan ve yeraltı
çalışmaları ile tahrik, teşvik, tertib ve tezvir
işlerindeki ustalığından ötürü Hindistandan Türkiye'ye
getirilmiş bulunan İngiliz Papazı Rew (Rahib Dr.
Robert Frew) ile İngiltere Elçiliği Baştercümanı
Mr. Adrew Ryan ve haber almada siyasi ve idari
işlerde çalıştırılan Askeri Ateşe Sir Wyndham
Deeds gibi İngilizler de kurulaşa dahil bulunuyorlardı.
Fakat bu yabancıların hiçbiri Said Molla kadar
aşırı İngiliz taraflısı ve azılı Türk düşmanı
değildi.
28 Mayıs 1919 çarşamba günü Ryan'a İngilterenin
destek ve yardımını soran Said Molla, Elçilik
Baştercümanından şu karşılığı almıştı. "Yanıltıcı
ümitleri bırakınız!"
İngiliz Dışişleri Bakanlığı (Foreing Office) ve
(Public recort Office) arşivlerindeki belgelerde
Said Molla'nın ne aşağılık bir yaratık olduğunu
ve alçak durumunu aydınlatmakda, ortaya koymaktadır.
Selahi R. Sonyel sunduğu belgelerin İngiliz Muhibleri
Cemiyeti ile ilgili bölümünde şunları yazmaktadır.
"İzmir'in işgalinden sonra İstanbul'da kurulan
ve gayesi Türkiye'yi İngilizlerin güdümüne vermek
olan İngiliz Muhipleri Cemiyeti de arada sırada
İngiliz Yüksek Komiserliği'ne gönderdiği yazılarla
sahneye çıkıyordu. Amiral Robeck'in 2 Kasım 1919'da
Lord Curzon'a gönderdiği 2048 /M.1997 sayılı yazıda,
İngiliz Muhibleri Cemiyeti'nden iki yazı alındığı
bunlardan birinin Said Molla tarafından gönderilen
8 Ekim tarihli bir mektub olduğu; mektubunda,
ingiliz yüksek komiserliğinin bu cemiyeti teşvik
etmemesinden şikayetçi olduğu bildiriliyordu.
İkinci yazı Said Molla'nın iç durum hakkında kaleme
aldığı bir rapordu. Said Molla, Milli hareket'le
ilgili olarak şöyle diyordu. "Anadolu'daki
cereyan, İngiliz çıkarlarına karşı dış kuvvetler
tarafından yaratıldı. Anadoluda olup bitenler
halk tasdik etmiyor. "Bu belgeler ingiltere
dışişleri Bakanlığında bazı yorumlara yol açtı.
w . S. Edwards, 17 kasımda şu yorumda bulundu.
"Bu bizden ödenek aldığına dair Milliyetçi
gazeteler tarafından itham edilen cemiyettir.
Bu cemiyet, hiç şüphesiz ittihad terakki aleyhtarı,
İngiliz taraftarıdır. Öte yandan Milliyetçiler
arasında da epey sempatizanı olması gerek . Ne
olursa olsun, Türkiye'nin meselesi halledilinceye
kadar bu cemiyetle sıkı ilişki kurmak güç bir
durum yaratabilir."(Prof.fo,371)4227-152011)
SAİD MOLLA'NIN
PAPAZ FREW'YA MEKTUBLARI
(İngiliz Muhipleri Cemiyeti) ile ilgili en önemli
belgeler Saide Molla'nın Papaz Frew'ya yazdığı
gizli mektublardır. Cemal Kutay, bu mektublarla
ilgili olarak şu bilgiler vermektedir.
"...Said Molla İngiliz İntelligence Servisi'nin
Anadolu'daki Milli Hareketi bastırabilmek için
kendisine çeşitli imkanlar bol bol verilmiş olan
Papaz Frew'nun, elinden herşey gelen sarıklı dostum"
dediği kişidir.
Milli Hareket'in İstanbul'daki gizli haber-alma
teşkilatının başında olan rahmetli Kara Vasıf
(Yemen 1872 - istanbul 9 Aralık 1931): Bey'in
"dünyanın zaman zaman en kurnaz, zaman zaman
en budalası" olarak vasıflandırdığı Said
Molla, Papaz Frew 'ya gönderdiği çok gizli mektubları
Kara Vasf Bey'in ismini açıklamadığı Damat Ferid
Paşa kabinesinde nazırlık yapan tanınmış bir ailenin
çok güzel İngilizce bilen kızına tercüme ettirir
ki bu genç kız İnebolu üzerinden Ankara'ya geçen
ve Milli Mücadele saflarında döğüşen yiğit bir
subayın nişanlısıdır ve vatanına yönelen ihanetin
bu çok önemli belgelerini kendisinden isteyen
ve adını Milli Mücadele'nin baş harflerinde olan
(Mim Mim Grubuna)'na iletir.
Bu mühim ihanet
belgelerinini (M.M. Grubu) tarafından elde edildiğini
belirtilen Hasene Ilgaz da şu bilgi ile konuya
açıklık kazandırmaktadır.
"Papaz Frew 'nun gizli evkanını karakol Cemiyeti'ne
mal eden Adil Agah Bey'dir."
...."Yenişehirli Haydar Bey'in dayısı Adil
Agah Bey, yaşlı olmakla beraber cemiyetin (Karakol
Cemiyetinin ) büyümesi ve propaganda işleriyle
uğraşmış ecnebilerden haber toplamış, Anadolu'dan
gelen kuryeleri ve başka evrakı yılmadan dağıtmıştır.
Adil Agah Bey bu temasını Merkez'i Umümi üyesi
olan Ali Rıza Bey vasıtasıyla yapardı."
Türkiye'de İngiliz Muhipleri cemiyeti'nin yerli
başı Said Molla tarafından yabancı başı ingiliz
Rahibi Frew (Dr Robert Frew) ya yazılmış mektublar
Mollanın ihanet ve marifetlerini bütün çıplaklığı
ile ortaya koyduğu, sergilediği gibi; Milli Mücadele'nin
önderi Mustafa Kemal Paşa'nın bu kuruluş üzerinde
neden dikkatle durduğu ve NUTUK 'unda bu konuya
neden geniş yer verdiği gerçeğini de aydınlatmaktadır.
"Mücadelat'ı Milliye esnasında maruz kalmış
olduğumuz zahir ve hafi müşkilat hakkında esaslı
bir fikir husulüne medar ve ensal-i atiye için
ibret ve intibahı mucib olacak mahiyette bulunan,
mevzuu bahs vesaiki aynen ıttılaınıza vazetmeği
münasib mütalaa ediyorum. Bu vesaik İngiliz Muhipleri
Cemiyet'nin guya Reisi tanınmış bulunan Said Molla''nın
Mister Frew namındaki Rahibe gönderdiği mektubların
süretleridir."
İKİNCİ MEKTUB
"12 tarihiyle Ankarada'ki (N.B.D? 285 /3)
tarafından gelen müktubda Sivas Heyeti temsiliyesinden
Erkan-ı Harbiye miralaylığından mütekaid Vasif
Bey'in Despre ile temas etmek üzere gönderileceği
ve birkaç güne kadar yola çakacağı bilidiriliyor.
Hikmet Bey paraları almış. Biraz daha para istiyor.
Evvelki gün sizi ziyarete geldiğimde takip edildiğimi
söylememişdim Avdetimde biri sarı bıyıklı ve diğeri
kumral ve köse iki şahşın sokak başında beni beklediklerini
gürdüm. Gece olduğu için epeyce korkdum. Yalnız
birbirlerine yavaşça "bu Said Molla imiş
Artık gidelim" dediklerini işttim. Bu fazla
temas benim hakkımda hayırlı olmayacak. Fuad paşa
türbesi civarındaki görüşdüğümüz haneyi işgal
edebilirseniz temas yapabileceğiz. Nazım paşa
cemiyetimizden haberdar olmuş. Bana çok teessüf
etti. Müsaaedinzel (N.B.D. 495/1) Tertibine kendilerini
idhal ettim. Hane meselesi halledilinceye kadar
teması müşarünileyh yapacakdır. Karacabey'de (N.B.D.289/3)
'e gönderilen binikiyüz lira vasıl olmuşdur. Hareket
edeceklerdir. Ferid paşa, Bab-ı Aliy-iverilecek
notaya her dakika muntazırdır. Zaat-ı Şahane,
bu vaziyetten pek müteessirdir.Teselli ettirmeniz
ve daima kendisine ümidbahş beyanatta bulundurmanız
menafiimiz icabiindandır. Bizim padişahların,
her şeye karşı zayıf olduklarını unutmayınız.
Seyyit Abdulkadır Efendi, o mesele hakkında pek
tuhaf beyanatta bulundu. Guya arkadaşları "muhalif-i
hamiyet olur" diyorlarmış. Artık siz icabına
bakınız. Polis Müdürü Nurettin Bey'in tebdili
rivayet olunuyor. Hepimizin hamisi olan bu zat
hakkında lazım gelenlerin nazar-ı dikkatini celbettiriniz.
Hürmetlerimi takdim ederim.
Sait (18-19 Ekim 1919 )
Onbirinci Mektup
Aziz üstadım;
Kürt tealı Cemiyeti'ndeki samimi doslarımızla
görüşdüm. Yeni geldiklerinden, birkaç gün sonra
verilen talimat dairesinde tertibat ittihaz edeceklerini,
yalnız kürdistan'a gönderilecek muhtelif arkadaşlar
için büyük bir tahsisatın vücuduna ihtiyaç olduğunu
söylediler. (D.B.R 3/141)'den gelen mektubda irae
ettiler. Urfa, Ayıntab, Maraş'da Fransızlar aleyhine
lüzümundan fazla tahrikat yapdıklarını ve Kolordu
Kumandanı'nın takib ettiği siyaset leyyine hilafına
ahaliyi imale ettikleri mündericdir. Kabine Riyaseti'ne
Zeki Paşa'nın getirilmemesi hakkında beyan olunan
mütalea, doğru değildir. Bu zat kürtler üzerinde
hakimdir. Eski ermeni kıtaki unutulmuştur. Size
vairt mütalea, herhalde bugün için habemevsimdir.
Bunu, icabında tevil etmek mümkündür. Himmet-i
Üstadanenize her dakika muntazırız. Karşıdaki
vak'ayı diğerlerine de vermeğe çalışıyoruz. İhtiramat'ı
acizanemi takdim ederim.
S. (4 Kasım 1919)
Kaynak:
1- Mustafa Kemal (Atatürk) : Nutuk , İst. 1938
2- Kazım Karabekir istiklal Harbimiz İst. 1960
3- Dr. Fethi Tevetoğlu M.M. Yıllardaki Kuruluşlar
İngiliz Muhipler Cemiyeti
4- Dr. Mine Erol: Türkiyede Amerikan mandası meselesi
1919-1920 Giresun 1972
5- Dr. Salük R. Sonyol Türk Kurtuluş savaşı ve
Dış politikası J.Ank. 1973
6- Mazhar Müfid Kansu: Erzurum'dan ölümüne kadar
Atatürkle beraber Ank.
7- Kazım Özalp: Milli Mücadele : 1919-1922
-
Geri -
|