Mart 2002  Sayı: 43 "Ülkenin bütünlüğü ve ulusun bağımzızlığı kaygı vericidir... Ulusun bağımsızlığı yine ulusun çaba ve kararlılığı ile kurtarılacaktır."  | Anasayfa |
      Gündem
      Haber
      Duyurular
      Tarihçe
      Yazarlar
      Arşiv
      Resim Galerisi
      MP3 Bölümü
      Görüş ve Öneriler
      Abonelik
      Künye
      Bağlantılar
      Vakıf
      Ulaşım

 

   MART 2002  

ULUSAL KURTULUŞ SAVAŞINA DÜŞMAN BİR KURULUŞ
"Türkiye'de İngiliz Mühipleri Cemiyeti"

Hazırlayan : Mahmut YILBAŞ

Büyük Türk ulusunun Mustafa Kemal Paşa önderliğinde Anadolu'da başlattığı Milli Mücadele hareketini ve Müdafaa-i Hukuk davasına karşı düşmanla işbirliği yapanların yönettikleri bir takım ihanet kuruluşları da vardır.

Bu milli mücadele'ye düşman kuruluşların başlangıçta gizli kalmış, ortaya çıkmamış olan asıl kurucuları ve perde arkası yöneticileri, yerli vatan hainleri ile yabancı düşmanlardır. Bu kuruluşların göstermelik yöneticileri kandırılmış üyeleri ise vatan hainlerine alet olan umudsuzlar, korkaklar ve düşmandan yardım uman zavallılarla safdiller ve gafillerdir.

Milli Mücadele'ye düşman bu çeşit kuruluşların en başta gelenlerinden biri, genellikle (ingiliz Muhipleri Cemiyeti), bazı yazarlarca da (İngiliz Dostları Derneği) (Türk İngiliz Dostluk derneği) şeklinde anılırsa da tam ve doğru adı ile (Türkiye 'de İngiliz Muhibleri Cemiyeti = Association of the Friends of England in Turkey)'dir

20 Mayıs 1919 salı günü Beyannamesini Dahiye Nezareti'ne vererek kurulan bu cemiyet aslında, Türklere karşı körükörüne ve şahsi bir düşmanlık politikası gütmüş bulunan eski İngiliz Başba kanlarından William Ewart Gladstone (1809-1898) 'un tesirinde kalmış olan David Llyod George (1863-1945) 'un Türkiye üzerindeki planlarını gerçekleşdirmek için kurulmuş, açık faaliyetleri kadar gizli fesadlıkları da bulunan bir casusluk teşkilatıdır.

İngiliz Mühipleri Cemiyetinin kurulmasında İngilterenin teşvikinin ve padişahın arzu ve tasvibinin amil olduğu anlaşılmaktadır. Kuruluşun asıl amacı ise Türkiye'de İngilizlerin lehinde bir hava yaratmak ve Amerikan taraftarlarlığına karşı ingiliz taraftarlığını yaymak ve benimsetmekti.

Dr. Mine Erol'un değerli araştırmasında belirttiği gibi "söylenebilir ki bu yüzden Amerikan Mandası tarafdarları, İngiliz mandasını istemeyenlerin katıldığı bir cephe vasfını da kazanmışdır. Fakat bu her iki grubtan farklı düşünenler de vardır. Bunlar kurtuluş çaresini silaha sarılmakta buluyorlardı. Türk halkının büyük çoğunluğunu bunlar teşkil ediyorlardı."
Atatürk Nutuk'unda bu kuruluşdan şöyle bahsetmektedir.
"İstanbul'da mühim addolunacak teşebbüslerden biri İngiliz Muhipleri Cemiyeti idi. Bu isimden İngilizler muhip (dost) olanların teşkil ettiği bir cemiyet anlaşılmasın! Bence bu cemiyeti teşkil edenler kendi şahışlarını ve şahsi çıkarlarını sevenler ve şahışlarıyla çıkarlarının korunması çaresini Lloyd George Hükümeti marifetiyle İngiliz himayesini teminde arayanlardır. Bu bedbahtların, İngiltere Devletinin kül halinde bir Osmanlı Devleti muhafaza ve himaye etmek emelinde olup olamayacağını bir defa mülahaza edip etmedikleri (iyice düşünüp düşünmedikleri ) cây-i teemmüldür (düşünülecek bir nokta üzerinde durulacak bir hususdur.)
Bu cemiyete intisap edenlerin başında Osmanlı Padişahı ve Halife-i ruy-i zemin (Yeryüzünün Halifesi) ünvanını taşıyan Vahdeddin, Damat Ferit paşa , Dahiliye Nezaretini işgal eden Ali Kemal , Adil ve Mehmet Ali beyler ve Said Molla bulunuyordu. Cemiyette , İngiliz Milletine mensup bazı sergüeştçiler de vardı. Mesala : Rahip Frew...
Bu cemiyetin iki cephe ve mahiyeti vardı. Biri aleni (açık gizli olmayan) cephesi ve medeni teşebbüsatla, ingiliz himayesini talep ve temine matuf mahiyeti idi. Diğeri hafi (gizli, sakli ) ciheti idi, asıl faaliyet bu cihette idi. Memleket içinde teşkilat yaparak isyan ve ihtilal çıkarmak milli şuûru felce uğratmak ecnebi müdahalesini kolaylaştırmak gibi haince teşebbüsler, cemiyetin bu gizli kolu tarafından idare edilmekteydi. Sait Molla'nın cemiyetin açıktan yapdığı teşebbüslerde olduğu gibi gizli cihetinde de ondan daha çok rol oynadığı görülecektir. Bu cemiyet hakkında söylediklerim sırası geldikçe vereceğim izahat ve icabında göstereceğim vesikalarla daha vâzıh anlaşılacakdır."
Kazım Karabekir Paşa da eserinde bu kuruluşun beyannâme ve programını aynen yayınlayarak şunları söylemektedir.
"İngiliz Muhipler Cemiyeti beyannâme ve proğramını da hatırılarıma yazıyorum. Yeni nesil görsün ki Erzurum'da Millet, İstiklali için Erzurum Kongresi toplamak kararını verirken, istanbul'daki Padişah ve Hükümet ve bunlar gibi millet kanını emmeğe hazırlanan tufeyliler (Çanakyalayıcılar) Türk'ün geleceği için nelerle meşgul olmuşlardır. Yeni nesle ibret olsunki emre râm olan menfaatperes mahlûklarla (emre uyan çıkarcı yaratıklarla ) milletin yolu bir uçuruma müntehidir (uçurumda son bulmaktadır.) Kendi bağrında ve kendi hür evlatları ile kendi hükümetini kurmadıkça her millette olduğu gibi mazlum Türk Milletine de istikbal yoktur"
Görülüyorki Türk mensubları bakımından (Türkiye'de İngiliz Muhipleri Cemiyeti), baştaki Padişah VI. Mehmed Vadeddin ve Sadrazam Damat Ferid paşa, Dâhiliye Nazırı Ali Kemal , Adil Mehmed Ali ve Sadeddin Beylerle Ayandan Hoca Vasfi efendi olmak üzere, İngilizlerin idareye bir an önce el koymasını isteyen ve İngiliz himâyesi projesini hazırlayan, milli güç ve güvenden yoksun, umudunu yitirmiş gafiller, korkaklarla, bir takım satılmışlar tarafından, İngilizlere muhabbet ve tarafdarlık, kendilerine çıkar sağlamak için, Milli Mücadele'ye karşı kurulmuş bir ihanet şebekesidir.
Mustafa Kemal Paşa ve Karargâhının dört gün önce Samsun'a çıktıkları, Kazım Karabekir Paşa'nın Erzurum'da faaliyette bulunduğu ve Bütün Anadolu'nun yer yer Milli Mücâdele için kaynaştığı bir tarihde 23 Mayıs 1919 'da İstanbul'dan Said Molla'nın imzası ile bütün belediye başkanlarına çekilen birer telgrafla İstanbul'da (20 Mayıs 1919) kurulduğu bildirilen başlıca kurtuluş yolu (?)
İngilizler Muhipler Cemiyeti) nin her vilayette şubelerinin açılması istemiştir. Ayrıca Halkın İngilizlere karşı derin muhabbet (?) ve tarafdarlık (!) beslediği; İngiliz himaye ve müzaheretini (koruma ve arkalanmasını) acele beklediği yolunda kaleme alınmış "düzme" "ısmarlama" telgrafların bütün işgal kuvvetleri komiserlerine, Hükümete, gazetelere ve Paris Barış konferansı'na gönderilmesi bildirilmiştir.
Said Molla, devamlı surette Anadoludaki Milli Mücadele'ye karşı olmakdan, hertürlü mandayı reddeden Mustafa Kemal Paşa'nın şiddetle aleyhinde bulunmakdan geri durmamışdır.
Kurucu ve "Fa'al azaları" arasında Halide Edip (Adıvar) ve Yunus Nadi (Abaluoğlu)'nin de bulundukları; 4 Aralık 1918 Çarşamba günü kurulan (Wilson Prensipleri Cemiyeti)' nin kuruluş ve faaliyetlerinin 6 ve 15 Aralık 1918 tarihli gazetelerde haber verilişi, bu işde gecikmiş bulunan Said Molla'ya ateş püskürtmüşdü.
Dikkate değer bir hususdur ki (Wilson Pirensipleri Cemiyeti ) mensupları başında Halide Edip Hanım'la Yunus Nadi Bey'in adlarına rastlanmasını yadırgayan ve yeren Said Molla, bu kuruluşda kendi görmek istediği ve "bulunsalardı haydi neyse ne" dediği kısaca beğendiği kimselerin adlarını da sıralamışdır. Altı ay sonra ise bu saydığı hanım, bey ve paşaların kendi kurduğu (İngiliz Muhipler Cemiyeti)nin açıklanan kadrosunda yer aldıkları görülmekdedir.
Padişahın ve kendi şahıslarının emniyetleri için İngilizlerden güvence dilenen Damat Ferid Paşa ve Said Molla gibi omuzdaşları , (İngiliz Muhipleri Cemiyeti) gibi bir kuruluşu kurmak ve desteklemekle İngilizlerin gözüne gireceklerini güvenlerini kazanacaklarını ve yardımlarını sağlayacaklarını sanıyorlardı.
Damat Ferid'in görüşünce, Türkiye eğer bir himaye altına verilecekse Fransa'nın çürümüş ve Amerika'nın manda yönetiminde tecrübesiz olması sebebiyle, "Padişahdan köylülere kadar bütün Türkiye'nin en içten dileği " böyle bir idarenin İngiltere'ye verilmesiydi.
Said Molla "...Milletimizin büyük çoğünluğunun Amerika muhit ve tarihinden heberdar olmadığı buna mukabil kendisi gibi İngiliz muhabbetini taşıyanların kat'i galibiyete ulaşdığı " yollu gerekçesiyle.
"Anadolu köşelerine kadar memleketimizin bütün muhitinde İngilizler hakkında büyük bir hürmet ve muhabbet inkişaf eylemiş olduğundan, Türkiye'de ufak bir İngiliz müzaheretinin büyük ve vasi mikyasda başarıya ulaşacağı pek aşikardır hüküm ve sonucuna vardığı yazılarını devamlı olarak yayımlamakdadır.
Said Molla , "İngiltere ve Biz" başlığı altındaki seri makalelerinde : "Osmanlılar eski Türkler ancak İngiliz kavm-i necibinin samimi müzheretiyle te'min-i hayat ve refah edebilir" tezini savunuyordu.
Çıkarmakta olduğu Yeni İstanbul gazetesinin birinci sahifesinde Sultan VI. Mehmet Vahideddin Han ile , (Alem-i İslamın muhip ve müzahir-i hakikisi İngiltere Kralı ve Hindistan İmparatoru Haşmetlü George Hazretleri diye vasıflandırdığı İngiltere kralının yan yana büyük boyda resimlerin sık sık yayınlıyordu.
Said Molla'nın şiddetli İngiliz tarafdarlığı ve Milli Mücadele düşmanlığı suretinde beliren alçakca propagandalar, hürriyet ve istiklâl taraflısı milliyetçi çevrelerde nefretle karşılanıyor; kendisine karşı gösterilen protesto hareketleri Yeni İstanbul matbaası önünde şahsına fi'len taarruz edilerek dayak yemesine kadar ileri götürülüyordu.
Said Molla'nın İşbirliçisi Refi' Cevat (Ulunay) açıkca: (İngilizleri İstiyoruz!) başlıklı yazısında: "İngiltere ile hareket ederek asri düşünce ile mücehhez bir Türkiye olalım. Çünkü kuvvet nurdur. Nur ise irfandır. " diye nur ve irfanını ortaya dökdüğü gün Alemdar gazetesinin aynı sayısında: "İngiliz dostluğuna azami bir kıymet ve ehemmiyet veren bilcümle Osmanlılardan mürekkeb olmak üzere İngiliz Muhipleri Cemiyeti teşekkül etmiş ve dün (20 Mayıs 1919 Salı) beyannamesini Dahiliye Nezareti'ne tevdi eylemişdir" haber ve ilanı da yayınlanmış bulunuyordu.
Milli Mücâdele'nin şiddetle karşısında olam Alemdar gazetesi kurulan (İngiliz Muhipler Cemiyeti) hakkında ayrıca şu bilgi ve notu vermektedir.

"Cemiyet, memleketin en yüksek simalarının dahi tasvibiyle vücude gelmiş olup ihmalimizin şimdiye kadar izhar edemedikleri bipayan (sonsuz tükenmez) İngiliz muhabbetinin tezahürüne hizmet edecekdir. Cemiyetin başka bir gayesi olmayıp vatanını , istikbalini düşünen her ferd aza olur. Cemiyetin merkezi Cağaloğlu 'nda Sıhhiye Müdiriyet-i Umumiyesi karşısında İstanbul İdarehânesinin üst katındaki daire-i mahsusadır. Aza tahririr ve şifahi müracaatlarla kaydolunmaktadır."
Alemdar'nın Notu:
"Şehrimizde bir İngiliz Muhipleri Cemiyeti teşekkül ettiğini bildirerek dün akşam matbaamıza verilen yazıyı yukarıya derceyledik. İngiliz dostluğunun bu mülk ve millet için ne büyük bir beka (devam bâkilik) amili olduğunu son zamanlardaki neşriyatımızla daima tekrar eyliyoruz. Bu dostluğun
daha belirli bir çerçeve içinde tecellisini gösterecek olan yukarıdaki cemiyetin kuruluşu cidden şayan-ı şükrandır. Anlamakla müsterih oluyoruz ki, hakikatın parlak ışıkları artık yollarımızı aydınlatıyor ve bütün millet böyle bir cemiyete istinad etmemiş olsa bile bu dostluğu yine sinesinde bütün hararetiyle taşıyor"
İki gün sonraki basında (ingiliz Muhipleri cemiyeti) Yönetim Kurulu'nun şu kimselerden kurulduğu ilan edilmekdedir.

Aynı faaliyetler İstanbul dışında da görülüyor ki bazı kaza ve vilayetlerde şubeler açıldığı haberleri basında yer alıyordu.
Trakya ve Anadolu vilayetlerinde çeşitli iğrenç propagandalar yapmayı başaran (ingiliz Muhipleri Cemiyet) Başkanlığı tarafından 28 Mayıs 1919 tarihli basında yayınlanan Beyanname ve Program şudur.
BEYANNAME
İdaresi altında milyonlarca ehl-i İslam bulunan İngiltere Devlet-i muazzamasıyla Hilafet ve Saltanat-ı seniyye arasında asırlardan beri devam etmekde olan samimi dostluğu sürdürmek ve kuvvetlendirmek menafi-i İslamiyenin ehemmi olduğu halde hükümeti yed-i gasbına geçiren serseriler tarafından bu an'ane-i kadimeye ve menafi-i İslâmiyeye mugayir bi siyaset-i sakime takip olunarak İngiltere devlet-i fahimesiyle kezalik dost-u kadimimiz olan Fransa ve Amerika ve İtalya hükümet-i muazzaması aleyhine Hükümet-i Osmaniye'nin harbe sürüklenmesi hasebiyle brudet husulüne sebebiyet verilmesine ve arzusu hilafında cebren harbe sevkolunan Millet-i İslamiyenin kadim dostları husûsen İngiliz Kavm-i necibi hakkındaki muhaleset ve muhâdeniti katiyen tağyir etmeyip hissiyat'ı İslamiye Kemâfıs sabık berdevam bulunmasına binaen iki millet beynindeki meveddet ve muhadenet-i kadimenin te'yid ve takviyesi ve İngiltere devlet-i fahimesinin muavenet-i hâyır-hahanesiyle Memalik-i Osmaniye'nin temin-ı vahdet ve hukuku için (İngilizler Muhipler Cemiyet) namıyla bir cemiyet teşekkül etmişdir. Cemiyet-i mezküre münhasıran ihtisasat-ı milliyeyi temsile saidır.
İngiliz kavm-i necibi hakkındaki muhabbetini izhar ve cemiyetin maksadına iştirak etmek arzusunda bulunanlar cemiyet dahil olabilirler. Yalnız harb-i meş'uma ve esnây-ı harbde irtikap olunan sebep olanlar kabul olunmaz.
PROGRAM
1- Zır-ı idaresinde milyonlarca nüfûs -u islamiye bulunan İngiltere devlet-i fahimesiyle, Hilafet ve Saltanatı câmi Devlet-i Osmaniye beyninde minelkadîm mevcud olan revabıt-ı muhâdenetin te'yid ve takviyesi ve vesâilinin istihsâli için merkezi İstanbul'da olmak üzere (İngiliz Muhipleri Cemiyeti) teşekkül etmiştir.
2- Bu gayeye vusul için cemiyet iki milletin menâfi-i mütekabilesini'telif ve tanzim edecek esbâba tevessül edecektir.
3- Milel-i mütemeddinenin, alelhusus İngiliz kavm-i necibinin ilmi, edebi, ictimai iktisadi terakkiyâtından Osmanlarıları müstefid edecek ve Osmanlıları da İngilizlere vesâir milel-i mütemeddineye tanınacak neşriyat ve te'sisata hizmet eylecektir.
4- Beşeriyetin muhibb-i müşfiki medeniyet-i hakikiyenin samimi hâdimi ve Osmanlarıların hayırhahı olan bilcümle akvâmın Osmanlılar hakkındaki mâlümâtını tevsi've Osmanlarıları yakından tanımamakdan yâhud ilkaât-ı garazkaraneden tahaddüs eden zehapları izahat ve delail ile tashih için için eden teşebbüsatda bulunacaktır.
Cemiyetin maksadlarını tasvip edenler cemiyete dahil olabilirler, harbe ve harb fâcialarına sebeb olanlar kabul olunmaz.
Milli şuurdan yoksun mücadele gücünden nasibsiz, tek kurtuluş ümidini bize saldıran ve uşaklarını saldırtan düşmanların yardım ve koruyuculuğuna bağlamış kimselerin satılmış kalemleri "İngiltere ve Biz" başlıklı yazılarda şöyle diyorlardı.
"........Hükümet-i Osmaniye'ye daima adl ve hakkı rahm ve şefkati ve kanun dairesinde meşrüti bir tarz-ı hayati telkin ve tavsiyede musırrâne sebat eden ve yegâne dostumuz olan ingiltere bugün de bizi şu vaziyetten kurtaracak yegane bir halaskarımız olabilir. Fakat zannederiz ki bugünkü müşevveş anlarda atılacak adımların hedeften şaşmaması için gözlerimizi dört değil, sekiz açmalıyız. Onun için bize lazım olan düstur-u siyaset: Evvela temamiyet, ve istiklâliyet ve ondan sonra İngiltere'den taleb'i himaye ve muavenet..."
Milli şeref ve istiklali için Anadolu 'da kükreyen Türk milleti, Yabancı baskısının manda yönetiminin her çeşidine "Hayır!" derken, İstanbul'daki "Mandacılar" "Amerika mı? İngiltere mi? diye Amerikalılardan ve İngilizlerden çok Türk vatanı ve milleti üzerinde "açık artırma" dellallığı yapmakdan bir türlü geri duramıyorlardı.
Mustafa Kemal Paşa'nın, daha Amasya'da iken Çanakkale Müstahkem Mevkii Komutanı Albay Şevket Bey'den aldığı telgraf, İstanbul merkezinin bir ümidsizliğe doğru gittiğini ve Nigehbancılar ile Hürriyet ve İ'tilaf mensupları ve İngiliz Muhipleri'nin bir cephe, bir blok oluşturduklarını; bu blokun sözcü öncü ve yazarlığını yapanlardan Ali Kemal, Said Molla, Ref'i Cevad (Ulunay ) ve Albay Sadık gibi şahıslar da Müslim, gayri Müslim, herkesi Kuvvayi Milliyet aleyhine kışkırtıyorlardı.
Bu konu ile ligili olarak General Kazım Özalp'ın hatıralarında verdiği bilgi ve Mevki-i Müstahkem Komutanı Albay Şevket Bey'in imzasını taşıyan 4.11.1335 (1919) tarihli Said Molla'nın ele geçirilen altı mektubundan bahseden belge çok ilgi çekicidir ve bu belgelerin doğruluğu üzerinde kuşku bırakmamakdadır.
"...Damat Ferid, ecnebi müdahalesiyle memleket içinde sözünü geçirmeğe çalışırken halk, çeşitli propangandaların tesiri altında bulunuyordu. Ferid kabinesinde en faâl bir siyaset takip edenlerden Dahiliye Nazirı Adil bey, İngiliz Muhipleri Cemiyeti'ni kurmaya ve bunu memleketin her tarafına duyurmaya çalışıyordu. Bu cemiyetin kurulmasında güdülen gayeyi anlamayan bazı saf kimselerin de cemiyete girdiklerini veya girmeye çalıştıklarını işitiyordum. Hatta o günlerde Bandırma'dan İstanbul'a giden bir tanıdığıma Adil Bey, Bandırma'da bir (ingiliz Muhipleri Cemiyeti) şubesi kurmasını teklif etmiş, mühür ve talimat vermişti. Bunu öğrenince derhal önüne geçtik . Aldığımız tetbirlerle böyle bir cemiyet kurmaya kimse cesaret edemedi.
Büyük devletlerden birinin himayesi altına girmedikçe Türk milleti yaşayamaz düşüncesinde bulunanlar Amerika veya İngiliz mandasını istemeyi tasavvur ediyorlar ve Amerika'yı tercih etmenin faydalı olacağını söylüyorlardı. İstanbul'dan o zaman Kuvayi Milliye'ye taraftar görünen mühim bazı şahsiyetlerin de bu fikirde olduklarını gelenler anlatıyorlardı.
"Amerika, Türkiye Mandası'nı kabul etmezse İngilizlerden rica edilecek ve ona kabul ettirmeye çalışacakdır. Eğer bu manda meselesi olmazsa büyük devletler Türikiye'yi kendileri için bir takım nüfus bölgelerine ayıracak veyahut her devlet hükümetimizin bir şubesini nüfuzu altına alacakdır" diyerek Mandayı daha tercih edilebilir bir şekil olarak göstermek istiyorlardı. Saray ve Hükümetin ecnebi kuvvetleri tesiriyle kendi mevki'lerini korumak arzusunda bulundukları görülüyordu. Fakat Kuvayı Milliye taraftarı görülen ve milliyet perver bilinen bazı kimselerin de, bu manda fikrini benimsemeleri hayret ve ibret verciydi. Türk milleti kendi mevcudiyetini silahı ile kurtarmaya karar vermiş ve mücadeleye atılmış bulunuyordu. Milliten verdiği kararın en isabetli bir tedbir olduğuna şübhe yokdu. Kendi fedakarlığına güvenerek bütün düşmanlara karşı silaha sarılmış olan milletimiz esaret fikirlerini filen de reddetmiş bulunuyordu. Hal böyle iken kendilerini salahiyet sahibi sayanların İstanbul'da şu veya bu ecnebi mümessili ile görüşerek millet namına taleblerde ve vaadlerde bulunmaları çok manasızdı. Ben bulunduğum bölgede hiç bir surette Manda fikrinden bahsedilmesine dahi müsade etmedim
".... Damat Ferit ve tarafdarları durmadan Kuva-ı Milliye aleyhine çalışıyorlardı. Bunlardan birinin Papaz Frew'ya yazdığı mektublar ele geçmişti. Bu mektuplarda Kuva-ı Milliye'nin dağıtılması için düşünülen planlar taafsilatlı olarak yazılmıştı. Her nevi propaganda vasıtasına müracaat ederek , Meclis Meb'usan'ın toplanmasının geciktirilmesi ve Ali Rıza Paşa Hükümeti'nin düşürülmesiyle tekrardan Damat Ferit'in iktidara getirilmesi ve Anadolu içerisinde Kuva-ı Milliye Aleyhinde isyanlar tertibi kararlaştırılmıştı.
İstanbul 'da yapılan bu menfi çalışmalar ilgili haberleri Mevki-i Müstahkem Komutanı Miralay Şevket Bey'in bir telgrafından anlamak mümkündü:
"Said Molla'nın İngiliz Rahip Frew 'ya yazdığı mektublar 6. numaraya kadar yakalandı. Son mektubların hulasasından mıntıkay'ı alilerine aid kısmı aşağıdadır.
1- Seçimi mümkün olduğu kadar gecikdirmek ve terk etmek için faaliyete geçmek.
2- Çerkes ve Arnavud'lar arasına münaferet sokarak ve bu kere Manyas ve havalisinde gerek Ahmed Anzavur gibi eşhası öteye beriye göndererek para kuvvetiyle Kuvay'ı Milliye aleyhine tahrikat yapmak, şuriş çıkarmak ve bu veçhile Düvel-i İ-tilafiye'nin müdahalesini celbederek kabinenin düşmesini hazırlamak.
3- Mektuplar sureti Sivas'a Amerika ve Fransız mümessilerine ve Hükümete verilecektidir.
4- 11.35 Mevki-i Müstahkem Kumandanı Miralay Şevket
"O zamanlarda ortaya çıkmış olan Bozkır İsyanı bu tertiplerin bir eseridir. (Nigehban) ve (Kızıl Hançer) cemiyetleri de bu tertiplerin içinde gizli olarak faaliyetlerde bulunuyorlardı."
Ta başlangıçtan beri Anadolu'daki milli mukavemeti zayıflatmak ve parçalamak şeklindeki haince çabaların varlığı Mustafa Kemal Paşa'nın bildiği bir gerçekti. 21 ekim 1919 Salı günü Salih paşa ile Amasya'da görüşülen Protokollardan dördüncüsü imzalamış; Mustafa Kemal Paşa ile Bahriye Nazırı Salih Hulusi paşa arasındaki gizli protokolun 6. maddesi şu idi.
"(İngiliz Muhipleri Cemiyeti'nin kapı kapı dolaşıp ahaliye kağıt mühürlettirmelerini mani olmak)".
Yine, harbiye Nazırı Cemal Paşa'ya Amasya'dan Mustafa Kemal Paşa'nın verdiği cevapta da şu hususlar yer almış bulunuyordu:
"İstanbul'da İngilizler ve İngiliz Muhipleri Cemiyeti İtilaf ve Hürriyet ve Nigehbancılar vesairenin birleşerek Anadoluda Teşkilat'ı Milliyeyi ihlal ve Hükümeti iskat için teşebbüsen girişdikleri Adapazarı ve Bursa'da son günlerde bu teşebbüsün ve Konya'ya gönderilen Vali Subhi Bey'in İngiliz Muhipleri Cemiyeti İstanbul İdare Heyeti azasından olduğunu Konya'da bulunan Refet Bey'e ifade eylemiş buluduğunun."
Mazhar Müfid Kansu, yine bu konu ile ilgili hatıralarında, Atatürk'le ilgili olarak şu mühim konuşmaları da naklediyor:
"...Hatta böyle bir buhranlı günlerde yani Rahib Frew 'nun bu gizli tertibatı teşkil ve Said Molla gibi hainleri para kuvvetiyle elde ederek ve ortalığa bol bol paralar saçarak Kuvay-ı milliye'yi mahv-ü izaleye gayret sarfettiği bir zamanda , bir gece Mustafa Kemal Paşa'nın yatak odasında birkaç arkadaşla görüşmekde ve ahvali, paşa bize anlatmamakda iken birdenbire, Apaşayağa kalkdı; "Siz, Rahib Frew'ya yalnız devlet mi para veriyor da bu teşkilatı yapıyor zannediyorsunuz? Ben padişah'ın da buna yardımda bulunduğu zannediyorum. Siz ne fikirdesiniz?" dedi. Biz de, ihtimaldir dedik ve Sonra Paşa: "Dahası var. Bu Rahip Frew benim aldığım hususi malumata göre Hükümetin de en sevgilisi Görüyorsunuz ya, bir papaz hayatımızla, istikbalimizle, istiklalimizle nasıl oynuyor. O papaz memleketinin Türkiye üzerinde nüfus ve hakimiyetine çalışıyor." Ulemadan Said Molla da Türkiyenin hakimiyetini kaybederek İngiliz hakimiyeti altına girmesi için çalışıyor. " diye çok öfkelendi. Hüsrev Sami de bu sırada ya "Padişah?" dedi

Mustafa Kemal Paşa: Evet, o da Said Mollayı evvel. Fakat arkadaşlar bu millet hiçbir zaman bir hain padişahın, bir rahip frew'nun, bir Said Mollanın esiri, eğlencesi olamaz. Cihanı başlarına toplansınlar da gelsinler; iş kalabalıkda değil hak ve hakikattedir. Hak ve hakikat ve millet rehberimizdir. Mutlaka biz muvaffak olacağız. Şimdiye kadar olduğu gibi, bütün maniaları bertaraf edeceğiz. Vakit yaklaştı. Pek yakında tam istiklal ve hakimiyetimize kavuşacağız.! diyerek bizim de yeniden kuvve-i maneviyemizi artırdı.
Samsun'a çıktığı günden başlayarak Milli Mücadeleyi destekleyen güçlere büyük değer veren Mustafa Kemal Paşa, bu mücadeleyi köstekleyen kişi ve kuruluşların davranışlarına da çok dikkat ediyor ve bu hainliklere karşı Türk milletini sık sık uyarıyor, hainlerede gerekli sert ihtarları yapıyordu.
Said Molla'nın derecesinde fa'al çıkarcılardan başka, kurucu ve yöneticiler arasında birçok gafiller, İngilizlere yaranarak millet ve şahıslar için fayda sağlayacaklarını sanan safdiller de bulunuyordu.:
Eski dahiliye Nazırlarından Memduh Paşa Şehremini Cemil Paşa, Padişahın Damadı Ahmet Zülkifl Paşa, Temyiz Mahkemesi Başkan Ali Rüşdü Efendi, eski Ticaret ve Ziraat Nazırı Kamil paşazade Abdullah Bey, Ziraat Bankası Müdürü Kamil Paşazade Şevket Bey, eski Tahran Sefiri Sadreddin Bey yazar Abdullah Zühdü Bey, eski Maliye Veznedarı Halid Bey, eski Şüra'yı Devlet Tanzimat Dairesi üyesi Nazif Süruri Bey , Eski Bombay Başkonsolosu Mahrukizade Cafer bey , Sadramaz Halil Rifat Paşazade Ahmet Rifat Bey, Emin bey, Bahriye Feriklerinden ressam Ahmet Paşa ve Maarif Nezareti eski Muhasebe Müdürü Vahi Bey gibi ünlü kimseler de bunlar arasındaydı.
Teşkilatın asıl başkanı olduğu anlaşılan ve yeraltı çalışmaları ile tahrik, teşvik, tertib ve tezvir işlerindeki ustalığından ötürü Hindistandan Türkiye'ye getirilmiş bulunan İngiliz Papazı Rew (Rahib Dr. Robert Frew) ile İngiltere Elçiliği Baştercümanı Mr. Adrew Ryan ve haber almada siyasi ve idari işlerde çalıştırılan Askeri Ateşe Sir Wyndham Deeds gibi İngilizler de kurulaşa dahil bulunuyorlardı. Fakat bu yabancıların hiçbiri Said Molla kadar aşırı İngiliz taraflısı ve azılı Türk düşmanı değildi.
28 Mayıs 1919 çarşamba günü Ryan'a İngilterenin destek ve yardımını soran Said Molla, Elçilik Baştercümanından şu karşılığı almıştı. "Yanıltıcı ümitleri bırakınız!"
İngiliz Dışişleri Bakanlığı (Foreing Office) ve (Public recort Office) arşivlerindeki belgelerde Said Molla'nın ne aşağılık bir yaratık olduğunu ve alçak durumunu aydınlatmakda, ortaya koymaktadır. Selahi R. Sonyel sunduğu belgelerin İngiliz Muhibleri Cemiyeti ile ilgili bölümünde şunları yazmaktadır.
"İzmir'in işgalinden sonra İstanbul'da kurulan ve gayesi Türkiye'yi İngilizlerin güdümüne vermek olan İngiliz Muhipleri Cemiyeti de arada sırada İngiliz Yüksek Komiserliği'ne gönderdiği yazılarla sahneye çıkıyordu. Amiral Robeck'in 2 Kasım 1919'da Lord Curzon'a gönderdiği 2048 /M.1997 sayılı yazıda, İngiliz Muhibleri Cemiyeti'nden iki yazı alındığı bunlardan birinin Said Molla tarafından gönderilen 8 Ekim tarihli bir mektub olduğu; mektubunda, ingiliz yüksek komiserliğinin bu cemiyeti teşvik etmemesinden şikayetçi olduğu bildiriliyordu. İkinci yazı Said Molla'nın iç durum hakkında kaleme aldığı bir rapordu. Said Molla, Milli hareket'le ilgili olarak şöyle diyordu. "Anadolu'daki cereyan, İngiliz çıkarlarına karşı dış kuvvetler tarafından yaratıldı. Anadoluda olup bitenler halk tasdik etmiyor. "Bu belgeler ingiltere dışişleri Bakanlığında bazı yorumlara yol açtı. w . S. Edwards, 17 kasımda şu yorumda bulundu. "Bu bizden ödenek aldığına dair Milliyetçi gazeteler tarafından itham edilen cemiyettir. Bu cemiyet, hiç şüphesiz ittihad terakki aleyhtarı, İngiliz taraftarıdır. Öte yandan Milliyetçiler arasında da epey sempatizanı olması gerek . Ne olursa olsun, Türkiye'nin meselesi halledilinceye kadar bu cemiyetle sıkı ilişki kurmak güç bir durum yaratabilir."(Prof.fo,371)4227-152011)
SAİD MOLLA'NIN
PAPAZ FREW'YA MEKTUBLARI
(İngiliz Muhipleri Cemiyeti) ile ilgili en önemli belgeler Saide Molla'nın Papaz Frew'ya yazdığı gizli mektublardır. Cemal Kutay, bu mektublarla ilgili olarak şu bilgiler vermektedir.
"...Said Molla İngiliz İntelligence Servisi'nin Anadolu'daki Milli Hareketi bastırabilmek için kendisine çeşitli imkanlar bol bol verilmiş olan Papaz Frew'nun, elinden herşey gelen sarıklı dostum" dediği kişidir.
Milli Hareket'in İstanbul'daki gizli haber-alma teşkilatının başında olan rahmetli Kara Vasıf (Yemen 1872 - istanbul 9 Aralık 1931): Bey'in "dünyanın zaman zaman en kurnaz, zaman zaman en budalası" olarak vasıflandırdığı Said Molla, Papaz Frew 'ya gönderdiği çok gizli mektubları Kara Vasf Bey'in ismini açıklamadığı Damat Ferid Paşa kabinesinde nazırlık yapan tanınmış bir ailenin çok güzel İngilizce bilen kızına tercüme ettirir ki bu genç kız İnebolu üzerinden Ankara'ya geçen ve Milli Mücadele saflarında döğüşen yiğit bir subayın nişanlısıdır ve vatanına yönelen ihanetin bu çok önemli belgelerini kendisinden isteyen ve adını Milli Mücadele'nin baş harflerinde olan (Mim Mim Grubuna)'na iletir.

Bu mühim ihanet belgelerinini (M.M. Grubu) tarafından elde edildiğini belirtilen Hasene Ilgaz da şu bilgi ile konuya açıklık kazandırmaktadır.
"Papaz Frew 'nun gizli evkanını karakol Cemiyeti'ne mal eden Adil Agah Bey'dir."
...."Yenişehirli Haydar Bey'in dayısı Adil Agah Bey, yaşlı olmakla beraber cemiyetin (Karakol Cemiyetinin ) büyümesi ve propaganda işleriyle uğraşmış ecnebilerden haber toplamış, Anadolu'dan gelen kuryeleri ve başka evrakı yılmadan dağıtmıştır.
Adil Agah Bey bu temasını Merkez'i Umümi üyesi olan Ali Rıza Bey vasıtasıyla yapardı."
Türkiye'de İngiliz Muhipleri cemiyeti'nin yerli başı Said Molla tarafından yabancı başı ingiliz Rahibi Frew (Dr Robert Frew) ya yazılmış mektublar Mollanın ihanet ve marifetlerini bütün çıplaklığı ile ortaya koyduğu, sergilediği gibi; Milli Mücadele'nin önderi Mustafa Kemal Paşa'nın bu kuruluş üzerinde neden dikkatle durduğu ve NUTUK 'unda bu konuya neden geniş yer verdiği gerçeğini de aydınlatmaktadır.
"Mücadelat'ı Milliye esnasında maruz kalmış olduğumuz zahir ve hafi müşkilat hakkında esaslı bir fikir husulüne medar ve ensal-i atiye için ibret ve intibahı mucib olacak mahiyette bulunan, mevzuu bahs vesaiki aynen ıttılaınıza vazetmeği münasib mütalaa ediyorum. Bu vesaik İngiliz Muhipleri Cemiyet'nin guya Reisi tanınmış bulunan Said Molla''nın Mister Frew namındaki Rahibe gönderdiği mektubların süretleridir."
İKİNCİ MEKTUB
"12 tarihiyle Ankarada'ki (N.B.D? 285 /3) tarafından gelen müktubda Sivas Heyeti temsiliyesinden Erkan-ı Harbiye miralaylığından mütekaid Vasif Bey'in Despre ile temas etmek üzere gönderileceği ve birkaç güne kadar yola çakacağı bilidiriliyor. Hikmet Bey paraları almış. Biraz daha para istiyor. Evvelki gün sizi ziyarete geldiğimde takip edildiğimi söylememişdim Avdetimde biri sarı bıyıklı ve diğeri kumral ve köse iki şahşın sokak başında beni beklediklerini gürdüm. Gece olduğu için epeyce korkdum. Yalnız birbirlerine yavaşça "bu Said Molla imiş Artık gidelim" dediklerini işttim. Bu fazla temas benim hakkımda hayırlı olmayacak. Fuad paşa türbesi civarındaki görüşdüğümüz haneyi işgal edebilirseniz temas yapabileceğiz. Nazım paşa cemiyetimizden haberdar olmuş. Bana çok teessüf etti. Müsaaedinzel (N.B.D. 495/1) Tertibine kendilerini idhal ettim. Hane meselesi halledilinceye kadar teması müşarünileyh yapacakdır. Karacabey'de (N.B.D.289/3) 'e gönderilen binikiyüz lira vasıl olmuşdur. Hareket edeceklerdir. Ferid paşa, Bab-ı Aliy-iverilecek notaya her dakika muntazırdır. Zaat-ı Şahane, bu vaziyetten pek müteessirdir.Teselli ettirmeniz ve daima kendisine ümidbahş beyanatta bulundurmanız menafiimiz icabiindandır. Bizim padişahların, her şeye karşı zayıf olduklarını unutmayınız. Seyyit Abdulkadır Efendi, o mesele hakkında pek tuhaf beyanatta bulundu. Guya arkadaşları "muhalif-i hamiyet olur" diyorlarmış. Artık siz icabına bakınız. Polis Müdürü Nurettin Bey'in tebdili rivayet olunuyor. Hepimizin hamisi olan bu zat hakkında lazım gelenlerin nazar-ı dikkatini celbettiriniz. Hürmetlerimi takdim ederim.
Sait (18-19 Ekim 1919 )
Onbirinci Mektup
Aziz üstadım;
Kürt tealı Cemiyeti'ndeki samimi doslarımızla görüşdüm. Yeni geldiklerinden, birkaç gün sonra verilen talimat dairesinde tertibat ittihaz edeceklerini, yalnız kürdistan'a gönderilecek muhtelif arkadaşlar için büyük bir tahsisatın vücuduna ihtiyaç olduğunu söylediler. (D.B.R 3/141)'den gelen mektubda irae ettiler. Urfa, Ayıntab, Maraş'da Fransızlar aleyhine lüzümundan fazla tahrikat yapdıklarını ve Kolordu Kumandanı'nın takib ettiği siyaset leyyine hilafına ahaliyi imale ettikleri mündericdir. Kabine Riyaseti'ne Zeki Paşa'nın getirilmemesi hakkında beyan olunan mütalea, doğru değildir. Bu zat kürtler üzerinde hakimdir. Eski ermeni kıtaki unutulmuştur. Size vairt mütalea, herhalde bugün için habemevsimdir. Bunu, icabında tevil etmek mümkündür. Himmet-i Üstadanenize her dakika muntazırız. Karşıdaki vak'ayı diğerlerine de vermeğe çalışıyoruz. İhtiramat'ı acizanemi takdim ederim.
S. (4 Kasım 1919)


Kaynak:

1- Mustafa Kemal (Atatürk) : Nutuk , İst. 1938
2- Kazım Karabekir istiklal Harbimiz İst. 1960
3- Dr. Fethi Tevetoğlu M.M. Yıllardaki Kuruluşlar İngiliz Muhipler Cemiyeti
4- Dr. Mine Erol: Türkiyede Amerikan mandası meselesi 1919-1920 Giresun 1972
5- Dr. Salük R. Sonyol Türk Kurtuluş savaşı ve Dış politikası J.Ank. 1973
6- Mazhar Müfid Kansu: Erzurum'dan ölümüne kadar Atatürkle beraber Ank.
7- Kazım Özalp: Milli Mücadele : 1919-1922

- Geri -

 
 | Gündem / Haber | Tarihçe | Yazarlar | Arşiv | Resim Galerisi | MP3 Bölümü |
 | Görüş ve Öneriler
| Abonelik | Künye | Bağlantılar |Vakıf | Ulaşım |