Mart 2003  Sayı: 55 "Ülkenin bütünlüğü ve ulusun bağımzızlığı kaygı vericidir... Ulusun bağımsızlığı yine ulusun çaba ve kararlılığı ile kurtarılacaktır."  | Anasayfa |
      Güncel
       Haber
      Duyurular
      Tarihçe
      Yazarlar
      Arşiv
      Resim Galerisi
      MP3 Bölümü
      Görüş ve Öneriler
      Abonelik
      Künye
      Bağlantılar
      Vakıf
      Ulaşım

 

   MART 2003  

'...BU TOPRAKLARDA, İŞİN NE?..'
ATTİLÂ İLHAN

'Cihet-i Askeriye', Amerikan 'hey'et-i askeriyesi' ile Irak Harekâtı'nı müzakere ederken, birden sesini yükseltiyor, deniliyor ki: 'emir ve kumanda' konusunu sağlama bağlamadan, Meclis'in Washington'a 'ecnebi asker bulundurma izni vermesi, tarihi bir yanlış olur'; bu bir uyarıdır, üstelik tarihî bir uyarı!..
"...Türk askeri Gurkha değildir. İngilizlerin nepal'den getirdikleri Gurkhalar'la, Türk Silahlı Kuvvetleri karıştırılmamalıdır. Böyle bir yaklaşım göstermeye, kimse cür'et edemez. Bu şaşkınlık olur. O zaman adama sorarlar, 'Bu topraklarda işin ne?', Türk Silahlı Kuvvetleri'nin, ne amaçla görev yapacağı bellidir. Bir işbirliği yapılacaksa, bunun kuralları olur. Bu işbirliği içinde, öyle tarihî önemi olan olaylarda; sadece Türk Silahlı Kuvvetleri değil; Türkiye Cumhuriyeti'nin bütün kişi ve kurumlarının, tarihine, Cumhuriyetimize ve Atatürk'e karşı sorumluluğunun bilincinde hareket edeceğine kuşkumuz yoktur..." (Milliyet, 10 Şubat 2003)
Gâzi'den söz edildi değil mi? Onun bu konudaki tutumu, açık ve serttir, ister misiniz, sözü ona bırakalım?
'...Orduyu, bir ecnebi hey'ete teslim etmek' mi?
Falih Rıfkı Bey (Atay), ondan dinlediklerini, şöyle kaleme almış.
"...Başkumandan Vekili (Enver Paşa), her hareketinde bir ordu mahvederdi: Sarıkamış'ta olduğu gibi! O ve arkadaşları, zaten daha evvel Türk Milleti'ni ve ordusunu, 'gayri tabii' bir vaziyete sokmuşlardı. Bu 'gayri tabii vaziyet' dolayısıyla ordunun, 'ecnebi' bir hey'et-i askeriyesi'ni tenkit etmek istemem; asıl tenkide layık olanlar, bittâbi bizim devlet reisimiz ve bilhassa devlet adamlarımızdır…"
"…Türk ordusunun âciz ve kabiliyetsiz olduğu kanaatiyle, o 'hey'etin' ayaklarına kadar giderek ve rica ederek, memleketimize dâvet eden onlardı. Bu 'hey'ete Türk Milleti'nin kabiliyetsizliinden ve beceriksizliğinden sarih surette bahsedilmiş, kendilerine adeta, gelip bizi adam etmeleri teklif olunmuştur. Böyle bir müracaat üzerine gelen bu 'hey'et', dahil olduğu muhiti ve o muhite hâkim olanları âciz, hatta haysiyetsiz telâkki ederse, mâzûr görülebilir..."

Abonelik için tıklayınız.

- Geri -

 
 | Gündem / Haber | Tarihçe | Yazarlar | Arşiv | Resim Galerisi | MP3 Bölümü |
 | Görüş ve Öneriler
| Abonelik | Künye | Bağlantılar |Vakıf | Ulaşım |