|
EKONOMİMİZİ
BATIRAN IMF İFLASIMIZI DA YÖNETMEYE TALİP
HÜSEYİN TAVİLOĞLU
"Borç yiğidin
kamçısıdır" deyişindeki yiğit ve kamçı
sözcüklerini hiçbir zaman bir arada bağdaştıramamışımdır.
Bizim kültürümüzde biraz borcu olana bile yiğit
denmez! Borcun karşılığı kolsa, kolunu kesip
veren, "al diyetini" diyerek alacaklının
önüne atan yiğitlerin hikayeleriyle büyümedik
mi biz? Bizim kültürümüzün yiğit anlayışına
göre, kamçı ile iş görene yiğit değil, eşek
denir!
Velhasıl bu söz, bizim atalarımızın sözü olamaz.
Olsa olsa Galata bankerlerinin bizimkileri uyutarak
daha fazla borçlandırmak için sokuşturdukları
bir laf olsa gerektir bu.
Şimdi ise, aynı zihniyetin yönlendirmeleriyle
biz kendi kendimizi rahatlatıyor, yiğitliğimize
bilmem ne sürmemeye çalışıyorduz. Neymiş? Ekonomik
programları biz yapıyormuşuz, IMF. dayatması
değillermiş!
Oysaki, dünyanın diğer borçlu ülkelerine baktığımızda
yöneticileri sosyalist olsun, faşist olsun,
dinci olsun, liberal olsun, sosyal demokrat
olsun, hepsinin ne hikmetse hep aynı mektupları
yazdıklarını görüyoruz! Her ne hikmetse bu kadar
farklı düşünce yapısındaki insanların hep aynı
fikirler doğuyor beyinlerine!!!
Sonra kendi yaptığımız programlara baktığımızda
da; vergileri arttırmak, harcamaları kısmak,
yatırımları durdurmak, yabancıları teşvik etmek,kendini
küçültmek ve liberalleşme kılıfı ile iplerin
ucunu elden bırakmaktan başka bir fikir göremiyoruz.
Şu IMF'ye verilen mektup kılığındaki taahhütnamelerde
halkın yararına veya onu rahatlatacak en ufak
bir şey bulmak mümkün olmuyor.
"Sen yaptınsa neden yaptın bunu?"
diye soruyoruz. "borcu döndürmek için başka
çare yok" diyorlar. "E be birader,
madem bir şeyi çaresizlikten yapıyorsun, ha
kendin yapmışsın, ha başkası dayatmış ne fark
eder!!" diye isyan ediyoruz. Çaresizlikle
iş yapmanın neresi yiğitlik?
Sonuçta halk gittikçe fakirleşiyor, iş milli
birlik ve beraberlik maneviyatını kaybetmeye
doğru gidiyor. Aç adamın maneviyatı olmaz gerçeği
işlemeye başlıyor. Kıbrıs uyarıcı bir örnek
olarak karşımıza çıkıyor. Tabi milli birlik
maneviyatının güçlüsü vardır, güçzsüzü vardır.
AB'nin "sivil" kılıklı toplum örgütlerinn
parası da işin içine girmiştir vs. Fakat gelinen
noktada "aklın yolu birdir" veya "sağduyu"
dediğimiz kavramları artık kültürümüz veya manevi
değerlerimiz değil, tek bir olgu dikte ettirmeye
başlıyor: Ekonomik perişanlığımız!.."
Abonelik
için tıklayınız.
-
Geri - |