Mart 2003  Sayı: 55 "Ülkenin bütünlüğü ve ulusun bağımzızlığı kaygı vericidir... Ulusun bağımsızlığı yine ulusun çaba ve kararlılığı ile kurtarılacaktır."  | Anasayfa |
      Güncel
       Haber
      Duyurular
      Tarihçe
      Yazarlar
      Arşiv
      Resim Galerisi
      MP3 Bölümü
      Görüş ve Öneriler
      Abonelik
      Künye
      Bağlantılar
      Vakıf
      Ulaşım

 

   MART 2003  

EKONOMİMİZİ BATIRAN IMF İFLASIMIZI DA YÖNETMEYE TALİP
HÜSEYİN TAVİLOĞLU

"Borç yiğidin kamçısıdır" deyişindeki yiğit ve kamçı sözcüklerini hiçbir zaman bir arada bağdaştıramamışımdır. Bizim kültürümüzde biraz borcu olana bile yiğit denmez! Borcun karşılığı kolsa, kolunu kesip veren, "al diyetini" diyerek alacaklının önüne atan yiğitlerin hikayeleriyle büyümedik mi biz? Bizim kültürümüzün yiğit anlayışına göre, kamçı ile iş görene yiğit değil, eşek denir!
Velhasıl bu söz, bizim atalarımızın sözü olamaz. Olsa olsa Galata bankerlerinin bizimkileri uyutarak daha fazla borçlandırmak için sokuşturdukları bir laf olsa gerektir bu.
Şimdi ise, aynı zihniyetin yönlendirmeleriyle biz kendi kendimizi rahatlatıyor, yiğitliğimize bilmem ne sürmemeye çalışıyorduz. Neymiş? Ekonomik programları biz yapıyormuşuz, IMF. dayatması değillermiş!
Oysaki, dünyanın diğer borçlu ülkelerine baktığımızda yöneticileri sosyalist olsun, faşist olsun, dinci olsun, liberal olsun, sosyal demokrat olsun, hepsinin ne hikmetse hep aynı mektupları yazdıklarını görüyoruz! Her ne hikmetse bu kadar farklı düşünce yapısındaki insanların hep aynı fikirler doğuyor beyinlerine!!!
Sonra kendi yaptığımız programlara baktığımızda da; vergileri arttırmak, harcamaları kısmak, yatırımları durdurmak, yabancıları teşvik etmek,kendini küçültmek ve liberalleşme kılıfı ile iplerin ucunu elden bırakmaktan başka bir fikir göremiyoruz. Şu IMF'ye verilen mektup kılığındaki taahhütnamelerde halkın yararına veya onu rahatlatacak en ufak bir şey bulmak mümkün olmuyor.
"Sen yaptınsa neden yaptın bunu?" diye soruyoruz. "borcu döndürmek için başka çare yok" diyorlar. "E be birader, madem bir şeyi çaresizlikten yapıyorsun, ha kendin yapmışsın, ha başkası dayatmış ne fark eder!!" diye isyan ediyoruz. Çaresizlikle iş yapmanın neresi yiğitlik?
Sonuçta halk gittikçe fakirleşiyor, iş milli birlik ve beraberlik maneviyatını kaybetmeye doğru gidiyor. Aç adamın maneviyatı olmaz gerçeği işlemeye başlıyor. Kıbrıs uyarıcı bir örnek olarak karşımıza çıkıyor. Tabi milli birlik maneviyatının güçlüsü vardır, güçzsüzü vardır. AB'nin "sivil" kılıklı toplum örgütlerinn parası da işin içine girmiştir vs. Fakat gelinen noktada "aklın yolu birdir" veya "sağduyu" dediğimiz kavramları artık kültürümüz veya manevi değerlerimiz değil, tek bir olgu dikte ettirmeye başlıyor: Ekonomik perişanlığımız!.."

Abonelik için tıklayınız.

- Geri -

 
 | Gündem / Haber | Tarihçe | Yazarlar | Arşiv | Resim Galerisi | MP3 Bölümü |
 | Görüş ve Öneriler
| Abonelik | Künye | Bağlantılar |Vakıf | Ulaşım |