|
TÜRK MİLLETİ BİR İSTİKLÂL MARŞI
DAHA YAZMAK ZORUNDA KALMASIN
ÖMER ERDEN*
Bugün Ulusal birliğimizi sağlayan temel
öğelerden olan İstiklal Marşı’nın kabul
edilişinin 83. yıldönümünü kutlamaktayız. Büyük
şair Mehmet Akif Ersoy’un yazdığı İstiklal
Marşı, Türk Ulusu’nun bağımsızlık ve özgürlük
savaşımını ölümsüzleştiren, Türk Milletini ortak
düşünce ve değerler düzleminde buluşturan eşsiz
bir yapıttır.
İstiklal Marşı, özlü dizeleriyle Türk Ulusu’nun,
yurt ve bayrak sevgisini, özgürlük, bağımsızlık
ve çağdaşlık tutkusunu en güzel biçimde
yansıtmaktadır.
Kurtuluş Savaşı, vatan sevgisini tüm değerlerin
üstünde tutan Türk Milletinin, Atatürk
önderliğinde, özveriyle başarıya ulaştırdığı,
tarihin akışını değiştiren bir kahramanlık
destanıdır. Kurtuluş Savaşı ile yalnızca vatan
toprakları kurtarılmamış aynı zamanda, yeni
özgür ve bağımsız bir devletin, demokratik ve
çağdaş Türkiye Cumhuriyeti’nin temelleri de
atılmıştır.
Cumhuriyetimiz’in kurucusu Gazi Mustafa Kemal’e
ve cephedeki kahraman askerlerimize zaferler
kazandıran şuur, ülkemizi 21. yüzyılın değişen
şartlarına hazırlama mücadelemizde bize cesaret
ve güç kaynağı olmaktadır.
Yüce bir millet ve onun şanlı mensupları olarak,
bayrağımızı dimdik ayakta tutmak ve onu
ebediyen dalgalandırmak için, her zaman olduğu
gibi bugün de birlik ve beraberlik içerisinde
olmamız, vatan toprağı üzerinde oynanan oyunlara
karşı son derece uyanık olmamız gerekmektedir.
İstiklal Marşı’nda ortaya konan inanç ve güven,
bugün de ihtiyacımız olan manevi atmosferi
yansıtmaktadır. İstiklal Marşımızda en veciz
şekliyle ifade edilen mesajlar, günümüzde de
sadece manevi dünyamızı aydınlatmakla kalmamakta
aynı zamanda geleceğimize de ışık tutmaktadır.
İSTİKLAL MARŞININ
KABUL EDİLİŞİ
İstiklal Marşımız, yurdumuzun düşman işgaline
uğradığı felaket günlerinde hazırlandı.
Saldırgan düşmana karşı Anadolu’da tutuşan
heyecanı koruyacak; ulusal istenci ve inancı
canlı tutacak bir marş’ın hazırlanması
düşüncesi, Genel Kurmay Başkanı İsmet (İnönü)
Paşa’dan geldi. Milli Eğitim Bakanlığı da bu
düşünceyi benimseyip bir yarışma düzenledi.
Beğenilen güfte için 500 lira ödül verilecekti.
Yarışma için 734 şiir gönderildi. Bir kurulca
bunlar titizlikle incelenip 6 tanesi ayrıldı.
Ama hiçbiri beğenilmedi; marş olacak değerde
bulunmadı. O zaman Burdur Milletvekili olan
Mehmet Akif’in para ödülünden rahatsızlık
duyduğu için yarışmaya katılmadığı
öğrenildi.Dönemin Milli Eğitim Bakanı Hamdullah
Suphi şairin Meclis’teki sıra arkadaşı Balıkesir
Milletvekili Hasan Basri Bey’in yardımını
istedi.
Hasan Basri Bey bundan sonrasını şöyle
anlatıyor:
‘‘Akif Bey’in yanımda olduğu bir zaman,elime bir
kağıt parçası alarak,onun dikkatini çekecek bir
tarzda yazmaya başladım.
- Ne yazıyorsun?
- Marş…İstiklal Marşı yazıyorum.
- Yahu sen ne adamsın? Seçilecek şiire para
ödülü verileceğini bilmiyor musun? içinde para
olan bir işe nasıl katılıyorsun?
- Yarışma kaldırıldı? Seçilecek şiire ne para
verilecek, ne de her hangi bir ödül.Anladın mı?
Milli Eğitim Bakanı bana güvence verdi.
- Ya, o halde yazalım.
İşte böylece yazılmaya başlanan ve 48 saatte
bitirilen İstiklal Marşı, imzasız olarak Milli
Eğitim Bakanlığının seçici kuruluna sunuldu.
Milli Eğitim Bakanı Hamdullah Suphi, daha önce
seçilen 6 şiirle birlikte yeni şiiri Ordu
Komutanlarına gönderdi. Onlardan, şiirlerin
askerlere okunmasını, beğenilenleri
sıralamalarını istedi. Komutanlar, kısa sürede
sonucu bildirdiler: Hepsi de Mehmet Akif’in
şiirini birinci sıraya almıştı. Bundan sonraki
iş, İstiklal Marşı’nın T.B.M.M’ne getirip kabul
ettirmekti. Marş, ilkin Meclis’in 1 Mart 1921
günü yaptığı ikinci oturumunda ele alındı.
Başkan Mustafa Kemal’in söz vermesi üzerine
Hamdullah Suphi kürsüye gelerek, sık sık
alkışlarla kesilen şiiri okudu ve son seçimin
Meclis’e ait olduğunu söyledi. O gün oylama
yapılmadı. Şiirle ilgili konuşmalar ve oylama,
Meclis’in 12 Mart 1921 günü öğleden sonraki
oturumunda yapıldı. Bazı milletvekilleri, bir
komisyon kurularak şiirin yeniden incelenmesini,
bazıları da hemen görülüp karara bağlanmasını
istediler. Uzunca tartışmalardan sonra, şiirin
kabulü için verilen 6 önerge benimsendi ve
İstiklal Marşı çoğunlukla kabul edildi.
Şiirin bestelenmesi için açılan ikinci yarışmaya
24 besteci katıldı. 1924 yılında Ankara’da
toplanan seçici kurul, Ali Rıfat Çağatay’ın
bestesini kabul etti. Bu beste 1930 yılına kadar
çalındıysa da 1930 da değiştirilerek
Cumhurbaşkanlığı orkestrası şefi Osman Zeki
Üngör’ün 1922 de hazırladığı bugünkü beste
yürürlüğe kondu. Marşın armonilenmesini Edgar
Manas, bando düzenlemesini İhsan Servet Künçer
yaptı. İlk iki dörtlük İSTİKLÂL MARŞI’nın
güftesi olarak söylenir.
ATATÜRK VE İSTİKLAL MARŞI
Marşın bestelenmesi için, Ankara’da bir komisyon
kurulmuş, bestelenecek mısraları seçilerek ilân
edilmişti.
Komisyonun çalışmalarını yakından takip eden
ATATÜRK, bu seçimi uygun bulmamıştı. İstiklâl
Marşının uzun olmasında mutabakatını söyleyerek
okunduğu ve çalındığı zaman, herkesin uzun uzun
ayakta tutulmamasının elbette doğru olmadığı,
ancak Marşın İstiklâl davamızı anlatışı
cihetinden, büyük mânası olan, bilhassa şu
mısralarının marştan çıkarılmasının doğru
olmadığını söylemiştir.
Hakkıdır hür yaşamış bayrağımın hürriyet
Hakkıdır Hakka tapan milletimin istiklâl
ATATÜRK:
- Benim bu milletten daima hatırlamasını
istediğim vecizeler, işte bunlardır, demiştir.
Cumhuriyetin 15. yıl şenlikleri yapılırken,
takatsiz yattığı Dolmabahçe Sarayı’nın önüne
gelen bir vapur dolusu gençlik, İstiklâl Marşını
söylüyordu. ATATÜRK, büyük bir içtenlikle
dinlemiş ve hazin hazin gülümseyerek:
- Beni çağırıyorlar, seviniyorlar, sevinecekler
tabii, sevinmek de haklıdırlar, onbeş yıl
Cumhuriyet... Bu sevinilecek neticedir,
demiştir.
12 Mart 1921’de kabul edilen İstiklal Marşı’nın
yerini, bugüne kadar yazılmış ve bundan sonra
yazılacak hiçbir marş tutamayacaktır. İstiklal
Marşı’nın rüçhaniyeti onun yazıldığı dönemden ve
yazarından geliyor. Ne bir İstiklal Savaşı daha
yaşayabiliriz, ne de bir Mehmed Akif
bulabiliriz. Zaten Akif de böyle bir marşın bir
daha yazılmasını Allah’ın nasip etmemesini
söylemektedir.
Bizim tarihten gelen çok büyük değerlerimiz var.
Millet olarak zor dönemlerde biraraya gelmek,
bütünleşmek ve korkmadan yılmadan özgürlüğümüzü
korumak için yaptığımız destansı kahramanlıklar
var. İstiklal Marşı bize tarih boyunca her zaman
Türk varlığını, ülkemizin birlik ve
bütünlüğünü, çağdaş medeniyete ulaşacağımızı
adeta emreden, bunun gereğini yapmamızı
söyleyen bir şiirdir. Dolayısıyla İstiklal
Marşı’mızı, bu anlamıyla, bu içeriğiyle
yaşatmamız gerekiyor.
Bayrağımızın sonsuza kadar dalgalanması
dileğiyle, İstiklal Marşımız’ı kahraman
şehitlerimize ve Türk milletine armağan eden
büyük şairimiz Mehmet Akif Ersoy’u saygı ile
anıyorum.
DİPNOT
* Atatürk Üniversitesi Atatürk İlkeleri ve
İnkılâp Tarihi Enstitüsü Öğretim Elemanı.
Abonelik için tıklayınız.
- Geri - |