|
KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş ve Tarih
Nurettin TÜRSAN
(E) General
1.
HÜCUM
KKTC’deki son
genel seçimler; tek bir insana yapılan
alçaklıkları, tecavüz ve hatta hakaretleri
belgeleyen tarihsel bir olay oldu: Bir insana
kaç örgüt saldırdı.
- Başta, her
tarafa saldıran, Türkiye’nin siyasi, iktisadi
bağımsızlığını hiçe sayan ABD,
- Alçaklığa örnek
olan bir örgüt: AB ve diplomatları,
- Küçük Yunanistan
ve onun doğurmak istediği Rum kesimi,
- Ve en acısı AB
üyeliğine girmek için Türk ulusunun kutsal
bağımsızlık duygularım ve Türkiye devletinin
tarihsel çıkar ve kanunlarım satılığa çıkaran
bazı Türkiye medyası.
Bu son örgütün
tutumu, 1919-1930 arası İstanbul basınını
hatırlattı. Gençler tarih okumaz1ar, biz
hatırlatalım: Milli Mücadele adı altında
Anadolu’yu işgal eden düşmanlarla savaşmakta
olan bir avuç asker - sivil kahramanı “alçak,
haydut, eşkıya” diye ilan eden ve onların
idamı için “fetva” çıkarttırmaya çaba
harcayan İstanbul gazeteleri: Cumhuriyet
bunlardan 150 haini (13ü gazeteci) saptadı ve
ülke dışına sürdü. Cumhuriyet o kadar asil bir
yönetim olarak işe başladı ki bu 150 kişiye
“idam
fetvası”
çıkarttırarak, intikam almayı düşünmedi.
Bunların bir kısmı İsmet İnönü’nün affıyla,
Türkiye’ye döndü ve karınlarını yine temiz Türk
köylüsünün buğdayı ile doyurdu. H. G. Wells,
“Cihan Tarihinin Umumi Hatları” adlı
eserinde, “Fatih İstanbul’u zaptettiği zaman,
Bizans’ın tüm ahlaksızlıkların da tevarüs etti”
diye yazar.
İstanbul’un
tarihinde bu gelenek vardır: Koca Osmanlı
İmparatorluğu’nun yıkılışında onların da rolü
vardır. 31 Mart 1329 büyük askeri ayaklanmasını
çıkartanların başında, Derviş Vahdeti’nin Volkan
adlı gazetesi vardı. 4 yıl sonra Sadrazam Mahmut
Şevket Paşa’yı şehit ettirenler de onlardı.
2. AB
HİSTERİSİ:
Türkiye Devleti,
1963 yılından bu yana, bir Avrupa Birliği
histerisine kapıldı. Gelmiş, geçmiş tüm
iktidarlar, siyasi partiler, siyasi liderler 40
yıldır Türk ulusunu AB’ne girmek hayaliyle
meşgul ettiler. O kadar ki, devletin yaşamsal
davaları, ekonomik gelişmeleri ikinci plana
atıldı. İktidarların tek amacı, Türkiye’yi AB’ye
sokmayı başaracak siyasi parti olmaktı. Bu yolla
gelecek iktidarlarını garantileyeceklerini
sandılar.
Bana göre, daha 40
yıl bekleyecekler. İşin acı tarafı 130 000
insanlı KKTC’ne de bu hastalığı bulaştırmak
oldu.
Kuşkusuz, tarih
boyunca Türklere yüzlerce oyun oynamış,
Türkiye’yi parçalamak için büyük savaşlar açmış,
yüzlerce planlar yapmış, Anadolu ortalarına
kadar ordularını ilerletmiş, bir Avrupa için bu
Türk histerisi, bulunmaz bir araçtır.
Formül gayet basit: Kabul etmez isen AB’ye
giremezsin.”
Girsen ne olacak?
AB Gümrük Birliğine girdik ne oldu? Bayatlamış
bir söz var: “onlar ortak, biz Pazar… Ama hala
yürürlükte.
Şimdi, Kıbrıs Türk
gençliği bu histeri içinde. 1963’de banyoda
öldürülen çocuklu aileyi, toplu mezarları
görmemiş ve okumamış bu gençlik, geleceğini
AB’ne girişe bağlanmış.
Girerseniz ne
olacak biliyor musunuz? Parya
olacaksınız. Fransa’da 5 milyon, Almanya’da 3
milyon Müslüman var. Kaçıncı sınıf insan
sayıldıklarından haberiniz var mı? Şimdi KKTC’
de türbanlı dolaşıyorsunuz. Fransa’da başınıza
gelecekleri düşününüz.
AB’yi tanıyor
musunuz? Bu örgütün Anayasasını hazırlayan V.
Gıscard d’Estaing; “Türkiye asla AB’ye
giremez” demedi mi? KKTC’yi mi alacak?
Fransız dergilerinin “Afganistan tazısı” diye
alay ettiği adam.
Ya AB’nin üçüncü
sınıf memuru ve her gün Türkiye’ye “Kıbrıs’ı
vermez isen AB’ye giremezsin” diyen Alman!
Bunlar mı sizlere
gelecek sağlayacaklar?
3. BİRAZDA
TARİH:
Rauf Denktaş’a
hücumlar sırasında Milliyet Gazetesinde Hasan
Pulur bir makale yazdı: Tarihten bir örnek
vererek; “Mithat Paşa’yı Türk ulusu çok
seviyordu, ama boğdurulduğu zaman kimse bir şey
demedi” diye yazdı. Böylece beni tarihe
sürükledi.
Hiç kimse inkar
edemez: Osmanlı İmparatorluğu Fatih Sultan
Mehmet’in 19 kardeşini öldürtmesiyle “kardeş
cinayeti” üzerine kurulmuştur. Açınız Naima
Tarhi’ni; her sayfasında sadrazamlarını,
valilerini, şeyhülislamlarını, vezirlerini,
paşalarını idam ettiren, günahsızları cellatlara
teslim eden bir devlet ile karşılaşırsınız.
II.
Abdülhamit son örnektir. Mithat Paşa’yı
öldürtmesi tek olay değildir: 1877-1878
Türk-Rus-Romen Savaşında Tuna genel
Komutanlığına atadığı ve 2-3 ayda bir azlettiği
Serdar-ı Ekrem Abdülkerim Nadir Paşa, Macar
(Halkın taktığı ad) Mehmet Ali Paşa, Büyük
Türkçü ve Tarihçi Süleyman Hüsnü Paşa’ya
yaptıklarını hatırlayalım. Düzmece mahkemelerde
cezalandırmak, vilayetlere sürmek, azletmek ve
sefalet içinde süründürmek. Bu insanlar büyük
askerlerdi. Ya bu büyük savaşın iki büyük
kahramanı Müşir Gazi Ahmet Muhtar ve Müşür Gazi
Osman Paşa’yı 30-35 yıl Yıldız Sarayı’nda göz
hapsinde tutmasına ne diyelim?
Acaba Türk devlet
adamlarının kaderi mi diyelim?
NANKÖRLÜK VE
HIRS
Küçük insanların
tabiatında vardır: Fransız büyük inkılabında
birbirlerini öldürten Danton’u, Robespiyer’i,
Carnile de Moulin’i hatırlayalım.
Daha da acısı
yakın tarihimizde yaşandı: Atatürk, Rauf Orbay’ı
Malta sürgününden kurtardı, Türkiye
Cumhuriyetinin ilk başbakanlarından yaptı. Rauf
Orbay ne yaptı? Kin, kıskançlık, haset, ihtiras
gözlerini o kadar karartmıştı ki 1926 İzmir
suikastinden haberi olduğu halde, Atatürk’e
duyurmadı ve Londra’ya kaçtı. Buna karşılık
Atatürk, ona tedavi parası gönderdi.
KKTC
Cumhurbaşkanının bir şansı daha var: Artık
Türkiye’de “FETVA” kurumu çalışmıyor.
Abonelik için tıklayınız.
- Geri - |