|
SONUÇTA ABD KAYBEDER
Dr. ÖZTİN AKGÜÇ
Irak savaşı ABD’nin planladığı gibi sonuçlansa
dahi, sonuçta ABD kaybedecektir. Kayıpları hem
politik hem de ekonomik açılardan olacaktır.
ABD’nin yükselişi bazı zoraki ya da gönüllü ABD
yanlılarının, Amerikalıların öngördüğü veya
dilediği gibi, sürekli, önlenemez değildir.
Doruğa ulaşıldıktan sonra, gerileyiş, düşüş,
çöküş, hangi sözcükle anlatılırsa anlatılsın,
kaçınılmaz olmaktadır.
ABD’de doruktan düşüşe geçiş ne zaman
başlamıştır? Göstergeleri nelerdir? Bu konuda
görüş ayrılığı olabilir, ABD’nin inişe geçmediği,
halen yükselişte olduğu da savunulabilir. G.W.
Bush’un şaibeli biçimde başkan seçilmesi, İkiz
kulelerin yıkılışı, ENRON, WEST COMP.
Olaylarının kanıtladığı gibi, birçok ABD büyük
şirketinin kozmetik bilançolarla mali açıdan
güçlü gösterildiğinin anlaşılması, olayların
dönüş noktaları, çöküşün, daha hafif sözcük
kullanalım inişin başlangıcı olarak görülebilir.
ABD sürekli dış ticaret açığı, cari işlemler
açığı veren bir ülkedir. ABD’ye sermaye
akımları, USD’nin uluslar arası ödeme aracı
olarak kullanılması, rezerv para olarak
tutulması, ABD dışında dolanımda oluşu, ABD’nin
dış ödemeler sorunu yaşamasını önlemektedir. ABD
adeta tüm dünya için para basma (seigniorage)
hakkını kullanmakta, bu olanak ABD’ye büyük bir
ekonomik güç ve çıkar sağlamaktadır.
ABD Hazinesi’nin çıkarmış olduğu tahvil ve
bonolar, başta Japon bankaları olmak üzere
finansal pazarların gelişmiş olduğu hemen tüm
ülkelerin bankalarının portföylerinde değişik
boyutlarda da olsa yer almaktadır. ABD borçlanma
kağıtlarının sınır ötesi yatırımcılara, yabancı
bankalara satışı, ABD’ye önemli ölçüde sermaye
girişine olanak vermektedir. İkiz Kulelerin
yıkılışı, ENRON ve benzeri olaylar, yatırımcı
güvenini sarsmışsa da tümüyle yok etmemiştir.
New York finansal pazarı Londra ile birlikte
özellikle kambiyo işlemlerinde yoğunlaşmanın en
fazla olduğu pazardır.
ABD’ye karşı şiddetlenecek politik ve ekonomik
tepkiler, yabancı bankaların portföylerindeki
ABD tahvil ve bonolarını azaltmalarına, USD’nin
EURO ve JPY (Japon Yeni) karşısında hızla değer
yitirmesine, USD’nin rezerv para olarak daha
düşük oranda tutulmasın yol açar. Bu bir yerde
ABD’nin tüm dünya için para basma hakkının
kısıtlanması, ortadan kalkması demektir. ABD
mallarına karşı çeşitli ülkelerde boykotlar
başlayabilir; yatırımcı güveninin azalması, ABD
menkul kıymetler borsalarında düşüşü
hızlandırabilir. Tüm bu beklentilerin
gerçekleşmesi olasılığı çok yüksektir. Bunların
gerçekleşmesi ABD ekonomisinde belki 1929
bunalımı gibi bir çöküşe yol açar.
ABD aleyhtarı bir koalisyon, Fransa, Almanya,
Rusya, Çin ve Japonya’nın da katılacağı açık
veya gizli bir koalisyon, ABD’yi politik açıdan
da zorlar. Arap ülkeleri ile ABD ilişkileri
gerginleşir. ABD Ve ABD vatandaşlarına karşı
terörist eylemler artar, işin kötüsü terörist
eylemler, haklı, meşru bir tür savaş şekli
olarak görülmeye başlanır. ABD’nin içine
kapanmaya zorlanması, ABD’deki çöküşü
hızlandırır, kaldı ki Irak savaşı hızla
sonuçlanmayabilir, Irak yanlısı yabancı gönüllü
birlikleri oluşabilir, Irak’ta çeşitli gruplar
arasında bir iç çatışma başlayabilir.
Savaşı başlattığınızda, teknolojiniz ne denli
ileride olursa olsun, tüm gelişmeleri denetim
altında tutamazsanız, istediğiniz gibi
yönlendiremezsiniz.
Evet, ABD ekonomisinde ciddi sorunlar vardır.
ABD pazarlandığı, gösterilmeye çalışıldığı gibi
sorunları olmayan ya da az olan bir ülke
değildir. Gelir dağılımının son derece bozuk
olduğu, insanların önemli bir bölümünün
yoksulluk sınırında yaşadığı bir ülkedir. ABD
tüm özgürlükçü, demokratik olma söylemlerine
karşın örtülü bir faşizmle yönetilmekte, sermaye
sınıfının diktası sürmektedir.
Irak savaşı, ABD ekonomisini kurtarmaz.
Gerçekten özgürlükçü, demokratik bir ülke olmak,
barışçı davranmak, dünya ülkeleriyle baskıcı
değil iyi ilşkiler kurmak, ABD’nin uzun sürede
lehinedir. Bugünkü tutumunu sürdürmesi halinde
kısa süreli başarılar kazansa bile, sonuçta
kaybeden ABD olacaktır.
Abonelik için tıklayınız.
- Geri - |