Mayıs 2003  Sayı: 57 "Ülkenin             bütünlüğü ve ulusun bağımzızlığı kaygı vericidir... Ulusun bağımsızlığı             yine ulusun çaba ve kararlılığı ile kurtarılacaktır."  | Anasayfa |
      Gündem
      Okuyucu Köşesi
      Duyurular
      Tarihçe
      Yazarlar
      Arşiv
      Resim Galerisi
      MP3 Bölümü
      Görüş ve Öneriler
      Abonelik
      Künye
      Bağlantılar
      Vakıf
      Ulaşım

 

   MAYIS 2003  

BELLEĞİNİ YİTİRENLER

M. KEMAL YILMAZ

İnsanın hatırlama yetisine, Osmanlıca’da hafıza diyorlar. Bu sözcüğün Türkçe'si bellektir.Kimi kişinin belleği güçlüdür. Kimininki ise zayıftır.Allah kimsenin başına vermesin, çok kötü bir hastalıktır, belleğini yitirmek. Zihin gücünü yitirecek duruma gelmeye de "bunamak" denir.

Arkadaşım iyi bir edebiyat öğretmeniydi. Milli Eğitim Bakanlığı Talim ve Terbiye Kurulu üyeliğide yapmış olan, bu emekli, bu güzel, bu kibar arkadaş belleğini yitirmiş. Bir gün evden çıkmış, bir daha dönmemiş.Kızı, eşi, damadı perişan olmuşlar. Tam 15 gün aramışlar, sormuşlar. Yok, yok, yok… Bir gün onu, yol kenarında yere oturmuş, saçı sakalına karışmış durumda, yırtık pırtık giysisi içinde, kir, pas içinde bir arkadaşı tanımış. Birileri o güzel adamı dilendiriyor, bir lokma ekmeğe çalıştırıyormuş.

Eve getirmişler o güzel adamı. Bir odaya kapamışlar. Damadı, benim Yüksek Öğretmen Okulunda öğrencimdi. Telefon ettim ona. Hasta arkadaşımı görmek istediğimi söyledim.

-Görmesen daha iyi olur, çok üzülürsün, dedi. İzin vermedi.

Çok sonra, bir gün haber geldi. Ölmüş, o benim güzel arkadaşım.Yani kurtulmuş.

Bir başkasını tanıyorum. Kaymakamlık,avukatlık, milletvekilliği yapmıştı. O da evinin yolunu şaşırmış bir gün. Şimdi ilaçlarla idare ediyor. Olur olmaz şeye bol bol gülüyor. Karısı yanında değilse korkuya kapılıyor. Allah hiç kimsenin başına vermesin.

 

BELLEĞİNİ YİTİREN MİLLETLER

Kişiler gibi milletler de hastalanabilir. Bazen zayıf hasta yatağa düşerler. Çeşitli mikroplar sarar onları. Tarihte pek çok millet bu şekilde ölüp gitmiştir. Bir benzetme yapan, yabancılar onlara HASTA ADAM adı takarlar. Osmanlı Devleti de son yıllarında Hasta Adam olarak tanıtılıyordu. Hasta adamın malı mülkü paylaşılır.

"Belleğini yitirme hastalığına"da tutulan milletler vardır. Bunlar, yakın geçmişlerinde başlarına gelen felaketleri, gördükleri zulümleri, çektikleri acıları sıkıntıları unuturlar. Kurtulmak için verdikleri mücadeleleri; yaptıkları maddi ve manevi fedakarlıkları kahramanlarını, şehitlerini bile unutmaya başlarlar.

Böyle bir "HASTA ADAM"ı tedavi için, çok güçlü,deneyimli doktorlara gereksinim vardır. Dr. Mustafa Kemal ATATÜRK gibi. Ancak o doktor kurtarabilirdi hastayı... Onun gerçekleştirdiği bir mucizedir. Başarının adı da "Yeniden Doğuştur.” Ancak, her hastalık gibi bu hastalık ta yeniden ortay çıkabilir.

Aman dikkat...

 

MAYIS AYI GELDİ...

Mayıs, dünyanın çiçeklere, güzelliklere büründüğü, havaların, yüreklerin ısındığı,yaşlı,yorgun gönüllerde bile aşk arzusunun kıpırdadığı bir ay değildir sadece...

15 Mayıs yaklaşıyor... Ne olmuş yani deyip geçmeyin... 15 Mayıs, büyük devletlerin desteği ile Yunan ordusunun bizim güzel İzmir'imizi işgal ettiği gündür. 15 Mayıs 1919 da başlayan mezalimi hatırlayınız. Ne demek mezalim? Zulümler, eziyetler, hakaretler, can yakmalar ve ölümler demektir...

Doç.Dr. Mustafa TURAN'ın ATATÜRK ARAŞTIRMA MERKEZİ tarafından yayınlanan YUNAN MEZALİMİ (İzmir, Aydın, Manisa, Denizli 1919-1923) Adlı 'kitabın da, belgelerle, yer, ad ve tarih belirtilerek anlatılıyor. Bu mezalimin ne olduğu...

Çekilen acılar, görülen hakaretler,kurtuluş için yapılan fedakarlıklar, verilen şehitler unutulursa "Bellek Yitirme" hastalığı da başlamış demektir. Milletimizin belleğini taze tutmak, tarihçilerin, basının, aydınların, yöneticilerin ulusal görevidir.

 

HATIRLATMA

BERGAMA, 12 Haziran 1919 da Yunan askeri tarafından işgal edilmiştir.

ÖDEMİŞ, 1 Haziran 1919’da Yunan askeri tarafından işgal edilmiştir.

Menemen, 21 Mayıs 1919’da Yunanlılara tarafından işgal edilmiştir.

Urla, 17 Mayıs 1919’da Yunanlılar tarafından işgal edilmiştir.

TİRE, 28 Mayıs 1919 tarihinde Yunanlılar tarafından işgal edilmiştir.

BAYINDIR, 26 Mayıs 1919 tarihinde Yunanlılar tarafından işgal edilmiştir.

AYDIN… 27 Mayıs 1919 günü Yunan kuvvetleri üç koldan Aydın’a girerek kenti işgal etmiştir. (Bakınız: M. Kemal Yılmaz. UMURLUDAN ÇIKTI YOLA. Sayfa: 60-61-62-63-64-65-66-67)

NAZİLLİ, 4 Haziran 1919’da Yunanlılar tarafından işgal edilmiştir.

SÖKE, 17 Mayıs 1919’da İtalyanlar tarafından işgl edilmiştir. Ayrıca, Söke üç kez Yunan işgali altına girmiştir. 21 Nisan 1922’de İtalyanların şehri boşaltmaları üzerine aynı gün Yunan kuvvetlerinin işgali olmuştur.

MANİSA, 25 Mayıs 1919’da Yunan kuvvetleri tarafından işgal edilmiştir.

TURGUTLU, 29 Mayıs 1919 tarihinde Yunanlılar tarafından işgal edilmiştir.

AKHİSAR, 5 Haziran 1919 tarihinde bir Yunan müfrezesi tarafından işgal edilmiştir.

SALİHLİ, 23Haziran 1919’da Yunanlılar tarafından işgal edilmiştir.

ALAŞEHİR, 24 Haziran 1920 tarihinde Yunanlılar tarafından işgal edilmiştir.

DENİZLİ-BULDAN, 5 Temmuz 1920’de Yunanlılar tarafından işgal edilmiştir.

ÇİVRİL, 8 Ocak 1921’de Yunan işgali altına girmiştir.

Bu tarihler halkın kara yazgısının başladığı günlerdir. Ve unutulmamalıdır. Ege Bölgesinde karanlık, acı günlerin başladığı bu tarihlerde yerel gazeteler siyah çerçeve ile çıkmalı, yerel radyolar, televizyonlar halkın matemini dile getirmelidir.

Yakın tarihini unutan uluslar, tarihten ders almasını beceremeyen, belleğini yitiren, halklar, kendilerini yeni acıların, zulümlerin beklemede olduğunu bilmelidir.

 

NE ZAMAN?...

Lütfen hesaplar mısınız? 15 Mayıs 1919’dan Yunanlıların İzmir’den denize döküldüğü kurtuluş gününe, 9 Eylül 1922’ye kadar kaç yıl, kaç ay geçmiştir? Ege bölgesi halkı Yunan işgali altında ne kadar süre acı çekmiştir. İşgal ne demek mi? İşkence, ölüm, hakaret, mala, cana, ırza, namusa saldırı demektir. Minarelerimizde bile Yunan bayrakları dalgalanıyordu işgal yıllarında.

Siz belki bunların hepsini biliyorsunuzdur. Ben sadece hatırlatmaya çalışıyorum. Türk MİLLETİ henüz belleğini yitirmemiştir. ADÜ, bizim üniversitemiz, yerel yakın tarihimizle ilgili araştırmalar yapıyordur herhalde… Bu çalışmaları ne zaman okuyacağız? Rektör Prof. Dr. Cezmi Öncüer’in çok önce verdiği o görevi tarih bölümü yerine getirmiş olmalıdır… Kurtuluş Savaşı kahramanlarından Aydın’lı Asaf Gökbel’in Mili Mücadelede Aydın’ı anlatan kitabının sadeleştirilerek bugünün Türkçesi ile yayınlanması ve böylece genç kuşakların kullanımına sunulması ne zaman gerçekleşecektir? Rektörümüzün isteği yerine getirilmişse, kitabın yayınlanma olanağı bulunamıyorsa, biz Aydınlılar seve seve bunu sağlarız efendim…

15 Mayıs yaklaşıyor efendim. İşgal başlamak üzere. Kurtuluş tarihlerine, 30 Ağustos’a, Eylül ayına kadar çok zaman var. 1919’dan 1922 yılına kadar 3 yıldan fazla bir süre, halkımız büyük acılar çekecek, düşman işgaline direnecek ve Mustafa Kemal Paşa’nın ordularının İzmir’e gireceği günleri sabırla, umutla bekleyecektir.


Abonelik için tıklayınız.

- Geri -

 
 | Gündem / Haber | Tarihçe | Yazarlar | Arşiv | Resim Galerisi | MP3 Bölümü |
 | Görüş ve Öneriler
| Abonelik | Künye | Bağlantılar |Vakıf | Ulaşım |