|
BELLEĞİNİ YİTİRENLER
M. KEMAL YILMAZ
İnsanın hatırlama yetisine, Osmanlıca’da hafıza
diyorlar. Bu sözcüğün Türkçe'si bellektir.Kimi
kişinin belleği güçlüdür. Kimininki ise
zayıftır.Allah kimsenin başına vermesin, çok
kötü bir hastalıktır, belleğini yitirmek. Zihin
gücünü yitirecek duruma gelmeye de "bunamak"
denir.
Arkadaşım iyi bir edebiyat öğretmeniydi. Milli
Eğitim Bakanlığı Talim ve Terbiye Kurulu
üyeliğide yapmış olan, bu emekli, bu güzel, bu
kibar arkadaş belleğini yitirmiş. Bir gün evden
çıkmış, bir daha dönmemiş.Kızı, eşi, damadı
perişan olmuşlar. Tam 15 gün aramışlar,
sormuşlar. Yok, yok, yok… Bir gün onu, yol
kenarında yere oturmuş, saçı sakalına karışmış
durumda, yırtık pırtık giysisi içinde, kir, pas
içinde bir arkadaşı tanımış. Birileri o güzel
adamı dilendiriyor, bir lokma ekmeğe
çalıştırıyormuş.
Eve getirmişler o güzel adamı. Bir odaya
kapamışlar. Damadı, benim Yüksek Öğretmen
Okulunda öğrencimdi. Telefon ettim ona. Hasta
arkadaşımı görmek istediğimi söyledim.
-Görmesen daha iyi olur, çok üzülürsün, dedi.
İzin vermedi.
Çok sonra, bir gün haber geldi. Ölmüş, o benim
güzel arkadaşım.Yani kurtulmuş.
Bir başkasını tanıyorum. Kaymakamlık,avukatlık,
milletvekilliği yapmıştı. O da evinin yolunu
şaşırmış bir gün. Şimdi ilaçlarla idare ediyor.
Olur olmaz şeye bol bol gülüyor. Karısı yanında
değilse korkuya kapılıyor. Allah hiç kimsenin
başına vermesin.
BELLEĞİNİ YİTİREN MİLLETLER
Kişiler gibi milletler de hastalanabilir. Bazen
zayıf hasta yatağa düşerler. Çeşitli mikroplar
sarar onları. Tarihte pek çok millet bu şekilde
ölüp gitmiştir. Bir benzetme yapan, yabancılar
onlara HASTA ADAM adı takarlar. Osmanlı Devleti
de son yıllarında Hasta Adam olarak
tanıtılıyordu. Hasta adamın malı mülkü
paylaşılır.
"Belleğini yitirme hastalığına"da tutulan
milletler vardır. Bunlar, yakın geçmişlerinde
başlarına gelen felaketleri, gördükleri
zulümleri, çektikleri acıları sıkıntıları
unuturlar. Kurtulmak için verdikleri
mücadeleleri; yaptıkları maddi ve manevi
fedakarlıkları kahramanlarını, şehitlerini bile
unutmaya başlarlar.
Böyle bir "HASTA ADAM"ı tedavi için, çok
güçlü,deneyimli doktorlara gereksinim vardır.
Dr. Mustafa Kemal ATATÜRK gibi. Ancak o doktor
kurtarabilirdi hastayı... Onun gerçekleştirdiği
bir mucizedir. Başarının adı da "Yeniden
Doğuştur.” Ancak, her hastalık gibi bu hastalık
ta yeniden ortay çıkabilir.
Aman dikkat...
MAYIS AYI GELDİ...
Mayıs, dünyanın çiçeklere, güzelliklere
büründüğü, havaların, yüreklerin
ısındığı,yaşlı,yorgun gönüllerde bile aşk
arzusunun kıpırdadığı bir ay değildir sadece...
15 Mayıs yaklaşıyor... Ne olmuş yani deyip
geçmeyin... 15 Mayıs, büyük devletlerin desteği
ile Yunan ordusunun bizim güzel İzmir'imizi
işgal ettiği gündür. 15 Mayıs 1919 da başlayan
mezalimi hatırlayınız. Ne demek mezalim?
Zulümler, eziyetler, hakaretler, can yakmalar ve
ölümler demektir...
Doç.Dr. Mustafa TURAN'ın ATATÜRK ARAŞTIRMA
MERKEZİ tarafından yayınlanan YUNAN MEZALİMİ
(İzmir, Aydın, Manisa, Denizli 1919-1923) Adlı
'kitabın da, belgelerle, yer, ad ve tarih
belirtilerek anlatılıyor. Bu mezalimin ne
olduğu...
Çekilen acılar, görülen hakaretler,kurtuluş için
yapılan fedakarlıklar, verilen şehitler
unutulursa "Bellek Yitirme" hastalığı da
başlamış demektir. Milletimizin belleğini taze
tutmak, tarihçilerin, basının, aydınların,
yöneticilerin ulusal görevidir.
HATIRLATMA
BERGAMA, 12 Haziran 1919 da Yunan askeri
tarafından işgal edilmiştir.
ÖDEMİŞ, 1 Haziran 1919’da Yunan askeri
tarafından işgal edilmiştir.
Menemen, 21 Mayıs 1919’da Yunanlılara tarafından
işgal edilmiştir.
Urla, 17 Mayıs 1919’da Yunanlılar tarafından
işgal edilmiştir.
TİRE, 28 Mayıs 1919 tarihinde Yunanlılar
tarafından işgal edilmiştir.
BAYINDIR, 26 Mayıs 1919 tarihinde Yunanlılar
tarafından işgal edilmiştir.
AYDIN… 27 Mayıs 1919 günü Yunan kuvvetleri üç
koldan Aydın’a girerek kenti işgal etmiştir.
(Bakınız: M. Kemal Yılmaz. UMURLUDAN ÇIKTI YOLA.
Sayfa: 60-61-62-63-64-65-66-67)
NAZİLLİ, 4 Haziran 1919’da Yunanlılar tarafından
işgal edilmiştir.
SÖKE, 17 Mayıs 1919’da İtalyanlar tarafından
işgl edilmiştir. Ayrıca, Söke üç kez Yunan
işgali altına girmiştir. 21 Nisan 1922’de
İtalyanların şehri boşaltmaları üzerine aynı gün
Yunan kuvvetlerinin işgali olmuştur.
MANİSA, 25 Mayıs 1919’da Yunan kuvvetleri
tarafından işgal edilmiştir.
TURGUTLU, 29 Mayıs 1919 tarihinde Yunanlılar
tarafından işgal edilmiştir.
AKHİSAR, 5 Haziran 1919 tarihinde bir Yunan
müfrezesi tarafından işgal edilmiştir.
SALİHLİ, 23Haziran 1919’da Yunanlılar tarafından
işgal edilmiştir.
ALAŞEHİR, 24 Haziran 1920 tarihinde Yunanlılar
tarafından işgal edilmiştir.
DENİZLİ-BULDAN, 5 Temmuz 1920’de Yunanlılar
tarafından işgal edilmiştir.
ÇİVRİL, 8 Ocak 1921’de Yunan işgali altına
girmiştir.
Bu tarihler halkın kara yazgısının başladığı
günlerdir. Ve unutulmamalıdır. Ege Bölgesinde
karanlık, acı günlerin başladığı bu tarihlerde
yerel gazeteler siyah çerçeve ile çıkmalı, yerel
radyolar, televizyonlar halkın matemini dile
getirmelidir.
Yakın tarihini unutan uluslar, tarihten ders
almasını beceremeyen, belleğini yitiren,
halklar, kendilerini yeni acıların, zulümlerin
beklemede olduğunu bilmelidir.
NE ZAMAN?...
Lütfen hesaplar mısınız? 15 Mayıs 1919’dan
Yunanlıların İzmir’den denize döküldüğü kurtuluş
gününe, 9 Eylül 1922’ye kadar kaç yıl, kaç ay
geçmiştir? Ege bölgesi halkı Yunan işgali
altında ne kadar süre acı çekmiştir. İşgal ne
demek mi? İşkence, ölüm, hakaret, mala, cana,
ırza, namusa saldırı demektir. Minarelerimizde
bile Yunan bayrakları dalgalanıyordu işgal
yıllarında.
Siz belki bunların hepsini biliyorsunuzdur. Ben
sadece hatırlatmaya çalışıyorum. Türk MİLLETİ
henüz belleğini yitirmemiştir. ADÜ, bizim
üniversitemiz, yerel yakın tarihimizle ilgili
araştırmalar yapıyordur herhalde… Bu çalışmaları
ne zaman okuyacağız? Rektör Prof. Dr. Cezmi
Öncüer’in çok önce verdiği o görevi tarih bölümü
yerine getirmiş olmalıdır… Kurtuluş Savaşı
kahramanlarından Aydın’lı Asaf Gökbel’in Mili
Mücadelede Aydın’ı anlatan kitabının
sadeleştirilerek bugünün Türkçesi ile
yayınlanması ve böylece genç kuşakların
kullanımına sunulması ne zaman gerçekleşecektir?
Rektörümüzün isteği yerine getirilmişse, kitabın
yayınlanma olanağı bulunamıyorsa, biz Aydınlılar
seve seve bunu sağlarız efendim…
15 Mayıs yaklaşıyor efendim. İşgal başlamak
üzere. Kurtuluş tarihlerine, 30 Ağustos’a, Eylül
ayına kadar çok zaman var. 1919’dan 1922 yılına
kadar 3 yıldan fazla bir süre, halkımız büyük
acılar çekecek, düşman işgaline direnecek ve
Mustafa Kemal Paşa’nın ordularının İzmir’e
gireceği günleri sabırla, umutla bekleyecektir.
Abonelik için tıklayınız.
- Geri - |