|
PATRİKHÂNE’NİN, LOZAN’DAN SONRAKİ HAREKETLERİ
(*)
Doç. Dr. M. SÜREYYA ŞAHİN
Patrikhâne, Lozan Barış Andlaşması’nın
imzalanmasından sonra da fütursuz bir şekilde
hareketlerini sürdürmüştür. Türkiye Cumhuriyeti
Hükûmeti, 1925’te, Patrik Konstantinos
Arabacıoğlu’nu mübâdele yoluyla Yunanistan’a
göndermiştir.
Özellikle, o zamanki Amerikan Başkanı olan
Truman’ın özel uçağı ile Türkiye’ye gelen, Türk
vatandaşı olmadığı halde Patrik seçilen -ki
sonradan Türk vatandaşlığına kabul edilmiştir-
Athenagoras’ın aleyhte faâliyetleri, çok dikkat
çekicidir. Athenagoras, daha gelir gelmez,
Başkan Truman’ın bir mesajını, sanki bir
büyükelçi’nin tavsiye mektubu imiş gibi
Cumhurbaşkanı’na iletmek gibi garip bir
davranışta bulunmuştur. Esâsen, Amerika’nın
Başkanı’nın uçağıyla gelmesi, siyâsî
sayılabilecek bir mâhiyet arzetmektedir.
Athenagoras, nüfus sahasını genişletmiş, bu
gayeyle metropolitliklerin sayısını
arttırmıştır. Bizzat Başbakan Suat Hayri
Ürgüplü: “... Atatürk, Patrikhâne’ye bağlı yedi
Metropolotlik bırakmıştı. Bunlar, bizim
Türklüğümüze has müsamahamızdan faydalanarak bu
yedi metropolitliği yirmi metropolitliğe
çıkarmış; Atatürk, bir zamanlar kırk tane olan
metropolitliği çok görüp, derhal sayısını
düşürmüştü. Kendiliklerinden, metropolitlik
sayısını yükseltemezler. Bu metropolitlikler,
dünyanın her yerinde aleyhimizde propaganda
yapılıyorlar. Hattâ büyük gazetelerde
aleyhimizde yazı yazanlar bile var” demiştir.
Athenagoras, Atina Hükûmeti’nin yardım ve Atina
Kilisesi’nin izniyle önce Girit Adası’nı mânevi
nüfuzu altına almış, bunun için Türkiye
Hükumeti’nden izin alması gerektiği halde, bunu
da yapmamıştır (Ondan sonra Aynaroz’u
Patrikhaneye bağladı.) Bugün Türkiye’de 18
Metropolitlik bulunmakta olup, bazıları
Patrikhanede sembolik olarak muhafaza
edilmektedir. “Derkos, İlyapolis, İrinopolis,
Prikoniso, Neo Kesaira, Ladoikyas, Sardon...”
gibi adların, metropolitlikler için hâlâ
kullanılması, Bizans İmparatorluğu kilise
teşkilatının Patrikhâne’de hâlâ muhafaza
edildiğini göstermektedir. Rum bulunmayan
bölgelerde, metropilitliklerin varlığı ise, bir
zamanlar buralarda Rumlar’ın yaşadığını gelecek
nesillere duyurmaktan başka bir gâyeye mâtuf
değildir.
Ayrıca Patriğin, Lozan’a rağmen, tamamen siyasi
bir mahiyet arzeden Doğu ve Batı Kiliselerinin
birleşmeleri ile iglili meselelere eğilmesi,
üzerinde durulmaya değer bir durumdur. (Patrik
böylece kendileri lehine, Türkiye aleyhine
stratejik ve taktik bir cephe kurmak amacını
gütmüştür.)
Athenagoras yine aynı amaçla, yakın müşaviri
Metropolit Meliton ile Papaz Gorgiyos Tsetis’i
Sofya’ya göndermiş ve Patrik Kiril tarafından
hava alanında büyük törenle karşılanmışlardır.
Sofya görüşmelerine, Yunan elçisi Kavalieratos
da katılmıştır. Böylece Patrikhane komünist
Bulgaristan’ın kilisesi ile de dostluk
kurmuştur.
Athenagoras’ın başardğı önemli işlerden biri de
Amerika ve Kanada’ya en kurnaz, en münevver
Metropolit Yakovas’ı göndererek orada yaşamakta
olan bir milyon üç yüz bin Rum’u amacı
doğrultusunda organize etmesidir. Çünkü, bu
Rumlar’ın oyları önemliydi. Yunan davasına
hizmet edecek senatörleri seçmeleri halinde
büyük bir kazanç sağlayacaklardı -ki, bu da
başarılmıştır-. Ayrıca Yakovas boş durmamış, sık
sık Türkiye aleyhinde beyanat vermiş, 1821
ayaklanmasını, bir kilisede kutlamıştır.
Patrik Athenagoras bu ve benzeri faaliyetlerinin
yanında, Türkiye’deki çeşitli kuruluşlara el
atmış, halkına bazı telkinlerde bulunmuştur.
Meselâ, Rumlar’ın okullarına, diğer
kuruluşlarına, hatta Mütevelli Rumlar’ın
okullarına, diğer kuruluşlarına, hatta Mütevelli
Hey’etleri’nin işlerine müdahale etmiş;
seçimlerde, kendi adamlarının köşebaşlarını
tutmalarını sağlamıştır. rum vtandaşlara her
fırsatta, “Rumluğunuzu koruyun; dininize,
dilinize bağlı kalın” gibi sözlerle adeta
Türkler’den ayrı bir toplulukmuş gibi kışkırtma
yollarına sapmıştır. Bu tutumundan memnun
kalmayan ve nankörlüğü sevmeyen bazı Rumlar bile
Athenagoras’a, “geldiğinden beri huzurlarını
kaçırdığını” ifadeyle, gitmesini bildirerek
tepki göstermişlerdir (11.05.1958).
İstanbul’da bütün Rum okulları, istisnasız
Patrik Athenagoras’ın denetimi altında gizli ve
sinsi bir program takip etmiştir. Bu program
gereğince her öğrenciye, daha küçük yaşlarında
İstanbul’un birgün kendilerinin olacağını,
Türkler’den nefret etmeleri gerektiğini birinci
planda öğretmektedirler. Patrikhane’nin
aleyhteki bu propagandası zihinlere iyice
yerleşmiş olmalı ki, bir Rum kız öğrenci, bir
Türk kız öğrenciye, “1958’de İstanbul,
Konstantinopolis olacak” demekten kendini
alamamış, hatta bununla da kalmayıp birkaç
arkadışıyla birleşerek Türk kızını dövmüştür. Bu
bir çocuk kavgası olmayıp, “yeraltı teşkilatı”
ruhunun bir yansımasıdır. Ve yine bir Rum
kızının, “Kıbrıs’tan sonra, İstanbul için
çalışacağız...” şeklindeki sözlerden sonra
Patrikhane’ye sığınması da, durumu açıkca ortaya
koymaktadır.
Zağrofyan Rum Lisesi’nde Rumca basılmış olarak
ele geçen beyânnâme, duruma daha da açıklık
kazandırmaktadır. Beyânnâme şöyledir:
“Bulunduğunuz şartlar sizi birçok müşkillerle
karşılaştırabilir, fakat ecdadımızın bize vermiş
olduğu terbiye ve fikir, ruhlarımızda daima
yaşamaktadır ve yaşayacaktır. Elen milletinin
kanında bu fikir daimi olarak cevalân
etmektedir. Zorlukları yenecek, hedeflerinize
ulaşacaksınız. Size bu sahada muvaffakiyetler
temenni ederim. Belki birtakım haksızlıklara
uğrayacaksınız. Fakat ceddinizin size
vasiyetlerini unutmayınız...”
Cedlerinin vasiyetlerinden, Bizans’ı ihya etmek
istediklerini anlamak, zor olmasa gerek.
Heybeliada’da bulunan, Patrikhâne tarafından her
yıl milyonlar harcanarak eğitimini sürdüren ve
Patrikhâne’nin idaresinde olan Ruhban Okulu’nda
Athenagoras siyasi bir konuşma yapmıştır. Patrik
Meletyos, yazları okulda kalmak istemiş, fakat
bu istek Valilik ve M.E. Müdürlüğünce
reddedilmiştir. Athenagoras bunu kastederek
(1950’de): “Şimdiye kadar bize mani olunmuş, ama
şimdi biz, bütün akdeniz adalarına
göndereceğimiz elemanları, bu kurumu fakülte
haline getirerek hazırlayacağız” diyerek okul
işlerine karışmıştır”.
Abonelik için tıklayınız.
- Geri - |