Mayıs 2003  Sayı: 57 "Ülkenin             bütünlüğü ve ulusun bağımzızlığı kaygı vericidir... Ulusun bağımsızlığı             yine ulusun çaba ve kararlılığı ile kurtarılacaktır."  | Anasayfa |
      Gündem
      Okuyucu Köşesi
      Duyurular
      Tarihçe
      Yazarlar
      Arşiv
      Resim Galerisi
      MP3 Bölümü
      Görüş ve Öneriler
      Abonelik
      Künye
      Bağlantılar
      Vakıf
      Ulaşım

 

   MAYIS 2003  

PATRİKHÂNE’NİN, LOZAN’DAN SONRAKİ HAREKETLERİ (*)

Doç. Dr. M. SÜREYYA ŞAHİN

Patrikhâne, Lozan Barış Andlaşması’nın imzalanmasından sonra da fütursuz bir şekilde hareketlerini sürdürmüştür. Türkiye Cumhuriyeti Hükûmeti, 1925’te, Patrik Konstantinos Arabacıoğlu’nu mübâdele yoluyla Yunanistan’a göndermiştir.

Özellikle, o zamanki Amerikan Başkanı olan Truman’ın özel uçağı ile Türkiye’ye gelen, Türk vatandaşı olmadığı halde Patrik seçilen -ki sonradan Türk vatandaşlığına kabul edilmiştir- Athenagoras’ın aleyhte faâliyetleri, çok dikkat çekicidir. Athenagoras, daha gelir gelmez, Başkan Truman’ın bir mesajını, sanki bir büyükelçi’nin tavsiye mektubu imiş gibi Cumhurbaşkanı’na iletmek gibi garip bir davranışta bulunmuştur. Esâsen, Amerika’nın Başkanı’nın uçağıyla gelmesi, siyâsî sayılabilecek bir mâhiyet arzetmektedir.

Athenagoras, nüfus sahasını genişletmiş, bu gayeyle metropolitliklerin sayısını arttırmıştır. Bizzat Başbakan Suat Hayri Ürgüplü: “... Atatürk, Patrikhâne’ye bağlı yedi Metropolotlik bırakmıştı. Bunlar, bizim Türklüğümüze has müsamahamızdan faydalanarak bu yedi metropolitliği yirmi metropolitliğe çıkarmış; Atatürk, bir zamanlar kırk tane olan metropolitliği çok görüp, derhal sayısını düşürmüştü. Kendiliklerinden, metropolitlik sayısını yükseltemezler. Bu metropolitlikler, dünyanın her yerinde aleyhimizde propaganda yapılıyorlar. Hattâ büyük gazetelerde aleyhimizde yazı yazanlar bile var” demiştir.

Athenagoras, Atina Hükûmeti’nin yardım ve Atina Kilisesi’nin izniyle önce Girit Adası’nı mânevi nüfuzu altına almış, bunun için Türkiye Hükumeti’nden izin alması gerektiği halde, bunu da yapmamıştır (Ondan sonra Aynaroz’u Patrikhaneye bağladı.) Bugün Türkiye’de 18 Metropolitlik bulunmakta olup, bazıları Patrikhanede sembolik olarak muhafaza edilmektedir. “Derkos, İlyapolis, İrinopolis, Prikoniso, Neo Kesaira, Ladoikyas, Sardon...” gibi adların, metropolitlikler için hâlâ kullanılması, Bizans İmparatorluğu kilise teşkilatının Patrikhâne’de hâlâ muhafaza edildiğini göstermektedir. Rum bulunmayan bölgelerde, metropilitliklerin varlığı ise, bir zamanlar buralarda Rumlar’ın yaşadığını gelecek nesillere duyurmaktan başka bir gâyeye mâtuf değildir.

Ayrıca Patriğin, Lozan’a rağmen, tamamen siyasi bir mahiyet arzeden Doğu ve Batı Kiliselerinin birleşmeleri ile iglili meselelere eğilmesi, üzerinde durulmaya değer bir durumdur. (Patrik böylece kendileri lehine, Türkiye aleyhine stratejik ve taktik bir cephe kurmak amacını gütmüştür.)

Athenagoras yine aynı amaçla, yakın müşaviri Metropolit Meliton ile Papaz Gorgiyos Tsetis’i  Sofya’ya göndermiş ve Patrik Kiril tarafından hava alanında büyük törenle karşılanmışlardır. Sofya görüşmelerine, Yunan elçisi Kavalieratos da katılmıştır. Böylece Patrikhane komünist Bulgaristan’ın kilisesi ile de dostluk kurmuştur.

Athenagoras’ın başardğı önemli işlerden biri de Amerika ve Kanada’ya en kurnaz, en münevver Metropolit Yakovas’ı göndererek orada yaşamakta olan bir milyon üç yüz bin Rum’u amacı doğrultusunda organize etmesidir. Çünkü, bu Rumlar’ın oyları önemliydi. Yunan davasına hizmet edecek senatörleri seçmeleri halinde büyük bir kazanç sağlayacaklardı -ki, bu da başarılmıştır-. Ayrıca Yakovas boş durmamış, sık sık Türkiye aleyhinde beyanat vermiş, 1821 ayaklanmasını, bir kilisede kutlamıştır.

Patrik Athenagoras bu ve benzeri faaliyetlerinin yanında, Türkiye’deki çeşitli kuruluşlara el atmış, halkına bazı telkinlerde bulunmuştur. Meselâ, Rumlar’ın okullarına, diğer kuruluşlarına, hatta Mütevelli Rumlar’ın okullarına, diğer kuruluşlarına, hatta Mütevelli Hey’etleri’nin işlerine müdahale etmiş; seçimlerde, kendi adamlarının köşebaşlarını tutmalarını sağlamıştır. rum vtandaşlara her fırsatta, “Rumluğunuzu koruyun; dininize, dilinize bağlı kalın” gibi sözlerle adeta Türkler’den ayrı bir toplulukmuş gibi kışkırtma yollarına sapmıştır. Bu tutumundan memnun kalmayan ve nankörlüğü sevmeyen bazı Rumlar bile Athenagoras’a, “geldiğinden beri huzurlarını kaçırdığını” ifadeyle, gitmesini bildirerek tepki göstermişlerdir (11.05.1958).

İstanbul’da bütün Rum okulları, istisnasız Patrik Athenagoras’ın denetimi altında gizli ve sinsi bir program takip etmiştir. Bu program gereğince her öğrenciye, daha küçük yaşlarında İstanbul’un birgün kendilerinin olacağını, Türkler’den nefret etmeleri gerektiğini birinci planda öğretmektedirler. Patrikhane’nin aleyhteki bu propagandası zihinlere iyice yerleşmiş olmalı ki, bir Rum kız öğrenci, bir Türk kız öğrenciye, “1958’de İstanbul, Konstantinopolis olacak” demekten kendini alamamış, hatta bununla da kalmayıp birkaç arkadışıyla birleşerek Türk kızını dövmüştür. Bu bir çocuk kavgası olmayıp, “yeraltı teşkilatı” ruhunun bir yansımasıdır. Ve yine bir Rum kızının, “Kıbrıs’tan sonra, İstanbul için çalışacağız...” şeklindeki sözlerden sonra Patrikhane’ye sığınması da, durumu açıkca ortaya koymaktadır.

Zağrofyan Rum Lisesi’nde Rumca  basılmış olarak ele geçen beyânnâme, duruma daha da açıklık kazandırmaktadır. Beyânnâme şöyledir:

“Bulunduğunuz şartlar sizi birçok müşkillerle karşılaştırabilir, fakat ecdadımızın bize vermiş olduğu terbiye ve fikir, ruhlarımızda daima yaşamaktadır ve yaşayacaktır. Elen milletinin kanında bu fikir daimi olarak cevalân etmektedir. Zorlukları yenecek, hedeflerinize ulaşacaksınız. Size bu sahada muvaffakiyetler temenni ederim. Belki birtakım haksızlıklara uğrayacaksınız. Fakat ceddinizin size vasiyetlerini unutmayınız...”

Cedlerinin vasiyetlerinden, Bizans’ı ihya etmek istediklerini anlamak, zor olmasa gerek.

Heybeliada’da bulunan, Patrikhâne tarafından her yıl milyonlar harcanarak eğitimini sürdüren ve Patrikhâne’nin idaresinde olan Ruhban Okulu’nda Athenagoras siyasi bir konuşma yapmıştır. Patrik Meletyos, yazları okulda kalmak istemiş, fakat bu istek Valilik ve M.E. Müdürlüğünce reddedilmiştir. Athenagoras bunu kastederek (1950’de): “Şimdiye kadar bize mani olunmuş, ama şimdi biz, bütün akdeniz adalarına göndereceğimiz elemanları, bu kurumu fakülte haline getirerek hazırlayacağız” diyerek okul işlerine karışmıştır”.


Abonelik için tıklayınız.

- Geri -

 
 | Gündem / Haber | Tarihçe | Yazarlar | Arşiv | Resim Galerisi | MP3 Bölümü |
 | Görüş ve Öneriler
| Abonelik | Künye | Bağlantılar |Vakıf | Ulaşım |