Nisan 2003  Sayı: 56 "Ülkenin             bütünlüğü ve ulusun bağımzızlığı kaygı vericidir... Ulusun bağımsızlığı             yine ulusun çaba ve kararlılığı ile kurtarılacaktır."  | Anasayfa |
      Gündem
       Haber
      Duyurular
      Tarihçe
      Yazarlar
      Arşiv
      Resim Galerisi
      MP3 Bölümü
      Görüş ve Öneriler
      Abonelik
      Künye
      Bağlantılar
      Vakıf
      Ulaşım

 

   NİSAN 2003  
SÜRDÜRÜLEBİLİR POTANSİYEL VE KIBRIS
SEDAT İLHAN
General (E)

“Potansiyel” sözcüğünün Türkçe karşılığı Gizilgüç (TDK  Sözlük) .Bizler her nedense bu gizilgüç sözcüğünü benimseyemedik.Dolayısiyle Sürdürülebilir Gizilgüç ( Sustainable Potentiality ) deyişini “Geliştirilebilir Potansiyel” olarak ta adlandırıyoruz. Ancak burada ki esas husus , Potansiyelin  anlamında gizlidir.  Halihazırda varolup, uygulamaya geçmemiş veya bir dürtü ile uygulamaya geçecek güç olarak da nitelendirilebilir.İkinci bir sual olarak akla şu gelebilir: Sürdürülebilir Potansiyel kuramı da nereden çıktı? İşte bu kuramı yazara mal edebilirsiniz. Bugünkü yazımla bu görüşümü tetkik ve eleştirilerinize sunarak, Kıbrıs için olanları açıklamaya çalışacağım.

ULUSAL HEDEF,ULUSAL STRATEJİ

VE POTANSİYEL

Her ülkenin ulusal hedefine ulaşmada uygulayacağı yöntem ( Strateji ) , Sürekli Gelişmeyi ( Sustainable Development ) de öngörmelidir. Bir başka deyişle hedefe gelişmeden ulaşılırsa , sonraki girişimler için potansiyel yetersizliği ile karşılaşma riski yaratılmış olacaktır.Böyle bir sorunla karşılaşmamak için bir yandan stratejinin uygulanması için ulusal gücü (Ekonomik,politik,sosyal,kültürel,güvenlik,teknolojik ve bilimsel güç unsurlarını ) geliştirirken, diğer yandan da sonraki girişimler için potansiyel artırımını öngörecek girişimleri sürdürmek gerekir.Bugün bütün ülkeler geleceğin gereksinimlerini karşılayacak uzun vadeli bir potansiyel geliştirme kuramını uygulama çabasındalar.

AB VE SÜRDÜRÜLEBİLİR

POTANSİYEL KURAMI

AB-Avrupa Birliği ,bir yandan her üye ülkenin ulusal gücünün geliştirilmesini sağlayıp, dünyada ABD karşısında ikinci büyük güç olma kurumsal  hedefine yönelmeyi sağlayacak  yöntemi (Kurumsal Stratejiyi) uygularken, diğer yandan da genişleme politikasını (Sürdürülebilir Potansiyel Kuramını)  aşamalı olarak uygulayarak, mevcut potansiyel ile hedefe ulaşılsa dahi, bunun yeterli olmaması olasılığına karşı önlem alıyor. Bu nedenle üyesi Yunanistan’ın potansiyel geliştirme uygulaması olan Kıbrıs’ı üye olarak AB içine katmanın çabasını sürdürüyor. Bu yolla iki kuş vuruluyor: Hem Yunanistan’ın ve hem de AB’nin geleceğe hizmet edecek potansiyeli geliştirilerek,örnek bir “Sürdürülebilir Potansiyel” kuramı uygulanıyor. Yunanistan da bir yandan ulusal gücünü AB olanakları ile geliştirerek, AB’nin dünyada ABD karşısına çıkabilecek  ikinci büyük güç olma hedefine hizmet verirken, diğer yandan da Ege Denizi’ndeki istekleri  ve Kıbrıs’ın üyeliği ile kazanımlarını artırarak geleceğin ulusal potansiyelini yaratmağa çalışıyor.

ÜLKELERİN SÜRDÜRÜLEBİLİR

POTANSİYEL UYGULAMALARI

Günümüzde her ülke ve kurum/kuruluş, mevcut olanaklarının yanında , ileriye dönük potansiyel geliştirme olanağı ile değerlendirilmektedir.Örneğin, bugün Yunanistan AB ile ulaşabileceği gücün tavanına ulaşmış bulunmaktadır. Bu potansiyel ile AB için seçilen hedefe ileride katkıda bulunamayacaktır. O halde Kıbrıs’ta AB’ye  katılmalı; Yunanistan’ın Ege üzerindeki,ABD bünyesindeki Rum azınlık ve dünya üzerinde etkin olan deniz ulaştırması gibi olanakları sürekli ilerlemeyi  öngören bir kuram ile (Sustainable Potentiality) uygulama sürdürülmelidir. Bugün Yunanistan mevcut durumu ile değil bu potansiyeli( Özellikle ileride AB yanlısı politikayı izleyebilecek ABD’de ki etkin Rum lobisi) ile  değerlendirilerek AB üyesi yapılmıştır. Rusya ise, bir yandan ulusal gücünü geliştirerek dünyada tekrar süper güç olma hedefi için stratejisini uygularken, diğer yandan da eski SB-Sovyetler Birliği   olanaklarına tekrar kavuşmanın yöntemini ( Sürdürülebilir Potansiyel Kuramını)  uygulamaktadır.ABD’in hakça ve serbest ticaret olanaklarını bütün dünyaya ( Globalism-Küresellik ) yayarak halkının yaşam düzeyini artırma  ulusal hedefinde ilerlerken diğer taraftan da  Avrasya’da egemen olma çabaları,”Sürdürülebilir Potansiyel” kuramının bir başka örneğini oluşturmaktadır. Çin Taiwan’ı ve Güney Kore Kuzey Kore’yi potansiyel hedefi olarak görmektedir.Bu kuram için her ülke ve kurum/kuruluşun uygulama yöntemi mevcut olup, şimdiki durumlarından daha çok, bu kuramı uygulama olanakları ile değerlendirilmekteler. Nitekim Türkiye ,tarihinin en kötü ekonomik bunalımlarını yaşarken, dünyanın 10 büyük ekonomik pazarlarından birisi ilan edilip, Sürdürülebilir Potansiyeli dikkate alınarak G20 gurubu üyesi yapılmıştır.

 

SÜRDÜRÜLEBİLİR POTANSİYELİN 

DEĞERLENDİRİLMESİ

Sürdürülebilir Potansiyel kuramının değerlendirilmesinde en önemli unsuru “İnsan”, “Coğrafya-Kaynaklar”, “Yönetim” ve bunların  üstün özellikleri oluşturmaktadır.Esasen bu üç unsur “Devlet” sözcüğünün tanımını da oluşturduğundan, Sürdürülebilir Potansiyelin değerlendirilmesi devletin geleceğe yönelik üstün yeteneklerinin değerlendirilmesi şeklinde de adlandırılabilir.Yine komşumuzdan örnek verecek olursak, Yunanistan bu  konuda AB yardımı ile yönetim (Yasama, Yürütme, Yargı) potansiyelini üstün duruma getirmeye çabalarken, Kıbrıs’ı üye yapıp  ve EGE Denizin’deki isteklerini sürdürerek “Coğrafya” potansiyelini de artırmaktadır.Ancak en önemli insan unsuru ve kaynaklar  bakımından Yunanistan ve Güney Kıbrıs donma noktasında bulunmaktalar. Bu nedenle Kıbrıs’ın tamamı potansiyele katılırken, dışarıdaki Yunanlıların etkinliği artırılıyor, İstanbul’da bir Ortodoks Devleti kurma çabaları el altından yürütülüyor ve Pontus rüyası diriltilmeğe çalışılıyor.

 

İNSAN UNSURUNUN ÖNEMİ

Ancak, hem AB’nin  hem de bütün üyelerinin, Sürdürülebilir Potansiyel kuramında bir büyük engeli vardır: İNSAN. İlkel bir göç  politikası uygulayan AB, nüfusunu sorunlar içine sürüklenen  bir yaşlanma ile karşı karşıya getirmiştir. Halbuki ABD, uygar bir göçmen alım yöntemi ile geleceğin potansiyelinin temelini oluşturacak İNSAN faktörünü yaratmaktadır.Bir başka deyiş ile ifade edecek olursak AB, ülkelerin ulusal güç unsurlarının hepsini geliştirip, genişlemesini de tamamlamış olarak ABD karşısına ikinci bir büyük güç olarak çıksa dahi, bu özellik o günkü yaşlı ve sorunlu nüfus ile ileriye dönük sürdürülemeyecektir. ABD genç ve dinamik yapısı karşısında, bugün olduğu gibi o günde ezilecektir.

 

TÜRKİYE’NİN SÜRDÜRÜLEBİLİR

POTANSİYEL UYGULAMA YÖNTEMİ

Türkiye temelde insan faktörü yönünden avantajlara sahip olmakla beraber, bu unsurun eğitilmesinde geri kalmaktadan, Coğrafya-Kaynaklar  yönünden AB ülkeleri arasında iyi durumda bulunan Türkiye’nin potansiyel  yönünden en önemli unsurunu yurt dışındaki Türkler ve Kıbrıs  Türkleri oluşturmaktadır. Bunu bilen AB, ülkelerindeki Türkleri asimile etmeğe, bölmeye veya Türkiye’ye geri göndermeye yönelik insan haklarına aykırı ilkel yöntemler uygularken, Kıbrıs’ı da Rumlaştırarak, Türkiye’yi Anadolu’ya hapsetmenin çabası içindedir.Türk Sürdürülebilir Potansiyel unsuru AB’nin potansiyel  kuramı ile çatışmaktadır.

AB ve Özellikle Yunanistan; potansiyel  uygulamasında Türkiye’nin avantajları büyük engel oluşturduğundan; Kıbrıs’ta Rum egemenliği kurulduktan sonra,  2004 Tarihinde Lahey’de Türkiye’nin Ege Denizinde tecrit işlemi,İstanbul’da Papa Devleti’ne benzer bir Ortodoks Devleti kurulması,Pontus düşüncesinin canlandırılması, PKK-KADEK girişimini destekleyerek canlı tutup ülkeyi bölmeyi kendi “Sürdürülebilir Potansiyel” uygulamaları için zorunlu görmektedirler.

 

KIBRIS

Annan Planı ile BM’leri de kendi hizmetine sokan AB,bir yandan Türkiye’yi üyelik vaatleri ile oyalarken , diğer yönden ülkemizin  potansiyelini de azaltmanın uğraşısı içindedir.

Annan Planının hizmetinde olanlar bilerek veya kandırılmış olarak Yunanistan ve AB Sürdürülebilir Potansiyel  kuramının hizmetine girerek kendi ülkesinin uygulamasına ihanet etmiş olmaktalar.Kıbrıs’ın tamamının Rum kontroluna girmesi olanakları sağlanmadıkça, Başkan Denktaş uyuşmaz gösterilerek çaba değişik platformlarda sürdürülecektir.

Bu arada Kuzey Kıbrıs’ı Rum’un kontroluna vermeyi Türk onuruna yakıştıranlar bilmeliler ki; Güneyin donmuş Sürdürülebilir Potansiyeli içinde onlar  Rum’un ancak,asgari ücretle çalışan hizmetkarları olabileceklerdir.Türk kadınlar hizmetçi ve erkekler uşak olarak kullanılacak ,bu yolla Osmanlı döneminde yaşadıkları hizmetkar durumunun intikamını almış olacaklardır.

Abonelik için tıklayınız.

- Geri -

 
 | Gündem / Haber | Tarihçe | Yazarlar | Arşiv | Resim Galerisi | MP3 Bölümü |
 | Görüş ve Öneriler
| Abonelik | Künye | Bağlantılar |Vakıf | Ulaşım |