|
ALINACAK DERSLER
ÖZTİN AKGÜÇ
Irak olayının, Türkiye’ye verdiği maddi,
özellikle manevi, moral zararlar var.
Türkiye’nin tutumu, ABD ile yapılan pazarlıklar,
özellikle parasal çekişmeler, Türkiye’nin
imajına kara leke düşürmüştür. Türkiye’nin Irak
olayı nedeniyle uğrayacağı zararın boyutuda
belli değildir, Uğranılacak maddi ve manevi
zararların zamanla çok büyük boyutlara
ulaşacağına da kuşku yoktur. Türkiye, T.C.
vatandaşları, bu olumsuzluklardan, bu
zararlardan ders çıkarabilir, yanılgıları
düzeltme yoluna gidebilirse, bu da kirli oyunun
artı, yararlı yönünü oluşturacaktır. Her ülke,
herkes zaman zaman hata yapabilir, yanılgıya
düşebilir. Önemli olan yanılgılardan ders
alabilmektir. Ancak sağgörüden yoksun, sağlıklı
düşünemeyen, önünü göremeyen kitleler, ülkeler,
yanılgı batağından kurtulamazlar.
Dünya da ne yazık ki hâlâ etkinliği de itibarı
da ekonomik ve askeri güç sağlıyor. Gücün varsa
itibarın oluyor, söz sahibi oluyorsun. Yoksa,
son dönemlerde yaşandığı gibi akbabalar, leş
kargaları etrafınızda dönüp dolaşmaya başlıyor.
Uzun yıllardır bir T.C. vatandaşı olarak şunu
savunmaya çalışıyorum: Türkiye, dilerseniz
şeytan üçgeni deyiniz, dünyanın en sorunlu üç
bölgesinin, Balkanlar, Ortadoğu, Kafkasya’nın
ortasındadır. Böyle bir coğrafyaya sahip olan
ülke ekonomik ve buna bağlı olarak askeri açıdan
güçlü olmak zorundadır ve gerektiğinde yalnız
kalabilmeyi de göz önüne alabilmelidir. Güçlü
olabilmenin yolu da , sanayileşmeden, ileri
teknoloji kullanımından; eğitimli, yetenekli,
beceri düzeyi yüksek, değer yargıları sağlıklı
insan sermayesine sahip olmaktan geçer. Türkiye,
ne yazık ki özellikle son 20-25 yıl boş
ayartılara kapılarak sanayileşmekten vazgeçti.
İnsan gücüne yatırım yapmadı, borçlandı,
borçlanarak sağladığı kaynakların bir kısmını
yanlış kullandı., önemli bölümünü de bazı iç ve
dış çevrelere kaptırdı, var olan üretim
tesislerini de özelleştirme histerisi ile elden
çıkardı. Türkiye artık toparlanmalıdır.
Türkiye’nin gereksiz harcamalarda kullanacağı
bir doları, bir Euro’su bile yoktur. Türkiye
artık dış borçlarını arttırmadan, bono, döviz
gelirlerinin büyük bölümünü üretken yatırımlarda
kullanmalıdır.
Yabancı bir güçle ilişkiler, mesafeli olmalı,
teslimiyetçi bir yörüngeye oturmamalıdır.
Yabancı bir güç, ülkenizde darbe yaptırabiliyor,
istediği kişileri başbakan, bakan olarak
atanmasında etkili olabiliyor, bürokratik
kadroları belirleyebiliyor, hatta bütçenizi
yapıyorsa, o gücün size saygısı olmaz, sizi
müttefik falan olarak görmez.. size sömürge,
özür dilerim uşak muamelesi yapar. Tezkereyi
sizin kararınızı bir formalite olarak görür.
Hadi işi uzattınız, şu formaliteyi yerine
getirin deyiverir. Tezkereyi beklemeden
limanlarınıza askeri malzeme indiriverir. Yeni
üsler ister, üç-beş dolara razı ol, yoksa fena
yaparım diye gözdağı da verir. Ben, 1919’da
Yunanlıların İzmir’e çıkması ile ABD’nin izinsiz
yahut zoraki evetle, zavallı evetle İskenderun’a
askeri malzeme indirmesi arasında nitelik
açısından bir fark görmüyorum. Bu olay yalnız
beni değil, konuştuğum vatandaşların büyük
bölümünü de yaralamıştır.
Stratejik ortaklık, dost, müttefik devlet, NATO
antlaşması, paktlar filan, bunlar sadece
kalıptır. Güçlü tarafın çıkarı olduğu zaman
yürürlüğe konulur, uygulanır. Size gelince,
ortada çıkar yoksa, bir kulp bulunur, cayılır,
iş yokuşa sürülür. Artık bu gerçeği kavrayalım.
1980’den beri gözlemlerime dayanarak şu savı
yineliyorum. “Yaşamları boyunca kendi
onurlarını, kişiliklerini koruyamamış, kendi
ayakları üzerinde duramamış kişiler, Türkiye’nin
onurunu, saygınlığını koruyamazlar.” Ne yazık ki
bu savım son örneklerde olduğu gibi sürekli
doğrulanıyor.
Bizim için bağımsızlık, özgürlük bir yüce değer
ise, bunun için özveri gösteribiliyorsak “her
türlü sıkıntıya katlanmaya razıyım, yeter ki
bağımsızlık eksik olmasın, yarın için umudum
olsun” diyebiliyorsak, işte o zaman çekinilecek,
en azından dikkate oalınacak bir güç oluruz.
Kişi olarak da ülke olarak da bağımsız olmanın,
özgür olmanın, kendi ayakları üstünde durmanın
bir bedeli vardır. Bu bedeli ödemeli ya da
ödemeye hazır olmalıyız.
ABD’nin kuyruğuna takılarak, AB’ye sırnaşarak,
yaltaklanarak, dış politikada bile takıyye
yaparak Türkiye bir yerlere gidemez, itibar
kazanamaz, saygın bir güç haline gelemez, hatta
toprak bütünlüğünü bile koruyamaz.
ABD daha da azgınlaşırsa, Türkiye kaçınılmaz
olarak ABD ile çatışacaktır. Bu gerçeği
sokaktaki vatandaş görmeye başlamıştır. Türkiye
için potansiyel tehlike artık ABD’dir.
Vatandaşlarımız, bu ülkenin kendilerinin olduğu
ve yönetme hakkının, egemenliğin de kayıtsız
şartsız kendilerine ait olduğunun bilincine
artık varmalıdır. Bunun için geçen seksen yıl az
bir süre değildir.
Abonelik
için tıklayınız.
-
Geri - |