Nisan 2003  Sayı: 56 "Ülkenin             bütünlüğü ve ulusun bağımzızlığı kaygı vericidir... Ulusun bağımsızlığı             yine ulusun çaba ve kararlılığı ile kurtarılacaktır."  | Anasayfa |
      Gündem
       Haber
      Duyurular
      Tarihçe
      Yazarlar
      Arşiv
      Resim Galerisi
      MP3 Bölümü
      Görüş ve Öneriler
      Abonelik
      Künye
      Bağlantılar
      Vakıf
      Ulaşım

 

   NİSAN 2003  
ALINACAK DERSLER
ÖZTİN AKGÜÇ

Irak olayının, Türkiye’ye verdiği maddi, özellikle manevi, moral zararlar var. Türkiye’nin tutumu, ABD ile yapılan pazarlıklar, özellikle parasal çekişmeler, Türkiye’nin imajına kara leke düşürmüştür. Türkiye’nin Irak olayı nedeniyle uğrayacağı zararın boyutuda belli değildir, Uğranılacak maddi ve manevi zararların zamanla çok büyük boyutlara ulaşacağına da kuşku yoktur. Türkiye, T.C. vatandaşları, bu olumsuzluklardan, bu zararlardan ders çıkarabilir, yanılgıları düzeltme yoluna gidebilirse, bu da kirli oyunun artı, yararlı yönünü oluşturacaktır. Her ülke, herkes zaman zaman hata yapabilir, yanılgıya düşebilir. Önemli olan yanılgılardan ders alabilmektir. Ancak sağgörüden yoksun, sağlıklı düşünemeyen, önünü göremeyen kitleler, ülkeler, yanılgı batağından kurtulamazlar.

Dünya da ne yazık ki hâlâ etkinliği de itibarı da ekonomik ve askeri güç sağlıyor. Gücün varsa itibarın oluyor, söz sahibi oluyorsun. Yoksa, son dönemlerde yaşandığı gibi akbabalar, leş kargaları etrafınızda dönüp dolaşmaya başlıyor.

Uzun yıllardır bir T.C. vatandaşı olarak şunu savunmaya çalışıyorum: Türkiye, dilerseniz şeytan üçgeni deyiniz, dünyanın en sorunlu üç bölgesinin, Balkanlar, Ortadoğu, Kafkasya’nın ortasındadır. Böyle bir coğrafyaya sahip olan ülke ekonomik ve buna bağlı olarak askeri açıdan güçlü olmak zorundadır ve gerektiğinde yalnız kalabilmeyi de göz önüne alabilmelidir. Güçlü olabilmenin yolu da , sanayileşmeden, ileri teknoloji kullanımından; eğitimli, yetenekli, beceri düzeyi yüksek, değer yargıları sağlıklı insan sermayesine sahip olmaktan geçer. Türkiye, ne yazık ki özellikle son 20-25 yıl boş ayartılara kapılarak sanayileşmekten vazgeçti. İnsan gücüne yatırım yapmadı, borçlandı, borçlanarak sağladığı kaynakların bir kısmını yanlış kullandı., önemli bölümünü de bazı iç ve dış çevrelere kaptırdı, var olan üretim tesislerini de özelleştirme histerisi ile elden çıkardı. Türkiye artık toparlanmalıdır. Türkiye’nin gereksiz harcamalarda kullanacağı bir doları, bir Euro’su bile yoktur. Türkiye artık dış borçlarını arttırmadan, bono, döviz gelirlerinin büyük bölümünü üretken yatırımlarda kullanmalıdır.

Yabancı bir güçle ilişkiler, mesafeli olmalı, teslimiyetçi bir yörüngeye oturmamalıdır. Yabancı bir güç, ülkenizde darbe yaptırabiliyor, istediği kişileri başbakan, bakan olarak atanmasında etkili olabiliyor, bürokratik kadroları belirleyebiliyor, hatta bütçenizi yapıyorsa, o gücün size saygısı olmaz, sizi müttefik falan olarak görmez.. size sömürge, özür dilerim uşak muamelesi yapar. Tezkereyi sizin kararınızı bir formalite olarak görür. Hadi işi uzattınız, şu formaliteyi yerine getirin deyiverir. Tezkereyi beklemeden limanlarınıza askeri malzeme indiriverir. Yeni üsler ister, üç-beş dolara razı ol, yoksa fena yaparım diye gözdağı da verir. Ben, 1919’da Yunanlıların İzmir’e çıkması ile ABD’nin izinsiz yahut zoraki evetle, zavallı evetle İskenderun’a askeri malzeme indirmesi arasında nitelik açısından bir fark görmüyorum. Bu olay yalnız beni değil, konuştuğum vatandaşların büyük bölümünü de yaralamıştır.

Stratejik ortaklık, dost, müttefik devlet, NATO antlaşması, paktlar filan, bunlar sadece kalıptır. Güçlü tarafın çıkarı olduğu zaman yürürlüğe konulur, uygulanır. Size gelince, ortada çıkar yoksa, bir kulp bulunur, cayılır, iş yokuşa sürülür. Artık bu gerçeği kavrayalım.

1980’den beri gözlemlerime dayanarak şu savı yineliyorum. “Yaşamları boyunca kendi onurlarını, kişiliklerini koruyamamış, kendi ayakları üzerinde duramamış kişiler, Türkiye’nin onurunu, saygınlığını koruyamazlar.” Ne yazık ki bu savım son örneklerde olduğu gibi sürekli doğrulanıyor.

Bizim için bağımsızlık, özgürlük bir yüce değer ise, bunun için özveri gösteribiliyorsak “her türlü sıkıntıya katlanmaya razıyım, yeter ki bağımsızlık eksik olmasın, yarın için umudum olsun” diyebiliyorsak, işte o zaman çekinilecek, en azından dikkate oalınacak bir güç oluruz. Kişi olarak da ülke olarak da bağımsız olmanın, özgür olmanın, kendi ayakları üstünde durmanın bir bedeli vardır. Bu bedeli ödemeli ya da ödemeye hazır olmalıyız.

ABD’nin kuyruğuna takılarak, AB’ye sırnaşarak, yaltaklanarak, dış politikada bile takıyye yaparak Türkiye bir yerlere gidemez, itibar kazanamaz, saygın bir güç haline gelemez, hatta toprak bütünlüğünü bile koruyamaz.

ABD daha da azgınlaşırsa, Türkiye kaçınılmaz olarak ABD ile çatışacaktır. Bu gerçeği sokaktaki vatandaş görmeye başlamıştır. Türkiye için potansiyel tehlike artık ABD’dir. Vatandaşlarımız, bu ülkenin kendilerinin olduğu ve yönetme hakkının, egemenliğin de kayıtsız şartsız kendilerine ait olduğunun bilincine artık varmalıdır. Bunun için geçen seksen yıl az bir süre değildir.


Abonelik için tıklayınız.

- Geri -

 
 | Gündem / Haber | Tarihçe | Yazarlar | Arşiv | Resim Galerisi | MP3 Bölümü |
 | Görüş ve Öneriler
| Abonelik | Künye | Bağlantılar |Vakıf | Ulaşım |