|
TÜRKİYE’Yİ KİMLER SÜRÜKLÜYOR?
Prof. Dr. EROL MANİSALI
2000’li yılların başlarındayız ve Türkiye
inanılmaz biçimde sürüklenmektedir. 10-12 yıl
öncesinde aklımızın ucundan geçmeyen,
düşünülemez olaylar gerçekleşmektedir.
- Türkiye, kendi içinde ve çevresinde ulusal
inisiyatif alamayacağı, ulusal çıkarlarını
koruyamayacağı bir noktaya doğru itiliyor.
Yalnız dışarıdan değil, içimizde dış güçlerle
işbirliği halinde çalışan gayri milli çevreler
tarafından da sürükleniyor.
- Irak’ta Türkiye’nin etkisi kalmamıştır.
1980’li yıllarda ikinci büyük ticaret ortağımız
Irak bugün Amerika ve İngiltere’nin müdahale ve
işgali sonucu, Türk kamyonlarının giremeyeceği
bir duruma sokuldu. Kuzeyde fiilen ayrı bir
yönetim, yapay bir biçimde oluşturuldu ve Irak
üzerinde “söz sahibi” duruma getirildi.
Irak, Türkiye’nin siyasi, iktisadi ve askeri
etkisi dışına çıkarıldı. Ortadoğu, ile
ilişkilerimiz ipotek altına alındı. Bütün
bunları ABD, İngiltere ve onları destekleyen
Avrupa Birliği ülkeleri yaptı.
- Batı, Türkiye’yi Kafkasya bölgesinden de yavaş
yavaş uzaklaştırıyor. Azerbaycan ve diğer Türk
cumhuriyetleri ile eskisi kadar yakın değiliz.
ABD, Gürcistan üzerinde oynadığı “darbe oyunu”
ile Ermenistan - Gürcistan beraberliğini (veya
federasyonunu) gerçekleştiriyor.
Ermenistan Karadeniz’e uzatıldıktan sonra, AB ve
ABD’nin güvencesi altına alınacak. Hatta, AB
üyesi yapılacak.
- Böylelikle bölgede İsrail-Kürdistan-Ermenistan
(ve Gürcistan) hattı, ABD ve Avrupa tarafından
kuruluyor. İsrail Kuzey Irak’ta bu yüzden
faaliyetlerini yoğunlaştırdı. Bu hat bölgedeki
Araplara, Türklere ve İran’a karşı
oluşturuluyor. Uzun vadede İsrail’in ve
Ermenistan’ın “Kürdistan” üzerinden genişlemeye
yönelik politikalar uygulamaya konulacak. Batı
kapitalizminin bölgedeki Hıristiyan uzantıları;
Müslümanlara karşı bölgede kurulmuş olacak.
- Kıbrıs’tan Türk askerlerinin (ve sivillerinin)
çıkarılması ve Türkiye’nin Kıbrıs adasından
tasfiye edilmek istenmesi, “ABD ve AB’nin bölge
politikalarının bir parçası”. Ortadoğu ve
Kafkasya’da ABD’nin ve AB’nin izlediği
politikalar ile Kıbrıs politikaları
bütünleşiyor.
- İçimizdeki Danimarka, Batı’nın bu projesine
karşı çıkmıyor. Hatta, ona yardım ederek
Türkiye’nin dağıtılması karşılığında kendisi
ayakta kalmak istiyor, “Bölünmüş bir Türkiye’de
bile Danimarka’ya yer vardır; çünkü içerdeki
Danimarka, Batı’nın buradaki uzantısı ve
temsilcisidir; işbirlikçileri olmadan Batı bile
işlerini yürütemez” diye değerlendiriyor.
-Hatırlıyorum: İçimizdeki gayri milli çevreler,
“Ermenistan ile ABD’nin istekleri doğrultusunda
işbirliği yapalım” demediler mi? 1990 sonrasında
ASALA destekçilerini bile Ankara’ya getirip
bürokrasiye sunmadılar mı? Irak’a, ABD ile
birlikte girelim demediler mi? Türki
cumhuriyetlere son 10 yılda Amerikalıları
yanlarında götürüp Türk cumhuriyetlere
yerleştirmediler mi?
Kıbrıs’ta işbirliği yapanlar...
Batı’daki emperyalist çevrelerin bölgemizdeki
politikalarına işbirliği yaparak aracı olan
içimizdeki gayri milli işbirlikçiler, Kıbrıs’ta
da Brüksel’in ve Washington’un planlarının bir
parçası oluyorlar.
-Irak’a ABD’nin yanında girelim, Ermenistan’da
ABD’nin dediklerini yapalım diyenler ile
“Kıbrıs’ı verelim” diyenler aynı gayri milli
çevreler. Yani içimizdeki Danimarka. Bunlar
Türkiye içinde de, bölgede de Batı
emperyalizminin bir parçası oldular. Şimdi
Kıbrıs’ta ve Ege’de Batı’nın taleplerini
karşılıyorlar.
- ABD’nin ve AB’nin bölgede soğuk savaş sonrası
kurmaya başladıkları İsrail-Kürdistan-Ermenistan
cephesinde, Batı’nın yanında yer alıyorlar. Bu
cephenin Türkiye’ye, Araplara ve İran’a karşı
kurulduğunu görmezlikten geliyorlar ve karşı
tarafta yer alıyorlar.
Batı kapitalizminin ve saldırganlığının
bölgemizdeki bir uzantısı oluyorlar.
- Yine bu çevreler, Türkiye’yi AB’ye tek yanlı
bağlayıp 6 Mart 1995’te gümrük birliğini,
imzalattırmadılar mı? Türkiye’yi ilelebet
bekleme odasına hapsettirip AB ipoteği altına
sokmadılar mı?
Eğer Verheugen bu kadar küstah ve saldırgan
konuşmalar yapabiliyorsa bütün bunları,
“içimizdeki işbirlikçilere olan güveni
sayesinde” başarabilmektedir. Onlardan destek
aldığı için Türkiye’ye saldırmaktadır.
Türkiye bugün, gelişmelere ulusal bakan büyük
çoğunluk ile gayri milli bakan küçük azınlık
arasın da bölünmüştür. Ancak bu azınlık, Brüksel
ve Washington ile işbirliği halinde bulunduğu
için etkili görünmektedir.
Halkın gerçekleri görmeye başlaması bu gayri
milli çevreleri korkutan en önemli faktördür.
Terazinin bir kefesinde 70 milyonluk halk
vardır; öte yanda da küçük bir işbirlikçi grup,
yani ahtapotun içimizdeki uzantıları...
Mustafa Kemal’in “Ey Türk Gençliği...” diye
başlayan sözlerini bir daha okumak ve
gerekenleri yapmaktan başka yol kaldı mı?
Abonelik için tıklayınız.
- Geri - |