Nisan 2004  Sayı: 68 "Ülkenin             bütünlüğü ve ulusun bağımzızlığı kaygı vericidir... Ulusun bağımsızlığı             yine ulusun çaba ve kararlılığı ile kurtarılacaktır."  | Anasayfa |
      Gündem
      Okuyucu Köşesi
      Duyurular
      Tarihçe
      Yazarlar
      Arşiv
      Resim Galerisi
      MP3 Bölümü
      Görüş ve Öneriler
      Abonelik
      Künye
      Bağlantılar
      Vakıf
      Ulaşım

 

   NİSAN 2004  

NE İDİ NE OLDU...

AMA ARTIK RENGİ BELLİ OLDU...

KOFI ANNAN

MÜDAFAA-İ HUKUK

Kıbrıs’ın ve Türkiye’nin geleceğini belirleyecek olan Annan Planı hakkında bugüne kadar sıklıkla yazılıp çizildi fakat kimse bu planı yazdığı söylenen Bay Kofi Annan’ın kim olduğunu araştırmak zahmetinde bulunmadı. İnsanlar çocuğunu emanet edeceği bakıcıyı bile araştırırken koskoca bir ülkenin geleceği belirlenecek anlaşmanın emanet edileceği şahsın da kim olduğunun bilinmesi gerekli değil midir? Global Kapitalizm için çok önemli planların gerçekleşmesi beklenen kritik yılların Birleşmiş Milletler Genel Sekreterliği koltuğuna Kofi Annan adında daha önceden adı sanı duyulmamış karizmatik (bence Morgan Freeman’i andırıyor), kibar, Ganalı bir zencinin oturtulması ilgi çekicidir. Kofi Annan’ın resmi biyografisine baktığımızda bu kadar hızlı yükselmesinin sebebini anlamak mümkün değil, çünkü Annan’ın kariyeri bırakın büyük diplomatik başarılara atılmış imzaları, baştan başa eline yüzüne bulaştırdığı başarısız görevlerle dolu. Zenci olduğu için genelde Afrikayla ilgili görevlere verilen Annan Somali’deki görevinde tam bir başarısızlığa imza atmış ve Ruanda Katliamı’nda ise göz göre göre gelen felaketi önleyememiştir. Bu boyuttaki iki başarısızlığa imza atan bir diplomat Birleşmiş Milletlerin başına geçmek bir yana, işinden bile olabilirdi; fakat böyle olmadı.

Peki Annan gibi başarısız bir diplomatı dünyanın en prestijli işine getiren güç neydi ? Bunun cevabı için Sayın Kofi Annan’ın geçmişine bakmak lazım. Annan bir Gana vatandaşı, ama sıradan bir Ganalı değil. Gana’yı esas olarak iki kabile yönetir. Fanteler ve Ashanteler. Bu iki kabile İngilizlerin bölgeyi sömürgeleştirmesinden önce yüzlerce yıl boyunca bu topraklara hakim olmuştu. Annan, anne tarafından Fante, baba tarafından ise yarı Ashante yani Gananın seçkinlerinden biri olarak doğmuş ve ayrıca babasının bir kabile şefi olması dolayısı ille de bir zenci aristokratı. İngiliz sömürge yönetiminin sonlarına doğru bu kabileler yeni yönetime oldukça iyi uyum sağlamış durumdaydı. Annan’ın kabile şefi babasına bölgenin kaynaklarını sömüren Yahudi Lever kardeşler şirketi yüksek maaşlı bir müdürlük pozisyonu vermişlerdi (Evet Bu Lever şu an dünyanın en büyük kimyasal ürün şirketlerinden olan bildiğimiz Lever) Kofi Annan’ın babasının bir özelliği de Gana’daki en önde gelen masonlarından olması. Kofi Annan, ülkesindeki bu seçkin durumunun da etkisiyle Ford Bursuyla Amerika’ya okumaya gönderildi ve mezuniyetinin ardından Birleşmiş Milletlere girdi. Kendi gibi Ganalı aristokrat olan güzel bir zenci bayanla evlenen Annan’ın kariyerinin ilk dönemleri son derece sönük ve genelde Birleşmiş Milletler hesabına bozuk yemek ve ilaçları insani yardım adı altında soydaşlarına dağıtmakla geçti. Kofi Annan bir süre sonra, karısından boşandı ve son derece özel1 bir kadınla ikinci evliliğini yaptı. Her başarılı erkeğin ardında bir kadın vardır, lafını haklı çıkarırcasına Annan ikinci evliliğinden sonra bugün oturduğu koltuğa doğru roket gibi yükselmeye başladı.

Bir zamanların önemsiz işler adamı Annan, bir anda Birleşmiş Milletler’in en popüler ve gözde diplomatı haline geldi. Peki bu özel kadının sırrı neydi? Annan’ın ikinci eşi ilk karısının tersine son derece güzel ,sarışın bir İsveçli olan Nanne Lagergren’dir. Bir ressam ve başarılı bir avukat olan güzel bayan Lagergren’in amcası ise, son derece ünlü birisi. Yahudiler tarafından kahraman ilan edilen ve Spielberg tarafından çekilen filme konu olan Şindler gibi bayan Lagergren’in amcası da Yahudiler gözünde bir kahraman haline gelmiş olan Raoul Wallenberg. Bugün Kudüs’te Yahudi Soykırımında ölenlerin anısına 1953 yılında inşa edilen Yad Vashem anıtın bulunduğu bölgede Doğruların Caddesi adında bir sokak vardır. Bu sokağın her iki yanında Yahudilerin soykırımdan kurtulmasına yardım eden 600 kişinin anısına dikilmiş ve her birinin üzerinde adları yazılı 600 ağaç sıralanmaktadır. Bu ağaçların birisi ise Kofi Annan’ın karısının amcasının ismini taşır. Söylenenlere göre, Raoul Wallenberg Macaristan’da 30 bin kadar yahudiyi toplama kamplarına gitmekten kurtarıp sağladığı İsveç pasaportlarıyla israile göndermiştir. Bir mimar olan Raoul Wallenberg, 1936’da yeni bir devlet kurma çabası içindeki Yahudilerin giderek çoğalan göçlerle yerleştikleri Hayfa’da bir bankada çalışıyordu. Burada çeşitli Yahudi gruplarla temasa geçen Raoul Yahudilerin davasına gönül vermiş ve İkinci Dünya Savaşı sırasında İsveç Hükümeti’nin de desteğiyle binlerce Yahudiyi kurtarmış olduğu söylenmekte. Savaşın sonunda Sovyetler tarafından ajan olduğu gerekçesiyle tutuklanan Wallenbergden bugüne kadar haber alınamadı. Sovyetler onun savaşta öldüğünü söylerken İsveçliler ise hâlâ hayatta olabileceğine inanmakta. Raoul Wallenberg adına kurulan dev bir insani yardım vakfı özellikle Brezilyalı Yahudiler tarafından finanse edilmekte ve başta Kofi Annan’ın karısı olmak üzere pek çok kişi bu vakfın üye listesinde. Bu listede Yahudi kurtarıcılarından biri olarak ödüllendirilen ve geçenlerde ölen 1944 yılındaki Rodos Konsolosu Selahettin Ülkümen ve bugün Birleşmiş Milletler Protokol dairesinde çalışan Mehmet Ülkümen gözümüze çarpan Türklerden. Diğer tanıdık isimler ise, eski Kıbrıs Rum Kesimi Cumhurbaşkanlarından Tassos Papadopulos ve Glafkos Klerides. Herhalde bu isimlerin Annanın karısının Yahudi kahramanı amcasının anısına kurulmuş vakfa üye olmaları tamamen tesadüftür (!!!). Listenin tamamına bakıp şaşırmak isteyenler www. raoul-wallenberg. org.ar/ english/comitew.htm adresine bir bakabilirler. Bu Raoul Wallenberg adına kurulmuş birde İnsan Hakları Derneği bulunmakta. Bu dernek 2001 yılından beri İstanbul Bilgi Üniversitesi’nde açtıkları merkezde Türk hakim, savcı ve polislerine insan hakları dersleri veriyor. Biz Barbar Türklere insanlık öğretmek için canını dişine takan bu dernek aynı zamanda homoseksüellerin maruz kaldığı ayrımcılık konulu bir seminere de Türkiye’de ilk defa imza atmıştı. Buseminer de biz Barbar Türkler medeni1 olmamakla ve bazı sapıkların birbiriyle sapık ilişki kurma haklarını engellemekle suçlandık. Bakın görüyorsunuz; Yahudi ve İsveçli dostlarımız ülkemizde ne kadar yararlı işlerle uğraşmakta.

Buraya kadar yazdıklarımıza ne var bütün bunlarda diye tepki verebilenler çıkabilir ve haklıdırlar; çünkü Kofi Annan’ın hikayesindeki esas heyecanlı kısımlar bundan sonra başlıyor. Kofi Annan’ın karısının da bir üyesi olduğu Wallenberg ailesi pekte sıradan bir aile sayılmaz. Yahudi kökenli bir aile olan Wallenbergler Avrupa’nın en zengin ve güçlü ailelerinden. Son derece köklü ve eski zenginler olan Wallenbergler, İsveç ekonomisinin neredeyse yüzde 50’sini kontrol altında tutmaktalar. Investor AB adındaki dev holdingleri aracılığıyla 9 milyar dolarlık bir fonu kontrol ediyorlar. AstraZeneca,ABB,Atlas Copco, Electrolux, Ericsson, Gambro, OM, Saab AB, Scania, SEB ve WM-data gibi pek çok şirkette açık hisseleri ve dünyanın pek çok yerinde gizli yatırımları bulunmakta. Kofi Annan’ın karısının da bu milyarlarca dolarlık servetin ortaklarından biri olduğunu söylersem sayın Annan’ın ne kadar şanslı bir adam olduğunu da çıkarabilirsiniz.

Wallenbergler Koç Holding ve Sürenlerle de son derece sıkı dostlar. Peter Wallenberg ile Rahmi Koç Milletlerarası Ticaret Odası’nın başkanlığında halef selef. Kapsamlı ticaret ve biraderlik ilişkileri bulunmakta. Süren ailesine de zenginliklerinin kaynağı TransTürkü neredeyse hediye edenlerde Wallenberglerden başkası değil. Bu ailenin en önemli özelliği ise, kaybetmeyi hiç sevmedikleri için hep çift taraflı oynamaları. Mesela İkinci Dünya Savaşı’nda ailenin kahraman evladı Raoul Wallenberg Macaristan’daki Yahudileri Alman rejiminden kurtarmaya çalışırken Wallenberglerin bankası Enskilda Almanya’ya savaşı finanse etmesi için büyük çapta borçlar veriyor ve kendi fabrikalarında imal ettikleri SKF top mermilerini Almanlara veriyordu. Alman ordusunun top mermilerinin büyük çoğunluğunu Wallenbergler üretmişdir diyebiliriz. Günümüzdede uluslarası pek çok ortamda Wallenbergler oldukça etkindir.

Konuyu toparlayacak olursak, Yahudi Lobisi ve Global Kapitalizmin desteğini karısı kanalıyla elde eden ve Mason bir Afrikalı kabile şefinin oğlu olan başarısız; ama karizmatik diplomat sayın Kofi Annan, kendisine yazdırılan plan üstüne yapılacak Kıbrıs görüşmelerinde tarafların anlaşamadığı yerlerin üzerini kendisi dolduracakmış. Siz olsanız Kıbrıs’ın ve Türkiye’nin geleceğini böyle bir adamın kalemine emanet eder miydiniz?


Abonelik için tıklayınız.

- Geri -

 
 | Gündem / Haber | Tarihçe | Yazarlar | Arşiv | Resim Galerisi | MP3 Bölümü |
 | Görüş ve Öneriler
| Abonelik | Künye | Bağlantılar |Vakıf | Ulaşım |