|
Sn Rauf Denktaş
KKTC Cumhurbaşkanı
Türk milleti yine bir yol ayrımına getirilmiş
bulunmaktadır. Bu yol ayrımı kurtuluş
tarihimizde, Mustafa Kemal Paşa’nın Amasya’dan
“Ya İstiklal Ya Ölüm” diye dünyaya
haykırdığı anın aynısıdır.
Sayın Cumhurbaşkanımız, tarih, bu kez, bu
haykırışı yapma görevini zat-ı âlinize tevdi
etmiştir. Tarihin omuzlarınıza yüklediği bu
onurlu görevi, maruz kaldığınız her türlü dış
ve iç saldırılara ve içerdeki işbirlikçilere
karşı, Türklük adına onurla taçlandırmaktasınız.
Batı’nın Türk’e saldırısı, eğer tarihin bir
tekrarıysa; sonucu da, tekerrür etmelidir. Türk
milleti, bunu sağlayacak imkan ve güce sahiptir.
Yeter ki ! Türk halkının kararı ve azminin önüne
düşülsün ; çünkü, Kıbrıs sadece Türk milletinin
değil tüm mazlum milletlerin ikinci
Sakarya’sıdır. Nasıl ki, Batı’nın
saldırıları Sakarya kıyılarında, Mustafa Kemal
önderliğinde; Türk milleti tarafından
durdurulmuş ve sonrasında da püskürtülerek
Akdeniz’e gömülmüş ise; bu gün de, bu saldırı,
Kıbrıs’ta Yeşil Hat’ta
durdurulmalıdır.
Sayın Cumhurbaşkanımız, Rumlar ve Yunanlılar bir
kez daha “E siz Türkon sfaksete” (siz
Türkleri kesiniz) “Ton tiranon sfaraksete”
(zalimleri parçalayınız) marşını söylerken,
masum Türk halkı, eli kolu bağlanmış bir halde
Rum’a mı teslim edilmek istenmektedir.
Sizde biliyorsunuz ki, Mondros ve Sevr’den bir
farkı olmayan “Annan Planı”, Anglo-Amerikan
ittifakının memurları, beyaz sahibine hizmet
eden Gana’lı “Annan”, Nazi çavuşu “Verheugen”
ve soykırımcı bir gelenekten gelen
“De Soto” ve içimizdeki AB
muhipleri
tarafından dayatılmaktadır.
Kıbrıs Türkü’nün elinden toprakları alınacak ve
içine Rumlar sokulacak, Türkiye’nin garantörlüğü
ortadan kaldırılacak ve derogasyonlar
bulunmayacak; bu gerçekleri saklayıp
“kazan-kazan
formülüne göre hareket ettik ve alabileceğimizi
aldık” demek bir aldatmacadır. Annan Planı’nın
yalın gerçeği, KKTC’nin Bayrağı elinden
alınarak fesh edilmesi ile Kıbrıs Türkü’nün,
azınlık haline getirilip Kıbrıs Rum devletinin
insafına teslim edilmesidir.
Sayın Cumhurbaşkanım, kazanç bu planın
neresindedir !
Sayın Cumhurbaşkanımız, bunu ancak gözüne perde
inmişler, AB hayaline kendini kaptırmışlar,
aldatılmışlar ile mütareke basınından daha beter
duruma düşmüş olanlar yapabilirler.
Sayın Cumhurbaşkanımız, bu güne kadar halkınıza
gerçekleri anlattınız ve halkınızla birlikte,
onların içinde ve onlardan biri olarak birlikte
Rum’un
kanlı zulüm ve vahşetine
ve
megalo- ideali’ne
karşı mücadele ettiniz; bu mücadelede en yakın
arkadaşlarınızı ve gençlerimizi kaybettiniz.
Dünya, Rumlar tarafından katledilmiş
çocuklarımızın banyo küvetlerinde ki
görüntülerine tanıklık etti. Bedelini canla
ödeyerek
Kuzey Kıbrıs’ı Türklerin vatanı yaptınız;
Sayın Cumhurbaşkanımız, elde edilmesi sürecinin
her safhasının içinde olduğunuz bu
yavru-vatan
toprakları, Anglo Amerikan ittifakı’nın piyonu,
Rum ve Yunanlıların istekleri doğrultusunda
hazırlanan ve içimizdeki işbirlikçilerin ayakta
alkışladığı ve her seferinde, sadece Rumların
arzuları doğrultusunda yenilenerek tekrar tekrar
yazılan, Annan planı ile Rum ve Yunan’a teslim
edilemez.
Plevne
surlarında
Gazi Osman Paşa
ve
Sakarya
kıyılarında büyük önder
Gazi Mustafa Kemal Paşa
ordularının önünde düşmana karşı milletiyle
birlikte göğüslerini siper etmiş ve tarihimize
altın harflerle geçmişlerdir. Sıra, şimdi
sizdedir
!
“Şehitler Ölmez, Bayrak İnmez”
andının sözde kalmadığı inancının gereği
yapılmalı,
şehitlerimizin
kemikleri sızlatılmamalı ve
Gazilerimiz
göz yaşı dökmemelidir.
Sadece Kıbrıs Türkü için değil, Tüm Türk ulusu
adına verdiğiniz bu onurlu uğraşta, bütün Türk
milleti,
tek bir bilek ve tek bir yürek olarak
yanınızdadır.
Siz bizden sadece
“ses”
istiyorsunuz; biz ise
“asil kanımızı”
emrinize sunuyoruz.
Müdafaa-i Hukuk Vakfı
ve
Müdafaa-i Hukuk Dernekleri
Genel Merkezi
(*) Bu mektup, Cumhurbaşkanı Sn. Rauf
Denktaş'a sunulmuştur.
Abonelik
için tıklayınız.
-
Geri - |