Ocak 2003  Sayı: 53 "Ülkenin bütünlüğü ve ulusun bağımzızlığı kaygı vericidir... Ulusun bağımsızlığı yine ulusun çaba ve kararlılığı ile kurtarılacaktır."  | Anasayfa |
      Gündem
       Haber
      Duyurular
      Tarihçe
      Yazarlar
      Arşiv
      Resim Galerisi
      MP3 Bölümü
      Görüş ve Öneriler
      Abonelik
      Künye
      Bağlantılar
      Vakıf
      Ulaşım

 

   OCAK 2003  

AB YOLUNDA EN KRİTİK DÖNEMEÇ VE UYARILAR
TALAT SARAL Maliye Müsteşarı (E)

AB'nin Türkiye Hedefleri
AB, Aralık 1999'da Türkiye'ye sözde adaylık payesini verirken, temel amacının Türkiye'yi tam üye yapmak değil, mevcut şartlarda veya en çok "GB +" formülüyle kapısında tutmak olduğu artık iyice anlaşılıyor. Bunun nedeni AB'nin Türkiye'ye yönelik giderek belirginleşen şu ana hedefleridir:
1. GB'den doğan dış ticaret fazlası avantajını ve Türkiye'nin 3. ülkelerle olan ticaretini kontrol etme imtiyazını sürdürmek. (AB 1996-2000 döneminde, dış ticaretinde yalnızca %2,4 payı olan Türkiye ile ticaretten 51 milyar dolar fazlalık -bizim kayıtlarımıza göre 56 milyar dolar açık- sağlamıştır. Bunun dışında Ortak Gümrük Tarifesine -OGT- uyma zorunluluğu nedeniyle Türkiye aynı dönemde 3. ülkelerle ticarette ayrıca 46,5 milyar dolarlık dış açık vermiştir. Böylece bu dönemdeki toplam dış açık 102,5 milyar dolara çıkmıştır. Oysa bu açık önceki 5 yılda 49 milyar dolar idi. Yani GB'nin yalnızca dış ticaretimizdeki ilk 5 yıllık net faturası 53,5 milyar dolardır. Bu açık en azından yarı düzeyde kalsaydı, dış borcumuz o ölçüde azalacak veya döviz rezervlerimiz aynı miktarda artacak, böylece krizlere düşmeyecek ve İMF'ye bu denli bağımlı kalmayacaktık.*)
2. Teröristbaşının idamını önlemek. (AB'nin teröristbaşını uluslararası mahkemede yargılama oyunu tutmamıştı.)
3. Asla kabul edilemeyecek öncelikle Kıbrıs, daha sonra da Ege, Güneydoğu, sözde soykırım vb. ile ilgili ek şartları tam üyelik hayaliyle Türkiye'ye dayatmak. (Bu arada Türk toplumuna masum isteklerle enjekte edilmeye çalışılan mikro milliyetçilik virüsü ile bu şartlara da zemin hazırlamak.)
4. Kendilerinin aksine, komşularımızla ve kendi coğrafyamızla yakın ilişkiler kurmamızı, bu yolla da gelişmemizi ve alternatif yaratmamızı engellemek.
5. Bütünüyle siyasal islamın veya (Almanya-Fransa ekseninde sinsice rakibi olmaya çalıştığı) ABD'nin safına geçmemizi önlemek.
6. Türkiye'yi özellikle Avrupa ordusu projesiyle (AGSP), GB'de olduğu gibi kendine bağlayarak, ABD ve Rusya'ya karşı Avrasya'da söz hakkı ve stratejik etkinlik kazanmak...
AB'nin Kıbrıs Kumarı
Görüldüğü gibi, bunların tamamına yakını Türkiye'nin aleyhine olan hedeflerdir. Dolayısıyla AB'nin Türkiye'ye yönelik politikalarında iyi niyetli olduğunu ve ortak çıkarları gözettiğini, gözeteceğini asla söyleyemeyiz. AB ve özellikle Yunanistan, bu temel hedefleri (ve ilk aşamada Kıbrıs Rum kesiminin tam üyeliğini kurtarmak) için bize şirin görünmek zorundadır.
Son ilerleme raporu ve seçim sonuçları üzerine Yunanistan'dan gelen sıcak mesajlar kimseyi şaşırtmasın. Düşmanlık politikasıyla Türkiye'den bir şey koparamayacağını nihayet anlayan Yunanistan, 1999 yılında terörist ülke olduğunun tesciline ramak kala, yaşadığımız depremlerin yarattığı duygusallık ortamında yaptığı beklenmedik manevralarla Türkiye'nin en yakın dostu (?) oluverdi. Böylece hem bu suçlamadan kurtuldu, hem de "düşmanını cebinde taşı" politikasına yumuşak iniş yaptı.
Son üç yılda bu yönde aldıkları mesafe de küçümsenemez. Yunanistan; Kıbrıs ve Ege ile Avrupa ordusu konusunda kabul edilemez isteklerini yaptırabileceği hayaliyle, bu politikaya en azından 2004 yılı sonuna kadar devam edecektir. Amaç, AGSP ile birlikte önce Kıbrıs'ı, sonra da Ege'yi koparmak ve Türkiye'yi tam anlamıyla kuşatmaktır. Rum kesiminin tam üyeliğiyle AB'de çifte veto kozu da işin cabası..."

Abonelik için tıklayınız.

- Geri -

 
 | Gündem / Haber | Tarihçe | Yazarlar | Arşiv | Resim Galerisi | MP3 Bölümü |
 | Görüş ve Öneriler
| Abonelik | Künye | Bağlantılar |Vakıf | Ulaşım |