Şubat 2003  Sayı: 54 "Ülkenin bütünlüğü ve ulusun bağımzızlığı kaygı vericidir... Ulusun bağımsızlığı yine ulusun çaba ve kararlılığı ile kurtarılacaktır."  | Anasayfa |
      Gündem
       Haber
      Duyurular
      Tarihçe
      Yazarlar
      Arşiv
      Resim Galerisi
      MP3 Bölümü
      Görüş ve Öneriler
      Abonelik
      Künye
      Bağlantılar
      Vakıf
      Ulaşım

 

   ŞUBAT 2003  

YARGI VE SİYASET
MAHMUT YILBAŞ

" Hiçbir ulus yoktur ki, ahlak temellerine dayanmadan yükselebilsin" (M. Kemal; Aralık 1919,S.D.II)
"Adalet organları bağımsız olmayan bir ulusun, devlet halinde varlığı kabul olunamaz"
(M. Kemal; Nisan 1920,S.D.I)
Toplumları "melekler" değil, insanlar oluşturur.
Dürüst ve temizleri "yem" olmaktan kurtarmak için toplumlar her zaman, kural koymak, düzenleme yapmak ihtiyacını duymuşlar, kendilerini "Hudut Tanımazlara" karşı korumak için mücadele vermişlerdir.
Hiçbir toplum düzeni hırsızlık ve aldatmaca üzerine kurulamamıştır. Herkesin çaldığı, herkesin aldattığı bir toplum düzeni ayakta kalamamış, yaşamını devam ettirme olanağını bulamamıştır.
Sağlıklı bir toplumda bireyler, birbirlerini yakından tanımayabilirler, birbirlerinin arkadaşları olmayabilirler, ancak birbirlerine güven ve saygı bağlarıyla bağlı oldukları bilincini taşırlar.
Aralarında bu güveni sağlayan hukuktur.
Hukuk, bireyin başkasına duyması gereken, beslemesi gereken güven ve saygının ifadesi olmalıdır.
Demokrasi de, birbirlerine güven duyan, saygı gösteren, beraber çalışan, birlikte ticaret yapan, üreten, tüketen bireylerden oluşan toplumlarda gelişir ve yerleşir.
Hukuk, toplumda bireylerin birbirleri ile ilişkilerinde beklentilerinin belirli bir ölçüde gerçekleşeceği konusunda umut vermeli, cesaret vermelidir.
Ancak, bir toplumda hukukun bulunmasıda "adalet" için yeterli midir? Buna evet demek mümkün mü? Hukukun üstünlüğünden, kanunların iyiliğinden ve "adaletten" söz edebilmek için uygulamaların yerinde ve adil olması gereklidir. Kanunların, daha genel bir anlatımla kuralların uygulanması ve adaptasyonu bilgi, yorum ve sürekliliği gerektirir.
Kanunlar yargıçlar tarafından doğru, adil ve sürekli uygulandıkları ölçüde iyidir. Bir toplumda kanunların adil, sürekli ve düzenli uygulanabilmesi, "yargıçların siyasetten bağımsızlığına, özgürlüğüne ve yansızlığına" bağlıdır. Yargıcı özgür, bağımsız ve yansız olmayan bir toplumda bireyin yaşamı, özgürlüğü, serveti, kimliği ve kişiliği "Tam Güvence" altında değildir.
Bireyin, vatandaşın, serbest, yansız ve bağımsız yargıçlar tarafından yargılanması "vatandaşlık hakkı" olmalıdır. Bu en basit kuraldır. Kanunları uygulayanlar ve yorumlayanlar her türlü politik baskıdan uzak kalmalıdırlar.
Politika (demokrasilerde) kanun yapar, fakat sonrasında uygulamalarına karışmamalıdır. "Pasta kesen el, pasta dağıtımına" karışmamalıdır. Demokrasilerde, politika, pastanın kesilmesi kurallarını belirlemeli, kesilen pastanın dilimleri, kanuni ölçütlere göre "Bağımsız Yargıçlar" tarafından dağıtılmalıdır. Yargılamaya politika karışması demek, yolsuzluğa yol açmak demektir. Yargılamada "zengin" ve "yoksul" lehine kurallar yorumlanamaz. Yargıçlar bireyler lehine değil, kurallar adına hareket ederler. Bir kez kural yani kanun adına değil de, birey lehine hareket edilirse "düzenin" yok olmasına adım atılmış demektir..."

Abonelik için tıklayınız.

- Geri -

 
 | Gündem / Haber | Tarihçe | Yazarlar | Arşiv | Resim Galerisi | MP3 Bölümü |
 | Görüş ve Öneriler
| Abonelik | Künye | Bağlantılar |Vakıf | Ulaşım |