|
YARGI
VE SİYASET
MAHMUT YILBAŞ
"
Hiçbir ulus yoktur ki, ahlak temellerine dayanmadan
yükselebilsin" (M. Kemal; Aralık 1919,S.D.II)
"Adalet organları bağımsız olmayan bir
ulusun, devlet halinde varlığı kabul olunamaz"
(M. Kemal; Nisan 1920,S.D.I)
Toplumları "melekler" değil, insanlar
oluşturur.
Dürüst ve temizleri "yem" olmaktan
kurtarmak için toplumlar her zaman, kural koymak,
düzenleme yapmak ihtiyacını duymuşlar, kendilerini
"Hudut Tanımazlara" karşı korumak
için mücadele vermişlerdir.
Hiçbir toplum düzeni hırsızlık ve aldatmaca
üzerine kurulamamıştır. Herkesin çaldığı, herkesin
aldattığı bir toplum düzeni ayakta kalamamış,
yaşamını devam ettirme olanağını bulamamıştır.
Sağlıklı bir toplumda bireyler, birbirlerini
yakından tanımayabilirler, birbirlerinin arkadaşları
olmayabilirler, ancak birbirlerine güven ve
saygı bağlarıyla bağlı oldukları bilincini taşırlar.
Aralarında bu güveni sağlayan hukuktur.
Hukuk, bireyin başkasına duyması gereken, beslemesi
gereken güven ve saygının ifadesi olmalıdır.
Demokrasi de, birbirlerine güven duyan, saygı
gösteren, beraber çalışan, birlikte ticaret
yapan, üreten, tüketen bireylerden oluşan toplumlarda
gelişir ve yerleşir.
Hukuk, toplumda bireylerin birbirleri ile ilişkilerinde
beklentilerinin belirli bir ölçüde gerçekleşeceği
konusunda umut vermeli, cesaret vermelidir.
Ancak, bir toplumda hukukun bulunmasıda "adalet"
için yeterli midir? Buna evet demek mümkün mü?
Hukukun üstünlüğünden, kanunların iyiliğinden
ve "adaletten" söz edebilmek için
uygulamaların yerinde ve adil olması gereklidir.
Kanunların, daha genel bir anlatımla kuralların
uygulanması ve adaptasyonu bilgi, yorum ve sürekliliği
gerektirir.
Kanunlar yargıçlar tarafından doğru, adil ve
sürekli uygulandıkları ölçüde iyidir. Bir toplumda
kanunların adil, sürekli ve düzenli uygulanabilmesi,
"yargıçların siyasetten bağımsızlığına,
özgürlüğüne ve yansızlığına" bağlıdır.
Yargıcı özgür, bağımsız ve yansız olmayan bir
toplumda bireyin yaşamı, özgürlüğü, serveti,
kimliği ve kişiliği "Tam Güvence"
altında değildir.
Bireyin, vatandaşın, serbest, yansız ve bağımsız
yargıçlar tarafından yargılanması "vatandaşlık
hakkı" olmalıdır. Bu en basit kuraldır.
Kanunları uygulayanlar ve yorumlayanlar her
türlü politik baskıdan uzak kalmalıdırlar.
Politika (demokrasilerde) kanun yapar, fakat
sonrasında uygulamalarına karışmamalıdır. "Pasta
kesen el, pasta dağıtımına" karışmamalıdır.
Demokrasilerde, politika, pastanın kesilmesi
kurallarını belirlemeli, kesilen pastanın dilimleri,
kanuni ölçütlere göre "Bağımsız Yargıçlar"
tarafından dağıtılmalıdır. Yargılamaya politika
karışması demek, yolsuzluğa yol açmak demektir.
Yargılamada "zengin" ve "yoksul"
lehine kurallar yorumlanamaz. Yargıçlar bireyler
lehine değil, kurallar adına hareket ederler.
Bir kez kural yani kanun adına değil de, birey
lehine hareket edilirse "düzenin"
yok olmasına adım atılmış demektir..."
Abonelik
için tıklayınız.
-
Geri - |