|
ANMAK
İÇİN HAK ETMEK GEREK
MUSTAFA YILDIRIM
"Ve intikamcı onun peşine takıldıysa onun
kaçıp kurtulmasına olanak tanımaz çünkü o komşusuna
ihanet etmiş ve ondan nefret etmişti."
Joshua, XX.51
Operatörler,
halkın zihnini denetim altında tutabilmek için
"imaj" tasarımı oyununu oynamayı sürdürmüşlerdir.
Yapılan işin anlamına denk düşen "göz boyama"
kavramını kullanmaktan kaçınanlar, halkın tek
haber alma aracı olan basın ve görüntülü yayını
denetim altına almayı başarmışlardır. Özellikle
basın dünyasında görüş yayıcı ve görüş oluşturucu
işlevi bulunan seçkin köşe yazarları, gazetelere
müteahhit ve banker çevresinin egemen olmasıyla
yükseltilen ücretlerle gazeteciliği ideal edinmiş
genç gazetecilerden kopartılmış, özgün gazetecilik
kimliğinden ayırdına varmadan uzaklaşmışlardır.
Bu süreci, dış ülkelere uzun süreli geziler,
içerde yabancı vakıfların parasal katkılarıyla
gerçekleştirilen yatılı-yemekli seminerler,
iyi otellerin iyi salonlarında yapılan gösterişli
konferanslar eşlik etmektedir. Örneğin, Alman
Hristiyan demokrat Partisi'nin uzantısı Konrad
Adenauer Stiftung, yerli gazetecilerle birlikte
Anadolu'ya açılıyor ve seminerler (kursları)
düzenliyor. Bir avuç gerçek gazeteci, bu gidişe
direnmeye çalışıyor. Gazeteler ve televizyonlar,
büyük şirketlerin yerlisine geçme aşamasını
aşıp, dışardan hissedarlarla kurulan ortaklıklar
sonucu, bir tür içerden yönlendirici kurumlara
dönüşüyor ve ABD'de yaratılmış "manufacturing
public perception" işini, yani halkın zihnine
bir ön algılama süzgeci yerleştirmenin verdiği
rahatlıkla hayasızca saldırıyorlar.
"Project Democracy" operasyonunun
dünyadaki uygulamalarına bakıldığında, Türkiye'deki
uygulamanın kısa sürede amacına ulaşması ve
başarı düzeyi şaşırtıcıdır. Türkiye'de kısa
sürede darbeler yaşandı. İktisadi bunalım, borç
şantajı derken, "siyasal istikrar"
diye diye tahsilat yapanlar, bir anda partilerinden
istifa ederek, hükümeti sarstılar. Ve iki yıldır
bir türlü geçirilemeyen yasalarla, Lozan Antlaşması'nın,
azınlıkların eğitim hakkını tanımlayan 41. maddesi,
ABD kongresinin raporuna koşutluk içinde değiştirildi,
1936 yasasıyla sınırlanan azınlık vakıf örgütlenmesinin
önünü açacak ve yeni toprak talepleri yaratacak
vakıflar yasası değişikliği gerçekleştirildi.
Aslında bunların olmaması şaşırtıcı olabilirdi.
Çünkü bunca dolarla ve bunca siyasal-akademik-dinsel
ilişkiyle desteklenen atölyeler boşuna çalışmamış,
devletin bakanlıkları, adalet ve eğitim dahil,
ona AB euro'suyla beslenen projeleri boşuna
yapmış olamazlardı. Kemal Derviş, birdenbire
ABD'ye, gidip 10 günlük çalışmanın ardından,
ARI hareketinin lideriyle 4,5 saat görüştükten
sonra, Ankara'ya gelip CHP başta olmak üzere
partilerin Genel Başkanları ile siyasal görüşmeler
yaptı; İstanbul'a döndü ve TESEV kurucusu, Bilderberg
üyesi B. Eczacıbaşı ile uzun uzun görüştü. Eczacıbaşı
"K. Derviş'in arkasındayız" dedikten
sonra, Kemal Derviş ilginç bir yemekte arkadaşlarıyla
buluştu:
Abonelik
için tıklayınız.
-
Geri - |