Şubat 2003  Sayı: 54 "Ülkenin bütünlüğü ve ulusun bağımzızlığı kaygı vericidir... Ulusun bağımsızlığı yine ulusun çaba ve kararlılığı ile kurtarılacaktır."  | Anasayfa |
      Gündem
       Haber
      Duyurular
      Tarihçe
      Yazarlar
      Arşiv
      Resim Galerisi
      MP3 Bölümü
      Görüş ve Öneriler
      Abonelik
      Künye
      Bağlantılar
      Vakıf
      Ulaşım

 

   ŞUBAT 2003  

PATRİKHANE BİZİMDİR AMA BİZDEN DEĞİLDİR
AYTUNÇ ALTINDAL


Fener Patrikhanesi ve Patrik Barthelomeos'la ilgili olarak Basın'da yoğun haber ve eleştiriler görülmeye başlandı. Uzun yıllar adından söz edilmeyen ve bir anlamda "Unutulmuş" olan Patrikhane son bir yıldır yazılı, sözlü ve görüntülü basının gündemine girdi. Kanımca iyi de oldu. Patrikhane'ye ve genel olarak Hristiyan aleminde neler olup bittiğine yönelik bir ilgi oluştu. Özellikle İslami çizgideki, Zaman, Milli Gazete ve Türkiye ile yayın hayatına yeni atılan Beklenen Vakit gazeteleriyle, aynı çizgideki birçok derginin bu konuya eğilmesi isabetli olmuştur. Kiliseler'in özellikle de Fener Patrikhanesi'nin "Politikaları"anlaşılmadan, Türkiye'de ilk elde Dış-Politika'nın, buna bağlı olarak da İç-Politikanın şekillendirilemeyeceği kanısındayım. Bu nedenledir ki, tüm gayretimle başta Dışişleri Bakanlığı olmak üzere tüm yetkili kuruluşları "Canlandırmaya"çalışıyorum.
Yukarıda Fener Patrikhanesi'nin "Politikası"dedim. Bilmeyenler için şaşırtıcı gelebilir. Fener Patrikhanesi "Siyasi"değil, "ruhani"bir birimdir denilebilir. Bu görüşte bir noktaya kadar haklılık da vardır. Ancak gerçek durum böyle değildir. Tek kelimeyle söylersek,"Fener Patrikhanesi, gerçekte. Tam bir Siyasi Birimdir".
Bunu biraz açayım.
Lozan görüşmeleri 20 Kasım 1922'de başladı ve 24 Temmuz 1923'e kadar sürdü. ABD, Osmanlı Devleti'ne savaş ilan etmemiş olduğu için, görüşmelere imzacı taraf olarak değil, sadece gözlemci olarak katıldı. Lozan görüşmelerinde heyetimizi temsil eden İsmet İnönü, konu Fener Patrikhanesi'ne gelince, "Patrikhanesi'ne ruhani değil, siyasi bir kuruluş olduğunu, bu nedenle de İstanbul'dan çıkartılması gerektiğini" açıkladı. Bu görüşünü güçlendirmek için İnönü, Patrikhane'nin İstanbul'un işgali sırasında sergilediği Türk Düşmanlığı'nı gösterdi. Başta Fransızlar olmak üzere diğer delegasyonlar bu görüşü değiştirmeye çalıştılar. Onlara göre ortada varlığı inkar edilmeyen bir Türk düşmanlığı vardı ama bu Patrikhane'yi değil, olsa olsa, o günkü Patriği bağlardı. İnönü bu görüşe uzun zaman direndi. Sonunda 10 Ocak 1923'te, yazılı değil, sözlü olarak verdiği bir açıklamada, Fener Patrikhanesi'nin İstanbul'daki mevcudiyetinin sadece "Ruhani"alanla sınırlanırsa kabul edilebileceğini belitti. Yine İnönü'ye göre mübadele ( karşılıklı göç ) ancak bu şartla gerçekleşebilirdi. Bu konular tartışıldı ve sonuçta İnönü'nün tezi kabul edildi, Fener Patrikhanesi, tüm siyasi faaliyetlerine son vermek kaydıyla ve sadece "Ruhani alanda faaliyet göstermesi kaydıyla İstanbul'da kaldı. Yoksa Fener Patrikhanesi Aynaranoz Adası'na nakledilecekti!"

Abonelik için tıklayınız.

- Geri -

 
 | Gündem / Haber | Tarihçe | Yazarlar | Arşiv | Resim Galerisi | MP3 Bölümü |
 | Görüş ve Öneriler
| Abonelik | Künye | Bağlantılar |Vakıf | Ulaşım |