Şubat 2003  Sayı: 54 "Ülkenin bütünlüğü ve ulusun bağımzızlığı kaygı vericidir... Ulusun bağımsızlığı yine ulusun çaba ve kararlılığı ile kurtarılacaktır."  | Anasayfa |
      Gündem
       Haber
      Duyurular
      Tarihçe
      Yazarlar
      Arşiv
      Resim Galerisi
      MP3 Bölümü
      Görüş ve Öneriler
      Abonelik
      Künye
      Bağlantılar
      Vakıf
      Ulaşım

 

   ŞUBAT 2003  

BÜYÜK EVRİLMEYE VE GERÇEK ÇELİŞKİYE DAİR
Dr. HİKMET AYDIN

Üçüncü Bin Yıl oldukça yalın bir yalanla başladı: İkiz Kuleler'e ve Pentagon'a yapılan eylemlerin uluslararası terör ile ve son tahlilde saldırgan din haline getirilmeye çalışılan İslamiyet ile ilişkilendirilmek istenmesi olgusu. Nihayeti "gönüllü tarafgirlerin" haricinde dünyanın bir bölümünün kısmen de olsa bu yanılsamayı ön kabullü varsayımlarla içine sindirebilmeleri, içinde yaşanan çağın tuhaf özelliklerinin kanıtları olması bakımından önemlidir.
Gerçek sorun Üçüncü Bin Yıl'ın (güçlülerin güçleriyle orantılı planlarını yürürlüğe koymalarıyla su yüzüne çıkan) paylaşılmaya çalışılması olgusudur.
Burada birinci dereceden herhangi bir coğrafyanın herhangi bir yöntemle işgali gerçek sorun değildir, ön planda olan, bir yüz yılın bütünsel paylaşımından azami payın elde edilmesine yönelik etkinliklerinin tümüdür. Ancak sözü edilen paylaşımın şekli ve içeriği öngörülebilir süreç içerisinde evrilmeye uğrayacaktır. Şöyle ki:
Bütüne bakıldığında belirgin parçalarla karşılaşılmaktadır:
İlk anda, Prof. Huntington'ın (güdümlü) piyasaya sürülen "medeniyetler çatışması" tezi -eğer dikkate alınmazsa- daha büyük aşırılıklara yakıt olacağından kuşku duyulmayacak kadar öneme haizmiş gibi görünmektedir. Acaba böyle mi ve içinde bulunulan durumun bu denli basite indirgenmesi doğru mu?
Adı geçen tezin (türdeşlerinin ve türevlerinin) yaslandığı varsayıma göre uygarlıklar arası çatışmanın (aslında ekonomik güdülerle) iki boyutu bulunmaktadır: İlki, ülke bazında ve genellikle bölgesel düzeyde oluşmakta. Yani büyük güçler haricindekiler veya ÖTEKİLER diye adlandırılan "küçükler" (aynı zamanda fakir ve yüksek borçlu ülkeler) bölge merkezli dış politika gereklerine uygun olarak tavır alırlar. Bu nokta hem sürekli çatışma potansiyeli içermektedir hem de (sıklıkla taşeron) sıcak çatışmaların muhatapları olurlar. Silahlanmaya da tüm mali dermansızlıklarına rağmen büyük meblağlar ayırmak zorunda kalırlar. Sürekli dış mali yardımlara gereksinim içinde bulunurlar.

Abonelik için tıklayınız.

- Geri -

 
 | Gündem / Haber | Tarihçe | Yazarlar | Arşiv | Resim Galerisi | MP3 Bölümü |
 | Görüş ve Öneriler
| Abonelik | Künye | Bağlantılar |Vakıf | Ulaşım |