Şubat 2004  Sayı: 66 "Ülkenin             bütünlüğü ve ulusun bağımzızlığı kaygı vericidir... Ulusun bağımsızlığı             yine ulusun çaba ve kararlılığı ile kurtarılacaktır."  | Anasayfa |
      Gündem
      Okuyucu Köşesi
      Duyurular
      Tarihçe
      Yazarlar
      Arşiv
      Resim Galerisi
      MP3 Bölümü
      Görüş ve Öneriler
      Abonelik
      Künye
      Bağlantılar
      Vakıf
      Ulaşım

 

   ŞUBAT 2004  

‘...ULUSLARARASI AVRASYA HAREKETİ!..’

ATTİLÂ İLHAN

Jacques Sapir, doğru dürüst tanımadığım bir yazar; daha doğrusu, bir ekonomist; uzmanlık alanı, Doğu Avrupa ülkeleri, özellikle Rusya Federasyonu; bilgisayar ekranında, yazısı karşıma çıkınca; daha çok Yevgeniy Maksimoviç Primakof’un, o kitabını merak ettiğim için okudum. Primakof da kim mi? Rusya’nın önde gelen isimlerinden biri; zamanında, Sovyet İstihbaratını yönetmiş; Dışişleri Bakanlığı, Başbakanlık yapmış, önemli bir kişi; son zamanlar adı daha çok, uluslararası sorunlarda, Vladimir Putin’in danışmanı olarak anılıyor; zaten kitabının ismi bile, önemini anlatmaya yeter: “11 Eylül ve Irak’ın işgâli sonrasında, Dünya!”.

Ne yalan söyleyeyim, beni en çok düşündüren, Jacques Sapir’in yazısındaki son paragraf oldu: asıl konuya intikal etmeden; -yahut da, o konunun taşıdığı önemi daha iyi anlatabilmek için- önce o paragrafa, şöyle bir göz atsaydınız diyorum:

“...eğer Amerikan politikasının, aynı mecrâda, aynı şekilde devam edeceği kesinleşirse; Amerika’nın kendisi, (öteki ülkeler için) terörizmden çok daha büyük, bir tehlike oluşturacaktır. Üstelik bu tehlike, münhasıran Rusya’yı tehdit etmiyor; Avrupa’yı da ediyor; bu bakımından Primakof’un kitabını, onların da dikkatle okumalarında yarar çok. Çünkü bu kitap, yalnız uygulanan Amerikan politikasının, geçici bir sapma mı, yoksa sürüp gidecek önemli bir değişiklik mi olduğunu, tartışmakla kalmıyor; o politikanın çalkantısı içindeki Rusya’ya, etkilerinin neler olabileceğini gösterdiği kadar, Avrupa’nın karşı karşıya kalacağı riskleri de ele alıyor. Bu açıdan bakılırsa 2003’te Irak’a açılan savaş, 1991’deki savaşın devamı ve sonu olmuyor; çünkü dünya politikasında yeni bir konjonktürün, başlangıcıdır!” (Haziran, 2003. http://www.paris-berlin-moscou.org)

Bana sorarsanız, çeşitli yirmi iki ülkenin bir araya gelip, ‘Uluslararası Avrasya Hareketi’ni somut olarak gerçekleştirmeleri; asıl bu perspektif içerisinde değerlendirilirse, gerçek anlamını kazanacak: 

Yanlış mıyım?

‘Avrasyalılar marşı’ çalınıyor...

Önce, gazete haberi olarak, olay nasıl görünüyor; ona bir bakalım:      

“...Uluslararası Avrasya Hareketi, 20 Kasım 2003 günü Moskova’da kuruldu. Kurucu konferansa, Rusya’daki Avrasya Partisi, ev sahipliği yaptı; Türkiye’den İşçi Partisi’nin (İP) davetli olduğu konferansa, 22 üIkeden ve Rusya’nın 20 bölgesinden, temsilciler katıldı. Konferansta Merkez Komitesi ve Uluslararası İlişkiler Bürosu üyeleri Özcan Büze ve Mehmet Perinçek tarafından temsil edildi. İP Genel Başkanı Doğu Perinçek’in bildirisi alkışlarla okundu ve Perinçek Uluslararası Avrasya Hareketi’nin, Yüksek Konseyi’ne seçildi. Konferansa Rusya devlet yöneticileri ve Rusya Federasyonu Komünist Partisi Dış İlişkiler Bürosu Başkanı Filipoviç de katıldı...”

“...Gazeteciler Merkezevi’nin salonunda tertiplenen konferansta, divanın oluşturulmasından sonra; kurucu konferans, ünlü Sovyet kompozitörü Dmitri Şostakoviç’in torunu D. Şostakoviç’in, Avrasya Hareketleri için bestelediği ‘Avrasyalılar Marşı’nın çalınmasıyla açıldı. Marşın büyük bir coşkuyla dinlenmesinin ardından, Avrasya Partisi’nin Genel Başkanı Aleksandr Dugin açış konuşmasını yaptı...”

“... ‘Avrasyacılığın, büyük bir potansiyeli harekete geçirebileceğini..’ belirten Dugin, ‘...Putin’in desteklediği Birleşik Rusya Partisi ile Rusya Federasyonu Komünist Partisi’nin kendisiyle yaptıkları görüşmelerde ve yayınlarında Avrasya ilkelerini kabul ettiklerini, Avrasyacılığı desteklemeye hazır olduklarını belirttiklerini...’ söyledi. Dugin ayrıca, ‘...Kazakistan Devlet Başkanı Nursultan Nazarbayef ile yaptığı kişisel görüşmeler yanında; Kuçma’nın, Lukaşenko’nun, Akayef’in, Rahmanof’un, Aliyef’in, Koçaryan’ın önderlik ettiği, diğer Orta Asya ve Kafkasya devlet yöneticileriyle yaptığı görüşmelerde, bütün bu devletlerin Avrasyacılığa büyük ilgi duyduklarını ve bunu desteklemeye hazır olduklarını...’ belirtti. ‘..İngiltere’den Türkiye’ye, Lübnan’dan Pakistan’a kadar birçok kardeş Avrasyacı hareketin var olduğunu...’ vurgulayan. Dugin, ‘...bu hareketlerin Uluslararası Avrasya Hareketi’nde, -hiçbir partinin uydusu olmaksızın- eşit katılımla birleşeceklerini...’ sözlerine ekledi; ‘...hareketin, Avrasya Davasını yayacak herkese açık olduğunu...’ vurguladı...” (Aydınlık, 30 Kasım 2003.)

‘...O mahiler ki…’

Biliyorum, içinizden bazıları, ‘...canım bu kadar uzun bir alıntıya gerek var mıydı?’ diyor; Türkiye’nin de katıldığı (ayrıca ‘Yarın’ dergisi de oradaydı) bu kapsamda ve bu önemde bir konferansın haberini, ülkemizin bunca gazetesi, radyosu, televizyonunda, tek satır olarak dahi okuyamadınız ya da göremedinizse, bence gerek değil, hatta zaruret vardır. Ayrıca, Dugin’in söylevinin, Konferans’ın Ortak Bildirisinin de, üzerinde durmak lazım; Avrasya bir derya, biz de o deryanın içindeyiz ama, halimiz ünlü mısradaki ‘mahiler’e (balıklara) benziyor:

“...O mahiler ki, derya içindedir, deryayı bilmezler!...”


Abonelik için tıklayınız.

- Geri -

 
 | Gündem / Haber | Tarihçe | Yazarlar | Arşiv | Resim Galerisi | MP3 Bölümü |
 | Görüş ve Öneriler
| Abonelik | Künye | Bağlantılar |Vakıf | Ulaşım |