|
GEORGE SOROS KİMDİR? AÇIK TOPLUM FONU NEDİR?
MÜDAFAA-İ HUKUK
Gürcistan’ın devrik Cumhurbaşkanı Eduard
Şevardnadze’nin, “seçimlere hile karıştırıldığı”
gerekçesiyle bir ayaklanma sonucunda görevinden
alınmasından sonra, bu ayaklanmanın perde gerisi
ve destekçileri ile ilgili olarak İsrail’de
yayınlanan Yediot Ahronot Gazetesine yapmış
olduğu açıklamalar, dikkatlerin bir kez daha
Soros Açık Toplum Fonu’na çevrilmesine neden
oldu. Soros Açık Toplum Fonu’nun 2000 yılında
Yugoslavya’da Devlet Başkanı Slobodan
Miloseviç’in devrilmesine yol açan ayaklanmayı
da desteklediği bilinmesine rağmen, bugüne kadar
en kapsamlı ve en açık açıklamalar Şevardnadze
tarafından yapıldı. Şevardnadze açıklamalarında,
Gürcistan’da meydana gelen ayaklanmadan Soros
Açık Toplum Fonu’nu sorumlu tutarken, Soros Açık
Toplum Fonu’nun ayaklanmayı desteklediği ve
büyük para yardımında bulunduğunu da belirtti.
Şevardnadze’nin açıklamaları, bugün dünyanın
çeşitli ülkelerinde vakıflar oluşturan Soros
Açık Toplum Vakfı’nın, çeşitli ilke ve amaçlar
adı altında faaliyet gösterirken, emperyalist
güçlerin çıkarları doğrultusunda ülke
yönetimlerini değiştirebilmek için çalışmalar
yaptığı ve ayaklanmaları organize edip
desteklediği, bir kez daha ortaya çıkmıştır.
Yugoslavya ve Gürcistan’da ‘seçimlere hile
karıştırıldığı’ gerekçesiyle aynı yöntemlerle
ayaklanmalar düzenleyen ve şimdi de
Kırgızistan’a el atan Soros Açık Toplum
Fonu’nun, 14 Aralık’ta yapılacak olan seçimler
öncesinde KKTC bağlantılarını ve Soros Açık
Toplum Fonu’nun perde gerisini gözler önüne
sermekte büyük yarar vardır.
GEORGE SOROS KİMDİR?
Ünlü yatırım uzmanı ve dünya çapında faaliyet
gösteren Soros Vakıflar Ağı’nın kurucusu olan
George Soros, 1930 yılında Macaristan’ın
başkenti Budapeşte’de doğdu. Soros, 1947 yılında
İngiltere’ye göç etti ve London School of
Economics okulundan mezun oldu. Öğrencilik
yıllarında felsefeci Karl Popper’in
düşüncelerine ilgi duydu. Daha sonraki yıllarda
hayata geçirdiği Soros Vakfı ve Açık Toplum
Enstitüsünün arka planında Popper’in
düşüncelerinin etkisi büyüktür. Soros, 1956
yılında ABD’ye yerleşti ve kurduğu uluslararası
yatırım fonundan büyük bir servet kazandı.
Soros, Quantum Fonu Grubu’nun baş yatırım
danışmanı olan Soros Fund Management LCC’nin
başkanıdır. Bu fon 28 yıllık tarihinde dünyanın
en yüksek performansına sahip yatırım fonu
olarak kabul edilmektedir.
AÇIK TOPLUM FONU NEDİR?
George Soros, 1979 yılında ilk vakfı olan Açık
Toplum Fonu’nu New York’ta, Doğu Avrupa’da ilk
vakfı olan Avrupa Vakfı’nı ise 1984 yılında
Macaristan’da kurmuştur. George Soros, bugün
31’i aşkın ülkede (Orta ve Doğu Avrupa, eski
SSCB ülkeleri, Orta Avrasya, Guatemala, Haiti,
Mongolistan, Güney Afrika, ABD v.s) faaliyet
gösteren bu vakıflar ağının başkanlığını
yaparken, bu vakıfların giderleri de Açık Toplum
Fonu tarafından karşılanmaktadır.
George Soros tarafından yönetilen bu vakıflar
gerçek hedeflerini gizlerken, kamuoyuna yönelik
olarak bu vakıfların ortak hedefi “açık
toplumların gelişimi ve devamlılığını sağlayacak
kurumların kurulması ve güçlendirilmesi” olarak
gösterilmektedir. Emperyalist güçlerin çıkarları
doğrultusunda ülke yönetimlerini değiştirmeyi
hedef alan bu vakıflar amaçlarının “dünya
çapında açık toplumların altyapısını ve
kurumlarını oluşturmak” olduğunu
açıklamaktadırlar.
Belirlenen hedefler doğrultusunda ise çeşitli
ülkelerde benzer yöntemlerle çalışmalar
sürdürülürken, Açık Toplum Fonu, “açık
toplumların gelişimini ve devamlılığını sağlamak
için, eğitim, sosyal değişim ve hukuk reformu
alanlarında” bir dizi programı desteklemekte,
çözüm gerektiren birçok toplumsal konuya
“alternatif yaklaşımlar” sunmakta ve ülke
yönetimlerine karşı ayaklanmalar
düzenlemektedir.
George Soros, ağ kapsamındaki çeşitli ülkelerde
faaliyet gösteren vakıflara 1994 yılında 300
milyon dolar harcamıştır. 1995 yılında bu miktar
350 milyon, 1997 yılında 428 milyon ve 2000
yılında ise 494 milyon dolara çıkmıştır.
TÜRKİYE FAALİYETLERİ
Türkiye’deki “sivil toplum” kuruluşlarıyla Soros
Vakıflar Ağı’nın üyeleri arasındaki ilişkiyi
kolaylaştırma misyonunu üstlenen Açık Toplum
Enstitüsü, Türkiye’de ulusal bir vakıf olarak
değil, bir irtibat bürosu olarak kurulmuştur.
“İnadına Bağımsızlık, Demokrasi, Sosyalizm”
dergisinde yayınlanan “Sivil Toplum Kuruluyor”
başlıklı yazısında Işık Kansu, Soros Açık Toplum
Vakfı’na bağlı olarak Türkiye’de kurulan Açık
Toplum Enstitüsü’nün yöneticilerini, para
kaynaklarını ve faaliyetlerini şöyle
anlatmaktadır.
“Herkesin ağzında bir “sivil toplum” sözü. Sivil
toplum oldu muyduk, her şey düzelecek, başımız
göğe erecek. Dünyaca ünlü para spekülatörü
George Soros’un da bir “sivil toplum” örgütü
var: Soros Açık Toplum Vakfı. Vakfa bağlı olarak
Türkiye’de de kendi ifadeleriyle “mütevazı” bir
irtibat bürosu kurulmuş: Açık Toplum Enstitüsü.
Soros Vakfı, Türkiye’deki bu “sivil toplum”
kuruluşuna geçen yıl 1 milyon 73 bin dolar gibi
çok “mütevazı” bir para fonlamış.
Soros Vakfı’nın verilerinden öğreniyoruz ki,
Türkiye’deki “Açık Toplum Enstitüsü” şu 5 amaç
için çalışıyor: Siyasi reform ve AB, medya,
cinsiyet, bölgesel eşitsizlikler ve sivil
toplum.
Siyasi reform alanında Soros Vakfı, Türkiye
Ekonomik ve Sosyal Etütler Vakfı’nın (TESEV)
“kurumsal kalkınmasını” desteklemiş ve TESEV de
Türkiye’nin AB’ye katılımını içeren konulara
odaklanmış. Medya alanında ise “kamuya açık
radyo ve on-line medya gözlemci kuruluşları gibi
alternatif medya projeleri güçlendirmek için”
faaliyet başlatılmış.
Ayrıca “ihmal edilen kadın gruplarının
güçlendirilmesi ve kadına yönelik şiddeti
azaltmak amacıyla pratik önlemler geliştirmek
için” de çalışmalar yapılmış.
Soros Vakfı’nın Türkiye temsilciliği
niteliğindeki ve direktörlüğünü Hakan ALTINAY’ın
yaptığı Açık Toplum Enstitüsü’nün yönetimi de şu
isimlerden oluşuyor:
- Can PEKER (Türk Henkel Genel Müdürü, TESEV
Başkanı, TUSIAD Haysiyet Divanı Üyesi)
- Nebahat Akkoç (Diyarbakır’da kurulu Kadın
Araştırmaları Merkezi Vakfı yöneticisi)
- Şahin Alpay (Gazeteci-yazar)
- Murat Belge (Birikim dergisi kurucusu, Bilgi
Üniversitesi öğretim üyesi, RADİKAL gazetesi
yazarı)
- Üstün Ergüder ( Eski Boğaziçi Üniversitesi
Rektörü)
- Osman Kavala (Kavala Grubu’nun sahibi)
- Ömer Madna (Açık Radyo’nun kurucusu,Bilgi
Üniversitesi öğretim üyesi)
- Nadire Mater (Gazeteci)
- Oğuz Özerden (Bilgi üniversitesi kurucusu)
YUGOSLAVYA’DA AYAKLANMA
Gazeteci-yazar Atilla İlhan, “Sivil
Küreselleştirme” başlıklı ve 10 Ocak 2001
tarihli yazısında Yugoslavya’da düzenlenen
ayaklanmayı ve bu ayaklanmanın yöntemleri ile
para kaynaklarını söyle açıklamaktadır:
“Sırbistan’da ‘hayati’ seçimler yaklaşırken
‘bağımsız’ (siz ‘Amerikancı’ anlayabilirsiniz)
televizyonların baş kaygısı; önceki seçimlerde,
sandıktan uzak duran kırsal seçmenleri; nasıl
edip de oy vermeye razı edebilecekleri imiş!
Eğer seçime katılırlarsa, 24 Eylül ‘de sonuç
değişecek! Çare kolay: Batı‘dan gizlice
aktarılan dolarlarla, -bu kanallar ki aşağı
yukarı Sırbistan‘da otuz kadarmış- her şeyi
bırakıp; önce Meksika’dan ya da başka bir
ülkeden ‘pembe diziler’i satın alıyorlar; sonra,
‘kırsal’ ekranlara sokuyorlar; arkasından da,
‘oy verme hakkını’ savunan belgeseller gösterip
sonuçları etkiliyorlar. Soros Vakfı’nın (Fondation
Soros), Yugoslav media‘larına yardımlarını
örgütleyen Gordanna Yankoviç, konuyla ilgili
olarak ne demiş biliyor musunuz; aynen şunları:
“-bu yardımlar olmasaydı sonuçlar farklı
olurdu!”
Bu da, ‘Küreselleşmenin bir türü, ama
şehirlerarası uygulaması, daha ilginç görünüyor:
‘Muhalefet’in elindeki bazı şehir belediyeleri
de, BM’nin ambargo koyması yüzünden sıkıntıdalar
mı; Miloşeviç’e karşı oy verirse, ne avantajlar
sağlamış olacağını ahaliye anlatabilmek için;
Avrupa Komisyonu, 1999 sonbaharında, bunlardan
yedisine 20.000 ton fuel-oil tahsis ediyor;
operasyonun adı ilginç, “Energy for Democrasi -
Demokrasi İçin Enerji”. Almanlarla Norveçliler,
daha da uyanık, onların operasyonları farklı:
“Asphalt for Democracy - Demokrasi için Asfalt”.
Yani düzinelerce kamyon, NATO bombardımanlarında
yıkılmış köprüleri ve yolları onarabilsinler
diye, ‘muhalif belediyelere, zift ve katran
taşıyor. Şu anda İçişleri Bakanı olan Zoran
Zivkoviç, bu konuda ne demiş, bakar mısınız:
“-...bu operasyonlar, ‘muhalefet’in ve
Kostunica’nın aldığı oyları yüzde 20 arttırdı;
zaten 5 Ekim’de Parlamentonun işgali sırasında,
Belgrad’a yığılan kalabalık, Avrupa’nın destek
verdiği şehirlerin belediyelerinden
gönderilmişti; bana inanınız.”
‘Cunta’ ve ‘darbe’ değil, belediyelere, ‘sivil
toplum kuruluşlarına, partilere ve medialar’a
‘yardım’; Yeni Dünya Düzeni’nin
‘küreselleştirme’ de tercih ettiği yeni yöntem
bu!
Şimdi isterseniz Vinvent Jauvert’in, rakamlara
dayalı şaşırtıcı röportajına devam edebiliriz.
“vakıflar’ ne işe yarıyor?”
“...İngilizlere gelince, Tony Blair’in 1999’da
30 milyon franklık bir vaadi vardı; masanın
üstüne önce onu koydular; bu meblağın büyük bir
kısmı, üç İngiliz siyasi partisinin ortaklaşa
yönettiği Foundation Westminister adındaki
acayip devlet vakfı tarafından dağıtıldı.
Almanlar da seçimlerden önceki son üç ay içinde
70 milyon frank ödediler; hangi kanallardan mı,
onlar da siyasi partilerin, SPD ve CDU’nun güçlü
vakıfları Stiftungen’lerin aracılığıyla!
Sırbistan’da halkın çok iyi tanıdığı İskandinav
ülkeleri de yardımdan geri kalmamışlardı,
özellikle Norveç‘in 20 milyon frank dolayında
bir ödeme yaptığı biliniyor...”
“... Yugoslavya’da ki ‘galeyan’ın belli başlı
donatıcıları arasında kimler bulunmuyor ki?
Sözgelişi ünlü milyarder George Soros‘un vakfı
da bulunuyordu; Belgrad‘taki temsilcisi Sonia
Licht ‘in söylediğine bakılırsa, bu yıl
Sırbistan’a 40 milyon frank sarf etmiş. Herkesin
hantallığında ve aşırı bürokratlığında
sözbirliği ettiği Avrupa Komisyonu bile, aşağı
yukarı 20 milyon franklık bir bağış yapmış. Peki
ya Fransa ?.. Fransa’nın ‘yardımı’ hayli
‘marginal’ , hatta bazılarına göre ‘gülünç’ .
1999 Kasımında Dışişleri Bakanlığından Sırp
‘sivil toplum kuruluşlarına, 3 milyon frank
çıkarılmış; çeşitli Fransız şehirlerinden de,
‘muhalif Sırp şehirleri için, bir o kadar -ama
bu gerçekleşememiş bile! Nihayet seçim
arifesinde Başbakanlık örtülü ödeneğinden, OTPOR
ve G117 Uzman Grupları’na yardım olsun diye, 3
milyon frank tutarında bir ödenek ki, danışman
Hubert Redrin’e göre, bu onların bir ‘Beyaz
Kitap’ yayımlayabilmelerine olanak sağlamış”.
“...yani yüzlerce milyon, ama aslında kime? Önce
medyalara!”
Beta Ajansının patronu Radomir Dikliç diyor ki:
“-...bu yıl kağıt karaborsaya intikal etmişti,
açık pazardan kağıt alabilmek imkansız;
karaborsaya, kağıt kaçakçılarına başvurmak
zorundayız; alışveriş peşin, üstelik Alman Markı
olarak ödeniyor...” Durum bu yüzden, geçen
Mayıs’ta ümitsiz; çünkü gündelik ve haftalık
‘bağımsız’ ve ‘muhalif, dergi ve gazeteler
basılamıyor. 0 sırada Radomir Dikliç öğreniyor
ki, Poncova ‘da iki yüz ton kağıtla yüklü bir
gemi, boşaltılmayı beklemektedir; kağıt aslında
‘resmi medyanın kağıdı, ama gemiyi Miloşeviç‘in
bir yakını tutmuş, patron o; Dikliç onunla
temas kurup ona, ‘yabancı bir hesaba, üstelik
yüzde 30/40 daha pahalı, dövizle ödemeyi’
öneriyor. Toptancı, önce tereddütten sonra kabul
ediyor, ama bir şartı var; kağıtların
tesliminden önce ödeme güvencesi sağlansın mı..”
Galeyan ‘sivil mi, değil mi?’
“...kim mi ödedi? Hollanda’dan bir ‘sivil toplum
örgütü’ Ross Now’un başkanı Paul Stall; eğer o
olmasaydı, o iki yüz ton kağıdı sağlamasaydı; ya
da onların benzeri diğer yüzlerce kişi
olmasaydı, seçimler esnasında Yugoslavya ‘da
‘bağımsız’ gazeteler çıkamayacaktı. Bir başkası,
Doğu Avrupa medyaları‘nın en iyi uzmanlarından
birisi olan Benedicte Berner ne demiştir:
‘...radyo ve televizyonlar için de durum bu
kadar vahimdi!’ Örnekler arasından bir örnek:
‘bağımsız’ radyolardan B92’nin yayın hakkı,
Belgrad ‘da elinden alınmıştı; ne var ki teknik
bir ustalık sayesinde, aynı radyo, hemen hemen
ülkenin her tarafından dinlenebiliyordu. Nasıl
mı? Internet ve BBC’nin bir uydusu sayesinde;
B92 habercilerinin röportajları, düzinelerce
‘hür radyo’dan yayımlanıyordu: Batı, montaj
masalarının, vericilerin, gidiş geliş yol
masraflarının ve röportajcıların masraflarını
‘cebinden’ ödemişti...”
“...seçim kampanyası yaklaştıkça, B92’nin sahibi
Veron Matiç, ‘rejim’in, bu ‘bağımsız’ radyoları
kapatacağından korkmaya başlamıştı. ‘Sansür’den
kurtulmanın çaresi, komşu ülkelerden yayına
geçmek; oralardan, sınır çevresine
ulaşabilmekti. Romanya ile, Bosna Sırp
Cumhuriyeti ile anlaşmalar yapıldı; oralara,
Amerikalı ve Sırp uzmanlar, her türlü yayın
bozma tekniğine dayanıklı büyük verici antenler
yerleştirdiler. Veran Matiç, gerçeği saklamıyor,
diyor ki: ‘-...masrafları, Amerikan Ajansı AID
ödedi!” (Le Nouvel Observateur, 7 Aralık 2000)
Ne buyrulur? ‘Galeyan’ ‘sivil’ mi, değil mi?
GÜRCİSTAN’DA AYAKLANMA
Gürcistan’ın devrik Cumhurbaşkanı Eduard
Şevardnadze, İsrail’de yayınlanan Yediot Ahronot
gazetesine yaptığı açıklamalarda “seçimlerde
yolsuzluk yapıldığı” iddiasıyla muhaliflerin
sokağa dökülmesinden ve istifasına yol açan
sivil darbeden Soros Açık Toplum Fonu’nu sorumlu
tuttu. Şevardnadze, Yediot Ahronot gazetesine
yaptığı açıklamalarda şunları söyledi:
“Ayaklanmayı destekleyen herhangi bir ülke
olduğunu söyleyemem. Ancak, Soros Açık Toplum
Fonu ayaklanmayı finanse etmiştir. Gürcistan’da
Soros Açık Toplum Fonu’nun amaç ve ilkeleri,
Yugoslavya’da 2000 yılında Devlet Başkanı
Slobodan Mılosevıç’ın devrilmesine yol açan
ayaklanmaya benzer bir duruma yol açtı.
Uluslararası örgütlerin bir ülkenin içişlerine
bu denli küstahça ve geniş kapsamlı şekilde
karışması karşısında sarsıldım. Soros Açık
Toplum Fonu’nun Gürcistan’daki ayaklanmaya ne
kadar destek sağladığı konusunda net bir şey
söyleyemem. Ama, bir büyükelçi bana 2.5 ile 3
milyon dolardan bahsetti.”
SOROS VAKFI VE KKTC
Yugoslavya’da “seçimlere hile karıştırıldığı”
gerekçesiyle Devlet Başkanı Slobodan Mıloseviç’e
karşı düzenlenen ayaklanmayı Soros Vakfı’nın
desteklediği bilinmesine rağmen, 2001 yılına
kadar Soros Vakfı’nın KKTC’deki bağlantıları ve
faaliyetleri pek bilinmiyordu. Soros Vakfı ilk
kez 2001 yılında KKTC’de gündeme geldi.
Kıbrıs Türk Öğretmenler Sendikası’nın (KTÖS)
belirlediği bazı öğretmenler 2001 yılmın ilk
aylarında “eğitim çalışmalarına” katılmak üzere
gizlice Yunanistan’a gitmeye başladılar. 2001
yılının Ağustos ayında ise Gazimagosa’daki Gazi
İlkokulu’ndan bazı öğretmenler ile öğrencilerin
Yunanistan’a gitmeleri gündeme geldi. KTÖS, KKTC
Milli Eğitim Bakanlığı’na bilgi vermeden ve
gizlice Gazi İlkokulu’ndaki bazı öğretmenlerle,
17 ilk okul öğrencisini Yunanistan’da
düzenlenecek olan “Çocuklar İçin Barış
Olimpiyatlarına” götürme faaliyetlerini
başlattı. Yapılan gizli toplantılarda, Atina’ya
götürülecek olan Türk çocuklarının Türk Bayrağı
altında değil, “Kıbrıs Rum Bayrağı” altında
yarışmalara katılması kararlaştırıldı.
Atatürk’ün çocuklarına armağan ettiği ve BM
tarafından da kabul görerek tüm dünya
çocuklarının Türkiye’de bir araya gelerek
kutladığı 23 Nisan Milli Egemenlik ve Çocuk
Bayramı’na Yunanistan tarafından alternatif
olarak gündeme getirilen “Çocuklar İçin Barış
Olimpiyatları”na KKTC Milli Eğitim
Bakanlığı’ndan gizli olarak KTÖS’ün organizesi
ile bazı öğretmenler ile 17 ilkokul öğrencisinin
katılacağı haberleri basına yansıyınca, Ulusal
Halk Hareketi bu olayın üzerine gitti. Ulusal
Halk Hareketi, 29 Temmuz ve 30 Temmuz 2001
tarihlerinde yayınladığı basın bildirileriyle,
bu olayı gündeme getirdi ve bu olayın
organizatörlerinin kimler olduğunu ve Atina’ya
gidecek olan öğretmenler ile öğrencilerin
harcamalarının kimler tarafından karşılanacağını
ve para kaynaklarını sorguladı. UHH’nın basın
bildirilerinden sonra olayın Kıbrıs Türk
basınında geniş şekilde yer alması üzerine
oldukça zorda kalan KTÖS yönetimi açıklama
yapmak zorunda kaldı. 30 Temmuz 2001 tarihinde
bir basın toplantısı düzenleyen KTÖS Genel
Sekreteri Varol Öztuğ aynen şu açıklamayı yaptı:
“Bu etkinliğin sponsorluğunu SOROS Vakfı
üstlenmiştir.”
SOROS VAKFI VE AB: DENKTAŞ’I YIPRATIN
KTÖS Genel Sekreteri Varol Öztuğ’un 30 Temmuz
2001 tarihinde yapmış olduğu açıklamayla SOROS
Vakfı KKTC’de ilk kez kamuoyunun bilgisine
gelirken, SOROS Vakfı’nın Türkiye temsilciliğini
üstlenen Açık Toplum Enstitüsü yöneticilerinin
dönemin Türkiye’deki AB temsilcisi Karen Fogg
ile işbirliği halinde KKTC ve Cumhurbaşkanı Rauf
Denktaş karşıtı bir kampanya başlattıkları daha
bilinmiyordu. 2001 yılının başlarında başlatılan
bu kampanya Karen Fogg’un e-maillerinin basına
yansıması sonucu ortaya çıkacak ve bu kampanyayı
Soros Vakfı’nın Türkiye temsilciliği ile Karen
Fogg’un birlikte yürüttükleri gözler önüne
serilecekti.
AÇIK TOPLUM ENSTİTÜSÜ YÖNETİCİLERİNDEN
ŞAHİN ALPAY VE DİĞERLERİ
Soros Açık Toplum Vakfı’nın Türkiye
temsilciliğini yürüten Açık Toplum Enstitüsü’nün
yöneticilerinin çalışma ve faaliyetleri
bilinirken, bu yöneticiler arasında yer alan
gazeteci Şahin ALPAY, KKTC’ye ve Cumhurbaşkanı
Rauf Denktaş’a karşı yıkıcı faaliyetlerde
bulunan ve bu faaliyetleri organize edip
destekleyen AB yöneticilerinden Karen Fogg ile
çok yakın ilişkiler içerisinde olup, KKTC’de
Cumhurbaşkanı Denktaş karşıtı basını ve
gazetecileri yönlendiren kişidir.
AB yöneticilerinden Karen Fogg, gazeteci Şahin
Alpay’a gönderdiği 26 Şubat 2001 tarihli
yazısında Cumhurbaşkanı Denktaş’ın yıpratılması
talimatını verirken, “Denktaş’ın Kıbrıs
Türkleri’ni değil, Türkiye ve askeri temsil
ettiği” ve “Kıbrıs’ta çözümü engelleyen
Denktaş’tır” söylemlerinin kullanılmasını
emrediyordu:
Kimden : Karen Fogg
Kime : Şahin Alpay
Konu : Indymedia sitesindeki haberler
“Sevgili Şahin, bana göre bundan sonra izlenecek
yol, TC’de (Kuzey Kıbrıs’ta) kendi istekleri ve
güvenlik sorunları olduğunu söyleyen seslerin
daha net çıkmasını sağlamak, Kıbrıs Türklerinin
sesi olan Denktaş’ın itibarını azaltmak ve onun
Ankara’daki hiyerarşi ile askeri temsil ettiğini
hem Türkiye kamuoyuna hem de AB’ne göstermektir.
Karen Fogg’un bu e-mailinin yanı sıra, diğer
e-maillerinde de Yeni Düzen Gazetesi yazarı
Sevgül Uludağ ve ORTAM Gazetesi yazarı Hasan
Kahvecioğlu ile KIBRIS Gazetesi yazarı Hasan
Hastürer’in isimleri sıkça geçmekte ve Karen
Fogg, Denktaş karşıtı bu gazetecilere sahip
çıkılması talimatını vermektedir. Karen Fogg’un
bu talimatlarından sonra ise gerek KKTC ve
gerekse Türkiye ‘deki bazı gazetelerde Denktaş
karşıtı bir kampanyanın başlatıldığı
bilinmektedir.
Burada dikkat edilmesi gereken konu ise Soros
Vakfı’nın Türkiye temsilciliği ile yakın
ilişkiler içerisinde bulunan Sevgül Uludağ’ın
“ABD bizi eğitti, biz de 3000 kişiyi eğittik”
açıklamasını yapmış olmasıdır.
ANNAN PLANI VE CAN PAKER:
Rum-Yunan ikilisinin de büyük katkılarıyla
hazırlandığı bilinen Annan Planı’nın
sunulmasından sonra, bu planın kabul
edilebilmesi için KKTC’de harekete geçen siyasal
partiler ile diğer örgütler, Soros Vakfı ile
Soros Vakfı’nın Türkiye temsilcisi olan Açık
Toplum Enstitüsüyle çok yakın ilişkiler
içerisindedirler. Özellikle, Ali Erel
başkanlığındaki Kıbrıs Türk Ticaret Odası, Soros
Vakfı yöneticilerinin yönetiminde bulunan TUSİAD
ile birlikte Annan Planı savunuculuğunu
üstlenmiştir. Kıbrıs Türk Ticaret Odası ile
TÜSİAD arasındaki ilişki ve müşterek çalışmaları
organize eden kişi Soros Vakfı’nın Türkiye
temsilcisi olan Can Paker’dir. Can Paker, TESEV
Başkanı olup, TUSİAD Haysiyet Divanı üyesidir.
TESEV Başkanı ve Soros Vakfı’nın Türkiye
temsilcisi olan Can Paker, 4 Aralık 2003
tarihinde İstanbul’da düzenlediği basın
toplantısında “Annan Planı’nın daha iyi
anlaşılması” için Oslo Barış Araştırmaları
Enstitüsü (PRIO) tarafından hazırlanan “Kıbrıs
İçin Annan Planı: Vatandaşın El Kitabı” adlı
çalışmayı tanıtmak üzere Türkiye medyasının üst
düzey temsilcilerinin katılımıyla yemekli bir
toplantı düzenledi. İlter Türkmen ile Yalım Erez
de bu toplantıda hazır bulundu ve yapılan
konuşmalarda Annan planına övgüler düzüldü.
YEŞİL ZEHİR:
Ulusal güçler tarafından “Yeşil Zehir” olarak
tanımlanan “Kıbrıs İçin Annan Planı: Vatandaşın
El Kitabı” adlı kitapçık, KKTC’de ilk kez
gündeme 27 Ekim 2003 tarihinde geldi. PRIO’nun
hazırladığı “Cyprus Decides” adlı projenin ilk
safhası olarak bu kitapçık 20 bin adet olmak
üzere basıldı ve KKTC’de geniş şekilde dağıtımı
yapıldı. Söz konusu kitapçığın hazırlayıcıları
ise iki Türk ve iki Rum’dur. Bunlar Ayla Güzel,
Mete Hatay, Yula Taki ve Aleksis Aleksiu’dur ve
hizmetlerinin karşılığı olarak 2750’şer Sterlin
almışlardır. Seçimler öncesinde, söz konusu
kitapçığın hazırlanması, KKTC’de dağıtılması ve
Türkiye kamuoyuna tanıtılması için yürütülen
faaliyetler ve Soros Vakfı’nın bu faaliyetlerin
başını çekmesi oldukça düşündürücü olmuştur.
DEĞERLENDİRME
Annan Planı’nın kabul edilebilmesi için
yürütülen çalışmaların yanı sıra, 14 Aralık
seçimlerine yönelik olarak dış güçlerin
müdahalesi daha da yoğun geçmiştir. Seçimlere
yönelik dış müdahalenin yoğunlaştığı ve
“seçimlere hile karıştırılacak” ve “AB,
seçimleri muhalefet kazanırsa tanıyacak”
söylemlerinin gündeme geldiği bugünlerde,
“seçimlere hile karıştırıldı” diyerek Yugoslavya
ile Gürcistan’da ayaklanmalar düzenleyen ve
bunları finanse eden Soros Vakfı’nın KKTC’de de
devreye girmesi oldukça dikkat çekicidir. Soros
Vakfı’nın Yugoslavya ile Gürcistan’daki çalışma
yöntemleri ile KKTC’deki çalışma yöntemleri
birbirine çok benzemektedir.
Abonelik için tıklayınız.
- Geri - |