|
GİRİT’İ VEREN GAFLET, KIBRIS’I DA MI VERİYOR?
LÜTFİ ÖZDER
Rum tarafında yayınlanan 20 Ocak 2004 tarihli
Filelefteros gazetesi Rum Adalet Bakanı Daros
Theodoru’nun bir açıklamasına yer verdi.
“Kıbrıs’ın Kuzeyinde de, AB’den Mülteci
Operasyonu” başlığını taşıyan bu haberde, “Rum
polis gücü, hava kuvvetleri, liman ve sahil
polisi ile Göçmenlik Bürosu yetkililerinin
katılacağı ve bir kaç gün devam edecek olan
operasyon sırasında, KKTC ile Türkiye arasında
seyreden ve Ada’ya gelecek olan gemilerin
kontrolünün yapılacağı” duyuruldu. Operasyonun
ne zaman yapılacağı konusunda ise bilgi
verilmedi.
Fileleftheros’un haberinde, bunun bir tatbikat
değil, operasyon olduğu özellikle belirtilirken,
İtalya, Yunanistan, İspanya ve diğer AB
ülkelerinin katılacağı bu operasyonda Güney
Kıbrıs’ın koordinasyon görevini üstleneceği ve
Rum yetkililerinin karargahının eski Limasol
Limanı olacağını vurguladı. Güney Kıbrıs’tan
hava ve deniz araçlarının katılımıyla
gerçekleştirilecek operasyonda, Güney Kıbrıs’ın
silahlı teknelerinin KKTC ile Türkiye arasındaki
uluslararası sularda diğer AB üye ülkelerin
botlarıyla birlikte devriye yapacaklarını yazdı.
Bu alelade bir haber değildir. AB bayrağı
çekmiş, Rum-Yunan gemilerinin bir Türk gölü olan
KKTC ile Anadolu arasındaki sulara tecavüz
edecekleri, kaçak mülteci arama bahanesi ile iki
ülke arasında seyreden sivil Türk gemilerinin
yollarını keserek yoklayacakları yasak’ ilan
ettikleri KKTC limanlarına girişlerini
engelleyecekleri, KKTC’yi Rum-Yunan deniz
ablukasına alacakları, Yunan gölü haline
getirdikleri Ege denizinden sonra, KKTC-TC
arasındaki sulan da Yunan gölü haline
getirtecekleri, Türkiye’yi Güneyden çembere
alacakları, bu denizin derinliklerinde yatan
petrol yataklarına fiilen el atarak doğal
zenginliklerimize silah gücü ile el koymaya
kalkışacakları anlamına gelecektir.
Üstelik bu açıklama, Yunanistan Dışişleri Bakanı
Yorgo Papandreu’nun Türkiye’ye “silahlanmayı
azaltalım” çağrısının yapdığı sözde başbakanımız
Mehmedali Talat ile Anavatan Dışişleri Bakanı
Gül’ün yavru vatanı Annan Planı temelinde
Yunanistan’a nasıl ikram edeceklerinin
pazarlığını yaptıkları bir güne denk geliverdi.
“Allah şaşırttı” derler ya... Rum Yunan
ikilisinin AB bayrağı çekerek TC-KKTC arasındaki
ulaşımı denetimleri altına alarak kesme ve diğer
entrikalara hazırlandıklarının bir Rum bakan
tarafından açıklanması başta TC yetkilileri
olmak üzere hepimizi uyandıramaz ve içine
düştüğümüz gaflet uykusundan çıkarak kendimize
gelmemize yol açmazsa, hiçbir gelişme bizi bu
gaflet ve delaletten çıkaramayacak demektir.
Bu Rum-Yunan entrikası, Girit’in elimizden
çıkarak Yunanistan’ın eline geçmesini sağlayan
senaryoların tıpatıp aynısıdır.
Rum-Yunan ikilisinin hırs ve ihtirası, Kıbrıs’ın
üçte ikisini yutmakla bitmedi.
Şimdi bütün ihtiraslarını Kıbrıs’ın geri kalmış
üçte birini nasıl yutacakları hesapları üzerine
kurdular. Kıbrıs’ta iki tarafın eşit şartlar
içinde dostça yaşamalarını sağlayacak onurlu bir
barışa asla niyetleri yoktur. Barış ve dostluk
taarruzları ile bizi içten parçalayıp
birbirimize düşürürken, nihai hedeflerine doğru
yürüyorlar.
Türk milleti Girit’i masa başında kaybetmişti.
1800’lü yılların sonunda Osmanlı İmparatorluğunu
tıpkı bugünlerde olduğu gibi “Avrupalılaşma,
batılaşma” histerisi sarmıştı. Bu histeriye
bakan Avrupa o zamanlarda ‘Aramıza girecekseniz
Girit işini çözün” dayatmasını diline dolamıştı.
Osmanlı, Avrupalı olma hayali içinde Yunan
golünü 12’den yemiş, Girit Yunanistan toprağı
olmuştu ama, Osmanlı, Avrupalı olamamıştı.
Avrupa şimdi de, Kıbrıs sorununu Türkiye’nin
Avrupalılaşmasının önündeki engellerden biri
olarak resmen ortaya koydu. Bugün “Önce Kıbrıs’ı
halledin” derken, “Yunanistan’a teslim” edin
anlamına gelen formüller dayatıyor. Boyun
eğersek sadece müzakere için tarih
verebileceklerini belirtirken, “en az 10 yıl
daha hiçbir şekilde Türkiye üye olamaz”
diyorlar.
Avrupa, Türkiye’nin Avrupalılaşma çabasının her
aşamasında Kıbrıs meselesini öne sürerek tek bir
çözüm gösteriyor: “Verip kurtulmak!..”.
Avrupa “Girit’i bırakın” diye dayatırken,
Osmanlı “Vermeyiz!.. Hani toprak bütünlüğümüzü
garanti etmiştiniz?” diye soruyordu?
Şimdi “Hani uluslararası antlaşmalara göre
Kıbrıs, Türkiye’nin üye olmadığı bir
uluslararası kuruluşa katılamazdı?” sorusunu
sorma cesaretini bile gösteremiyoruz.
Girit Meclisi 6 kasım 1908’de; “Yunanistan’a
ilhak” kararını verdi. Osmanlı kuru bir
protestodan öteye geçmedi.
Rum Meclisi 26 Haziran 1967’de, ENOSİS yani
Yunanistan’a ilhak kararını oybirliği ile verdi,
hala görmek, anlamak istemiyoruz.
Nisan 1897’de Türkiye, Girit’teki ayaklanmayı
kışkırtan Yunanistan’a savaş açtı. Yunanistan
yenilince İngiltere, Fransa, İtalya ve Rusya
yardımına koştu. Bu ülkelerin sözde denetimine,
daha doğru bir deyimle ortak işgaline bırakılan
Girit, fiilen Türkiye’den koptu.
Şimdi Kıbrıs Annan Planı ile fiilen AB’ın
işgaline bırakılıyor. AB bayrağı çekmiş Rum-
Yunan donanması Türkiye ile KKTC arasındaki
sularda Türk gemilerinin yolunu keseceğini,
KKTC’yi ablukaya alacağını ilan ediyor.
Ve biz hala uyuyoruz. Mehmedali Paşa aklı ile
Avrupa’dan insaf ve izan bekliyor, Kıbrıs’ı
ikram ederek üyelik tarihi almakla Avrupalı
olacağımızı düşlüyoruz.
Korkarım ki Girit’i veren gaflet, Kıbrıs’ı da
vermesin.
Bu ne gaflettir yarabbi?!..
Abonelik için tıklayınız.
- Geri - |