Şubat 2004  Sayı: 66 "Ülkenin             bütünlüğü ve ulusun bağımzızlığı kaygı vericidir... Ulusun bağımsızlığı             yine ulusun çaba ve kararlılığı ile kurtarılacaktır."  | Anasayfa |
      Gündem
      Okuyucu Köşesi
      Duyurular
      Tarihçe
      Yazarlar
      Arşiv
      Resim Galerisi
      MP3 Bölümü
      Görüş ve Öneriler
      Abonelik
      Künye
      Bağlantılar
      Vakıf
      Ulaşım

 

   ŞUBAT 2004  

BİR KİTAP VE DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ

Yard. Doç. Dr. YAŞAR BÜYÜKOĞLU

Milli Mücadele döneminde henüz “Düzenli Ordu”nun kurulmasından önce işgalci güçlere karşı bağımsızlık mücadelesi, Güney Anadolu’daki şehirlerde başlamıştır.Urfa ve Maraş şehirlerinin kendilerini kurtarmaları, Antep ve Adana’nın da direnişlerini başlatıp, sürdürmeleri, Milli Mücadele tarihimizde bir dönüm noktasını oluşturmaktadır.

Mondros Mütarekesi’nin imzasını takiben bölgede meydana gelen haksız işgaller, Fransız – İngiliz ittifakı daha sonra bu ittifakın ayrılması, işgal kuvvetlerinden güç ve destek alan yerli ve diğer bölgelerden gelen Ermenilerin faaliyetleri, yine bölge şehirlerinde bulunan Kürt aşiretlerinin (özellikle Antep, Urfa ve Maraş çevresinde) bir Türk-Kürt ayrımı içerisinde kalmadan işgale uğrayan Türk vatanını düşmanlardan ve onlarla birlikte hareket eden Ermenilerden kurtarmak için mücadele ettikleri bilinen bir gerçektir.

Bu bölgedeki başarılar büyük bir destan yaratan, adını Türk Tarihi’ne altın harflerle yazdıran , vatan-millet sevgisinden ve Türk Milleti’nin özünde bulunan daima hür yaşama aşkından başka silahları olmayan bölge halkının,isimsiz şehitlerin ve gazilerin üstün gayretlerinin sonucudur.

Bu bölgede ki haklı mücadele, işgale uğramamış bütün Anadolu kasaba ve şehirleri üzerinde etkisini hissettirmiştir. Her fırsatta bu haksız işgalleri protesto etmiş ve bu yersiz işgallerin sona erdirilmesi için, onlarla beraber üzerlerine düşeni yapacaklarını açıklamışlardır.Bu konuda işgal devletleri nezdinde yapılan protesto ve tepkiler, Anadolu’da birlik ve beraberliğin ne kadar sağlam olduğunu göstermiştir.

Güney Anadolu Bölgesi’ndeki Milli Mücadele dönemi ile ilgili yerli ve yabancı yüzlerce kitap, dergi ve makale yayımlanmıştır. Bunların en sonuncusu Birol GÜNGÖR tarafından yazılan ve sponsorluğu ülkemizin önde gelen kuruluşu SANKO HOLDİNG tarafından yapılan  “ANTEP HARBİ”isimli kitaptır.(1)

Bu kitapta İngiliz birliklerinin 17 Aralık 1918’de Antep’i işgal ettikleri(2) ama bu işgal olayına Antep’lilerin pek tepki göstermedikleri belirtilmektedir.(3) Yine bu kitapta, Antep’teki Ermenilerin sayısı işgal döneminde 50.000 ile ifade edilmekte(4) ve Ermenilerin malları, mülkleri ve evlerinin Antepliler tarafından yağmalandığı belirtilmektedir. (5)

Kısaca, Antep halkı, çapulcu, yağmacı, kendisinin olmadığı malları alan hak etmediği ithamlarla anlatılmak istenmiştir. Antep halkının bu ithamlarla suçlanması  son derece üzücüdür.

Bölgemizde yapılan 1831 ile 1914 yılları arasında nüfus hareketlerini gerek salnamelerde ve gerekse Prof.Dr.Kemal H. KARPAT’ ın Osmanlı Nüfus Hareketleri üzerinde yaptığı incelemelerde görmek mümkündür.(6)

 Gaziantep bölgesinde, şehir Halep vilayetinin içinde gösterildiği ve sağlıklı bir nüfus sayımı olmamasına rağmen, şehir merkezinde ,Osmanlı Devleti zamanında yerli Ermeni ailelerin bulundukları bilinmektedir.Türk kültürü içerisinde yetişen,Ermenice bilmeyen, her türlü ilişkilerinde Türkçe konuşan bu yerli Ermeniler,ancak Fransız işgali döneminde dışarıdan gelen Ermenilerin teşvikiyle Türkler’e  karşı cephe almışlardır.

1914 nüfus sayımına göre Antep’i de içine alan Halep vilayetinde Ermenilerin nüfusu %6 civarındadır.(7)

1.Dünya savaşı sonunda İngiliz işgali döneminde Antepli olmayan yüzlerce Ermeni de bulunmaktadır. Bunlar arasında Antepli olmayan ve asayişsizlikten dolayı memleketlerine dönmeyen Sivaslı, Erzurumlu ve diğer Anadolu şehirlerinden Ermeniler de vardır.Ama bunların sayılarını 50.000’lerle ifade etmenin hiçbir mantığı ve gerçekçiliği de yoktur.

 Antep bölgesinde; özellikle şehir –içi çarpışmalar başlayınca, Ermeni mahallesindeki Türkler, evlerini ve eşyalarını olduğu gibi bırakarak Türk mahallelerine sığınma zorunda kaldılar.Türk mahallelerindeki Ermeniler de kendi bölgelerine kaçtılar.Türk mahallesindeki Ermeni evlerinin eşyaları, teşkil edilen MUHAFAZA-İ EVVAL (Malları Koruma) KOMİSYONU tarafından toplattırılıp Kürkçü Hanına gönderilmiş ve muhafaza altına alınmış, evlerin hiç birisi tahrip edilmemiş ve ateş edilmeye uygun evlerden ancak ufak mazgallar açılmıştı.Ermeni mahallelerinde oturan Türkler’in eşyaları ise yağma edilmiş,evleri yıktırılmıştır.(8)

Ermeni  ailelerin mallarının ve mülklerinin işgal edilmiş olduğu (9) iddiası yine kitabın ileriki sayfalarında Antep Merkez Kurulu Reisi imzasıyla “ Antep Milletvekillerine, 3.Kolordu ve 9.Alay Komutanlıklarına” gönderilen bir belge ile çürütülmektedir.(10) Bu belgenin 3.5. ve 9. maddeleri çok açık bir şekilde böyle  bir yağmalama olayının olmadığını belirtmektedir.

“3. Evleri Hıristiyan bölgesinde kalan Türkler, olayların başlamasından hemen sonra zorunlu olarak terk ettikleri için, ilk günden başlayarak eski hasırlarına varıncaya kadar Ermeni yağmacıları tarafından taksim ve yok edilmişlerdir. Camilerin halı ve kilimleri  ile 600’ü aşkın evde oluşan zararlar sonucunda eşyaların ancak % 20’sinin elde kaldığı belirlenmiştir.”

“5. Hıristiyanların eşyaları mevcut, evleri hasar görmediği halde, zavallı Türkler’in  ibadethaneleri, minareleri dinamitle yıkılarak ve döşemeleri yok edilerek harap edilmişlerdir.  Buraları, yuvasız kuşların durumuna düşen masum insanların yüreklerini parçalamaktadır. Var olduğu söylenen  % 20 oranındaki  taşınabilir eşyaları göz yaşları  ile toplamaktadırlar. Kalan eşyalarının nasıl geri karşılanacağı konusundaki haklı taleplerine  ne cevap vereceğimizi bilemediğimiz gibi, bu durum karşısında nasıl bir işlem yapmamız gereğini tarafımıza bildirmenizi dileriz.  ”

“ 9. Bu kadar iyi korunmuş eşyalarını teslim almakta  bulunan ve özgürlüklerini tam olarak elde eden Ermeniler’in, bol miktarda gıda maddeleri depolamaları, Türk Yönetiminde   bulunan evlerine getirilecekleri Celal Bey tarafından kararlaştırıldığı halde, Ermenilerin hiçbir sebebe dayanmadan, göç konusundaki umursamaz davranışları, Mutasarrıflığı ciddiye almadıklarını gösterdiği gibi, Hıristiyanların harbin başında oluşan statüyü yavaş yavaş kalıcı bir değişikliğe dönüştürdükleri izlenimini vermektedir.” 

Kitap’ta Ermeni ailelerinin geçmişi ve Türk  Ermeni ilişkileri ile ilgili olarak verilen bilgilerde hangi kaynaklara dayandırıldığı belirtilmeden gerçekçilik açısından derin kuşkular ve soru işaretleri içermektedir.(11)

“Yörede,  Balta Harbi diye adlandırılan 1895 olayları tam unutulmaya başlamışken 1909’da İstanbul’da ki 31 Mart Olayları’nın  Adana’ya sıçraması ile, kentte aniden gelişen acımasız bir iç savaş, 10.000’nin üzerinde Osmanlı yurttaşının ölümü ile sonuçlandı. Bunun çok büyük bir kısmı Çukurova’daki Hıristiyan topluluklarına aitti. İttihat Terakki’nin ünlü lideri Cemal paşa’nın  Adana Valiliği döneminde bu üzüntü verici tehlikeli durum, ciddi ve yansız bir şekilde hızla soruşturuldu ve olayların yüzlerce sorumlusu yargılandı ve asılarak cezalandırıldı. İdam edilenlerin çok büyük bir kısmı Müslüman yurttaşlardan olunca, gerek yöre Ermenileri, gerekse  de olaylara şiddetli tepki gösteren uluslar arası kamuoyu, belli bir oranda sakinleştirilmiş oldu.”

“Ermeniler, Dimyat’a pirince giderken, evdeki  bulgurdan olmuşlardı. 1915 ilkbaharında yürürlüğe giren tehcir kararı ve bu kararların uygulanmasında görülen büyük  yanlışlıklar nedeni ile çekilen derin acılar, giderek birbirinden uzaklaşan bu iki toplum arasında, kapatılması çok güç yaralar açtı.”

“Antep’te de durum bu yönde gelişti. Çatışma bölgelerinden, güvenlik nedeniyle Ermeni nüfusun kaydırılması niyeti ile, Rus cephesinden  Suriye ve Irak topraklarına göç ettirilen Doğu Anadolu Ermeniler’inin yanı sıra, Antep Ermenileri de Irak topraklarına gönderildi. Özellikle Ortodokscemaati tehcire tabii tutuldu. Fakat cepheden oldukça içeride olan Antep’ten, Irak’ta ki İngiliz cephesinin hemen burnunun  dibine tehcir yapılmasını, cephe güvenliği gerekçesine bağlamak, doğaldır ki hiç kimseye pek inandırıcı gelmedi. ”

Yine kitapta ne olduğu pek anlaşılmayan paragraflar vardır. (12)

“Her ne kadar Ermeni topluluğu,  Antep-Fransız Harbinde tarafsızlık kararı alsa da, herkesin kafasında bu bin yıllık birliktelik çoktan sona ermişti bile. Ya onlar yenecekler bir küçük Ermenistan kurulacak, ya da biz yeneceğiz, işbirlikçi konumuna düşen bu Hıristiyan topluluk bu topraklardan gidecekti.”

“İyi kötü uygulansa da, böyle bir akılcı tarafsızlık kararı, Ermeni  toplumunun Antep Harbi’nden en az can kaybı ile kurtulmasını sağlamıştır.”

“Bin yıldır bir arada yaşayan Müslüman Türkler ile, Hıristiyan azınlıkların yan yana yaşantısı artık Güney Anadolu’da sona eriyordu. Kalan ailelerin de pek çoğu kısa bir süre içerisinde bu harekete katılmış, bu arada göçte biraz gönülsüz davranan çok küçük bir azınlıkta, bir kısım aşırı milliyetçiler tarafından, bir an evvel göç kervanına katılmaları için zorlanmışlardır. ”

“Geçmişte yapılan büyük haksızlıklar, Antep’in acımasız bombardımanı, Bolşeviklik, Alman yandaşlığı suçlamaları unutulmak isteniyordu. Hemen hemen oybirliği halinde Fransız basını bu konuda sayfayı hızla çevirmek istiyor gibi idi. Hiçbir Fransız, Ankara Hükümeti ile imzalanmış olan Anlaşmanın, Kemalist Türkiye’de, Fransız işadamlarına geniş olanaklar sağlayacağından şüphe etmiyordu. ”  

“...................... Ordu süratle Sakarya Savaşı’nın tükettiği kaynaklarını yeniden toparlayıp, Büyük Taarruza  hazırlanmak zorunda idi. Ankara Hükümeti, Rusya’dan gelen altınlar ile güneydeki gümrük gelirlerini karşılık olarak gösteriyordu.Bu arada Ankara Hükümetine bağış olarak 10.000 üniforma, cephanesiyle beraber 10.000 tüfek, 2000 at,  10 Breguet uçağı ve Adana telgraf istasyonu verildi. ” 

Heyet-i Temsiliye ve Cemiyet-i İslamiye çekişmeleri (13)  ile ilgili ifade ise tamamen yanlış bir değerlendirmeyi içermektedir.

Sivas Kongresi sonucunda oluşturulan ve Mustafa Kemal Paşa’yı   Heyet-i Temsiliye Reisi seçen Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk-u Milliye Cemiyeti bütün İl ve İlçelerde şubeler açılması ve Milli Misak-ın tahakkuk ettirilmesi için Valilere, mutasarrıflara genelgeler göndermişti. İşte bu genelge doğrultusunda  Antep ve çevresinde Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti kurulmadan önce, Cemiyet-i İslamiye adıyla İngiliz işgali döneminde kurulan bir teşkilatın varlığı bilinmektedir.(14)

Cemiyet-i İslamiye, Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti’nin kuruluşuna kadar yalnız Antep’te değil, Antep’in kazalarında dahi teşkilatlanmıştı.

Cemiyet-i İslamiye, Türkler’e karşı yapılan tecavüzlere, haksız işkencelere karşı duruyor, protesto ediyordu.(15) Müdafaa-i  Hukuk Cemiyeti kurulunca, Cemiyet-i  İslamiye’nin halk nazarında nüfuz ve kudreti azalmış, Antep şehir-içi çarpışmalarının başlamasıyla  da tarihe karışmıştır.(16)

Sonuç olarak Sayın Birol GÜNGÖR Kurtuluş Savaşımızın önemli bir bölümünü teşkil eden Güney Cephesinin “ANTEP” bölümünü  büyük bir özveride bulunarak kaleme almıştır. Yakın tarihimizin önemli konularını daha dikkatli ve titiz bir incelemeden geçirmek ise tarihi araştırmacıların en önde gelen görevleri olmalıdır.

Sayın GÜNGÖR’ün yakın tarihimize ilgi duyması, araştırmalar yapması çok sevindiricidir. Ancak Sayın GÜNGÖR’ün bahsettiğimiz konuları daha dikkatli incelemesini dilerim.  

 

         DİPNOTLAR
*        Gaziantep Üniversitesi Nizip Meslek Yüksekokulu Müdürü
1-      GÜNGÖR, Birol ; Antep Harbi, Eren Yayıncılık,İstanbul 2004.
2-      GÜNGÖR, Birol ; a.g.e, s.41; ÜNLER,Ali Nadi ; Gaziantep Savunması, İstanbul 1970,s.11 LOHANLIZADE Mustafa Nureddin; İstiklâl Sevgisinin Abidesi Gaziantep Müdafası, Gaziantep, 1974, s.16. Antep’in İngilizler tarafından işgali,Türk İstiklal harbi, C.I, s.77 ve Türk İstiklâl Harbi c.IV., s.49, 17 Aralık 1918 olarak verilmektedir. AKBIYIK ,Yaşar,Milli Mücadele Güney Cephesi (Maraş). Ankara, 1990, s.11’de ise işgal tarihi 1 Ocak 1919 olarak verilmektedir. TANSEL, Selahattin, Mondros’tan Mudanya’ya Kadar; s.209’da işgal tarihi 15 Ocak 1919 olarak verilmektedir.
3-      GÜNGÖR, Birol;  a.g.e; s.41
4-      GÜNGÖR, Birol; a.g.e ; s.42
5-      GÜNGÖR, Birol ; a.g.e; s.43
6-      KARPAT, H:Kemal; Ottoman Population.1830-1914.Demographic and Social Characteristics. The University of Wisconsin Pres., Published 1985., s.21-188
7-      KARPAT, H:Kemal;a.g.e;s.188
8-      ÜNLER, Ali Nadi ;a.g.e;. s.48-49,T.İ.H.,C.IV,S.131
9-      GÜNGÖR, Birol; a.g.e ; s.43
10-     GÜNGÖR, Birol; a.g.e; s.164-165-166
11-     GÜNGÖR, Birol; a.g.e; s.129-130-131
12-     GÜNGÖR, Birol; a.g.e; s.359-360
13-     GÜNGÖR, Birol; a.g.e; s .377
14-     UZEL, Sahir; Gaziantep Savunmasının İçyüzü, Ankara, 1952. s.8, ÜNLER, Ali Nadi, a.g.e.; s.21-22, ÖZTÜRK, Ayhan; Milli Mücadele’de  Gaziantep, Geçit Yayınları, Kayseri; 1994, s.39
15-     ÜNLER,Ali Nadi; a.g.e; s.21         
16-     ÜNLER,Ali Nadi ;a.g.e; s.22


Abonelik için tıklayınız.

- Geri -

 
 | Gündem / Haber | Tarihçe | Yazarlar | Arşiv | Resim Galerisi | MP3 Bölümü |
 | Görüş ve Öneriler
| Abonelik | Künye | Bağlantılar |Vakıf | Ulaşım |