|
BİR KİTAP VE DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ
Yard. Doç. Dr. YAŞAR BÜYÜKOĞLU
Milli Mücadele döneminde henüz “Düzenli Ordu”nun
kurulmasından önce işgalci güçlere karşı
bağımsızlık mücadelesi, Güney Anadolu’daki
şehirlerde başlamıştır.Urfa ve Maraş
şehirlerinin kendilerini kurtarmaları, Antep ve
Adana’nın da direnişlerini başlatıp,
sürdürmeleri, Milli Mücadele tarihimizde bir
dönüm noktasını oluşturmaktadır.
Mondros Mütarekesi’nin imzasını takiben bölgede
meydana gelen haksız işgaller, Fransız – İngiliz
ittifakı daha sonra bu ittifakın ayrılması,
işgal kuvvetlerinden güç ve destek alan yerli ve
diğer bölgelerden gelen Ermenilerin
faaliyetleri, yine bölge şehirlerinde bulunan
Kürt aşiretlerinin (özellikle Antep, Urfa ve
Maraş çevresinde) bir Türk-Kürt ayrımı
içerisinde kalmadan işgale uğrayan Türk vatanını
düşmanlardan ve onlarla birlikte hareket eden
Ermenilerden kurtarmak için mücadele ettikleri
bilinen bir gerçektir.
Bu bölgedeki başarılar büyük bir destan yaratan,
adını Türk Tarihi’ne altın harflerle yazdıran ,
vatan-millet sevgisinden ve Türk Milleti’nin
özünde bulunan daima hür yaşama aşkından başka
silahları olmayan bölge halkının,isimsiz
şehitlerin ve gazilerin üstün gayretlerinin
sonucudur.
Bu bölgede ki haklı mücadele, işgale uğramamış
bütün Anadolu kasaba ve şehirleri üzerinde
etkisini hissettirmiştir. Her fırsatta bu haksız
işgalleri protesto etmiş ve bu yersiz işgallerin
sona erdirilmesi için, onlarla beraber
üzerlerine düşeni yapacaklarını
açıklamışlardır.Bu konuda işgal devletleri
nezdinde yapılan protesto ve tepkiler,
Anadolu’da birlik ve beraberliğin ne kadar
sağlam olduğunu göstermiştir.
Güney Anadolu Bölgesi’ndeki Milli Mücadele
dönemi ile ilgili yerli ve yabancı yüzlerce
kitap, dergi ve makale yayımlanmıştır. Bunların
en sonuncusu Birol GÜNGÖR tarafından yazılan ve
sponsorluğu ülkemizin önde gelen kuruluşu SANKO
HOLDİNG tarafından yapılan “ANTEP HARBİ”isimli
kitaptır.(1)
Bu kitapta İngiliz birliklerinin 17 Aralık
1918’de Antep’i işgal ettikleri(2) ama bu işgal
olayına Antep’lilerin pek tepki göstermedikleri
belirtilmektedir.(3) Yine bu kitapta, Antep’teki
Ermenilerin sayısı işgal döneminde 50.000 ile
ifade edilmekte(4) ve Ermenilerin malları,
mülkleri ve evlerinin Antepliler tarafından
yağmalandığı belirtilmektedir. (5)
Kısaca, Antep halkı, çapulcu, yağmacı,
kendisinin olmadığı malları alan hak etmediği
ithamlarla anlatılmak istenmiştir. Antep
halkının bu ithamlarla suçlanması son derece
üzücüdür.
Bölgemizde yapılan 1831 ile 1914 yılları
arasında nüfus hareketlerini gerek salnamelerde
ve gerekse Prof.Dr.Kemal H. KARPAT’ ın Osmanlı
Nüfus Hareketleri üzerinde yaptığı incelemelerde
görmek mümkündür.(6)
Gaziantep bölgesinde, şehir Halep vilayetinin
içinde gösterildiği ve sağlıklı bir nüfus sayımı
olmamasına rağmen, şehir merkezinde ,Osmanlı
Devleti zamanında yerli Ermeni ailelerin
bulundukları bilinmektedir.Türk kültürü
içerisinde yetişen,Ermenice bilmeyen, her türlü
ilişkilerinde Türkçe konuşan bu yerli
Ermeniler,ancak Fransız işgali döneminde
dışarıdan gelen Ermenilerin teşvikiyle Türkler’e
karşı cephe almışlardır.
1914 nüfus sayımına göre Antep’i de içine alan
Halep vilayetinde Ermenilerin nüfusu %6
civarındadır.(7)
1.Dünya savaşı sonunda İngiliz işgali döneminde
Antepli olmayan yüzlerce Ermeni de
bulunmaktadır. Bunlar arasında Antepli olmayan
ve asayişsizlikten dolayı memleketlerine
dönmeyen Sivaslı, Erzurumlu ve diğer Anadolu
şehirlerinden Ermeniler de vardır.Ama bunların
sayılarını 50.000’lerle ifade etmenin hiçbir
mantığı ve gerçekçiliği de yoktur.
Antep bölgesinde; özellikle şehir –içi
çarpışmalar başlayınca, Ermeni mahallesindeki
Türkler, evlerini ve eşyalarını olduğu gibi
bırakarak Türk mahallelerine sığınma zorunda
kaldılar.Türk mahallelerindeki Ermeniler de
kendi bölgelerine kaçtılar.Türk mahallesindeki
Ermeni evlerinin eşyaları, teşkil edilen
MUHAFAZA-İ EVVAL (Malları Koruma) KOMİSYONU
tarafından toplattırılıp Kürkçü Hanına
gönderilmiş ve muhafaza altına alınmış, evlerin
hiç birisi tahrip edilmemiş ve ateş edilmeye
uygun evlerden ancak ufak mazgallar
açılmıştı.Ermeni mahallelerinde oturan
Türkler’in eşyaları ise yağma edilmiş,evleri
yıktırılmıştır.(8)
Ermeni ailelerin mallarının ve mülklerinin
işgal edilmiş olduğu (9) iddiası yine kitabın
ileriki sayfalarında Antep Merkez Kurulu Reisi
imzasıyla “ Antep Milletvekillerine, 3.Kolordu
ve 9.Alay Komutanlıklarına” gönderilen bir belge
ile çürütülmektedir.(10) Bu belgenin 3.5. ve 9.
maddeleri çok açık bir şekilde böyle bir
yağmalama olayının olmadığını belirtmektedir.
“3. Evleri Hıristiyan bölgesinde kalan Türkler,
olayların başlamasından hemen sonra zorunlu
olarak terk ettikleri için, ilk günden
başlayarak eski hasırlarına varıncaya kadar
Ermeni yağmacıları tarafından taksim ve yok
edilmişlerdir. Camilerin halı ve kilimleri ile
600’ü aşkın evde oluşan zararlar sonucunda
eşyaların ancak % 20’sinin elde kaldığı
belirlenmiştir.”
“5. Hıristiyanların eşyaları mevcut, evleri
hasar görmediği halde, zavallı Türkler’in
ibadethaneleri, minareleri dinamitle yıkılarak
ve döşemeleri yok edilerek harap edilmişlerdir.
Buraları, yuvasız kuşların durumuna düşen masum
insanların yüreklerini parçalamaktadır. Var
olduğu söylenen % 20 oranındaki taşınabilir
eşyaları göz yaşları ile toplamaktadırlar.
Kalan eşyalarının nasıl geri karşılanacağı
konusundaki haklı taleplerine ne cevap
vereceğimizi bilemediğimiz gibi, bu durum
karşısında nasıl bir işlem yapmamız gereğini
tarafımıza bildirmenizi dileriz. ”
“ 9. Bu kadar iyi korunmuş eşyalarını teslim
almakta bulunan ve özgürlüklerini tam olarak
elde eden Ermeniler’in, bol miktarda gıda
maddeleri depolamaları, Türk Yönetiminde
bulunan evlerine getirilecekleri Celal Bey
tarafından kararlaştırıldığı halde, Ermenilerin
hiçbir sebebe dayanmadan, göç konusundaki
umursamaz davranışları, Mutasarrıflığı ciddiye
almadıklarını gösterdiği gibi, Hıristiyanların
harbin başında oluşan statüyü yavaş yavaş kalıcı
bir değişikliğe dönüştürdükleri izlenimini
vermektedir.”
Kitap’ta Ermeni ailelerinin geçmişi ve Türk
Ermeni ilişkileri ile ilgili olarak verilen
bilgilerde hangi kaynaklara dayandırıldığı
belirtilmeden gerçekçilik açısından derin
kuşkular ve soru işaretleri içermektedir.(11)
“Yörede, Balta Harbi diye adlandırılan 1895
olayları tam unutulmaya başlamışken 1909’da
İstanbul’da ki 31 Mart Olayları’nın Adana’ya
sıçraması ile, kentte aniden gelişen acımasız
bir iç savaş, 10.000’nin üzerinde Osmanlı
yurttaşının ölümü ile sonuçlandı. Bunun çok
büyük bir kısmı Çukurova’daki Hıristiyan
topluluklarına aitti. İttihat Terakki’nin ünlü
lideri Cemal paşa’nın Adana Valiliği döneminde
bu üzüntü verici tehlikeli durum, ciddi ve
yansız bir şekilde hızla soruşturuldu ve
olayların yüzlerce sorumlusu yargılandı ve
asılarak cezalandırıldı. İdam edilenlerin çok
büyük bir kısmı Müslüman yurttaşlardan olunca,
gerek yöre Ermenileri, gerekse de olaylara
şiddetli tepki gösteren uluslar arası kamuoyu,
belli bir oranda sakinleştirilmiş oldu.”
“Ermeniler, Dimyat’a pirince giderken, evdeki
bulgurdan olmuşlardı. 1915 ilkbaharında
yürürlüğe giren tehcir kararı ve bu kararların
uygulanmasında görülen büyük yanlışlıklar
nedeni ile çekilen derin acılar, giderek
birbirinden uzaklaşan bu iki toplum arasında,
kapatılması çok güç yaralar açtı.”
“Antep’te de durum bu yönde gelişti. Çatışma
bölgelerinden, güvenlik nedeniyle Ermeni nüfusun
kaydırılması niyeti ile, Rus cephesinden Suriye
ve Irak topraklarına göç ettirilen Doğu Anadolu
Ermeniler’inin yanı sıra, Antep Ermenileri de
Irak topraklarına gönderildi. Özellikle
Ortodokscemaati tehcire tabii tutuldu. Fakat
cepheden oldukça içeride olan Antep’ten, Irak’ta
ki İngiliz cephesinin hemen burnunun dibine
tehcir yapılmasını, cephe güvenliği gerekçesine
bağlamak, doğaldır ki hiç kimseye pek inandırıcı
gelmedi. ”
Yine kitapta ne olduğu pek anlaşılmayan
paragraflar vardır. (12)
“Her ne kadar Ermeni topluluğu, Antep-Fransız
Harbinde tarafsızlık kararı alsa da, herkesin
kafasında bu bin yıllık birliktelik çoktan sona
ermişti bile. Ya onlar yenecekler bir küçük
Ermenistan kurulacak, ya da biz yeneceğiz,
işbirlikçi konumuna düşen bu Hıristiyan topluluk
bu topraklardan gidecekti.”
“İyi kötü uygulansa da, böyle bir akılcı
tarafsızlık kararı, Ermeni toplumunun Antep
Harbi’nden en az can kaybı ile kurtulmasını
sağlamıştır.”
“Bin yıldır bir arada yaşayan Müslüman Türkler
ile, Hıristiyan azınlıkların yan yana yaşantısı
artık Güney Anadolu’da sona eriyordu. Kalan
ailelerin de pek çoğu kısa bir süre içerisinde
bu harekete katılmış, bu arada göçte biraz
gönülsüz davranan çok küçük bir azınlıkta, bir
kısım aşırı milliyetçiler tarafından, bir an
evvel göç kervanına katılmaları için
zorlanmışlardır. ”
“Geçmişte yapılan büyük haksızlıklar, Antep’in
acımasız bombardımanı, Bolşeviklik, Alman
yandaşlığı suçlamaları unutulmak isteniyordu.
Hemen hemen oybirliği halinde Fransız basını bu
konuda sayfayı hızla çevirmek istiyor gibi idi.
Hiçbir Fransız, Ankara Hükümeti ile imzalanmış
olan Anlaşmanın, Kemalist Türkiye’de, Fransız
işadamlarına geniş olanaklar sağlayacağından
şüphe etmiyordu. ”
“...................... Ordu süratle Sakarya
Savaşı’nın tükettiği kaynaklarını yeniden
toparlayıp, Büyük Taarruza hazırlanmak zorunda
idi. Ankara Hükümeti, Rusya’dan gelen altınlar
ile güneydeki gümrük gelirlerini karşılık olarak
gösteriyordu.Bu arada Ankara Hükümetine bağış
olarak 10.000 üniforma, cephanesiyle beraber
10.000 tüfek, 2000 at, 10 Breguet uçağı ve
Adana telgraf istasyonu verildi. ”
Heyet-i Temsiliye ve Cemiyet-i İslamiye
çekişmeleri (13) ile ilgili ifade ise tamamen
yanlış bir değerlendirmeyi içermektedir.
Sivas Kongresi sonucunda oluşturulan ve Mustafa
Kemal Paşa’yı Heyet-i Temsiliye Reisi seçen
Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk-u Milliye
Cemiyeti bütün İl ve İlçelerde şubeler açılması
ve Milli Misak-ın tahakkuk ettirilmesi için
Valilere, mutasarrıflara genelgeler göndermişti.
İşte bu genelge doğrultusunda Antep ve
çevresinde Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti kurulmadan
önce, Cemiyet-i İslamiye adıyla İngiliz işgali
döneminde kurulan bir teşkilatın varlığı
bilinmektedir.(14)
Cemiyet-i İslamiye, Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti’nin
kuruluşuna kadar yalnız Antep’te değil, Antep’in
kazalarında dahi teşkilatlanmıştı.
Cemiyet-i İslamiye, Türkler’e karşı yapılan
tecavüzlere, haksız işkencelere karşı duruyor,
protesto ediyordu.(15) Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti
kurulunca, Cemiyet-i İslamiye’nin halk
nazarında nüfuz ve kudreti azalmış, Antep
şehir-içi çarpışmalarının başlamasıyla da
tarihe karışmıştır.(16)
Sonuç olarak Sayın Birol GÜNGÖR Kurtuluş
Savaşımızın önemli bir bölümünü teşkil eden
Güney Cephesinin “ANTEP” bölümünü büyük bir
özveride bulunarak kaleme almıştır. Yakın
tarihimizin önemli konularını daha dikkatli ve
titiz bir incelemeden geçirmek ise tarihi
araştırmacıların en önde gelen görevleri
olmalıdır.
Sayın GÜNGÖR’ün yakın tarihimize ilgi duyması,
araştırmalar yapması çok sevindiricidir. Ancak
Sayın GÜNGÖR’ün bahsettiğimiz konuları daha
dikkatli incelemesini dilerim.
DİPNOTLAR
* Gaziantep Üniversitesi Nizip Meslek
Yüksekokulu Müdürü
1- GÜNGÖR, Birol ; Antep Harbi, Eren
Yayıncılık,İstanbul 2004.
2- GÜNGÖR, Birol ; a.g.e, s.41; ÜNLER,Ali
Nadi ; Gaziantep Savunması, İstanbul 1970,s.11
LOHANLIZADE Mustafa Nureddin; İstiklâl
Sevgisinin Abidesi Gaziantep Müdafası,
Gaziantep, 1974, s.16. Antep’in İngilizler
tarafından işgali,Türk İstiklal harbi, C.I,
s.77 ve Türk İstiklâl Harbi c.IV., s.49, 17
Aralık 1918 olarak verilmektedir. AKBIYIK
,Yaşar,Milli Mücadele Güney Cephesi (Maraş).
Ankara, 1990, s.11’de ise işgal tarihi 1 Ocak
1919 olarak verilmektedir. TANSEL, Selahattin,
Mondros’tan Mudanya’ya Kadar; s.209’da işgal
tarihi 15 Ocak 1919 olarak verilmektedir.
3- GÜNGÖR, Birol; a.g.e; s.41
4- GÜNGÖR, Birol; a.g.e ; s.42
5- GÜNGÖR, Birol ; a.g.e; s.43
6- KARPAT, H:Kemal; Ottoman Population.1830-1914.Demographic
and Social Characteristics. The University of
Wisconsin Pres., Published 1985., s.21-188
7- KARPAT, H:Kemal;a.g.e;s.188
8- ÜNLER, Ali Nadi ;a.g.e;.
s.48-49,T.İ.H.,C.IV,S.131
9- GÜNGÖR, Birol; a.g.e ; s.43
10- GÜNGÖR, Birol; a.g.e; s.164-165-166
11- GÜNGÖR, Birol; a.g.e; s.129-130-131
12- GÜNGÖR, Birol; a.g.e; s.359-360
13- GÜNGÖR, Birol; a.g.e; s .377
14- UZEL, Sahir; Gaziantep Savunmasının
İçyüzü, Ankara, 1952. s.8, ÜNLER, Ali Nadi,
a.g.e.; s.21-22, ÖZTÜRK, Ayhan; Milli
Mücadele’de Gaziantep, Geçit Yayınları,
Kayseri; 1994, s.39
15- ÜNLER,Ali Nadi; a.g.e; s.21
16- ÜNLER,Ali Nadi ;a.g.e; s.22
Abonelik için tıklayınız.
- Geri - |