Şubat 2004  Sayı: 66 "Ülkenin             bütünlüğü ve ulusun bağımzızlığı kaygı vericidir... Ulusun bağımsızlığı             yine ulusun çaba ve kararlılığı ile kurtarılacaktır."  | Anasayfa |
      Gündem
      Okuyucu Köşesi
      Duyurular
      Tarihçe
      Yazarlar
      Arşiv
      Resim Galerisi
      MP3 Bölümü
      Görüş ve Öneriler
      Abonelik
      Künye
      Bağlantılar
      Vakıf
      Ulaşım

 

   ŞUBAT 2004  
 
BİR ÖĞRENCİ
(PARİS)
 
 
Merhaba Sevgili Arkadaşım,

Sevgili arkadaşım uzun bir süre sana e-mail atıp atmamakta kararsızdım, çünkü seninle AB yüzünden kavga etmiştik, sen bizim Avrupa Birliğine girmek istememizi, AB uşaklığı ile suçlamıştın. Sen yine bize kibar davranmışsın, buradaki insanlar bizi uşak olarak bile görmüyorlar, kendilerine hizmet edecek aşağılık yaratıklar olarak görüyorlar. Sevgili arkadaşım hatırlıyor musun? Seninle ilk tartışmamız söyle olmuştu, sana AB’ye girip girmememiz hakkında ne düşündüğümü sormuştum, sen de bana “sen ... çukuruna girmek ister misin?” diye soruyla karşılık vermiştin, tabii ki girmek istemem demiştim, sen de öyleyse ben niye AB’ye girmek isteyeyim demiştin. Sevgili arkadaşım o zaman sana çok kızmıştım ama senin ne kadar haklı olduğunu simdi çok iyi anladım. Buradaki arkadaşlarımız hepsi senin ne kadar haklı olduğunu anladılar, hatta ……… bile sana hak vermeye başladı, duyduğum kadarıyla sana AB’ye girersek onları Müslüman yaparız demiş, sen de ona ilk önce sen kendin Müslüman ol, Müslüman olmak o kadar kolay mı? Sen Müslüman olduktan sonra aileni, sonra çevreni, daha sonra da Türkiye’yi Müslüman yap, ondan sonra Avrupa’ya sıra gelsin benim zeka fakiri kardeşim (senin ona geri zekalı demek istediğini daha sonra anlamış). Bu kadar hakaretin üzerine o bile sana hak vermeye başladı, belki sana e-mail atabilir.

Sevgili arkadaşım seçimden sonra buradaki basın yaklaşık bir haftadır her gün baş sayfadan Türkiye haberleri veriyor, bende seninle biraz çıkan haberleri paylaşmak istedim; Öncelikle şunu belirtmeliyim ki burada, sol basın bile artık ırkçılığa varan bir Türkiye karşıtlığı yapıyor. Seçimlerden sonra çıkan haberler zaten Türkiye’yi neredeyse Afganistan gibi gösterdi ve hemen ardından Türkiye’nin AB’ye dahil edilmesine elbirliğiyle karsı çıkılması temelini hazırlamak için gazetelerde Türkiye’yi ve Türkleri küçük düşürücü aşağılayan haberlerin yer almadığı bir gün bir saat bir dakika bir saniye bile geçmiyor. Le Figaro’da çıkan bir haber Avrupalı bir diplomatın, “Esasında onları kimse Avrupa’da istemiyor ancak nasıl dışarıda tutacağımızı da bilmiyoruz” dediğini belirtirken, bugün Le Monde baş sayfadan, Giscard D’Estaing’in, “Türkiye’nin AB’ye girişi AB’nin sonu olur” başlıklı röportajını ve D’estaing’in bir grup Türk’ü (bazı parti milletvekillerinin türbanlı karılarını göstererek) göstererek “onlar bize benzemiyor” dediği karikatürünü yayınladı (Le Monde burada en çok okunan ve en saygın gazetelerinden biri bildiğiniz gibi!!!)… Zaten amaç, bu şekilde Avrupa halkını hazırlamak ve sonra da Türkiye’nin AB’ye girişini referanduma bağlayarak halktan red cevabı almak..

Demokratik ve özgür diye geçinen basın şu an gerçekten felaket derecede ırkçı ve yanlı propaganda yapıyor. Zaten Le Monde sitesinde,”Kürtler için Irak savası büyük bir fırsat” başlıklı bir bölüme bile yer vermiş durumda… Ben AB’ci bir insan iken, şu anda AB’den nefret eden bir insan oldum. Onları tanıdıktan sonra kısa zamanda Türkiye’ye dönmeyi istiyorum, burada bir saniye bile kalmak istemiyorum. Üzüntüm AB’ye giremeyeceğiz falan diye değil, ancak bu kadar da aşağılanmayı, küçük düşürülmeyi ne Türk halkının ne de ülkemizin hak etmediğini düşünüyorum… Bize XV. yüzyılda Yahudilere ya da Güney Afrika’da apartheid döneminde zencilere nasıl davrandılarsa öyle davranıyorlar ve Avrupa gerçektende her bakımdan Türkiye’ye düşmanca tutum takınıyor... Bizim nasıl 600 yıl dünyayı yönettiğimize inanamıyorlar ya bunların dedeleri çok zeki ya da Osmanlıların torunları çok geri zekalı, biz onları almak istemediğimiz halde bizim birliğe girmek istiyorlar, bir insan, bir ülke bu kadar onursuz bu kadar aşağılık bu kadar şerefsiz olur mu diye konuşuyorlar. Bu arada dün de elime ortaokul ve liselilerin okudukları bir tarih kitabi geçti… Türkiye’yi koloni ülkesi gibi görüyorlar ve gösteriyorlar… (medya yoluyla) Bu okullarda okutulan kitaba korkunç bir karikatür koymuşlar, (ağlayasım geldi) yani Cezayir, Tunus gibi falan… Ve diyorlar ki Ortadoğu’da Türkiye’nin dışında hiçbir Müslüman ülkesi de bağımsızlığını 2. Dünya Savaşı’na kadar alamadı… Buyurun bakalım… Sonuçta verdiğimiz işgalcilerden kurtuluş savaşıydı, tıpkı Fransa’nın Almanlara karşı savaştığı gibi, kolonilikten kurtulma savası değil!!!  Sonuç olarak,  Avrupa medeniyeti bitmiş arkadaşım… İnan ki burası ırkçılık, Haçlı zihniyeti ve ikiyüzlülükten geçilmiyor, sen Türkiye’de AB isteyen insanları 3-4 gruba ayırmıştın, unutmadığım kadarıyla biri yerli işbirlikçi sermaye ve medya, bu gurubun girmek istemesine hak veriyordun, çünkü onlar ürettikleri malları Avrupa’da istedikleri gibi satacaklardı. Çünkü onlar için para önemliydi, sence onlar haklıydı, bence de haklı, ikincisi grup olarak bizleri sol, sosyal demokrat, laikçiler ya da sahte Atatürkçüler (her şeyin sahtesi olduğu gibi, şimdi de Atatürkçülerin sahtesi, milliyetçilerin sahtesi ve Müslümanların da sahtesi çıktı diyordun. Atatürk olsaydı, AB’ye karşı çıkardı, AB taraftarlarını da mandacılıkla suçlardı diyordun. Atatürk’ün en çok önem verdiği şey bağımsızlıktı, hatta ‘Bağımsızlık benim karakterimdir’ sözünü bize hatırlatmıştın.) diye adlandırıyordun. Sevgili arkadaşım, Avrupalılar Atatürk’ten nefret ediyorlar, çünkü Atatürk onların emperyalist planlarını en iyi anlayıp stratejisini ona göre belirlemiş, kısaca emperyalist ülkelerin tüm planlarını bozmuştur. Atatürk’e olan nefretleri onların emperyalist planlarını bozmasından kaynaklanıyor.

Sevgili arkadaşım batı 80 yıl önce ne düşünüyorsa da simdi de aynı düşüncede, yani hiç değişmemiş, ırkçı, iki yüzlü ve aşağılık, senin Atatürk hayranlığını simdi daha iyi anlıyorum. Üçüncü grup olarak AB’ye onurumuzla gireceğiz diyen sahte milliyetçileri (sende onlara b…. içine onurlu bir şekilde girilir mi diyordun), dördüncü grup olarak Müslümanlığı anlamamış, kendini Müslüman sanan dinci kesim (bunlar da eğer AB’ye girersek turban serbest olacak dediğinde de sende b….. içine girdikten sonra turban taksan ne olur takmasan ne olur dediğin kişiler), senin zavallı dediğin kesim sevgili arkadaşım en çok aşağılanan kesim ise bunlar, çünkü o da İslam’a olan nefretlerinden kaynaklanıyor.

Sevgili arkadaşım Tayip Erdoğan’ın İtalya’ya koşarak gidisini de alaya almışlar, İtalyan başbakanın davranışlarını ben Fransa da nasıl alay edildiğini anlayabiliyorum, acaba Erdoğan İtalya başbakanın yanındayken kendisiyle alay edildiğini anlayamıyor mu, eğer o anlayamıyorsa yanındakiler de anlayamıyor mu, birilerinin onları uyarması gerekiyor, kısaca sevgili arkadaşım Avrupalı liderler bizimle resmen oynuyorlar, bizim medya bunların hepsini biliyordur herhalde, bilmemesi imkansız, sen de bana sen bizim medyanın AB uşağı olduğu bilmiyor musun diyeceksin, belki bir tanesi çıkar da yazar diye düşünüyorum sevgili arkadaşım, sen yine haklı çıktın eskiden sana çok kızıyorduk ama şimdi buradaki arkadaşların hepsi sana hak veriyorlar, hatta senin buraları görmeden nasıl doğru düşündüğünü düşünüyoruz sevgili arkadaşım, tüm arkadaşlar gizli de olsa sana karsı simdi hayranlık duyuyorlar.    Aslında sen yanlış ülkede yaşıyorsun. Çünkü senin değerini buraya geldikten sonra daha iyi anladım, çünkü Avrupalılar sürekli okuyor, senin şanssızlığın Türkiye’deki insanların okuma özürlüsü olması, eğer sen Paris’te olsaydın bir numara olurdun. Mesajıma son verirken bir de çağrıda bulunmak istiyorum, Fransızca bilen arkadaşlar, lütfen güzel Fransızcanızla, biraz da bizim sesimizi duyuralım... Le Monde ve Le Figaro okuyucu köşesinde mektupları yayınlıyor. Fransızca bilen arkadaşlar, eleştirilerinizi, Avrupa’nın ırkçılığını, Türkiye’ye karşı nasıl her zaman düşmanca tutum alındığı hakkında biraz fikirlerimizi gönderirsek, belki birinciyi, ikinciyi yayınlamazlar ama 10.yu belki yayınlayabilirler.

Le Figaro: direction.redaction @lefigaro.fr

Le Monde: 21 bis, rue Claude-Bernard, 75242 Paris/France

 


Abonelik için tıklayınız.

- Geri -

 
 | Gündem / Haber | Tarihçe | Yazarlar | Arşiv | Resim Galerisi | MP3 Bölümü |
 | Görüş ve Öneriler
| Abonelik | Künye | Bağlantılar |Vakıf | Ulaşım |